MAMÛR (MAʿMŪR)

ma‘mûre, ma‘mûret, ma‘mûrî, dört başı ma‘mûr


* En temel şekilde bir yapı inşası ya da tamiri veya bir bölgenin bayındır hâle getirilmesi anlamında kullanılmakla beraber kelimenin anlamı, mecaz yolu ile bir bölgede müspet birtakım hasletler ya da bu hasletleri haiz kişiler bulunması, bir kişinin iç dünyasını müspet hasletler ile zenginleştirmesi, bir konuda yetenekli/bilgili olması ya da eğitim, maddi veya manevi destek yoluyla başka kişilere müspet hasletler kazandırması ya da kazanmasına yardımcı olması, bir edebî metnin yapı ve içerik bakımından iyi bir şekilde hazırlanması ve bir şeyin her yönüyle mükemmel olması gibi anlamları kapsayacak şekilde genişletilmiş değerlendirme ifadesi.



Sözlük Anlamı

Ma‘mûr kelimesi, Türkçe sözlüklerde genellikle mimari bir anlam alanına sahiptir. Kelimenin bu yönüyle en kapsamlı tanımı Lügat-i Remzi’de bulunabilir: “Harap olmayan, yapılı ve şenlikli olan ve abadan ve tamirli olan ve haneleri ve bağ ve bahçe ve mera ve mezrası ve ahalisi çok olan mahal.” (Hüseyin Remzî, 1305).

Kelimenin bu anlamından türeyen mecazi anlamları, klasik sözlüklerde yalnızca Lexicon’da tespit edilmiştir. Redhouse kelimenin “tecelli ile bir kalbin aydınlanması” ve “Beyt-i Ma‘mûr” alt maddesinde “bir müminin kalbi” anlamlarını verir (2011). 

Sözlük maddelerinde sıklıkla “dört başı ma’mûr” deyimi, “mükemmel, mesut” anlamları ile yer alır (Ahmet Vefik Paşa, 1876; Nazîmâ & Faik Reşad, 2009; Şemseddin Sami, 2012; Toven, 2015).




Terim Anlamı

Kelimenin tanımlanmış bir anlamı bulunmamaktadır. Bununla beraber tezkirelerdeki tanıklar incelendiğinde, ma‘mûr ifadesinin genellikle bir eserin içeriği yanında yapısal unsurlar açısından da iyi yapılandırılmış olduğu görülür. Ma’mûr terimi içeriği iyi yapılandırılmış eserler için de  şair ve ediplerin edebî ya da edebiyat dışı müsbet hasletlerle donanımlı olduğunu belirtmek için de kullanılır. Terim sıklıkla müsbet olduğu açık fakat bağlamı muğlak bir biçimde edebî ifadelerde yer alır.




Tezkirelerdeki Bağlam Anlamı

Tezkirelerde ma’mûr etme kavramı, en temel şekilde bir yapıyı inşa ya da tamir etmek ya da bir bölgeyi, gerekli ve yapılarla doldurmak anlamında kullanılmakla beraber kelimenin anlamı, mecaz yolu ile bir muhitte müspet birtakım hasletler ya da bu hasletleri haiz kişiler bulunması, bir kişinin iç dünyasını müsbet hasletler ile zenginleştirmesi, bir konuda yetenekli/bilgili olması ya da eğitim, maddi veya manevi destek yoluyla başka kişilere müsbet hasletler kazandırması ya da kazanmasına yardımcı olması, bir edebî metni yapı ve içerik bakımından iyi bir şekilde hazırlanması gibi anlamları kapsayacak şekilde genişletilmiştir.

Bir bina ma’mûr etmek genellikle inşa etmekle aynı anlamdadır. Tezkirelerde medrese, tekke, mescit, hamam, kasr ve Haydarhâne gibi birçok binanın yapımından ma’mûr terimi ile bahsedilir. Bir bina için sıfat olarak kullanıldığında ise genellikle binanın sağlamlığına işaret eder. Eski tarihte yapılmış binaların tezkire yazıldığı tarihte ayakta olup olmadığı bu terimle okuyucuya bildirilir.

