ebyât-ı ma’nevî, dîvân-ı ma’nevî, beyt-i ma’nevî, kitâb-ı ma’nevî, kitâb-ı mesnevî ve ma’nevî, tarz-ı kasîde-i ma’nevî, nazm-ı rengîn-i ma’nevî, mesnevî-i pür-ma’nevî, nükûd-ı mesnevî-i pür-ma’nevî, nazm-ı ma’nevî, ma’nevî, nâkil-i mesnevî-i ma’nevî, eş’âr-ı dil-şikâr-ı ma’neviyye, güftâr-ı hakâyık-ı ma’neviyye, mesnevî-i ma’nevî, kâşif-i mesnevî-i ma’nevî-i Mollâ, revnak-efzâ-yı kitâb-ı ma’nevî, lafz-ı ma’nevî, mesnevî-i ma’nevî-i Mevlânâ, vâkıf-ı esrâr-ı kitâb-ı ma’nevî
* Bir edebî üretimin ya tasavvufî anlamlara bağlı olmadan derin manalara sahip olduğunu anlatmak ya da tasavvufî göndermeler yoluyla derin anlamlar taşıdığını göstermek için kullanılan terim.
Arapça bir sıfat olan “ma’nevî” sözlüklerde “gözle görülüp elle tutulamayan, madde dışı olan, mana ile ilgili, ruha ve içe ait olan” (Ayverdi, 2010, s. 768); (Devellioğlu, 2012, s. 668); (Parlatır, 2006, s. 1009); “bir kelimenin taşıdığı mana ve mefhumla ilgili” (Ayverdi, 2010, s. 768); “suverî ve cismanî olmayıp mücerred ve ruhanî olan, âsâr-ı zahiresi olmayıp mana ve hakikat tarafından mevcud olan” (Remzi, 2018, s. 610); “mana ve medlule mensup ve müteallik, suverî ve zahirî olmayan, batın ve ruha mensup ve müteallik, batınî, ruhanî, gayr-i cismanî, gayr-i maddî” (Sami, 1317, s. 1377) anlamlarına gelir.
Söz konusu terim bir söz, beyit, şiir ve eserin görünürdeki anlamının dışında ya tasavvufî göndermelere bağlı olmadan derin manalara sahip olduğunu ya da tasavvufî göndermelere bağlı derin anlamlara sahip olduğunu gösterir.
“Ma’nevî” ifadesi terim anlamıyla Latifî’nin Tezkiretü’ş-Şu’arâsında, Ahdî’nin Gülşen-i Şu’arâsında, Gelibolulu Âlî’nin Künhü’l-Ahbârının tezkire kısmında, Rızâ Tezkiresinde, Safâyî’nin Tezkire-i Şu’arâsında, Ramiz’in Âdâb-ı Zurafâsında, Esrâr Dede’nin Tezkire-i Şu’arâ-yı Mevleviyyesinde, Fatîn’in Hâtimetü’l-Eş'ârında, Faik Reşâd’ın Eslâfında, Esad Mehmed Efendi’nin Şâhidü’l-Müverrihîninde ve Mehmed Fahreddin Bursavî’nin Gülzâr-ı İrfânında kullanılmıştır. İlgili tabir bu kaynaklarda kimi zaman bir söz, beyit, şiir ve eserin herhangi bir tasavvufî göndermeye bağlı olmadan derin anlamlara sahip olduğunu gösterirken kimi zamansa bahsi geçen edebî üretimlerin tasavvufî göndermelere bağlı derin manalara sahip olduğunu ifade etmiştir.
“Ma’nevî” kelimesinin bir söz, beyit, şiir ve eserin görünürdeki anlamının dışında herhangi bir tasavvufî göndermeye bağlı olmadan derin anlamlara sahip olduğunu gösterdiği kullanımlar şunlardır:
Latifî Tezkiretü’ş-Şu’arâsı’nın “mukaddime kısmında” tezkiresinde “lâyık-ı istimâ olan ebyât-ı ma’nevîlere” yer verdiğini söylemiş ve eserindeki beyitlerin görünenin dışında derin anlamlara da sahip olduğunu dile getirmiştir (Canım, 2018, s. 69), “Şeyhü’ş-şu’arâ Mevlânâ Şeyhî” maddesinde ise Şeyhî’nin “tarz-ı kasîde-i ma’nevî”de beğenildiği ve Anadolu’daki şairlerin “nazm-ı rengîn-i ma’nevî”yi Şeyhî’den öğrendiği belirtilmiş ve söz konusu tamlamalardaki “ma’nevî” tabiriyle şairin şiirlerinde görünenin ötesinde derin manalar olduğu vurgulanmıştır (Canım, 2018, s. 312).
Gelibolulu Âlî’nin Künhü’l-Ahbârı’nın tezkire kısmında, “Hilâlî” maddesinde Hilâlî’nin “haylice nazm-ı ma’nevîdir” denilmiş ve şairin doğrudan görünen mananın dışında derin anlamlara da sahip vezinli, kafiyeli sözlerinin yani şiirlerinin çok fazla olduğu dile getirilmiştir (İsen, 2017, s. 90).
Faik Reşâd’ın Eslâfı’nda “Hâce Neş’et” maddesinde Muallim Naci’nin Hâce’nin şairliği hakkındaki sözlerine yer verilmiş ve burada Muallim Naci “Dîvân-ı Lütfi, ma’nevî nekâ’is mecmû’asıdır” diyerek söz konusu Dîvân’ı derin manalar bakımından eksik olarak görmüştür (Aydemir, Özer, 2019, s. 239). Yine aynı kaynağın “Râgıb Mehemmed Paşa” maddesinde Râgıb’ın her sözü “lafz-ı ma’nevî uyûbdan ârî olarak söylemiş” olduğu belirtilerek şairin sözlerinin kendi manalarının dışında derin manalara da sahip oluşunun kusursuz şekilde ortaya konduğu dile getirilmiştir (Aydemir, Özer, 2019, s. 277).
“Ma’nevî” teriminin bir beyit ve eserin görünürdeki anlamının dışında tasavvufî göndermelere bağlı derin anlamlara sahip olduğunu gösteren kullanımlarsa şu şekildedir:
Latifî’nin Tezkiretü’ş-Şu’arâsı’nda “Hazret-i Şeyh İbrahim Gülşenî” maddesinde Mevlânâ’nın “Dîvân-ı ma’nevî”sindeki kimi beyitlerde İbrahim Gülşenî’ye işaret ettiği dile getirilmiş (Canım, 2018, s. 88), söz konusu tezkirenin “Ahmed Rıdvan” maddesinde Ahmed Rıdvan’ın söz ile edasında hoşluk ve güzellik olmamasına rağmen Mevlânâ’nın “kitâb-ı Mesnevî ve ma’nevî”sine denk bir eser yazabileceğini düşünmesine şaşılmıştır (Canım, 2018, s. 126). Ahdî’nin Gülşen-i Şu’arâsı’nda “Sürûrî Efendi” maddesinde Sürûrî’nin Mevlânâ’nın “Mesnevî-i pür-ma’nevî”sine şerh yazdığı söylenmiş (Solmaz, 2018, s.72), yine aynı kaynağın “Mevlânâ Kâtib” maddesinde ise Kâtib’in “nükûd-ı Mesnevî-i pür-ma’nevî”ye mâlik olduğu belirtilmiştir (Solmaz, 2018, s. 258). Safâyî’nin Tezkire-i Şu’arâsı’nda “Sâbir” maddesinde Gelibolu Mevlevihanesi’nde şeyhlik yapan şairin “nâkil-i Mesnevî-i ma’nevî” olduğu söylenmiştir (Çapan, 2005, s. 341). Esrâr Dede’nin Tezkire-i Şu’arâ-yı Mevleviyyesi’nde “Hazret-i Agazâde Muhammed Dede” maddesinde şair Mevlevîlik ve Mevlânâ ile ilgili yazdığı bir şiirinde Mevlânâ’nın Mesnevîsini “Mesnevî-i ma’nevî” olarak anmış (Genç, 2018, s. 29), Garîbî Es-Seyyid Ebûbekir Efendi” maddesinde ise Garîbî bir şiirinde kendisini “kâşif-i Mesnevî-i ma’nevî-i Mollâ” olarak görmüştür (Genç, 2018, s. 218). Fatîn’in Hâtimetü’l-Eşârı’nda “Çilpi Es-Seyyid Muhammed Saîd Hem-dem Efendi” maddesinde şair, Mevlânâ’yı övmek üzere bir beyit yazmış ve burada Mevlânâ’nın Mesnevîsini “revnak-efzâ-yı kitâb-ı ma’nevî” olarak nitelemiştir (Çiftçi, 2017, s. 533). Esad Mehmed Efendi’nin Şâhidü’l-Müverrihîni’nde Mesnevî için “Mesnevî-i ma’nevî-i Mevlânâ” tamlaması kullanılmıştır (Oğraş, 1995, s. 185). Mehmed Fahreddin Bursavî’nin Gülzâr-ı İrfanı’nda “Ser-matla-ı hûrşîd-i ikbâl şehriyârân-ı cihân-penâh Sultân Osmân Gâzi ibni Ertuğrul bin Süleymân Şâh” başlığı altında geçen “vâkıf-ı esrâr-ı kitâb-ı ma’nevî” ifadesi ile Mevlânâ kastedilmiştir (Güzel 2023, s. 59). Bahsi geçen bu kullanımların tamamında Mevlânâ’nın eserinin aynı zamanda Mesnevî-i Ma’nevî olarak anılmasından bağımsız olarak Mevlânâ’nın Mesnevîsinin tasavvufî, hakikî, ilahî bir içeriğe sahip olmasıyla bağlantı kurulmuş, “ma’nevî” ifadesi “tasavvufî bağlamda derin manalara sahip eserler” için terim anlamıyla kullanılmış ve söz konusu terimin bir yerde Mevlânâ’nın Dîvânını nitelerken diğer yerlerin hepsinde onun Mesnevîsini nitelediği görülmüştür.
Latifî’nin Tezkiretü’ş-Şu’arâsı’nda “Hazret-i Şeyh İbrahim Gülşenî” maddesinde İbrahim Gülşenî’nin Mevlânâ’nın “Mesnevîsine karşılık “kırk bin beyt-i ma’nevî” söylediği dile getirilmiş ve bu beyitlerin bir araya gelmesiyle oluşan eser “kitâb-ı ma’nevî” olarak anılmıştır (Canım, 2018, s. 91). Burada yine içerik olarak Mevlânâ’nın Mesnevîsi ile bağlantı kurulduğu, “ma’nevî” teriminin “tasavvufî bağlamda derin manalara sahip beyit ve eser”i nitelemek için kullanıldığı görülmüş ancak burada geçen söz konusu terim Mevlânâ’nın Dîvân’ı ve Mesnevîsini nitelediği kullanımlarından farklı olarak İbrahim Gülşenî’nin Ma’nevî adlı eserini ve bu eserdeki beyitlerini nitelemiştir.
Ayrıca “ma’nevî” tabiri Mevlânâ’nın Mesnevîsi ile bağlantı kurulmadan bir beyit, şiir ve sözün görünürdeki anlamının dışında tasavvufî göndermelere bağlı derin anlamlara sahip olduğunu da göstermiştir. Latifî’nin Tezkiretü’ş-Şu’arâsı’nda “Sinan Paşa” maddesinde Sinan Paşa’nın “huyundan halkın memnun olmadığı kişi Allah katında da değersizdir” ifadesi doğrultusunda Tazarrunâmesi’nde yer alan birkaç “ebyât-ı ma’nevî”ye yer verilmiş ve bu beyitler tasavvufî bağlamda öğütler veren, derin manalı beyitler olarak nitelenmiştir (Canım, 2018, s. 279). Rızâ Tezkiresi’nde, “Habîbî” maddesinde Habîb Dede’nin “ekser kelâmı ma’nevî”dir denmiş ve şairin birçok sözünün tasaavufî bağlamda derin manalara sahip olduğu dile getirilmiştir (Zavotçu, 2017, s. 99). Ramiz’in Âdâb-ı Zurafâsı’nda “Enîs” maddesinde şairin Dîvânının “nu’ût-ı nebeviyye ve mezâmîn ve nükâtı câmi eş’âr-ı dil-şikâr-ı ma’neviyye” ile dolu olduğu söylenmiş ve şairin gönül avlayan şiirleri aynı zamanda tasavvufî bağlamda derin anlamları bulunan şiirler olarak nitelenmiştir. (Erdem, 1994, s. 3). Söz konusu tezkirenin “Kelâmî” maddesinde ise şairin “kelâm-ı dürer-bârlarından ahyânen nu’ût-ı nebeviyye ve güftâr-ı hakâyık-ı ma’neviyye” ortaya çıktığı için bu tezkireye yazıldığı belirtilmiş ve şairin sözleri tasavvufî bağlamda hakikati gösteren derin manalı sözler olarak nitelenmiştir (Erdem, 1994, s. 256).
“Ma’nevî” ifadesi terim anlamıyla Gelibolulu Âlî’nin Künhü’l-Ahbârı’nın tezkire kısmında, Rızâ Tezkiresi’nde, Safâyî’nin Tezkire-i Şu’arâsı’nda, Fatîn’in Hâtimetü’l-Eşârı’nda, Esad Mehmed Efendi’nin Şâhidü’l-Müverrihîni’nde ve Mehmed Fahreddin Bursavî’nin Gülzâr-ı İrfanı’nda birer kez kullanılmışken Latifî’nin Tezkiretü’ş-Şu’arâsı’nda 8; Ahdî’nin Gülşen-i Şu’arâsı’nda, Ramiz’in Âdâb-ı Zurafâsı’nda, Esrâr Dede’nin Tezkire-i Şu’arâ-yı Mevleviyyesi’nde ve Faik Reşâd’ın Eslâfı’nda 2 farklı yerde kullanılmıştır.
Örnek 1:
…Bu cümle mü’ellefât u musannefâtı cem’ itdükde her birinün hûb matla’larından ve mergûb makta’larından ve makbul-i tıbâ’ rengîn mesnevîlerinden ve lâyık-ı istimâ’ olan ebyât-ı ma’nevîlerinden ve müfîd müfredlerinden ve nâfi’ rubaileriyle nâzük mutâyebelerinden… (Canım, 2018, s. 69).
Örnek 2:
…Ve mahlas cihetinden münâsebetle hod haylîce nazm-ı ma’nevîdür (İsen, 2017, s. 90).
Örnek 3:
Dîvân-ı Lütfî, ma’nevî nekâ’is mecmû’asıdır dinilebilir. Tabî’atı rekîkdir… (Aydemir, Özer, 2019, s. 239).
Örnek 4:
…Nice zamân Gelibolu Mevlevîhânesi’nde şeyh-i Mevlevî ve nâkil-i Mesnevî-i ma’nevî olup ba’dehu zatına ta’zimen mevleviyyet ihsân olunup ba’zı bilâd-ı celîlede mutasaddî-i hükm ü imzâ olmuşdur… (Çapan, 2005, s. 341).
Örnek 5:
… Âsâr-ı fezâ’il-intişârlarından nu’ût-ı nebeviyye ve mezâmîn ve nükâtı câmi’ eş’âr-ı dil-şikâr-ı ma’neviyye ile memlû bir kıt’a Dîvân-ı kerâmet-‘ünvânı vardır… (Erdem, 1994, s. 3).
Aydemir, E., Özer, F. (hzl). (2019). Eslâf. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/64564,eslafpdf.pdf?0
Ayverdi, İ. (2010). Misalli Büyük Türkçe Sözlük. İstanbul: Kubbealtı Neşriyat.
Birinci, A. (hzl.) (2018). Doktor Hüseyin Remzi. Lügat-i Remzi. 2 cilt. İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayınları.
Canım, R. (hzl.) (2018). Latîfî-Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html
Çapan, P. (hzl.) (2005). Mustafa Safâyî Efendi Tezkire-i Safâyî (Nuhbetü’l-âsâr min Fevâ’idi’l-eş’âr) İnceleme-Metin-İndeks. Ankara: AKM Yayınları.
Çifçi, Ö. (hzl.)(2017). Fatîn Davud, Fatîn tezkiresi (Hâtimetü’l-Eş’âr). Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-195831/fatin-tezkiresi.html
Devellioğlu, F. (2012). Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lugat. Ankara: Aydın Kitabevi.
Erdem, S. (hzl.) (1994). Râmiz ve Âdâb-ı Zurafâsı (İnceleme-Tenkitli Metin-İndeks-Sözlük). Ankara: AKM Yayınları.
Genç, İ. (hzl.)(2018). Esrâr Dede Tezkire-i Şu’arâ-yı Mevleviyye. Ankara: T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-206275/tezkire-i-suara-yi-mevleviyye.html .
Güzel, B. (hzl.) (2023). Gülzâr-ı İrfân. Ankara: T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/118690,gulzar-i-irfan-mehmed-fahreddin-bursavipdf.pdf?0.
İsen, M. (hzl). (2017). Künhü’l-Ahbâr’ın Tezkire Kısmı. Ankara: T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194288/kunhul-ahbarin-tezkire-kismi.html
Oğraş, R. (hzl.) (1995). Şâhidü’l-Müverrihîn. Ankara: T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-78464/esad-mehmed-efendi---sahidul-muverrihin.html
Parlatır, İ. (2006). Osmanlı Türkçesi Sözlüğü. Ankara: Yargı Yayınevi.
Solmaz, S. (hzl.)(2018). Ahdî ve Gülşen-i Şu’arâ’sı (İnceleme-Metin). Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-201251/ahdi-gulsen-i-suara.html .
Şemseddin Sami (1317). Kamus-ı Türki. İstanbul: İkdâm Matbaası.
Zavotçu, G. (hzl.)(2017). Zehr-i Mâr-zâde Seyyid Mehmed Rızâ Rızâ Tezkiresi. Ankara: T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-219133/riza-tezkiresi.html.