* Eski bir kimya terimi olarak sözlüklerde “kırmızı kükürt, toprağı altına çeviren ve pek az bulunan iksir, altın” anlamlarına gelen, edebî metinlerde ise ‘‘kıymetli, nadir bulunan, büyük velî, iksir, kırmızı kükürt’’ anlamlarında kullanılan terim.
Kibrît-i ahmer, Arapça kökenli birleşik isim olup kibrît ile ahmer sözcüklerinin birleşimiyle oluşmuş eski bir kimya terimidir. Terkibe, Resimli Kâmûs-ı Osmânî’de ‘‘kırmızı kükürt’’ (s. 867) anlamı, Lügat-ı Nâcî'de ‘‘kırmızı kükürt, eski kimyagerlere göre az bulunur bir iksir’’ (2006, s. 614) anlamı, Kâmûs-ı Türkî’de ‘‘altın’’ (Şemsettin Sâmî, 1899, s. 1142) anlamı, Mükemmel Osmanlı Lugatı’nda ‘‘kimyager iksiri’’ (Ali Nazîmâ, Fâik Reşâd, 1901, s. 589) anlamı, Lügat-i Remzî’de ise ‘‘kimyagerlerin iksir tabir ettikleri şey ki, mevhûmat-ı cahiliyye ve tama’dandur’’ (Remzî, 1305, s. 184) anlamı verilmiştir.
Kibrît-i ahmer, bir kimya terimi olmasının yanında edebî bir terimdir. Eski kimyagerlerin dilinde toprağı altına çeviren ve nadir bulunan bir iksirken, edebî metinlerde ise ‘‘Efsanevi bir mahiyet taşıyan kibrît-i ahmer, rivayete göre güneyde, denize yakın bölgelerde nadiren bulunur. Bu sebepten eşi emsali bulunmayan bir insana “kibrît-i ahmer” derler (Çeçen, 2012 s. 764).’’ anlamını kapsayacak şekilde kıymetli, nadir bulunan, büyük şahsiyet anlamında kullanılmıştır. Terim, ‘‘…velînin ulaştığı yüksek derecenin kemaline işaret için kullanılan ‘kibrît-i ahmer’ tabiri bu yolcuğun nihayetini ifade ettiği gibi, aynı zamanda taraftarlarına göre de İbnü’l-Arabî’nin kendisini ifade eder’’ (Deniz, 2006, s. 189-195) değerlendirmesinde görüldüğü üzere tasavvufî bir terim olarak da kullanılmıştır. Terimin ‘‘kıymetli, nadir bulunan, iksir, kırmızı kükürt’’ terim anlamları da tespit edilmiştir.
Kibrît-i ahmer'in tezkirelerde ilk kullanımı Anadolu sahasını aşıp Feridüddîn Attâr'ın Tezkiretü'l-Evliyâ'sına kadar uzanmaktadır. Buradaki ilk kullanım "...gönül ehli, kibrît-i ahmer gibi nadir bulunur (Ferîdüddîn Attâr, 1984, s. 49)" şeklinde eski bir kimya terimi olarak "kıymetli, nadir bulunan" anlamında kullanılmıştır. Kibrît-i ahmer teriminin kullanımı, çok eskilere dayansa da tezkirelerde sınırlı sayıda geçmektedir. Kınalızâde (Örnek 1) ile Mehmet Tevfîk'in (Örnek 2) Cevherî için yer verdikleri aynı hikayede kibrît-i ahmer ile kâmil ve velî insan mertebesine ulaşma kastedilerek "iksir" anlamında kullanılırken, Ali Emîrî'nin Tezkire-i Şuʻarâ-yı Âmid’inde (Örnek 3) Şeyh Muhyiddin Arabî için hem bir lakap olacak şekilde hem de ‘‘kıymetli, nadir bulunan, büyük velî, şahsiyet’’ anlamında kullanılmıştır.
Kibrît-i ahmer terimi, tezkirelerin biyografik bilgi kısımlarının devamında verilen örnek şiirlerde de sınırlı sayıda geçmektedir. Tezkire-i Şu‘arâ-yi Âmid’de, Yûsuf Râ’if Efendi’den alıntılanan bir beyitte (Örnek 4) kibrît-i ahmer, “iksir” karşılığındayken, Şefkat Tezkiresi’nde (Örnek 5) “kıymetli, nadir bulunan” anlamında kullanılmıştır. Kâf-zâde Fâ’izî’de yer verilen bir beyitte ise (Örnek 6) kibrît-i ahmer, ‘‘kırmızı kükürt’’ anlamındadır.
Terimin, Kınalızâde Tezkiresi'nde 1, Zübdetü’l-Eş’âr’da 2, Şefkat Tezkiresi’nde 2, Tezkire-i Silâhdâr-zâde'de 2, Ali Emîrî'nin Tezkire-i Şu‘arâ-yi Âmid’inde 2, Nuhbetü’l-Âsâr li-Zeyli Zubdeti’l-Eş'âr’da 1, Mehmet Tevfîk’in Kâfile-i Şu’arâ’sında 1 yerde geçtiği tespit edilmiştir.