Ma’mûre kelimesi; ülke, bölge, şehir, belde veya karye gibi idari bölümler için de kullanılabilir. Padişahlardan övgüyle bahsedilirken ülkeleri “memâlik-i ma‘mûre” olarak adlandırılır ya da idari birimler “ma’mûre-i Mora” veya “Kal‘acik nâm belde-i ma‘mûre” örneklerindeki gibi isimlendirilebilir. Beyânî, ayrıca Ankara’nın tarih kitaplarında “Mamuriyye” olarak anıldığı belirtilir. Bir yer adı olarak “Ma‘mûretü’l-‘Azîz” son dönem tezkirelerinde sıkça geçmektedir. Bir bölgenin ma’mûr kabul edilmesi için genellikle hamam, mescit, tekke ve evler gibi binaları ihtiva etmesi gerekirken bağ, bahçe, sahra ve dağları gibi doğal güzellikleri ile de mamur sayılan bölgelere rastlanır. Ayrıca içindeki seçkin kişiler, ulemalar ya da kalabalık bir ahali ile ma’mûr sayılabilir. Örneğin, Kıbrıs’ın iskanı, Kınalızâde tarafından “etrâf-ı memâlik-i islâmdan re’âyâ sürülmek ile fi’l-cümle ma’mûr u âbâdân olmış” diyerek ifade edilir. Farklı bir imar örneği de bir bölgedeki karışıklığı gidermektir. Bu sebeple, Samsûnîzâde Ahmed Efendi’nin Anadolu, Acem ve Arap memleketlerindeki “def‘-i muhâlif ü ref‘-i mezâlim” (muhalifleri def etme ve zulümleri ortadan kaldırma) faaliyetleri “kavî-sâz-ı bünyân-ı mülk-i ma‘mûr” (ma’mûr şehirlerin temelini güçlendirmek) olarak değerlendirilir.

Ma’mûr kelimesi, olumlu hasletlere haiz kişilerin sağlam bir binaya ya da içinde güzel yapıların bulunduğu bir şehre benzetilmesi yoluyla sıklıkla kullanılır. Bu hasletler güzel ahlaka dair sıfatlar, manevi hâller ya da eğitim yoluyla edinilmiş vasıflar olabilir. Örneğin meşayıh, “ezhâr-ı velâyât u havârık-ı ‘âdâtla” (veliliğini gösterme ve kerametleri) ile ma’mûr olurken ulemadan kişiler “ilim, maarif ve fünun” benzeri vasıflarla beraber anılmaktadır. İlmini ve maneviyatını birlikte geliştirenler ise “zâhir ü bâtını ma‘mûr” kişilerdir. Aynı şekilde bir kişi, güzel ahlakı, cömertliği, fazileti ya da olgunluğu sayesinde ma’mûr olabilir. Kişiler böylece dört başı ma’mûr bir karaktere sahip olmakla kalmaz ayrıca bu faziletler, sahiplerini “dîn ü dünyâ”sını ma’mûr eder.

Terimin edebiyat ile bağlantısı şairlerin edebî nitelikleri ile ma’mûr olması ya da nazım ya da nesirlerin ma’mûr olarak tanımlanması yoluyla olur. Terimin edebî anlamı muğlaktır genellikle iştikak ve seci sanatları ile kullanıldığı için beraber kullanıldığı terimlerin anlamsal bir yakınlığa mı yoksa şeklî bir kullanımı mı gösterdiği tartışmalıdır. Fakat terimin muhkem, metîn, rasîn ve rezîn gibi terimlerle beraber ve muhayyel, veya ma’nîdâr gibi terimler ile karşıtlık içinde kullanılması terimin şiirin yapısal sağlamlığını ifade için kullanıldığını düşündürür. Bununla beraber terimin masnû’, meşhûr, maʿrūf, mu‘ammer veya meysûr gibi ifadelerle birlikte bağlamsal anlamı oldukça belirsiz şekilde kullanıldığı ya da eserin güzel manalarla ma’mûr olduğunu belirten örnekler de görülebilir.

