UMK U TEBAHHUR (ʿUMḲ U TEBAḤḤUR)

‘umk u tebahhur, te’ammuk u tebahhur


* 'Umk u tebahhur, "iyice incelemek, ilim ve marifette derinleşmek" anlamına gelen bir tabir.



Sözlük Anlamı

Arapça “bir kuyunun dibi, derinlik, kuyu ve deniz ve hendek gibi bir şeyin satıhtan aşağıya indiği derece” (Steingass, 1998, s. 867; Şemseddin Sâmî, 2018, s. 738) manasındakı ‘umk kavramıyla Arapça “bahr” kelimesinden türeyen “deniz haline gelme, deryalanmak, göllenme, genişlemek, yaygın, engin olmak” (Kanar, 2009, s. 3388; Erkan, 2006, s. 398) anlamındaki tebahhur sözcüğünden oluşan bir ifadedir. Tebahhur, Arapçada iki şekilde kullanılır. “Birincisi, bolluk ve genişlikte deniz gibi uçsuz bucaksız olmak ilgisiyle çok zengin olan adama ‘tebahhuru fi’l-mâl’ denir. İkincisi ise ilim ve fazilette ilerleyen ve derinlik kazanan zata ‘tebahhuru fi’l-‘ilm’ denir. Kelime, Osmanlı Türkçesinde daha çok ilmi derinliği olan kimseler için kullanılır.” (Mehmed Salâhî, 2019, cilt 2, s. 22). Te’ammuk ise Arapça 'umk kökünden türemiş olup ”derinleşme" manasına gelmektedir (Erkan, 2006, s. 765). 

 

 




Terim Anlamı

İkisi de Arapça olan 'umk u tebahhur tabiri birlikte kullanıldığında "derinlemesine incelemek, ilim ve marifette derinlikleşmek, uzmanlaşmak” anlamında olup şairin, nasirin veya bir eserin ilmi derinliğini tanımlamaktadır.    




Tezkirelerdeki Bağlam Anlamı

Latîfî, umk u tebahhur tabirini Mevlânâ Kemâl (Sarıca Kemâl)'in Türk nesir edebiyatının örneklerinden biri olan Belâgat-nâme adlı inşa tarzındaki eserini değerlendirirken kullanır. Belâgat-nâme'nin alışılmamış terkiplerini, muğlak ibare ve beyitlerini mütalaa edebilmek için derin bir bilgi birikimine sahip olunması gerektiğini belirten Latîfî, 'umk u tebahhur tabiriyle Mevlânâ Kemâl'in ilim ve marifet sahasındaki derinliğine ve ihtisasına imada bulunur (Kaplan, 2018, s. 603) (Örnek 1).

'Umk u tebahhur tabiriyle aynı anlama gelen te'ammuk u tebahhur ifadesi de yine Latîfî'nin tezkiresinde geçmektedir. Latîfî, kendi biyografisinden bahsettiği bölümde şiir ve inşa mukayesesi yaparken orta seviyedeki alimlerin bile kolay kolay anlayamadıkları inşa metinlerinin zor, çetrefilli ve anlaşılması güç bir üslupla yazıldığını dolayısıyla bu tarzda eserler üretmek için ciddi bir ihtisas ve ilmî derinliğin olması gerektiğini vurgular (Kaplan, 2018, s. 114) (Örnek 2).




Tezkirelerdeki Kullanım Sıklığı

Tabir, “umk u tebahhur” şeklinde sadece Latifî'nin Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ'sında bir yerde geçmektedir. Ancak kavramın 'umk kökünden türeyen ve “derinleşme" (Erkan, 2006, s. 765) manasındaki te'ammuk kelimesiyle “'te'ammuk u tebahhur” biçimindeki kullanımı da söz konusudur. “Te'ammuk u tebahhur” ifadesi de sadece Latîfî tezkiresinde zikredilir. Diğer tezkirelerde kavramın kullanımı söz konusu değildir. 




Örnekler

Örnek 1:

Terkîb-i ġarîbinde ol ḳadar ʿibârât-ı ġâmıża ve ebyât-ı muġlaḳa birle luġat-ı muġlaḳa îrâd itmişdür ki müṭâlaʿasına râġıb olan ṭâliblere ʿulûm u maʿârifden ḫayli bidâʿat u istiṭâʿat gerekdür ki terkîb-i taʿmiye üslûbınuñ netâyic-i feḥâvîsin derrâk ola ve basṭ olan siyâḳ-ı kelâmuñ irtibâṭ-ı sibâḳın bula. Velḥâṣıl bu naẓm-ı kelâmdan ve ol irtibâṭ u intiẓâmdan ẕât-ı ḳâyilde olan ʿumḳ u tebaḥḥurı bile ve kitâb-ı kemyâbîde ʿulûm u fünûnuñ ekseri bulunur (Canım, 2018, s. 450). 

Örnek 2: 

Ammâ ṭarîḳ-ı inşânuñ daḫî terâkib-i mütûnı metn-i metîn mesâbesinde kemâl-i metânetde ʿibârât-ı ġâmıza ve istiʿârât-ı muʿdile birle basṭ olınmışdur. Münşeʿât-ı Vaṣṣâf ve Münşeʾât-ı Ḫ˘âce-i Cihân minvâlinde ve miŝâlühüm ḥicab-ı elfâẓ-ı müşkile ile maḥcûb u mesṭûr olmaġın izʿânı siyâḳ u sibâḳ tefaḫḫur-ı luġâta ve keşşâf-ı muʿdelâta mevḳûf u muḥtâc olmaġın erbâb-ı maʿârifden degme bir ʿârif ki teʿammuḳ u tebaḥḥurı olmaya mütâlaʿa ve mülâḥaẓasından telezzüz idemezler (Canım, 2018, s. 470).




Kaynaklar

Canım, R. (hzl.) (2018). Latîfî-Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html 

Erkan, A. (2006). Arapça- Türkçe Sözlük. İstanbul: Huzur Yayınevi. 

Kanar, M. (2009). Osmanlı Türkçesi Sözlüğü. İstanbul: Say Yayınları. 

Kaplan, F. (2018). Latîfî Tezkiresi’nde Edebî Eleştiri Terimleri ve Edebiyat Eleştirisi. (Doktora Tezi). Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi, Muğla.

Mehmed Salâhî. (2019). Kâmûs-ı Osmânî. İstanbul: Türküye Yazma Eserler Kurumu Yayınları. 

Steingass, F. J. (1998). A Comprehensive Persian-English Dictionary, Including The Arabic Words And Phrases To Be Met With In Persian Literature. Lebanon: Librairie du Liban Publishers. 

Şemseddin Sâmî. (2018). Kâmûs-ı Türkî. (hzl. R. Gündoğdu, N. Adıgüzel, E. F. Önal). İstanbul: İdeal Kültür Yayıncılık. 




Yazım Tarihi:
04/12/2024
logo-img