* *Sözlüklerde “yücelik, büyüklük, azamet” gibi anlamları olan “celâlet” ile “sığınılacak yer” anlamına gelen “me’âb” kelimesinin birleşmesiyle oluşan “yücelik sığınağı, yüceliğin barındığı, yüce vasıflara sahip olan kimse” anlamında kullanılan bir terim.
Arapça bir isim olan celâlet, “yücelik, büyüklük, ululuk, azamet” (Ayverdi, 2016, s. 187; Çağbayır, 2017, s. 1/948; Şemsettin Sâmî, 1318, s. 478) anlamına gelmektedir. “Geri dönülecek, dönüp gelinecek, rücû olunacak yer, merci; sığınacak yer, sığınak, melce” (Ayverdi, 2016, s. 781) anlamlarına gelen me’âb ise sonuna geldiği kelimeleri, “sığınılacak yer; sığındığı, korunduğu yer” (Çağbayır, 2017, s. 3/3804), “bir nesneye sığınak, barınak olan ve onu koruyan, muhafaza eden (kimse)” (Ayverdi, 2016, s. 781) anlamında birleşik sıfat yapan son ektir. Celâlet-me’âb ise sözlükte, “hükümdara hitap ederken kullanılan saygı unvanı” (Çağbayır, 2017, s. 1/948) olarak anlamlandırılmıştır.
“Azamet sığınağı, yücelik sığınağı olan kimse” anlamına gelen celâlet-me’âb tabiri, tezkirelerde “güzel ahlaklı, ilim ve irfan sahibi, şiir ve inşada yetenekli” olmak üzere “övülmeye değer tüm vasıfları bünyesinde toplamış, yüce vasıflara sahip olan kimse” anlamında kullanılan bir terimdir. Özellikle “padişah, devlet ileri gelenleri, din adamları ve Mevlevî büyükleri” vb. için saygı ve övgü amacıyla kullanılmıştır.
Celâlet-me’âb tabiri, ilk olarak Rızâ Tezkiresi’nde “Hz. Sultan Murad Han İbnü’s-Sultan Ahmed Han” ve “Mehmed Efendi” maddelerinde geçmektedir. Tezkire yazarı tabiri, yüce vasıflara sahip olan Sultan IV. Murad’ı övmek amacıyla “kişi “anlamına gelen “zât” kelimesiyle tamlama oluşturarak “vasf-ı zât-ı celâlet-me’âbları” terkibinde kullanmıştır (Örnek 1). Yine aynı tamlamaya Rızâ hem ahlaki özelliklerini hem de nazım ve nesir meydanında benzersiz olduğunu vurgulamak amacıyla “Şeyhülislam Mehmed” maddesinde yer vermiştir (Örnek 2). Her iki madde de ibarenin geçtiği cümlede “kilk-i seri‘ü’l-harekât-ı tahrîrinden...müstagnî”, “tahrîr-i kilk-i nâdire-perdâzdan müstagnî” gibi sözü edilen kişinin vasıflarının yüceliğini vurgulayan ifadeler de yer almaktadır (Örnek 1-2). Terimi kullanan bir diğer isim olan Râmiz’in de Âdâb-ı Zurafâ’da “Kâmîl Pâşâ” maddesinde tabiri, çalışkan, cömert, yiğit bir devlet adamı aynı zamanda şiir ve inşada bilgi sahibi olan Kâmîl Pâşâ’nın sahip olduğu yüce vasıfları ifade etmek için kullandığı görülmektedir (Örnek 3).
Esrâr Dede’nin Tezkire-i Şu’arâ-yı Mevleviyye’sinde “celâlet-me’âb” tabiri, “Dervîş Tâ’ib Celâl Ergûn, Dervîş Safî’-i Hatâyî, Sultân ‘Abâ-pûş, Fedâyî Dede (Genç, 2018, s. 60, 70, 185, 195, 241),” olmak üzere 5 farklı maddede geçmektedir. Tezkirede “celâlet-me’âb” tabiri bu maddelerden sadece Celâl Ergûn maddesinde Celâl Ergûn’un vasfında diğer maddelerden “Dervîş Tâ’ib” maddesinde Mevlevi şeyhi Arzî Dede’ye hitaben; “Dervîş Safî’-i Hatâyî, Sultân ‘Abâ-pûş, Fedâyî Dede” maddelerinde ise Mevleviliğin Anadolu’da yayılmasında önemli rol oynayan Dîvâne Muhammed Çelebi (Sultân Dîvânî/Hazret-i Sultân Ebû’s-Seyf/Hazret-i Sultân Semâ‘î-i Dîvânî) için kullanılmıştır. Tezkirede Arzî Dede ve Dîvâne Muhammed Çelebi vasfında celâlet-me’âb, “cenâb-ı celâlet-me’âbları” şeklinde “huzur, makam; saygıdeğer anlamında kullanılan saygı sözü”, anlamına gelen “cenâb” kelimesiyle tamlama yapılarak adı geçen Mevlevi şeyhleri yüceltilmiş ve onlara duyulan saygı vurgulanmıştır (Örnek 4). Celâl Ergûn maddesinde de tabir, âftâb” kelimesiyle “ol âftâb-ı celâlet-me’âb” şeklinde tamlama oluşturularak kullanılmıştır (Örnek 5). Esrâr Dede, bu tabiri Mevlevi büyüklerine hürmeten ve onları yüceltmek, övmek için kullanmış; bu şahsiyetlere verdiği değeri ortaya koymuştur.