Şairler için de mimar ifadesi kullanılsa da Dülgerzâde Efendi örneğinde bu kullanımın edebî olmaktan çok tenasüp ile alakalı olduğunu düşündürür. Ma’mûr kelimesi ise şairler için temelde iki bağlamda kullanılır. Bunlardan ilki bir şairin ihsan görerek ma’mûr olmasıdır. Kelime bu anlamı ile “ma’mûr eden” hâmîler için de kullanılır. İhsan görmeyen ya da kalender meşrep şairler için “zâhirde harâbâtî ve bâtınında ma’mûr” ya da “gerek ma’mûr gerek vîrâne” gibi ifadeler de kullanılabilir. Bir şair sadece maddi ihsanla değil; eğitim, destek veya manevi feyz gibi her türlü lütufla  ma’mûr olabilir.

Ma’mûr kelimesinin sık kullanımlarından biri de uzun tensîkü’s-sıfât örneklerinden sonra kişinin tüm bu olumlu sıfatlarla “dört başı ma’mûr” olduğunun belirtilmesidir. “Dört başı ma’mûr” deyimi tezkirelerde “her ciheti/cemî‘-i cihâtı/her cânibi/tamâm mertebede ma’mûr” gibi deyimlerle birlikte kullanılır. Kelimenin bağlamını özetlemek adına bu deyimlerden bazıları aşağıdaki özetlenebilir. Sahip olunduğu için ma’mûr olunan hasletler: fazilet, belagat, ilim, marifet, maarif, şeref, dâniş, zühd, salah, maneviyat, vakar, sebük-rûh, şîrîn-kelâm, nîk-nâm ve şân, kemal, ʿadl, bezl, selâmet-i zihn, selâkat-i tabʿa, letâfet-i ʿakl, nekâhet-i fikr, cezālet, selâset, şûh-tabʿ, şûrîdeşân, şûr-engîz, ʿakl, temyîz, ʿişve-sâz, ʿâşık-nevâz, vefâ-pîşe, şikâr-endîşe, kemâl, ʿirfân, nâzük-tabʿ, suhan-dân, hoş-mezâk, zarâfet, rind, harîf, ʿayyâş, evbâş, rind, kallâş, hoş-edâ, hûb-sad3a, maʿnîdâr, fevâzıl, fezâʾil, ʿilm, fazîlet, kemâl, maʿrifet, ‘irfân, cûd, ihsân, üstüvâr, , cur‘a-nûş-ı eslâf-ı erbâb-ı tarîkat, reh-nümâ-yı dîn, pey-rev-i sahâbe vü tâbi‘în, mürşid-i kâmil, edîb ü vakûr, mâ-lâ-ya‘nî tekellümünden mehcûr. 

Kelimenin kemâl, mükemmel ve bî-kusûr gibi değerlendirmelerle beraber kullanılması, tek başına da “dört başı ma’mûr” ifadesinin kısaltması olarak değerlendirilebileceğini gösterir.