Örnek 1:
…hikâyet idüp buyurdılar ki bu gice ol Yûsuf-i Mısr-cemâli vâkı’amda gördüm ve Züleyhâ-misâl dâmen-i visâline el urup hâk-i pâyına yüz yirde yüz sürdüm. ‘‘Bunca zemândur rûy-i zerd ve eşk-i surhla tâlib-i iksîr-i ekber ve râgıb-i kibrît-i ahmerüm hâk-pâyundan ve gerd-i ‘anbersâyundan bir üç turak ihsân ile ki çeşm-i cânuma tûtiyâ ve dîde-i gam-dîdeme cilâ virüp kuhl-i rûşenâ idinem’’ didükde bir kâgıd içine bir mikdâr toprak koyup baña ihsân eyledi (Sungurhan, 2017, s. 280).
Örnek 2:
Aradan bir eyyâm mürûrunda şeyh mahbûbunu ru'yâda görür ve Zelîhâ-misâl dâmen-i visâle el urup “Bunca zemândır çeşm-i giryân ile tâlib-i iksîr-i ekber ve râgıb-ı kibrît-i ahmerim. Hâk-i pâyından ve gerd-i kabr-sâyından bir avuç toprak ihsân eyle ki çeşm-i cânıma tûtiyâ ve dîde-i gam-dîdeye kuhl-i rûşenâ edeyim.” diye niyâzmend olması üzerine mahbûbu bir kâgıd içine azıcık toprak koyup şeyhe verir şeyh uyanır (Kutlar Oğuz vd.,2017, s. 179).
Örnek 3:
Müşârun-ileyhim hazerâtınıñ merâtib-i velâyât-ı bâ-kemâllerini bunuñla tasavvur buyurmalı ki, kibrît-i ahmer Şeyh Muhyiddîn-i Ekber kuddise sırruhü’l enver hazretleri Fütûhât-ı Mekkiyye’de; “Velâyet baʻzı vakt evlâda intikâl eyler.” buyurmuş ve buña edille ve kısas îrâd ettiği mahalde Şeyh İbrâhîm Gülşenî “Ve vulide veledehü’n-necîb” taʻbîr-i muvakkarıyla telkîb ve tahrîr buyurdukların “Kitâbü’l-lemezât”da mestûrdur.(Kadıoğlu, 2018, s. 218).
Örnek 4:
Hâk-pâyıñ etmişim iksîr-i iʻzâm iʻtikâd
Zerrece yok fâ’ide kibrît-i ahmerden baña (Kadıoğlu, 2018, s. 398).
Örnek 5:
Kibrît-i ahmer idigini hâki derk eden
Devlet-serây-ı mey-gededen dûr olur mu hîç (Kılıç, 2017, s. 45).
Örnek 6:
Yakmasa kibrît-i ahmerden çerâgı şem'-i Cem
Zer-feşân olmazdı meclisde virüp her yaña şem‘ (Kayabaşı, 1997, s. 39).
Abdülkadiroğlu, A. (hzl.) (1985). İsmail Beliğ Nuhbetü’l-Âsâr li-Zeyli Zubdeti’l-Eş'âr. Ankara: Gazi Üniversitesi Yayınları.
Ali Seydî (1914). Resimli Kâmûs-ı Osmânî. İstanbul: Matbaa-i Kütübhane-i Cihan.
Ali Nazîmâ ve Fâik Reşâd (1319). Mükemmel Osmanlı Lugatı. Dersaâdet: Şirket-i Mürettibiye Matbaası.
Çeçen, M. K. (2012). “Eski Kimyada Kibrît-i Ahmer Teriminin Klasik Türk Şiirine Yansımaları”. Türk Araştırmaları, 7 (3), 759-780. Ankara.
Deniz, Gürbüz. “İbn Arabi: Kibrit-i Ahmer’in Peşinde”. İslam Araştırmaları Dergisi 15 (Ocak2006), 189-195.
Feridüddîn Attâr (2007). Evliya Tezkireleri (Çev.: Süleyman Uludağ). İstanbul: Kabalcı Yayınevi.
Hüseyin Remzî (1305). Lügat-i Remzî. C.2. İstanbul.
Kadıoğlu, İ. (hzl.) (2018). Tezkire-i Şuʻarâ-yı Âmid. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-375473/ali-emiri-tezkire--i-suara--yi-amid.html
Kayabaşı, B. (1997). Kâf-zâde Fâ’izî’nin Zübdetü’l-Eş’ârı. (Yayımlanmamış Doktora Tezi). İnönü Üniversitesi. SBE.
Kılıç, F. (hzl.) (2017). Şefkat Tezkiresi (Tezkîre-i Şu’arâ-yı Şefkat-i Bagdâdî). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194367/sefkat-tezkiresi-tezkire-i-suara-yi-sefkat-i-bagdadi.html
Kutlar Oğuz, F. S. vd. (hzl.) (2017). Mehmed Tevfîk Kâfile-i Şu’arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-196469/mehmed-tevfik-kafile-i-su39ara.html
Muallim Nâcî (2006). Lügat-i Nâcî. İstanbul: Çağrı Yay.
Öztürk, F. (hzl.) (2018). Silâhdâr-zâde Mehmed Emîn Tezkire-i Silâhdâr-zâde. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-209345/tezkire-i-silahdar-zade.html
Sungurhan, A. (hzl.) (2017a). Kınalızâde Hasan Çelebı̇ Tezkı̇retü’ş-Şu’arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194494/kinalizade-hasan-celebi-tezkiretus-s-uara.html