hayli leffâf, hep leffâflık
* Sözlüklerde çok konuşan, hilekâr ve söyledikleri ile insanların canını sıkan kişiyi tanımlamak için kullanılan kelime.
Leffâf kelimesi, Arapça lefefe "bir araya getirmek, dolamak, dili dolanmak, yavaş ve ağır konuşmak" gibi anlamlara sahiptir (Cevherî, 1987, cilt 4, s. 427-428; İbn Manzûr, 1414/1993, cilt 9, s. 318-319; Zebîdî, 1987, cilt 24, s. 369-373). Bu kökten türetilmiş bir sıfat olan leffâf; çok konuşan, çok söz söyleyen, can sıkan (Çağbayır, 2016, cilt 6, s. 3660; Devellioğlu, 2015, s. 628), lafazan (Parlatır, 2014, s. 965), hilekâr ve dalavereci anlamlarına gelir (Tietze, 2016, s. 526).
Bir konu hakkında çok fazla ve boş konuşan, hilekâr kişi.
Kelimenin tezkirelerde çok ve gereksiz konuşan, hilekâr kişiyi nitelemek için sıfat olarak kullanıldığı tespit edilmiş olup kelime ilk kez Latîfî'nin Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ'sında kullanılmıştır. Kelimenin geçtiği örneklerin diğer tezkirelerde tekrar ettiği görülmektedir. Latîfî'de yer alan örnek (Canım, 2018, s. 109) Künhü’l-Ahbâr'da; Meşâ’irü’ş-Şu’arâ'da (Kılıç, 2018, s. 637) bulunan beyit ise Kınalızâde Hasan Çelebı̇, Riyâzî ve Mehmed Nâil Tuman'da tekrarlanmıştır. Latîfî ve Rıza'da şair betimlenirken "hayli leffâf" (Canım, 2018, s. 474-Zavotçu, 2017, s. 63) ifadesi yer alırken Âşık Çelebi'de ise "hep leffâf" (Kılıç, 2018, s. 109) şeklinde kullanım tercih edilmiştir. Terimin kullanıldığı son örnek ise Tuhfe-i Nâilî'de (Kurnaz ve Tatcı, 2001, s. 245) bulunmaktadır.
Latîfî, aşk meclisinde eğlenmek için pervanenin yeterli olduğunu, bundan dolayı bülbülün adının dahi zikredilmemesi gerektiğini vurgulamaktadır. Çünkü çok konuşan, geveze bülbülün adının bile anılması pervaneyi rahatsız etmek için yeterlidir: “Meclis-i ʿaşkda eglenmege pervâne yeter / Bülbül-i gülşeni anma gider ol leffâfı” (Canım, 2018, s. 109). Meşâ’irü’ş-Şu’arâ'da “Koyalum gayrı hep leffâflıkdur / Benüm hakkum nakîb eşrâflıkdur” ifadesiyle boş ve lüzumsuz konuşana atıf yapılmıştır (Kılıç, 2018, s. 637). Kınalızâde Hasan Çelebı̇'de ise "Ögmenüz bülbüli ‘âşık diyü yanumda benüm / Bildigüm kuşdur uçurman bana ol leffâfı " denilerek bülbülün boş konuşup gevezelik ettiği belirtilmiştir(Sungurhan, 2017, s. 326).
Kelime Latîfî'nin Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ'sında 2; Âşık Çelebi'nin Meşâ’irü’ş-Şu’arâ'sında 3; Kınalızâde Hasan Çelebi'nin Tezkiretü’ş-Şu’arâ'sında 1; Gelibolulu Mustafa Âlî'nin Künhü’l-Ahbâr'ında 1; Riyâzî'nin Riyâzü’ş-Şu’arâ'sında 1; Rızâ Tezkiresi'nde 1; Mehmed Nâil Tuman'ın Tuhfe-i Nâilî'sinde 1 defa kullanılmıştır.
Örnek 1:
Meclis-i ʿaşkda eglenmege pervâne yeter
Bülbül-i gülşeni anma gider ol leffâfı (Canım, 2018, s. 109).
Örnek 2:
Şehr-i İstanbuldan Sultân Selîm Hân vassâflarından bezzâzistân sahhâflarından idi. Ol devrde fevt oldı. Bâb-ı tasallüfde hayli leffâf ve hâlince şâʿir ü vassâf idi. Tabîʿat-ı şiʿriyyesi çendân ve pesendîde-i ehl-i ʿirfân degüldi. (Canım, 2018, s. 474).
Örnek 3:
Koyalum gayrı hep leffâflıkdur
Benüm hakkum nakîb eşrâflıkdur (Kılıç, 2018, s. 109).
Örnek 4:
Ögmenüz bülbüli ‘Âşık diyü yanumda benüm
Bildigüm kuşdur uçurman bana ol leffâfı (Sungurhan, 2017, s. 326).
Açıkgöz, N. (2017). Riyâzü’ş-Şuara (Tezkiretü’ş-Şuara). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-191371/riyazi-riyazus-suaratezkiretus-suara.html
Canım, R. (2018). Latîfî-Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html
Cevherî, İsmâil b. Hammâd (1987). Es-Sıhâh Tâcu'l-Luga ve Sıhâhu'l-Arabiyye. Beyrût: Dâru'l-İlmi'l-Melâyîn. 4. cilt.
Çağbayır, Y. (2016). Orhun Yazıtlarından Günümüze Türkiye Türkçesinin Söz Varlığı Büyük Türkçe Sözlük. İstanbul: Ötüken Neşriyat. 6. Cilt.
Devellioğlu, F. (2015). Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat. Ankara: Aydın Kitabevi Yayınları, 31. Baskı.
İbn Manzûr, Ebü’l-Fazl Cemâlüddîn Muhammed (1414/1993). Lisânü’l-‘Arab. Beyrût: Dâru Sâdır. 9. cilt.
İsen, M. (2017). Künhü’l-Ahbâr’ın Tezkire Kısmı. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194288/kunhul-ahbarin-tezkire-kismi.html
Kılıç, F. (2018). Âşık Çelebı̇-Meşâ’ı̇rü’ş-Şu’arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-210485/asik-celebi-mesairus-suara.html
Kurnaz, C. ve Tatcı, M. (2001). Tuhfe-i Nâilî Divan Şairlerinin Muhtasar Biyografileri I. Ankara: Bizim Büro Yayınları.
Râgıb el-İsfahânî (1412/1991). el-Müfredât fî Garîbi’l-Kurʾân. Dımaşk-Beyrût: Dâru'l-Kalem, Dâru'ş-Şâmiyye.
Parlatır, İ. (2014). Osmanlı Türkçesi Sözlüğü. Ankara: Yargı Yayınevi, 7. Baskı.
Sungurhan, A. (2017). Kınalızâde Hasan Çelebı̇ Tezkı̇retü’ş-Şu’arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194494/kinalizade-hasan-celebi-tezkiretus-s-uara.html
Tietze, A. (2016). Tarihî ve Etimolojik Türkiye Türkçesi Lugati. C. IV. Ankara: TÜBA.
Zavotçu, G. (2017). Rızâ Tezkiresi. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-219133/riza-tezkiresi.html
Zebîdî, Muhammed b. Muhammed (1987). Tâcu’l-‘Arûs min Cevâhiri’l-Kâmûs. Kuveyt: Matbaatu Hükûmeti'l-Kuveyt. 24. cilt.