ebced
* Sözlüklerde, Arap alfabesi harflerinin eski sıralama düzenine göre yapılan sınıflamasında ilk gruba giren dört harfin seslendirilmesiyle oluşan kelime, bu sınıflamaya göre harflere verilen rakam değeriyle yapılan hesaplama sistemini ve Arap alfabesinin adı olarak geçer.
“Ebced” Arapça isimdir. Ahmed Vefîk Paşa’da (ö. 1891), “Elifbânın eski Himyerî elifbâ tertîbi ki hâlâ hesâb-ı cümelde ve İbrânî ve Yunânî’de musta‘meldir” anlamını (1306 [1899], II, s. 876); Redhouse’da (ö. 1892) “Arap alfabesinin eski sıralama düzeni olup bu biçim hâlâ notasyon ve sayısal değerler için kullanılır; bahsedilen kelimenin harfleri de bu alfabenin ilk dört harfidir. Eski Fenike, İbrani, Yunanca ve Latin alfabelerinin sıralaması olan bu düzende ilk dokuz harf birleri, sonraki dokuz harf onlar basamağını, üçüncü dokuz harf yüzleri, son harf ise bin sayısını temsil eder….” anlamını (1996, s. 8-9); Muallim Nâcî’de (ö. 1893), “Eskiden ‘Arab hurûf-ı hecâsını câmi‘ olmak üzere tertîb edilen elfâz-ı ma‘rûfenin birincisidir. Kavl-i makbûle göre bunların ma‘nâları yokdur. Ebced hesâbının en ziyâde kullanılan sûreti şudur….” (1322 [1904], s. 17) anlamları bulunur.
Şemseddîn Sâmî’de (ö. 1904), “Eski elifbâlarda hecelemelerin alt tarafında bulunan bir ‘ibârenin ilk kelimesi ve bütünün ismidir. ‘İbâre şudur: “ebced, hevvez, huttî, kelemen, sa‘fes, karaşet, sehaz, dazığlen.’ Bu elfâz-ı mühmelâtdan olup, hurûf-ı hecânın sûret-ı iltisâkını vâsıl sıralarını göstermek için elifbâda yazılır. Çünkü gerek İbrânî ve Süryânî lisânlarıyla sâ’ir elsine-i Sâmiye’de ve gerek Yunân ve Kıbt ve Latîn lisânlarında hurûf-ı hecânın sırası tamâmıyla ebced ibâresine mutabıkdır. ‘Arablar ise mücerred şeklen müşâbih olan hurûfu bir araya getirmek için, o sırayı bozmuşlarsa da, hurûfun rakam gibi isti‘mâlinde yine o sıraya ri‘âyet etmege devâm etmiş ve bunun için ebced ‘ibâresini îcâda mecbûr olmuşlardır. Bir de “sehaz, dazığlen”deki yedi harf Süryânî’de vesâ’ir elsine-i Sâmiye’de bulunmayıp, ‘Arablar tarafından îcâd ve ‘ilâve olunmuşdur.” anlamı (1317 [1899], I, s. 64-65); Mehmed Salâhî’de (ö. 1910), “Hurûf-ı hecâ-yı ‘Arabiyyeyi muhtevî bulunan elfâz-ı ma‘lûmenin birincisidir. İşbu elfâzın ma‘nâsı yokdur. Fakat beyne’l-‘Arab hurâfâtı çokdur. Ebced hesâbı âtîde gösterilmiştir…” anlamı (2019, I, s. 52); Hüseyin Remzi’de (ö. 1936), “hurûf-ı hecâyı câmi ‘ kelimâtın evveli ve rakam-ı hurûfun ismi” anlamı (2018, I, s. 4); Kestelli (ö. 1937) ve Hasan Bedreddin’de, “Arab elifbâsının ismi” (1928, s. 25) anlamı yer alır.
Devellioğlu (ö. 1985), “Eski sâmî alfabe sırasına göre tertiplenmiş, Arapça’ya mahsus sesleri gösterir harfler ilave edilmiş ve bu sıraya göre harflere, birden ona sıra ile, ondan yüze, onar onar, yüzden bine, yüzer yüzer olmak üzere birer sayı değeri verilmiş olan Arap harflerinin diziliş sırası ve bütünü. Bu harfler sekiz gruba ayrıldıktan sonra, aralarına vokaller konularak mânâsı olmıyan, fakat Arap harflerine mevzû teşkîl eden şu sekiz kelime meydana getirilmiştir: …” anlamını (1982, s. 233-234), Tietze (ö. 2003) ise “‘Arab harfleriyle rakam gösterme sistemi’ abcad a.m. (|bcd| kökünden). Bu sistemi ezberlemek için ilk dört rakamları temsil eden harflerden yapılmış sun‘î kelime” anlamını verir (2002, s. 684); ve Kubbealtı Lugati’nde “Arap alfabesi, harfleri belli bir düzene göre sekiz gruba ayrılarak sıralandığında, birinci gruptaki harflerin okunuşundan meydana gelen kelime ve bu sıranın bütününün adı” ve “Bu sıralanışta harflere sırasıyle bir rakam değeri verilmesinden meydana gelen hesaplama sistemi [Özellikle târih bildirmek için kullanılır. Târih, kelimenin harflerinin sıra ile rakama çevrilmesiyle elde edilir.]” (erişim 18.07.2025) anlamlarını verir.
