* Sözlüklerde, tarihçi, tarih yazarı, tarih yazan kimse ve ebced hesabıyla tarih düşüren kimse için kullanılan bir terimdir.
“Müverrih” Arapça isimdir. Arapça gramer kurallarına göre “١رخ” asli harflerinden tef‘îl babına göre yapılan “te’rîh/târîh” kelimesinin “مفعل müfa‘‘il” veznine göre ism-i fâ‘ilidir.
Ahmed Vefîk Paşa, “Târîh yazan, vak‘a-nüvîs. C[em‘i] Müverrihîn, ehl-i târîh” anlamını (1306 [1899], II, s. 1408); Redhouse, “1. Belgelere tarih atılması ve kaydedilmesinden sorumlu kâtip. 2. Tarihçi yahut olayları kronolojik olarak kaydeden vakanüvis” anlamını (1996, s. 2027); Muallim Nâcî, “Târîh yazan, vekâyi‘-i mâziyyi zabt ve kayd eden: Müverrih-i şehîr İbn Haldûn” anlamını (1322 [1904], s. 860); Şemseddîn Sâmî, “1. Târîh yazan adam, ‘ilm-i târîhe müte‘allik kitâb ve te’lîf sâhibi: İbn Haldûn en muhakkik müverrihlerdendir; ebu’l-müverrihîn: Yunân-ı Kadîm müverrihlerinden meşhûr Herodot. 2. Bir vak‘aya dâ’ir nazmen ve hurûf-ı ebced hesâbıyla târîh söyleyen ” anlamını (1318 [1900], II, s. 1427-1428); Mehmed Salâhî, “Târîh yazan ve vekâyi‘-i mâziyyeyi zabt ve kayd eden: (müverrih-i meşhûr Na‘îmâ). Cem‘i (müverrihîn). Bir vak‘a için manzûm târîh söyleyen, o sûrette târîh söylemekde mâhir olan: (Surûrî-i müverrih)” anlamını (2019, I, s. 548); Hüseyin Remzi, “Târîh-nüvîs ve vekâyi‘-nüvîs, târîh yazıcı ve vukû‘ât-ı dehriyyeyi zabt ve beyân eden kimse” anlamını (2018, II, s. 755); Kestelli ve Hasan Bedreddin, “Târîh yazan, târîh-nüvîs” anlamını (1928, s. 769); Devellioğlu, “1. târîh yazan, târîhçi. 2. “ebced” hesâbına göre manzûm olarak târîh düşüren kimse [bir hâdise hakkında]” anlamını (1982, s. 945) ve Kubbealtı Lugati “1. Târih yazan kimse, târihçi: … 2. Ebced hesâbıyla târih düşüren kimse.” anlamlarını verir.
“Müverrih”in tarih yazan, geçmişte gerçekleşen olayların kaydını tutan, belgeleri kaydedip tarihini yazan tarihleyen ve “uslûb/tarz/fenn-i târîh”in kurallarını başarıyla uygulayarak ebced hesabıyla tarih düşüren kimse olmak üzere terim olarak iki anlamı bulunur.
Sehî’nin, Mevlânâ Yakînî için “Çok eyü târîhleri var. Edirne’de vâki‘ olan Lârî Mescid’ine “beytü’l-‘ibâdet târîh” dimişdür. Hûb müverrih...”; Kâtib Hasan için “… eyü müverrihdür…” (Örnek 1); Bahârî için “Eyü müverrihdür. Revânî fevtine güzel târîh diyüpdür.” ve Kandî-i Burûsavî için “Ve ziyâde eyü müverrihdür. Çok eyü târîhleri dimişdür” şeklinde ifadelerinden “müverrih”le edebî olarak başarılı tarih düşüren/söyleyen kişiyi tanımladığı anlaşılır (Sehî Beg, 2017, s. 148, 150, 162, 179).