Tezkirelerdeki Kullanım Sıklığı

Kelime Sehî Bey’in Heşt Bihişt’inde 4, Latîfî’nin Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ’sında 12, Ahdî Bağdadî’nin Gülşen-i Şu'arâ’sında 2, Âşık Çelebi’nin Meşâ’irü’ş-Şu’arâ’sında 38, Kınalızâde Hasan Çelebi’nin Tezkiretü'ş-Şu'ârâ’sında 24, Beyânî Tezkiresi’nde 2, Âlî’nin Künhü'l-Ahbâr'ında 5 (eserde terim anlamı dışında iki yüzden fazla geçmektedir), Rıza Tezkiresi’nde 6, Sâlim Tezkiresi’nde 53, Safvet’in Nuhbetü'l-Âsâr’ında 5, Esrâr Dede’nin Tezkire-i Şu’arâ-yı Mevleviyye’sinde 8, Ayvansarâyî Tezkiresi’nde 3, Şefkat-i Bağdâdî’de 1, Esad Mehmed’in Bağçe-i Safâ-endûz’unda 2, Şâhidü'l-Müverrihin’de 3, Fatin’in Hâtimetü'l-Eş'âr’ında 4, Çaylak Tevfik’in Kâfile-i Şu'arâ’sında 7, Faik Reşad’ın Târîh-i Edebiyât-ı Osmâniyye’sinde 2, Ahmed Bâdî’nin Riyâz-ı Belde-i Edirne’sinde 2, Mehmed Sirâceddîn’in Mecma‘-i Şu‘arâ ve Tezkire-i Üdebâ’sında 4, Ali Emirî’nin Mir’âtü’l-Fevâ’id Fî Terâcimi Meşâhiri Âmid’inde 9, İbnülemin’in Son Asır Türk Şairleri’nde 9 yerde bulunmaktadır.

Kavram; Şakâ'ik zeyllerinde de sıkça kullanılır: Mecdî’nin Hadâ'iku'ş-Şakâ'ik'inde 18, Atâyî’nin Hadâ'iku'l-Hakâ'ik'inde 37, Uşşâkîzâde Seyyid İbrâhîm Hasîb’in Zeyl-i Şakâ'ik’inde 10, Şeyhî Mehmed’in Vekâyi‘u’l-Fuzalâ'sında 22, Fındıklılı İsmet’in Tekmiletü’ş-Şakâ’ik’inde 3, Habîbî’nin Şakâ'ik Tercümesi’nde 28 yerde karşımıza çıkmaktadır.

Söz konusu eserlerdeki şiir ve metin örneklerinde geçen tanıklar ya da sadece örneklerde tanığa yer veren eserler dahil edilmemiştir.




Örnekler

Örnek 1: 

Sonradan Agras medresesin taleb idüp ol medreseden bedel bir mikdar kendisine oturak akça itdürüp İstanbul mukâbelesinde Beşiktaşı dimekle meşhûr ev ve hammâm ve cum‘a mescidin binâ idüp ol mahalli ma‘mûr idüp anda geçinürken televvüni gâlib olup evini ve hammâmını ve mescidini satıp, Ka‘be-i şerîfe şerrefehâ’llâh cânibine gidüp hâliyâ Mekke ḳurbında Dikke nâm kasabada olur (İpekten vd., 2017, s. 109).

Örnek 2:

Mezbûr mezkûr Cezrînün gulâm-ı hâne-zâdı sûretâ bende ve ma‘nîde âzâdî idi ve büyût-ı ebyâtı kemâl-i metânetde muhkem ü metîn ü ma‘mûrdur (Canım, 2018, s. 321).

Örnek 3:

Mezbûr dahı beyt-i ‘ilm ü kemâlde mürebbâ olmış ve riyâz-ı fazl u ‘irfânda neşv ü nemâ bulmış temîme ve şâh-ı ‘ilm ü dâniş yetîme kılâde-i ‘irfân u binîş çemen-ârâ-yı ‘âlem-i ‘ilm ü kemâl zînet-efzâ-yı sarây-ı ma’ârif ü efdâl muvaşşah-ı kılâde-i kemâlât fasîh-i makâlât fazl-ı bî-gâyât envâ’-ı mekârim-i ahlâk ile meşhûr her ciheti mükemmel ü ma’mûr bir zât-ı me’âlî-mevfûrdur (Sungurhan, 2017, s. 795)




Kaynaklar

Adıgüzel, N. (2008). Edirneli Ahmet Bâdî’nin “Riyâz-ı Belde-i Edirne” Adlı Eserinin Tezkire Kısmı. Doktora Tezi. Edirne: Trakya Üniversitesi.

Ahmet Vefik Paşa. (1876). Lehçe-i Osmânî. Matbaa-i ’Âmire.