Arap alfabesinin 685-705 tarihlerine kadar kullanılan ilk tertibinin harf sıralamasına göre ilk dört harfin okunuşu olan “ebced”, bu sıralamaya göre harflerin taşıdığı sayı değerlerine dayanan hesap sistemi ve Arap alfabesinin adı olarak tanımlanmaktadır (Uzun, 1994, s. 68). “Ebced” hakkındaki tezkire yazarlarından önce şimdilik tespit edilebilen en erken kayıt ebced hesabıyla ilgilidir. Ahmed-i Dâ‘î’nin (ö. 1421’den sonra) Germiyan Beyi II. Yakûb’un (ö. 1429) isteğiyle Farsçadan çevirdiği Tercüme-i Kitâbü’t-Ta‘bîr adlı eserin bir bölümü ebcedin rüya tabirinde nasıl kullanılacağı hakkındadır. Fikret Turan, bu bölümün Anadolu Türk edebiyatında ebced hakkında bilgi veren ve ebcedin rüya yorumlayarak gelecekten haber verme amacı taşıyan ilk eser olduğunu öne sürmektedir (1997, s. 128-129).
Latîfî (ö. 1582), Re’yî’nin okur yazar olmayıp cahilliğini vurgulamak için alfabenin ancak ilk dört harfini okuyabildiğini belirtirken “ebced”ten “Heceyi ebcede dek ve bir kavlde tebbete dek okumışdur” şeklinde söz eder (2000, s. 269); yine Vâhidî’nin Şehzade Cem’in ölümü üzerine yazdığı tarihin çok başarılı ve güzel olduğunu vurgular (Örnek 1) ve ebced hesabına göre tam tarih olduğunu ifadede kullanır: “…ebced hesâbı tarîkince bi’t-tamâm tokuz yüzdür” (2000, s. 561).
Âşık Çelebi (ö. 1572), iki kere Tezkiresi’nin önsözünde “ebced”i kullanır. İlk defa şiiri meşrulaştırmak için anlattığı anekdotlar arasında “ebced”ten melek adı olarak söz eder (Örnek 2) ki bu aynı zamanda “ebced”in ortaya çıkışıyla ilgili rivayetlerden birinde adı geçen melektir: “…. Ebced ü Hevvez u Hutti vü Kelemen ü Sa‘fas ki bunlarun melekleri adı idi…” (2010, I, s. 129). İkinci defa, Tezkiresi’nin ayırıcı özelliklerini sıraladığı maddelerin altıncısında eserini “ebced, hevvez” alfabe sıralamasına göre yaptığını belirtir (Örnek 3) (2010, I, s. 268).
Safâyî (ö. 1725), “ebced”den bir kere Nâlî’nin muamma söylemede başarılı olmasına örnek olarak verdiği muammanın çözümünü anlatırken “hesab-ı ebced” (Örnek 4) söz eder (2005, 595).
Mehmed Tevfîk (ö. 1857), La‘lîzâde Abdülbâkî’nin (ö. 1746) tarih söylemede başarısını anlatırken örnek verdiği kıt‘anın açıklamasını yaparken “İbn, bennâ’dan emr-i hâzır olup ol kelimât-ı selâse kalendhâneleri binâsına târihdir ki ebced hesabında elli üç olur.” şeklinde ebced hesabından söz eder (1989, s. 293).
Yukarıda görüldüğü üzere tezkirelerde “ebced” az sayıda geçmektedir. Ebced’e Farsça (hvân: “okuyan”) eklemesiyle yapılan “ebced okuyan, okula yeni başlayan, okul çocuğu, acemi, alfabe harflerinden başkasını okuyamayan, cahil” gibi anlamlara gelen birleşik sıfat “ebced-hân” hem tezkire yazarları tarafından hem de şairlerden örnek alınan şiirlerde geçmektedir. Arap harflerine verilen rakam değerinden yola çıkarak bir veya birden çok kelimedeki harflerin rakam değerinin toplanmasıyla tarihin tespit edilmesi işlemi olan “Ebced hesabı” az sayıda geçmekle birlikte tezkirelerde bu hesaplama sistemine gönderme yapan veya bizzat örneklerine “târîh di-; târîh söy-; târîh düşür-; târîh san‘atı; târîh manzumesi” gibi ibarelerle çok sık yer verildiğini belirtmek gerekir.