Latîfî de, İshak Çelebi için “Ve kemâlâtun ekserinde kâmil ü râsih ve hûb-misâl münşî, müverrih idi.”; Emrî Çelebi için “Esnâ-i şu‘arâ-i zamânda şâ‘ir-i mâhir-i bârîk-edâ ve hûb müverrih ü mu‘ammâ-güşâdur.”; Harîrî için “Hûb münşî ve müverrih....”; Sâhirî için “Şehr-i İstanbul’dan ümenâ kısmından şâ‘ir ü müverrih ve mu‘ammâ vü müverrih-i şâ‘ir-i sâhirdür.” ve Kandî-i Burûsevî için “…hûb müverrihdir.” (Örnek 2) şeklinde yazdıklarında “müverrih” tarih düşüren/söyleyen kişidir (2018, s. 131, 136, 188, 266, 431); Vâsi‘î Alîsi Çelebi’nin Envâr-ı Süheylî’ çevirisinden söz ederken müellif Vâ‘iz-i Kâşifî’yi “Tevârîh-i mülûk-ı mâziyye evsâfının müverrihi ve vâsıfı..” ifadesinde ise “müverrih” geçmiş kişiler/olaylar hakkında yazan tarihçidir. (2018, s. 379).
Âşık Çelebi, önsözünde “… belki cumhur-ı müverrihîn ve müzekkirînün…” ifadesinde “müverrihîn”i tarihçiler anlamında kullanırken Ahmed Paşa maddesinde Necâtî-Ahmed Paşa ilişkisini yazanlar için kullandığı “müverrihîn”le tezkire yazarlarını, Sâlih Çelebi’nin tarih mısraı için “Hakkâ eyü târîhdür ve müverrihlere bâ‘is-i tevbîhdür” ifadesinde tarih düşürenleri kastettiği anlaşılır (2010, s. 291, 1273). Tespit edilebildiği kadarıyla Kandî için madde başında Kandî-i Müverrih şeklinde ilk kez Âşık Çelebi yazar (2010, s. 1329).
Kınalızâde Hasan Çelebi, Ahmed Paşa maddesinde “müverrihîn” ile tezkire yazarlarını kastederken Arşî için “şâ‘ir ü müverrih” tanımıyla tarih düşürdüğüne işaret eder (2017, s. 171, 346).
Ahdî’nin, Rumûzî Çelebi için “tevârîh-i güzîde ile beyne’l-müverrihîn-i tâk ve yegâne-i âfâk ve ekser-i târîhleri altı tarîk ile derc olmışdur.”; Arşî için “… nice tevârîh peydâ itmiş müverrih idi.” (Örnek 4); Kelâmî için “bu dünyâyı deyr-i sâlde müverrih-i rüzgâr”; Müdâmi Beg için “tarz-ı târîhde müverrihân-ı zamân için makbûl-i pîr ü cevân olmışdur” ifadeleri târîh söylemenin bir edebî tarz olarak yaygınlaşmasına ve müverrih sayısındaki artışa işaret eder (2018, s. 167, 227, 256, 271).
Gelibolulu Âlî’nin, Eflatunzâde Ahmed Paşa için “müverrih-i nikât-ârâ” tanımıyla onun tarih düşürmedeki başarısını; Hayâlî maddesinde Âşık Çelebi için “müverrih-i fâyıkdur” ve Zâtî maddesinde, Zâtî-Bâkî ilişkisi üzerine bilgi verenlerden bahsederken “müverrihîn” ile tezkire yazarlarını kastettiği anlaşılır (217, pdf s. 51, 135, 138).
Riyâzî’nin, Bahârî ve ‘Arşî’nin “müverrihlikle şöhret-şi‘âr” olduklarını ve Müverrih Kandî’den başka Deli Kâdî’yı da Müverrih Deli Kâdî olarak yazması dikkat çeker (2017, s. 93, 226, 282, 316).
