İRTİBÂT U İNTİZÂM (İRTİBĀṬ U İNTİẒĀM)

Bağlantılı ve düzenli, tertipli ve düzenli, bağlam ve uyum, siyâk-sibâk


* Arapça "bağlantı, bağlanma, bağlanmak, bağlanış, münasebet, ilişki, alaka" anlamındaki irtibât ile "düzen, tertip, nizam, düzenlenmiş olan, muntazam, düzgünlük, sıralanmış" gibi anlamları bulunan yine Arapça intizâm kelimelerinin birleşiminden meydana gelen, tezkirelerde "bağlantılı ve düzenli, tertipli ve düzenli" veya "edebî bağlamı güçlü ifade" karşılıklarında kullanılan terim.



Sözlük Anlamı

 “İrtibât” kelimesi sözlüklerde genel olarak “bağlamak, bağlanış, taalluk, münasebet, rabıta” gibi anlamlarda kullanılmıştır (Lehçe-i Osmânî, C. II, s. 913; Lügat-ı Nâcî, s. 44; Kâmûs-ı Osmânî, C. I, s. 277). Kâmûs-ı Türkî ve Resimli Türkçe Kamus, bu anlamlar dışında “merbut oluş, merbutiyet” anlamlarını eklerken; Lügat-ı Remzî ve Lügat-ı Ebuzziyâ’da “alaka, taalluk ve bağlanış” anlamlarını birincil mana olarak verir (Lügat-ı Remzî, C. I, s. 35; Lügat-ı Ebuzziyâ, C. I, s. 135). Yeni Türkçe Lügat ve Lügat-ı Cûdî’de ise “bağlanma, bağlanış” anlamlarını kellime karşılığı olarak verilir.

“İntizam” kelimesi Kâmûs-ı Türkî ve Lügat-ı Nâcî’de “yolunda dizilmiş olma, düzgünlük ve tertip” anlamlarına gelirken (Kâmûs-ı Türkî, s. 177; Lügat-ı Nâcî, s. 122); Lügat-ı Remzî, Kâmûs-ı Osmanî ve Resimli Türkçe Kamus’ta “nizam, sıra, dizi üzere olma, nizamlı bulunuş, düzgün ve yolunda olmak” anlamlarında kullanılır (Lügat-ı Remzî, C. I, s. 124; Kâmûs-ı Osmânî, C. I, s. 462; Resimli Türkçe Kamus, s. 82). Lehçe-i Osmânî’de bunlara ek olarak “nazm olma, nizama girme, muntazamlık ve terim olarak “ahenk” anlamını verir ki, bu anlam edebî saha için oldukça dikkat çekicidir (Lehçe-i Osmânî, C. II, s. 945).

“İrtibât u intizâm” ikilemesi; bir iş veya sanat dalıyla ilgili olarak tertip ve düzeni ifade etmek için kullanılır. Bu bağlamda yapılan işler veya ifade edilen cümlelerin birbiriyle münasebeti, bağlantısı yahut bağlantısızlığı noktasında menfi ya da müspet hüküm vermek için tercih edilen bir kelime grubudur.   




Terim Anlamı

“İrtibât u intizâm”, edebî bakımdan güçlü ifadelere sahip olma” anlamında kullanılmaktadır. Duru, açık, anlaşılır; tertipli ve düzenli nazma veya esere sahip olan sanatçıların ortaya koydukları metinler için tercih edilen ve sanatı için hüküm biçilen bir ikilemedir. 

Modern ifadeyle “bağlam/context” açısından her ifadenin yerli yerinde olması, dil ve ifade noktasında her birimin veya metnin tam bir bütünlük arz etmesidir.   

Bu bakımdan ikileme daha çok İslamî literatürde -özellikle tefsîr alanında- kullanılan “siyâk-sibâk” terimlerini hatırlatmaktadır. “Sözün kullanılış amacını, evveliyatını ve sonrasını dikkate alma” bağlamında kullanılan “siyâk-sibâk” ile “irtibât u intizâm” aynı amaca matuf olarak kullanılmaktadır. Edebî metinlerde sözün baş tarafıyla sonraki birimlerinin birbiriyle olan anlam ilişkisi, bir başka deyişle “illiyet bağı”nın sağlam olması gerekir. Bu bağın kuvvetli olması, şairi edebî sahada muteber kılar. 




Tezkirelerdeki Bağlam Anlamı

Latîfî, ünlü eseri Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ'nın sebeb-i telif diyebileceğimiz ilk bölümünde kendisi ve diğer şairlerin ‘gök kubbe altında hoş bir sada’ bırakarak cemiyette hatırı sayılır bir ad bırakma niyetinde olduklarını şöyle ifade eder: “Rûzgâr-ı mihnet-gubâr bu hakîr-i hâk-sâre gerd-i derd-i bî-şumârdan bir ân göz mi açdurur ki dünyâ yüzin görem ve bu dil-i remîde âramîde olup cem’iyyet-i hâtır mı müyesser olur ki 'aklum dirüp bir iki söze irtibât u intizâm virem” (Canım, 2018, s. 59). Burada “söze irtibât u intizâm vermek” her boyutula derli toplu, sağlam ve iyi bir eser bırakmak manasındadır. 

