huceste-likâ
* “Kutlu, mübarek, uğurlu” anlamlarına gelen Farsça “huceste” ile “surat, yüz” anlamındaki Arapça “likâ” kelimelerinin birleşmesiyle oluşan; şair ve yazarlar yetiştirmesi açısından övgüye layık, değerli bulunan, kıymet verilen asrı ve döneminde tanınmış, yetenekli şairleri tanımlamak için kullanılan terim.
Terim, Farsça-Arapça birleşik bir sıfattır. Farsça kökenli “huceste” kelimesinin anlamı, sözlüklerde “uğurlu” (Parlatır, 2006, s. 645; Birinci, 2018, s. 483), “meymenetli; hayırlı, saadetli” (Devellioğlu, 2001, s. 378), “mesut” (Mütercim Âsım, 2009, 365; Parlatır vd., 2006, s. 181), “kutlu, mübarek; iyi, hoş” (Kanar, 2015, s. 648) olarak verilmiştir. Bu kelimenin, “yüz, çehre, sima” (Parlatır, 2006, s. 973; Devellioğlu, 2001, s. 552) anlamındaki Arapça “likâ” kelimesiyle birleşmesi sonucu “uğurlu yüzlü, mübarek” anlamındaki sıfat oluşmuştur.
Tezkirelerde şairlerden ve söz konusu asırdan bahsedilirken “huceste-likâ” olumlu bir sıfat olarak kullanılmıştır. Şahsı tanımladığında şiire kabiliyeti olan, döneminde yıldızı parlamış, şanslı görülen şairlerin durumunu anlatır. Zamanı nitelemek için kullanıldığında ise önemli şair ve yazarların yetiştiği kutlu, mübarek sayılan bir dönemi tanımlar.
Rızâ Tezkiresi’nde Mahvî, İlmî, Azîzî, Mehmed Efendi ve Mu’în maddelerinde karşımıza çıkan “huceste-likâ” terimi, dört örnekte zamanı, bir örnekte ise şairi tanımlamaktadır. ‘Azîzî maddesinde bu terim bahsi geçen şairin yetenekli, döneminde tanınmış bir kişi olduğunu ifade etmek amacıyla şu şekilde kullanılır: “’İlm ü fazl ile ma’ruf ve şi'r ü inşâyla mevsûf bir zât-ı huceste-likâ ve bir vücûd-ı hem-tâdur …" (Zavotçu, 2017, s. 162).
Diğer örneklerde terim doğrudan şairi değil, şairlerle dolu olan bir asrı tanımlamaktadır. Mahvî, İlmî ve Mu’în maddelerinde adı geçen şairlerin “… ‘asr-ı huceste-likâ şu’arâsından …" (Zavotçu, 2017, s. 169, 199, 200) oldukları söylenerek bu mübarek asırda yetişmiş kutlu şairler sayıldıkları vurgulanmaktadır. Tezkirede Mehmed Efendi'nin de benzer bir kullanımla zamanının huceste-likâ fuzalâsından olduğu belirtilerek şu şekilde övülür: “Hakkâ ki ‘arsa-i belâgatda çâpük-süvâr-ı semend-i melâhat olup bu zamân-ı huceste-likâ fuzalâsından ve bu evân-ı bi-hem-tâ şu’arâsındandur" (Zavotçu, 2017, s. 193).
Terim ile Rızâ Tezkiresi'nde 5 örnekte karşılaşılmıştır. Diğer tezkirelerde kullanımına tesadüf edilmemiştir.
Örnek 1:
“Hâlâ bu ‘asr-ı huceste-likâ şu‘arâsından olup hakkâ ki san‘at-ı ihtirâ‘da misâli nâdir ve her beytinüñ ma‘nâsın virmege kâdirdür" (Zavotçu, 2017, s. 200).
Örnek 2:
“Hâlâ bu 'asr-ı huceste-likâ şu'arâsından ve şu'arânıñ fusahâsından zarîf ü nüktedân pür-fazl u 'irfân vücûd-ı şerîfdür (Zavotçu, 2017, s. 169).
Örnek 3:
“'İlm ü fazl ile ma’rûf ve şi'r ü inşâyla mevsûf bir zât-ı huceste-likâ ve bir vücûd-ı hem-tâdur ki meydân-ı belâgatda misli nâdir ve ‘arsa-i ma‘ânîde pehlevân-ı bahâdırdur (Zavotçu, 2017, s. 162).
Örnek 4:
“Hakkâ ki ‘arsa-i belâgatda çâpük-süvâr-ı semend-i melâhat olup bu zamân-ı huceste-likâ fuzalâsından ve bu evân-ı bi-hem-tâ şu’arâsındandur (Zavotçu, 2017, s. 193)
Örnek 5:
“Hâlâ bu ‘asr-ı ferhunde-likâ (huceste-likâ) şu‘arâsından ve şu‘arânuñ bülegâsındandur" (Zavotçu, 2017, s. 199)
Birinci, A. (hzl.) (2018). Lügat-i Remzî. İstanbul:Türkiye Yazma Eserler Kurumu.
Devellioğlu, F. (2001). Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat. Ankara: Aydın Kitabevi.
Kanar, M. (2015). Farsça Türkçe Sözlük. Ankara: Say Yayınları.
Mütercim Âsım (2009). Burhân-ı Kâtı. Ankara: TDK Yayınları.
Parlatır, İ. (2006). Osmanlı Türkçesi Sözlüğü. Ankara: Yargı Yayınevi.
Parlatır, İ., Tezcan Aksu, B. ve Tufar, N. (hzl) (2006). Lügat-ı Cûdî. Ankara: TDK Yayınları.
Zavotçu, G. (hzl.) (2017). Rızâ Tezkiresi. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-219133/riza-tezkiresi.html