Mehmed Rızâ, ‘Alîmî, Cem‘î, Hâşimî, Mevlevî ve Sâ‘î’nin “müverrihlikde” tanındıklarını belirterek yeni bir tanım yapar (2009, s. 59, 78, 113, 135, 170). Ayrıca, Edâyi’nin “müverrih-i bi-hemtâ-yı zamân” olduğunu ve Kesbî’yi Müverrih Kesbî Mehmed Çelebi olarak tanımlar (2009, s. 87, 128).
Safâyî, Nisârî’nin “Müverrih Nisarî” ve “gâyet hûb müverrih” olarak tanındığını ve Hemdemî’nin “müverrihlikle dahı gâyet şöhreti var” olduğunu kaydeder (2005, s. 64, 570, 713).
Tarih düşürme üzerine Şâhidü’l-Müverrihîn adlı eser kaleme alan Esad Efendi’nin, Aynî için “… ‘inde’l-bülegâ şu‘arâdan ma‘dûd olmayan müverrihlige sapıp …” (Örnek 4) şeklinde yazdıkları ise dönemin veya beliğ şairlerin “müverrih”lere yönelik eleştirel yaklaşımını sunması bakımından dikkat çeker (2018, s. 148).
On dokuzuncu yüzyıl tezkirlerinde “müverrih” olarak özel vurgu yapılan Surûrî’dir. ‘Ârif Hikmet onun hakkında “müverrih-i şehîr” (2019, s. 22), Fatîn ise “… müverrihîn-i dehrin bâ‘is-i serveri…” ve “re’îsü’l-müverrihîn Surûrî Efendi” yazar (2017, s. 217, 357). Ayrıca Fatîn’in “müverrih”i tarihçi ve tarih düşüren olmak üzere her iki anlamda da kullandığı dikkat çeker.
“Müverrih” tanımı Sehî Bey’den itibaren tezkirelerde üç farklı anlamda kullanıldığı görülür. Bunlardan ilki ve en yaygın kullanımı edebî kurallara uygun tarih düşüren/yazan/söyleyen/diyenler anlamıdır. “Eyü/hûb müverrih” tanımına Ahdî Tezkiresi’nden itibaren yeni tanımlar eklenir ki bu durum tarih söylemenin popülerliğine ve söyleyenlerin sayısındaki artışa işaret eder. Mesela “müverrih-i rûzgâr”, “müverrihân-ı zamân”, “müverrih-i fâzıl”, “müverrih-i bî-misâl”, “müverrih-i dil-pesend”, “müverrih-i eyyâm” “müverrih-i nikât-ârâ”, “müverrih-i bi-hemtâ-yı zamân” gibi. Ahdî’nin Keyfî için “Gâhî bir târîh dimekle müverrih-i eyyâm geçinür” ifadesi ise tarih söyleyenler arasındaki rekabetin yansımasıdır. Âşık Çelebi’nin ilk kez bir şairin ayırıcı özelliği olarak “Müverrih”i madde başında Kandî için kullanmasının sonraki tezkireler için model olduğu ileri sürülebilir. Surûrî için madde başında veya içinde ayırıcı özellik olarak “Müverrih” yazılmasına özel önem verilmesi söz konusudur. Her ne kadar bugün ilk akla gelen Müverrih Surûrî ve Müverrih Kandî olsa da dönemlerinde Deli Kâdî, Kesbî, Nisârî’nin “Müverrih …” olarak isimlendirilip tanındıkları anlaşılır. Riyâzî’den itibaren meslek/ilgi alanı anlamında Türkçe “-lik” isim yapma ekiyle “müverrihlik” tanımı kullanılmaya başlandığı görülür. “Müverrih”in ‘tarih yazan kimse, tarihçi’ anlamına gelen ikinci tanımı erken dönem tezkirelerinde az sayıda görülürken on dokuzuncu yüzyıl tezkirelerinde bu anlam daha sık kullanılır. Yukarıda verilen örneklerin gösterdiği üzere tezkirelerde “müverrih”in şimdilik sözlüklerde yer almayan üçüncü bir anlamıyla karşılaşılır: “tezkire yazarı”. Âşık Çelebi, Kınalızâde Hasan Çelebi ve Gelibolulu Âlî’nin kendilerinden önce tezkire kaleme almış yazarlara “müverrih” ve “müverrihîn”i tanımıyla gönderme yapmayı tercih ederler.