Latîfî: 2; Âşık Çelebi: 2; Safâyî: 1; Mehmed Tevfîk: 1.
Örnek 1:
… Sultan Cem vefâtına “târih-i mevt-i şâh-ı Cem ayn-ı nizâm-ı âlemest” târîh dimişlerdir. Sa‘nat-ı târîh ve kasd-ı müverrih oldur ki “‘ayn-ı nizâm-ı ‘âlem” ki harf-i zıdur cümel-i kebîr mûcibince ebced hesâbı tarîkince bi’t-tamâm tokuz yüzdür. Gâyet latîf ve musanna‘ u muhayyel târîhdür (Latîfî, 2000, s. 561).
Örnek 2:
Ve zemân-ı Şuayb’da kavm-i Medyen îcâbet-i da‘vet itmeyüp sayha vü zulle ile azâb olınduklarında içlerinden Ebced ü Hevvâz ü Huttî vü Kelemen ü Sa‘fas ki bunlarun melekleri adı idi ve Semîr ü İmrân kâhinleri adı idi ve Rakîm anlarun kelbi adıdur… (Âşık Çelebi, 2010, I, s. 129).
Örnek 3:
Hasîsa-i şeşüm: Monlâ Latîfî tertîbine taklîd olmasun diyü ebced hevvez hurûfı tertîbi ihtiyâr olındı (Âşık Çelebi, 2010, I, s. 268).
Örnek 4:
Mâdde-i mu‘ammâ mısra‘-ı sânîdedir. Meselâ dört şeyinin ikisi hesâb-ı ebced altı yüzdür ki hüsrevin hâsıdır (Safâyî, 2005, s. 595).
Ahmed Vefîk Paşa. (1306 [1899]). Lehce-i Osmânî (2 cilt). İstanbul: Mahmud Bey Matbaası.
Ambros, E. G. (2021). Ottoman chronogram poems: Formal, factual, and fictional aspects. Bonn: EB-Verlag.
Âşık Çelebi. (2010). Meşâirü’ş-şuarâ: İnceleme – metin (F. Kılıç, Haz.; 3 cilt). İstanbul: İstanbul Araştırmaları Enstitüsü.
Devellioğlu, F. (1982). Osmanlıca-Türkçe ansiklopedik lügat (5. bs.). Ankara: Aydın Kitabevi.
Hüseyin Remzi. (2018). Lugat-i Remzi (A. Birinci, Haz.; 2 cilt). Ankara: Türk Tarih Kurumu.
[Kestelli], R. N., & Hasan Bedreddin. (1928). Yeni resimli Türkçe kamus (2. bs.). İstanbul: Yeni Şark Kütübhanesi.
Kubbealtı Lugati. (t.y.). Erişim adresi: https://www.lugatim.com/
Latîfî. (2000). Tezkiretü’ş-şuʿarâ ve tabsıratü’n-nuzamâ: İnceleme – metin (R. Canım, Haz.). Ankara: Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı.
Mehmed Salâhî. (2019). Kâmûs-ı Osmânî (A. Birinci, Haz.; 2 cilt). İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı.
Muallim Nâcî. (1322 [1904]). Lugat-ı Nâcî. İstanbul: Asr Matbaası.
Muṣṭafa Ṣafāyī Efendi. (2005). Teẕkire-i Ṣafāyī: Nuḫbetü’l-ās̱ār min fevāʾidi’l-eşʿār, inceleme – metin – indeks (P. Çapan, Haz.). Ankara: Atatürk Kültür Merkezi.
Redhouse, J. W. R. (1996). A Turkish and English lexicon: Shewing in English the significations of the Turkish terms. Beirut: Librairie Du Liban. (1890’ın tıpkıbasımı)
Şemseddîn Sâmî. (1317 [1899]). Kâmûs-ı Türkî. İstanbul: İkdam Matbaası.
Tietze, A. (2002). Tarihi ve etimolojik Türkiye Türkçesi lugati (C. 1: A–E). İstanbul–Wien: Simurg & Österreichische Akademie der Wissenschaften.
Turan, F. (1997). Eski bir Türkçe tabirnâmede ebced hesabı. Bir: Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi, (8), 127–135.
Uzun, M. İ. (1994). Ebced. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi (C. 10). İstanbul: TDV Yayınları.
Zübeyiroğlu, R. (1989). Mecmûʿatü’t-terâcim, Mehmed Tevfik Efendi (Yayımlanmamış doktora tezi). İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü.