hûb-edâ, kelimât-ı hûb-edâ, şâ'ir-i hûb-edâ, şu'arâ-yı hûb-edâ, sadâ-yı hûb-edâ
* Güzel anlamına gelen “hûb” kelimesi ile üslup ya da tarz anlamına gelen “edâ” kelimesinin birlikteliğinden oluşan “hûb-edâ”, şairin güzel bir anlatım biçimine ya da sese sahip olması anlamında kullanılan bir terim.
“Hûb-edâ” terimini oluşturan kelimelerden “hûb”, sözlüklerde “güzel, hüsn, cemil, güzellik; güzel, hoş, nîgû, eyü ve dilber olan” (Şemseddin Sâmî, 1901, s. 590; Muallim Nâcî, 1308, s. 397; Mehmed Salâhî, 1322, s. 341; Hüseyin Remzî, 1305, s. 517; Toven, 1927, s. 313); “edâ” ise “tarz, üslup, şive, nâz, tavır, tutum, davranış biçimi, anlatış biçimi (Şemseddin Sâmî, 1901, s. 83; Ahmed Vefîk, 1305: s. 880; TDK, 2025) şeklinde geçmektedir. “Hûb-edâ” ise güzel tavırlı/tutumlu/tarzlı anlamlarına gelmektedir.
Edâ terimi, 16 ve 17. yüzyıl tezkirelerinde nadiren görülmekle birlikte Âlî'nin Künhü'l-ahbâr'da Kanunî Sultan Süleyman devri şairlerinden Emânî'nin şiiri hakkında yaptığı değerlendirmede “söyleyiş tarzı, üslup" karşılığında kullanılmıştır (Aksoyak, 2016, s. 652). “Hûb-edâ” ifadesi ise terim olarak “güzel söz söyleyen, sesi ya da üslubu güzel olan” anlamlarına sahiptir.
“Hûb-edâ” teriminin geçtiği tanıklarda güzel söz söyleme, sesi ya da üslubu güzel olma anlamları vurgulanmıştır. Gülzâr-ı İrfân’da şairin Kur'an'ı güzel okuma bağlamında hoş bir sesinin ve üslubunun olduğuna işaret edilmiştir. Gülşen-i Şuʿarâ'da ise şairin güzel ve ruhu okşayan bir üsluba sahip olduğu belirtilmiştir.
“Hûb-edâ”, Ahdî'nin Gülşen-i Şuʿarâ'sında 5, Mehmed Fahreddin Bursavî'nin Gülzâr-ı İrfân’ında 2 kez kullanılmış olup ifadeyi ilk kullanan Ahdî’dir.
Örnek 1:
Merḥūm-ı mezbūr sadā-yı hûb-edâ ile kırâʾat-ı Kurʾânʾda meşhûr u mevsûf cûd u sehâ ile maʿrûf der-i hânesi güşâde ahbâb u müsâfirîne ikrâmı hadden ziyâde idi (Güzel, 2023, s. 547).
Örnek 2:
Kelimât-ı hûb-edâsından ve ebyât-ı rûh-efzâsından bir kaç matlaʿ-ı pür-sûz mânend-i mihr-i dil-efrûz zuhûra gelüp mestûr olundı (Solmaz, 2018, s. 111).
Örnek 3:
Bu gazel-i garrâ vasf-ı mâh-rûyân-ı zîbâ ol şâʿir-i hûb-edânuñdur ki sebt olundı (Solmaz, 2018, s. 130).
Örnek 4:
Bagdâd’a gelüp yârân-ı safâ ve şuʿarâ-yı hûb-edâya mülâkât-ı ferhunde-sâʿât müyesser ü mukadder oldukda mü’ellif-i tezkire ile meveddet ü mahabbeti sâdık üzre… (Solmaz, 2018, s. 209).
Kaynaklar
Ahmed Vefîk Paşa. (1306). Lehçe-i Osmânî. https://www.osmanlicasozlukler.com/lehceiosmani/tafsil-446632-ym2.html
Aksoyak, İ. H. (2016). 14. YY'dan 19. YY'a Anadolu ve Rumeli'de Yazılmış Türkçe Edebî Metinler Üzerine Söylenmemiş Sözler. Grafiker Yayınları.
Güzel, B. (2023). Gülzâr-ı İrfân. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları.
Hüseyin Remzî. (1305) Lugat-ı Remzî. https://www.osmanlicasozlukler.com/lugatiremzi/tafsil-122041-bb6.html
Mehmed Salâhî. (1322). Kâmûs-ı Osmânî. https://www.osmanlicasozlukler.com/kamusiosmani/tafsil-32084-r92.html
Muallim Nâcî. (1308). Lugat-ı Nâcî. https://www.osmanlicasozlukler.com/lugatinaci/tafsil-77776-rs8.html
Solmaz, S. (2018). Gülşen-i Şuʿarâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları.
Şemseddin Sâmî. (1901). Kâmûs-ı Türkî. https://www.osmanlicasozlukler.com/kamusiturki/tafsil-257560-bk8.html
TDK. (2025). Güncel Türkçe Sözlük. https://sozluk.gov.tr/
Toven, M. B. (1927). Yeni Türkçe Lugat. https://www.osmanlicasozlukler.com/turkcelugat/tafsil-252633-g17.html