“Celâlet-me’âb” terimi, Tezkire-i Rızâ’da 2, Râmiz’in Âdâb-ı Zurafâ’sında 1 ve Esrâr Dede’nin Tezkire-i Şu’arâ-yı Mevleviyye’sinde 5 kez geçmektedir.
Örnek 1:
Bunlaruñ dahı mahlas- şerîfleri Murâdî’dür. Külk-i serî‘ü’l-harekât-ı tahrirden vasf-ı zât-ı celâlet-me’âbları müstagnîdür (Zavotçu, 2017, s. 51).
Örnek 2:
Nesr: Vasf-ı zât-ı celâlet-me’âbları tahrîr-i kilk-i nâdire-perdâzdan müstagnî olmagın bu mertebe ile iktifâ olındı (Zavotçu, 2017, s. 193).
Örnek 3:
Celâlet-me’âblarında merbut u beste olmagın ve … eyâletiyle tekmîl-i merâtib-i ‘izz ü rifʿat ve eyâlet-i mezkûreye râhile-bend-i ‘azîmet iken biñ yüz yetmiş yedi senesi hilâlinde livâ-yı cinâna rıhlet itmişdir. Vezîr-i müşârün-ileyh hakk bu ki kârvânân-ı Devlet-i ‘aliyyelerinden ‘arif ü kâmil ve şân-ı lâzime-i vezâret olan bezl-i cüd u kereme (84a) mâ‘il olduklarından mâ-‘adâ hâcalıkları eyyâmda bulundukları menâşıblarda reftâr-ı dil-pesend-i ‘âlem ve fenn-i şi‘r ü inşâda dahı hakk bu ki müsellem-i Rüstem-i rezm-gâh-ı vegâ bir vezîr-i dilir-i bî-hemtâ olmagın zûr-ı bâzû-yı ṣalâbet ile şöhret-yâb olmagla Suyasalan lakabıyla dahı ma‘lûm şeyh u şâbb olmuşlar idi (Erdem, 1994, s. 254).
Örnek 4:
Livâ-i Hamîdde Burdur nâm kasaba ahalisinden iken Hazret-i Sultân Ebu’s-Seyf kuddise sırruhu’n-nûrânî cenâb-ı celâlet-me’âblarına intisâb ile … (Genç, 2018, s. 241).
Örnek 5:
...Müşâhede idüp ol safâ-yı mevfûrla gülşen-i hâbdan gonce-güşâ-yı dîde-i bî-dârı olduklarında hademe-i serây-ı felek-âsâları ol âftâb-ı celâlet-me’âbuñ tulû‘ını müjde-resân olmagın vâkı‘ı ‘alâmet-i ikbâl-i sûriyye vü ma‘neviyye ittihâzıyla şâh-zâde-i müşârün-ileyhüñ mahlas-ı sâmîlerini Ergûn Hân behişt-âşiyânuñ nâm-ı nâmiyetleriyle müşârun-bi’l-benân Ergûn henüz âmede bûdî incâ nükte-i latîfesiyle îmâ-yı nişân buyurmışlardur… (Genç, 2018, s. 70).
Ayverdi, İ. (2016). Misalli Büyük Türkçe Sözlük. İstanbul: Kubbealtı Yayınları.
Çağbayır, Y. (2007). Ötüken Türkçe Sözlük (Cilt 1). İstanbul: Ötüken Yayınları.
Erdem, S. (hzl.) (1994). Râmiz ve Âdâb-ı Zurafâ’sı. İnceleme-Tenkitli Metin-İndeks-Sözlük. Ankara: AKM Yayınları.
Genç, İ. (hzl.) (2018). Esrâr Dede Tezkire-i Şu‘arâ-yı Mevleviyye. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-206275/tezkire-i-suara-yi-mevleviyye.html.
Şemseddin Sâmî (1999). Kâmûs-ı Türkî. İstanbul: Çağrı Yayınları.
Zavotçu, G. (hzl) (2017). Rızâ Tezkiresi. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-219133/riza-tezkiresi.html.