Latifî, Bergamalı şair Mevlânâ Kemâl için “velhâsıl bu nazm-ı kelâmdan ve ol irtibât u intizâmdan zât-ı kâyilde olan ʿumk u tebahhurı bile ve kitâb-ı kemyâbîde ʿulûm u fünûnuñ ekseri bulunur” (Canım, 2018, s. 450) diyerek çok müspet olmayan değerlendirmede bulunur. Yine de “ulûm u fünûnuñ ekseri bulunur” ifadesi şair için “geçer not” olarak okunabilir. 

Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ’da şair Ali Çelebî’nin sanat özelliklerinden bahsederken de Latifî şu hükmü verir: “Hakkâ budur ki Kitâb-ı Kelîle mütercimlerinden andan münakkah u muvaşşah terceme Türkîde bir münşî-i belâgat-ifşâ itmemiş bast-ı kelâmda ve irtibât u intizâmda bu sûy u semte bir suhan-ârâ gitmemişdür (Canım, 2018, s. 379).  Bu değerlendirmeye göre şair Ali Çelebî’nin vasat bir şair olduğu söylenebilir. 




Tezkirelerdeki Kullanım Sıklığı

Terkip olarak “irtibât u intizâm” Latifî’nin Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ adlı tezkiresinde 3 farklı yerde geçmektedir. Diğer tezkirelerde “irtibât” ve “intizâm”ın ayrı ayrı olmak üzere çok sayıda kullanımı bulunmaktadır.




Örnekler

Örnek 1:

Rûzgâr-ı mihnet-gubâr bu hakîr-i hâk-sâre gerd-i derd-i bî-şumârdan bir ân göz mi açdurur ki dünyâ yüzin görem ve bu dil-i remîde âramîde olup cem’iyyet-i hâtır mı müyesser olur ki 'aklum dirüp bir iki söze irtibât u intizâm virem (Canım, 2018, s. 59).

Örnek 2:

… velhâsıl bu nazm-ı kelâmdan ve ol irtibât u intizâmdan zât-ı kâyilde olan ʿumk u tebahhurı bile ve kitâb-ı kemyâbîde ʿulûm u fünûnuñ ekseri bulunur (Canım, 2018, s. 450). 

Örnek 3:

Hakkâ budur ki Kitâb-ı Kelîle mütercimlerinden andan münakkah u muvaşşah terceme Türkîde bir münşî-i belâgat-ifşâ itmemiş bast-ı kelâmda ve irtibât u intizâmda bu sûy u semte bir suhan-ârâ gitmemişdür (Canım, 2018, s. 379).  




Kaynaklar

Ahmed Vefîk Paşa. (1306). Lehce-i Osmânî. İstanbul.

Canım, R. (2018). Tezkiretü'ş-Şu'arâ ve Tabsıratü'n-Nuzamâ-Latîfî  (İnceleme-metin). Ankara: KB Yayınları. Latifî-Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ

Cûdî, İ. (2006). Lügat-ı Cûdî. (B. T. İsmail Parlatır, hzl.) Ankara: TDK.

Ebüzziyâ Mehmed Tevfîk (1306/1889). Lugat-ı Ebuzziyâ. C.1,2. İstanbul: Matbaa-i Ebûzziyâ.

Devellioğlu, F. (2013). Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat. Ankara: Aydın Kitabevi.

Hindioğlu, A. (1838). Hazine-i Lugat ou Dictionnaire Turc-Français. Vienne.

Nâcî, M. (1308). Lügat-ı Nâcî. İstanbul.

Redhouse, J. W. (1863). Müntahabât-ı Lügât-i Osmâniyye.

Redhouse, W. J. (1968). New Redhouse Turkish-English Dictionary. İstanbul: Redhouse Press.

Remzî, H. (1305). Lugat-ı Remzî 1-2. İstanbul.

Şemseddin Sâmî. (1978). Kâmûs-ı Türkî. İstanbul: Çağrı Yayınları.

Şemseddin Sâmî, Ş. Kelekyan D. (1911) Kâmûs-ı Fransevî. İstanbul: Mihran Matbası.

Tevfik, H. (1921). Almanca Osmanlıca Sözlük Osmanischen ( Turkish ) - Deutsches Wörterbuch. Leipzig. 

Toven, M. B. (1927). Yeni Türkçe Lügat. 2. Baskı. İstanbul.

İnternet Kaynakları:

https://lehcediz.com/  (Erişim tarihi: 29.08.2025)

https://www.osmanlicasozlukler.com/ Erişim tarihi: 29.08.2025)




Madde Yazarı:
Yazım Tarihi:
22/10/2025
logo-img