hezel-gûy, hezel-gûyân
* Şaka, latife ya da eğlendirmek için söylenen söz anlamına gelen “hezel” ile eklendiği kelimeye söyleyen anlamı katan “gû/gûy” sıfatının birleşiminden meydana gelen, "latife yollu söz söyleyen" anlamında kullanılan terim.
“Hezel-gû(y)” birleşik bir sıfattır. “Hezel” sözlüklerde “şaka, mizah, latife, alay ve eğlence, bir övgü veya yergi ifadesinin hoş bir mizah veya güldüren bir müstehcenlik içinde ifade edilmesi; bir kimsenin kötülendiği, hakkında uygun olmayan şeylerin söylendiği şiir veya ahlâk ve edebe aykırı söz ” (Durmuş, 1998, s. 304; Dihhudâ, 1998, s. 208) anlamlarıyla karşılanmaktadır. “Gû/Gûy” ise “söyleyici, söylenme, diyen, söyleyen, söz söyleyici, nâdire söyleyici, söz, kelam, lakırdı” (Ahmed Vefik, 1306, s. 1303; Muallim Nâcî, 1308, s. 640; Mehmed Salâhî, 1322, s. 281; Şemseddin Sâmî, 1901, s. 1187; Hüseyin Remzî, 1305, s. 236) anlamlarındadır. İki sözcüğün birleşimi olan “hezel-gû(y)” şaka ya da latife yoluyla söz söyleyen anlamına gelmektedir.
“Hezel-gû(y)” terim olarak sert bir sözün daha yumuşak bir şekilde ve değişik bir anlatım tarzıyla ifade edilmesi anlamındadır (Durmuş, 1998, s. 304). Ayrıca “ünlü bir şiire aynı ölçü ve kafiyede, şaka ve alay yollu yazılmış nazire”yi (Dilçin, 1983, s. 273) söyleyen kişi anlamında da kullanılır.
“Türk edebiyatında hezl, birini yermek ve ona hak etmediği bir şeyi yakıştırmak üzere genel ahlâk kurallarını zorlayıcı tarzda söylenmiş sözlere denir” (Pala, 1998, s. 305) şeklinde bir tanıma sahip olan “hezel” kelimesi tezkirelerde “gû/gûy” ile birleşerek “hezel-gû(y)” şeklinde belirtilen tarzdaki sözleri söyleyen kişi anlamında kullanılmıştır. İfade ilk kez Heşt Bihişt’te geçmektedir.
“Hezel-gû(y)” sıfatı, birer kez olmak üzere sadece Sehî Beg ve Latîfî’nin tezkirelerinde geçmektedir.
Örnek 1:
Güşâde-dil hezel-gûy tabîʿatı latîfeye māyil olup vüzerâ vü ümerâ musâhabetine mülâzemet ve ulular ve devletlüler hizmetine müdâvemet iderdi (İpekten vd., 2017, s. 109).
Örnek 2:
Maʿlûmdur ki bundan garaz ehlu’llâh-ı hakīkat-güftâr ve evliyâ’ullâh-ı kerâmetşiʿârdur sanma ki muzahrafât-ı hayâl ve bîhûde makâl ile hezel-gûyân-ı erâzil-i rûzgârdur (Canım, 2018, s. 71).
Ahmed Vefik Paşa. (1306). Lehçe-i Osmânî. https://www.osmanlicasozlukler.com/lehceiosmani/tafsil-456065-tp2.html
Aslan, N. (2022). Boşamaya Yönelik Nasların Makâsıd Eksenli Yorumu -Hâzilin Talâkı Örneği. Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 30. Yıl Özel Sayısı, 256-269.
Canım, R. (hzl.) (2018). Latîfî-Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html
Dihhudâ, A. A. (1998). Lügatnâme. Tahran: Tehran University Press.
Dilçin, C. (1983). Örneklerle Türk Şiir Bilgisi. Ankara: TDK. Yayınları.
Durmuş, İ. (1998), Hezl. Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. (C.17, ss. 304-305). İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınevi.
Hüseyin Remzî. (1305) Lugat-ı Remzî. https://www.osmanlicasozlukler.com/lugatiremzi/tafsil-144127-ch8.html
İpekten, H., Kut, G., İsen, M., Ayan, H., ve Karabey, T. (hzl.) (2017). Sehî Beg Heşt Bihişt. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-78460/tezkireler.html
Levend, A. S. (1984). Divan Edebiyatı Kelimeler ve Remizler Mazmunlar ve Mefhumlar. İstanbul: Enderun Kitabevi.
Mehmed Salâhî. (1322). Kâmûs-ı Osmânî. https://www.osmanlicasozlukler.com/kamusiosmani/tafsil-36181-ra7.html
Muallim Nâcî. (1308). Lugat-ı Nâcî. https://www.osmanlicasozlukler.com/lugatinaci/tafsil-82145-hk9.html
Pala, İ. (1998), Hezl. Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. (C.17, ss. 305-306). İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınevi.
Şemseddin Sâmî. (1901). Kâmûs-ı Türkî. https://www.osmanlicasozlukler.com/kamusiturki/tafsil-297702-dz8.html