Alpaydın, B., Odunkıran, F. (hzl.) (2022). Mecdî’nin Şakâ’ik Tercümesi, Hadâ’iku’ş-Şakâ’ik . İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayınları. Erişim adresi: ekitap.yek.gov.tr/urun/hada’iku-s-saka’ik--takim-2-cilt-_791.aspx?CatId=272

Arslan, M. (hzl.) (2018). M. Sirâceddîn Mecma‘-i Şu‘arâ ve Tezkire-i Üdebâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/58597,mecma-i-suara-ve-tezkire-i-udeba-pdf.pdf?0

Aydemir, E., ve Özer, F. (hzl.) (2019). Faik Reşâd -Eslâf. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-242935/eslaf-faik-resad.html 

Birinci, A. (hzl.) (1305). Hüseyin Remzi Lügat-i Remzi. İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayınları. Erişim adresi: ekitap.yek.gov.tr/urun/lugat-i-remzi--takim-2-cilt-_634.aspx 

Canım, R. (hzl.)(2018). Latîfî-Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ.  Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html

Çiftçi, Ö. (hzl.) (2017). Fatîn Tezkiresi (Hâtimetü’l-Eşâr). Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-195831/fatin-tezkiresi.html 

Donuk, S. (hzl.) (2017). Hadâ’iku’l-Hakâ’ik fî Tekmileti’ş-Şakâ’ik, Nev‘îzâde Atâyî’nin Şakâ’ik Zeyli. İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayınları. Erişim adresi: ekitap.yek.gov.tr/urun/hadaiku-l-hakaik-fi-tekmileti-s-saka’ik--takim-2-cilt-_620.aspx?CatId=272

Donuk, S. (hzl.)(2020). Gelibolulu Âlî Künhü’l-Ahbâr. İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayınları. Erişim adresi: ekitap.yek.gov.tr/urun/kunhu’l-ahbar--takim-5-cilt-_821.aspx

Ekinci, R. (2011). Vefeyât-ı Ayvansarâyî (İnceleme—Tenkitli Metin). Doktora Tezi. Manisa: Celal Bayar Üniversitesi.

Ekinci, R. (2018). Vekâyi‘u’l-Fuzalâ . İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayınları. Erişim adresi: ekitap.yek.gov.tr/urun/vekayi‘u’l-fuzala--takim-4-cilt-_628.aspx?CatId=272 

Ekinci, R. (hzl.) (2021). Habîbî’nin Şakâ’ik Tercümesi, ed-Devhatü’l-İrfâniyye fî Ravzati Ulemâ’i’l-Osmâniyye. İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayınları. Erişim adresi: ekitap.yek.gov.tr/urun/ed-devhatu’l-irfaniyye-fi-ravzati-ulema’i’l-osmaniyye_752.aspx?CatId=272

Genç, İ. (hzl.)(2018). Esrâr Dede Tezkire-i Şu’arâ-yı Mevleviyye. Ankara: T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi:  https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-206275/tezkire-i-suara-yi-mevleviyye.html 

Güzel, B. (2012). Kemiksiz-zâde Safvet Mustafa ve “Nuhbetü’l-Âsâr min Ferâidi’l-Eş’âr” İsimli Şair Tezkiresi. Doktora Tezi. Ankara: Gazi Üniversitesi.

İnal, İ. M. K. (1969). Son asır Türk şairleri. İstanbul: MEB Yayınları.

İnce, A. (hzl.) (2018). Mı̂rzâ-zâde Mehmed Sâlı̇m Efendı̇ Tezkı̇retü’ş-şu‘arâ (İnceleme-Metin). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-203805/mirza-zade-mehmed-salim-tezkiretu39s-su39ara.html 

İpekten, H., Kut, G., İsen, M., Ayan, H., Karabey, T. (hzl.) (2017). Heşt Bihişt Sehî Beg. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi:  https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-78460/tezkireler.html 

Kılıç, F. (hzl.) (2017). Şefkat Tezkiresi (Tezkîre-i Şu’arâ-yı Şefkat-i Bagdâdî). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194367/sefkat-tezkiresi-tezkire-i-suara-yi-sefkat-i-bagdadi.html 