Sehî Beg 4; Latîfî 8; Âşık Çelebi 5; Kınalızâde 2; Ahdî 10; Gelibolulu Âlî 3; Beyânî 1; Riyâzî 4; Kâfzâde 2; Rızâ 7; Güftî 3; Mûcib 1; Safâyî 1; Sâlim 1; Esrâr Dede 2; Esad Efendi 2; Ârif Hikmet 1; Fatîn 9; Tevfîk 2; Ali Emîrî 1 kez kelimeyi kullanmıştır.
Örnek 1:
Lâkin tabî‘atı târîh dimege kâbil ve ekser-i mümâreseti tevârîh cânibine mâyil olmagın gâyet eyü müverrihdür. Güzel târîhler çok dimiş. Ve cümle târîhlerinden Belgrad Kal‘ası fethine didügi târîh budur:… (Sehî Beg, 2017, s. 150).
Örnek 2:
Ammâ ‘inde’l-insâf fenn-i târîhde üstâd-ı râsih ve makbûl u müsellem hûb müverrihdür. (Latîfî, 2018, s. 431).
Örnek 3:
Egerçi eş‘ârun aksâmından behremen lâkin ‘üslûb-ı tevârîhde bî-mânend ü muhayyel ü pür-mesel altı tarîkle nice tevârîh peydâ itmiş müverrih idi. (Ahdî, 2018, s. 227).
Örnek 4:
… ‘inde’l-bülegâ şu‘arâdan ma‘dûd olmayan müverrihlige sapıp Sünbülzâde dâ’iresinde ogulları ve Surûrî’nin meclislerine sikletde olmak takrîbi hükm-i mukârenetle biraz dürüst tevârîh ve… (Esad, 2018, s. 148).
Ahdı̂, Bağdatlı. (2018). Ahdı̂ ve Gülşen-ı̇ Şuʿarâ’sı: İnceleme-Metin. hzl. Süleyman. Solmaz. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-201251/ahdi-gulsen-i-suara.html
Ahmed Vefîk Paşa. (1306 [1899]). Lehce-i Osmânî. c. 2. İstanbul: Mahmud Bey Matbaası.
Ali Emîrî Efendi. 2018. Tezkire-i Şu‘arâ-yı Âmid. hzl. İdris Kadıoğlu. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/125212,ali-emiri-tezkire--i-suara--yi-amidpdf.pdf?0
Altun, K. [1997]. Tezkire-i Mucib: İnceleme-Tenkitli Metin-Dizin-Sözlük. [Ankara]: Atatürk Kültür Merkezi.
Ârif Hikmet Bey, Şeyhülislam. (2019). Tezkiretü’ş-Şu’arâ: İnceleme - Metin. hzl. Mehmet Nuri Çınarcı. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-240610/seyhulislam-arif-hikmet-bey-tezkiresi.html
Âşık Çelebi. (2010). Meşâirü’ş-Şuarâ: İnceleme-Metin. hzl. Filiz Kılıç. 3 c. İstanbul: İstanbul Araştırmaları Enstitüsü.
Beyânî. (2017). Tezkiretü’ş-Şu’arâ. hzl. Aysun Sungurhan. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194495/beyani-tezkiresi-tezkiretus-suara.html
Devellioğlu, F. (1982). Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat. 5.bs. Ankara: Aydın Kitabevi.
