* Münâcât türünün muhteva ve üslup özelliklerini taşıyan manzume veya manzum parçayı nitelemek üzere tezkirelerde kullanılan ifade.
“Münâcât”, Arapça ن-ج-و (n-c-v) kökünden türeyen müfâale bâbı masdarıdır. Bu kök aslında “gizli bir şeyi/sırrını/hislerini açmak, gizlice söylemek” (Mutçalı, 1995, s. 867) anlamına gelir. Aynı kökten “nâcî” (sırrını, sıkıntılarını) açmak, gizlice söylemek), “tenâcî” ((sırlarını/duygularını vb.i) birbirine açılmak,fısıldaşmak, görüş alışverişi yapmak, fikir teatisinde bulunmak), “necvâ” (gizli konuşma; fısıltı), “necî” (sır, sırdaş, yakın arkadaş, dost) gibi kelimeler de türemiştir. Bu kök bağlamında “münâcât” da “gizli konuşma; sır açma” (Mutçalı,1995, s. 867), “fısıldamak”, “dergâh-ı ilâhîye duâ, niyâz etmek, yalvarmak” (Kâmûs-ı Osmânî, c. 4, s. 534) anlamlarına gelmektedir. Ayrıca edebî bir tür olarak Cenâb-ı Hakk’a hitâben duâ ve niyâzı mutazammın şiir ve manzûmelere de “münâcât” denilmektedir (Kâmûs-ı Türkî, s. 1409; Lehçe-i Osmânî, c. 2, s. 1402). Türk dinî mûsikisinde aynı konu etrafında yazılmış, ramazan ayı boyunca sabah ezanından önce minarede temcîdlerle birlikte okunan manzumelere de “münâcât” adı verilmiştir (Macit, 2020, s. 562).
“Münâcât” kelimesi Kur’ân-ı Kerîm’de isim (masdar) olarak geçmez ancak kelimenin türediği kök çeşitli türevleriyle yer alır: “nâcâ” (husûsî/gizli konuşmak) (Mücâde, 58/12), “tenâcâ” (birbirleriyle gizlice konuşmak) (Mücâdele, 58/9), “necvâ” (gizli konuşma/fısıltı) (Mücâdele, 58/8), “necî” (gizlice konuşan/husûsî görüşen) (Meryem, 19/52).
Farsça bir kelime olan “gûne”, sözlüklerde “yanak, yüz” anlamlarının yanı sıra “cins, tür, çeşit, tarz, şekil, görünüş, benzerlik ve renk” gibi anlamlarla da kaydedilmektedir. Bunun yanında Farsçada “-gûne”, isimlere eklenerek “…gibi”, “…tarzında” ve “…niteliğinde” anlamı kazandıran, benzerlik bildiren bir ek olarak kullanılmaktadır (Dihhudâ).
Bu itibarla “münâcât-gûne” terkibi, “münâcât gibi”, “münâcât tarzında”, “münâcât üslûbuyla”, “münâcât niteliğinde”, “münâcât görünümünde” anlamlarını ifade etmektedir. Dolayısıyla bu kullanım bir metnin veya bölümün münâcâtın özelliklerini taşıdığını, münâcât üslubunda kaleme alındığını belirten bir nitelemedir.
Münâcât türünün muhteva ve üslup özelliklerini taşıyan manzume veya manzum parça.
“Münâcât-gûne” teriminin tezkirelerde kullanımına dair yapılan taramalar neticesinde sadece Mîrzâ-zâde Mehmed Sâlim Efendi’nin Tezkiretü’ş-Şu‘arâ’sında bir yerde kullanıldığı tespit edilmiştir. Sâlim Efendi, Nesîb hakkında bilgi verdiği bölümde onun bütün ilim ve maârifi şahsında toplamış, bütün kemâl vasıflarını hâiz muhterem bir zât olduğunu, dolayısıyla şiir ve inşâ sahasında da aynı derecede temâyüz etmesinin tabiî bulunduğunu ifade ettikten sonra, hazırladığı mecmuanın şeref ve itibarının onun yüce adıyla daha da artmasını sağlamak amacıyla eserleri arasından seçtiği bir rubâîyi bu sıfatla nakletmiştir (Örnek 1).
Tezkirelerde “münâcât-gûne” terimi sadece Mîrzâ-zâde Mehmed Sâlim Efendi’nin Tezkiretü’ş-Şu‘arâ’sında bir yerde geçmektedir.
Örnek 1:
münâcât-gûne bu rübâʽî-i şerîfleri tastîr olundu.
Rubâʽî
Etmekde recâ lisân-ı hâlim her şeb
Ey dergeh-i ʽafvi âsiyâne matlab
Levh-i kerem üzre hâne-i fazlınla
Müsvedde-i hˇâhişim beyâz et yâ Rab (İnce, 2018, s. 436-437).
Ahmed Vefik Paşa. (1293). Lehce-i Osmânî. İstanbul: Tabhâne-i Âmire.
Dihhudâ. Luġatnâme. https://dehkhoda.ut.ac.ir/fa/dictionary
İnce, A. (hzl.) (2018). Mı̂rzâ-zâde Mehmed Sâlı̇m Efendı̇ Tezkı̇retü’ş-şu‘arâ (İnceleme-Metin). Ankara: T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-203805/mirza-zade-mehmed-salim-tezkiretu39s-su39ara.html
Macit, M. (2020). “Münâcât”. Ankara: TDV İslâm Ansiklopedisi. c. 31. İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, s. 562-564.
Mehmed Salâhî (1322). Kâmûs-ı Osmânî. İstanbul: Mahmud Bey Matbaası.
Mutçalı, S. (1995). Arapça-Türkçe Sözlük. İstanbul: Dağarcık.
Şemseddin Sâmî (2004). Kâmûs-ı Türkî. İstanbul: Çağrı Yayınları.