Kılıç, F. (hzl.) (2018). Âşık Çelebi Meşâ‘irü’ş-Şu‘arâ.  Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-210485/asik-celebi-mesairus-suara.html

Kut, G., M. Öğmen, & A. Demir (hzl.)(2014). Ali Emîrî Mir’âtü’l-Fevâ’id fî Terâcimi Meşâhîri Âmid . İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayınları. Erişim adresi:  ekitap.yek.gov.tr/urun/mir-atu-l-fevaid-fi-teracimi-mesahir-i-amid--takim-2-cilt-_546.aspx 

Kutlar Oğuz, F. S., Çakır, M., & Koncu, H. (hzl.) (2017). Mehmed Tevfik-Kâfile-i Şu’arâ. Ankara: T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-196469/mehmed-tevfik-kafile-i-su39ara.html   

Lane, E. W. (1863, 93). Arabic-English lexicon. Williams and Norgate. Erişim adresi:  http://arabiclexicon.hawramani.com/william-edward-lane-arabic-english-lexicon/

Nazîmâ, A. & Faik Reşad. (2009). Mükemmel Osmanlı Lügati (N. Birinci, K. Yetiş, F. Andı, E. Ülgen, N. Sağlam, & A. Ş. Çorok, Ed.). Ankara: TDK Yayınları.

Nişanyan, S. (2015). Nişanyan Sözlük. Erişim adresi: https://www.nisanyansozluk.com

Oğraş, R. (hzl.) (1995). Esad Mehmed Efendi’nin Hayatı, Edebî Kişiliği ve Şâhidü’l-Müverrihîn Adlı Eserinin Metni. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-78464/esad-mehmed-efendi---sahidul-muverrihin.html 

Oğraş, R. (hzl.) (2018). Esad Mehmed Efendi Bâğçe-i Safâ-Endûz. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-212024/esad-mehmed-efendi-bagce-i-safa-enduz.html   

Örs, D. (hzl.) (2017). Hasîb Zeyl-i Şakâ’ik . İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayınları. Erişim adresi: ekitap.yek.gov.tr/urun/zeyl-i-saka’ik_621.aspx?CatId=272

Redhouse, J. W. (2011). Turkish and English lexicon. İstanbul: Çağrı Yayınları.

Salmoné, H. A. (1889). An advanced learner’s arabic-english dictionary. Librairie du Liban. Erişim adresi: https://arabiclexicon.hawramani.com/habib-anthony-salmone-an-advanced-learners-arabic-english-dictionary/ 

Sungurhan, A. (hzl.) (2017). Beyânî Tezkiresi (Tezkiretü’ş-şu’arâ) . Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194495/beyani-tezkiresi-tezkiretus-suara.html 

Sungurhan, A. (hzl.) (2017). Kınalızâde Hasan Çelebi Tezkiretü’ş-Şu’arâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194494/kinalizade-hasan-celebi-tezkiretus-s-uara.html 

Şemseddin Sami. (2012). Kâmûs-ı Türkî (R. Gündoğdu, N. Adıgüzel, & E. F. Önal, Ed.). İstanbul: İdeal Kültür Yayınları.

Toven, M. B. (2015). Yeni Türkçe Lügat (A. Hayber, Ed.).

Yıldırım, İ. (hzl.) (2021). Fındıklılı İsmet Efendi’nin Şakâ’ik Zeyli, Tekmiletü’ş-Şakâ’ik fî Hakki Ehli’l-Hakâîk. İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayınları. Erişim adresi: ekitap.yek.gov.tr/urun/tekmiletu’s-sakaik-fi-hakki-ehli’l-haka’ik_749.aspx?CatId=272 .

Zavotçu, G. (hzl.) (2017). Rızâ Tezkiresi. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-219133/riza-tezkiresi.html 




Yazım Tarihi:
07/05/2025
logo-img