künd-tabî'at, ‘abûs-likâ
* Sözlüklerde “kesmez, kör, kısa ve biçimsiz” gibi anlamları olan, tezkirelerde "şiir anlayışı kıt, dar görüşlü, yeteneksiz” şairler için kullanılan terim.
Kelime Farsça bir sıfattır. Redhouse’un hazırladığı Müntahabât-ı Lügât-i Osmâniyye’de “kesmez, kör olan, keskin olmayan” anlamları verilmiştir (Redhouse J. W., 1863, s. 75). Kâmûs-ı Türkî ve Yeni Türkçe Lügat’ta “kısa ve biçimsiz, kont, kesmez, kör ve iğdiş edilmiş” anlamlarında (Sâmî, H.1318, s. 1185), (Toven, 1927, s. 600); Lugat-ı Remzî’de “kesmez, kör olan, keskin olmayan” (Remzî, 1305, s. 233), Lehce-i Osmânî’de “kont, kesmez” (Paşa, 1306, s. 1298), Lügat-ı Cûdî’de “kesmez olan, gayr-i katı’ ve hadım edilmiş” (Cûdî, 2006, s. 774) anlamlarına gelmektedir.
Klasik şairlerin şiirdeki maharetini tanımlayan terimlerden biri olan “künd”; olumsuz bir sıfat olarak kullanılmıştır. Tamlamalı kullanımda “künd-tabî‘at”, şairin yaratıcı bir ilhama ve şiir idrakine sahip olmadığını ifade eder. Üslup bakımından özgünlüğü yakalayamamış, şiire yeni bir soluk getirememiş şairler için olumsuz bir sıfat olarak kullanılır.
Dr. Gencay Zavotçu, Rızâ Tezkiresi 'ndeki olumsuz, farklı huy ve mizaçlarıyla anılan şairlere dikkat çeker. Şair Iydî için kullanılan “künd-tabî‘at ve abûs-likâ” nitelemeleri, menfi olup şairin şiirdeki yetersizliğine atıftır (Zavotçu, 2017, s. 26). Eserde şair ‘Iydî için şu ifadelere yer verilir: “Ankaravî Beg-zâde Lutfullâh Çelebi’dür. Zümre-i dervîşân-ı bî-nâm ü nişândan olup ‘Acem ü Hind’i seyâhat idüp ma‘ârif-i külliyeye dest-res buldukdan sonra vilâyet-i Rum’a ‘avdet ve şu‘arâ-yı Rum’la dahı hem-sohbet olmışdur. Künd-tabî‘at u ‘abûs-likâ iken Fârisî ve Türkî bî-hem-tâ eş‘ârı vardur" (Rızâ, 2017, s. 167).
Diğer tezkirelerde “künd” veya tamlama olarak” künd-tabî‘at” ile ilgili bir kullanıma yer verilmemiştir. Ancak tezkire dışında kalan diğer eserlere bakıldığında “kesmez, kör, kısa” gibi anlamlarda kullanıldığını görürüz. 17. yüzyılda Cafer Efendi tarafından yazılmış bir menakıbnâme olan Risâle-i Mimâriyye’de “Kelîl ʿArabîdir Fârisîde künd Türkîde çönge demektir yanî kesmez” ifadesine yer verilerek üç dildeki karşılığına işaret edilir (Yank, 2019, s. 250). Burak Beken’in hazırladığı Işk-nâme (Ferruh u Hümâ) mesnevisinde “kısa, güçsüz, yetersiz” anlamıyla kullanılır: “Hümâ yatur bu hâl içinde bî-hûş/Eli künd ü dili sergeşte hâmûş” (Beken, 2021).
Rızâ Tezkiresi'ndeki bir örnek dışında kullanımına rastlanmamıştır.
Örnek 1:
Ankaravî Beg-zâde Lutfullâh Çelebi’dür. Zümre-i dervîşân-ı bî-nâm ü nişândan olup ‘Acem ü Hind’i seyâhat idüp ma‘ârif-i külliyeye dest-res buldukdan sonra vilâyet-i Rum’a ‘avdet ve şu‘arâ-yı Rum’la dahı hem-sohbet olmışdur. Künd-tabî‘at u ‘abûs-likâ iken Fârisî ve Türkî bî-hem-tâ eş‘ârı vardur (Zavotçu, 2017, s. 167).
Beken, B. (2021). Muhammed'in Işk-nâme (Ferruh u Hümâ) Adlı Mesnevisinin Bağlamlı Dizini ve İşlevsel Sözlüğü. Doktora Tezi. Ankara. https://lehcediz.com
Cûdî, İ. (2006). Lügat-ı Cûdî. (B. T. İsmail Parlatır, hzl.) Ankara: TDK.
Paşa, A. V. (1306). Lehce-i Osmânî. İstanbul.
Redhouse, J. W. (1863). Müntahabât-ı Lügât-i Osmâniyye (Cilt 3).
Redhouse, W. J. (1968). New Redhouse Turkish-English Dictionary. İstanbul: Redhouse Press.
Remzî, H. (1305). Lugat-ı Remzî 1-2. İstanbul.
Sâmî, Ş. ( H.1318). Kâmûs-ı Türkî. İstanbul.
Toven, M. B. (1927). Yeni Türkçe Lugat (2 b.). İstanbul.
Yanık, G. (2019). Cafer Efendi’nin Risâle-i Mimâriyye Adlı Eserinin Bağlamsal Dizin ve İşlevsel Sözlüğü. Yüksek Lisans Tezi. Isparta.
Zavotçu, G. (hzl.) (2017). Rızâ Tezkiresi. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-219133/riza-tezkiresi.html