Es‘ad Mehmed Efendi. (2018). Bağçe-i Safâ-endûz. hzl. Rıza Oğraş. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-212024/esad-mehmed-efendi-bagce-i-safa-enduz.html
Esrâr Dede. (2018). Tezkire-i Şu’arâ-yı Mevleviyye: İnceleme-Metin. hzl. İlhan Genç. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-206275/tezkire-i-suara-yi-mevleviyye.html
Faik Reşad. (2019). Eslâf. hzl. Emrah Aydemir-Fatih Özer. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/64564,eslafpdf.pdf?0
Fatîn Davud. (2017). Hâtimetü’l-Eşâr (Fatîn Tezkiresi). hzl. Ömer Çiftçi. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-195831/fatin-tezkiresi.html
Güftî. (2019). Teşrîfâtü'ş-Şuʿarâ. hzl. Kâşif Yılmaz. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-247200/gufti-tesrifatus-suara.html
Hüseyin Remzî. (2018). Lugat-i Remzî. hzl. Ali Birinci. 2 c. Ankara: TTK.
İsen, M. (hzl.) (2017). Künhü’l-Ahbâr’ın Tezkire Kısmı. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194288/kunhul-ahbarin-tezkire-kismi.html
Kayabaşı, B. (1997). Kāf-zāde Fā’zī’nin Zübdetü’l-Eş’ār’ı. Doktora Tezi. İnönü Üniversitesi.
[Kestelli], Raif Necdet, Hasan Bedreddin. (1928). Yeni Resimli Türkçe Kamus. 2. bs. İstanbul: Yeni Şark Kütübhanesi.
Kınalızâde Hasan Çelebı̇. (2017). Tezkı̇retü’ş-Şu‘arâ. hzl. Aysun Sungurhan. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194494/kinalizade-hasan-celebi-tezkiretus-s-uara.html
Latîfî. (2000). Tezkiretü'ş-Şu‘arâ ve Tabsıratü'n-Nuzamâ: İnceleme-Metin. hzl. Rıdvan Canım. Ankara: Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı.
Mehmed Salâhî. (2019). Kâmûs-ı Osmânî. hzl. Ali Birinci. 2 c. İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı.
Mehmed Tevfik. (2017). Kâfile-i Şu’arâ. hzl. Fatma Sabiha Kutlar Oğuz, Müjgân Çakır, Hanife Koncu. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-196469/mehmed-tevfik-kafile-i-su39ara.html
Muallim Nâcî. 1322 [1904]. Lugat-ı Nâcî. İstanbul: Asr Matbaası.
Mustafa Safâyî Efendi. (2005). Tezkire-i Safâyî: Nuhbetü’l-Âsâr min Fevâ’idi’l-Eş‘âr, İnceleme–Metin–İndeks. hzl. Pervin Çapan. Ankara: Atatürk Kültür Merkezi.
Redhouse, James W. Redhouse. (1996). A Turkish and English Lexicon: Shewing in English the Significations of the Turkish Terms. Beirut: Librairie Du Liban [1890’ın tıpkıbasımı].
Riyâzî Muhammed Efendi. (2017). Tezkiretü’ş-Şu’arâ. hzl. Namık Açıkgöz. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-191371/riyazi-riyazus-suaratezkiretus-suara.html
Sâlı̇m Efendı̇, Mı̂rzâ-zâde Mehmed. (2018). Tezkı̇retü’ş-şu‘arâ (İnceleme-Metin). hzl. Adnan İnce. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-203805/mirza-zade-mehmed-salim-tezkiretu39s-su39ara.html
Sehî Beg. (2017). Heşt Bihişt. hzl. Halûk İpekten ve öte. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-78460/tezkireler.html
Şemseddîn Sâmî. (1317-1318 [1899-1900]). Kâmûs-ı Türkî. 2 c. İstanbul: İkdam Matbaası.
Zavotçu, G. (hzl.) (2017). Zehr-i Mār-zāde Seyyid Mehmed Rızā: Hayatı, Eserleri, Edebi Kişiliği ve Tezkiresi. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-219133/riza-tezkiresi.html
Elektronik kaynaklar
https://islamansiklopedisi.org.tr/
https://tees.yesevi.edu.tr/
https://teis.yesevi.edu.tr/
Kubbealtı Lugati. https://www.lugatim.com/