ferzâne-i zamân/ ferzâne-i cihân/ ferzâne-i dehr/ ferzâne-i âlem
* Sözlüklerde “zamanın âlimi, ârifi, hâkimi” anlamına gelen ve tezkirelerde yaşadığı dönemde “ilim, fen ve hakikatte ileri, çağdaşlarından önde gelen” kimseler/ şairler için kullanılan bir terimdir.
Farsça bir kelime olan ferzâne; “hakîm, filozof, bilge, bilgili, âlim, ilim ve irfanla muttasıf ve mümtaz” (Dihhuda, 1998, s. 17066; Şemseddin Sâmî, 2018, s. 988) anlamlarına gelmektedir. Vaktin azlığını veya çokluğunu belirten Arapça bir isim olan zemen/ zamân ise “asr, çağ, dehr, cihân, âlem” manalarının karşılığı olarak kullanılmaktadır (Şemseddin Sâmî, 2018, s. 686; Ağarı, 2023, s. 125). Tezkirelerde “ferzâne-i zamân, ferzâne-i cihân, ferzâne-i dehr, ferzâne-i âlem” şeklinde zikredilen bu terkip, “zamânın âlimi, hakîmi, bilgini” gibi anlamlar ifade eder.
İlim, fen/sanatta ve hakikatte ileri, çağdaşlarından önde olan kimse/şair.
Ahdî, ferzâne-i zamân/ ferzâne-i cihân terkibini ilk olarak Kınalızâde Âli Efendi’nin inşa (nesir) üslûbundaki hünerini göstermek için kullanır ve onun inşa (nesir) alanında Hâce-i cihân gibi zamânın âlimi ve dünyada kabul görmüş bir nesir üstadı olduğundan bahseder (Solmaz, 2018, s. 69) (Örnek 1). Ahdî, Sürûrî Efendi’nin biyografisini anlattığı bölümde ise onun cihânın bilge kişisi olduğuna dair övgü dolu sözler söyleyerek Sürûrî’nin olgunluk, ahlak ve ilim bakımından çağının önde gelenlerinden biri olduğunu belirtir (Solmaz, 2018, s. 72) (Örnek 2). Terim, Âşık Çelebi’nin Meşâ’ürü’ş-Şu‘arâ’sında da aynı anlamı karşılar. Âşık Çelebi, aralarında eskiden beri süregelen bir muhabbet ve dostluk bağı olan Fevri Efendi’nin hayatına dair bilgiler verirken onun asrın eşsizi ve yaşadığı zamânın bilgesi olduğunu söyler (Kılıç, 2018, s. 547) (Örnek 3). Fâtîn’in Hâtimetü’l- Eş’âr’ında ferzâne-i zamân sözcüğüyle aynı anlamda gelen ferzâne-i âlem tabiri, Abdî Efendi isimli bir şairin gazelindeki beyitlerden birinde geçer. Ölümün kaçınılmazlığının dile getirildiği beyitte en bilge insanların dahi sonunda toprağa gireceği anlatılır (Çiftçi, 2017, s. 341) (Örnek 4).
Sonuç olarak ferzâne-i zamân; ""ilim, irfan, fen/sanatta ve hakikatte” çağının önde gelen marifet ehli kimselerini ifade eden bir terimdir.
Terim anlamıyla “ferzâne-i zamân” kelimesi Ahdî’nin Gülşen-i Şu’arâ’sında 3, Âşık Çelebi’nin Meşâ’irü’ş-Şu’arâ’sında 2; “ferzâne-i cihân” kelimesi Ahdî’nin Gülşen-i Şu’arâ’sında 4, Safâyî’nin Nuhbeti’l-Âsâr min Fevâ’idi’l-Eş’âr’ında 1, Sâlim’in Tezkire-i Şu’arâ’sında 1, Belîğ’in Nuhbeti’l-Âsâr li zeyli Zübdetü’l-Eş’âr’ında 1; “ferzâne-i âlem” kelimesi Fatîn’in Hatimetü’l-Eş’âr’ında 1; “ferzâne-i dehr” kavramı ise Faik Reşâd’ın Eslâf’ında 1 kere kullanılmıştır.
Örnek 1:
Ehliyyetle ehâlî-i fihâm ve mevleviyyetle mevâlî-i izâm zümresindendür. Pâdişâh-ı âlem-penâhun devâm-ı devletinde ve eyyâm-ı sa‘âdetinde hâlâ izz ü ikbâl ve câh u celâl ile kâdî-i Medîne-i Şâm ve adâletgüster-i kâffe-i enāmdur. Ol zât-ı kerîmetü’s-sıfāt Hınnalu-zâde dimekle ma‘rûf ve dîn ü diyânetle mevsûf vücûd-ı şerîfi kemâlât-ı reng-â-reng ile ârâste ve ‘unsûr-ı latîfi envâ‘-ı ma‘ârifle pirâstedür ve tab‘-ı dürer-pâşı vâdî-i nazmda üç zebân ile şi‘re kâdir ve her ‘ilme şürûh u havâşi yazmada mâhir ve fünûn-ı arûz u mu‘ammâda ser-âmed-i ehl-i hüner ü müşkil-küşâ ve her birinde fevâid-güster ü kavâid-nümâ ve üslûb-ı inşâda Hâce-i Cihân gibi ferzâne-i zamân u makbûl-i münşiyân-ı cihân ve eş‘âr-ı Tâzî vü Fârisî ile meşhûr-ı Arab ü ‘Acem ve güftār-ı Türkîsi ma‘nâ-yı rengîn ile gamzedâ-yı dil-i pür-gamdur (Solmaz, 2018, s. 69).
Örnek 2:
Gelibolı’dandur. Sâbıkan şâh-zâde Sultân Mustafâ hazretlerinün hâcesi olmış ve hadd-ı zâtında pesendîde-i ehâlî ve güzîde-i mevâlî kemâl ü fazl ile ser-âmed-i akrân ve hulk-ı azîm ile yegâne-i devrân ve ferzâne-i cihân idi (Solmaz, 2018, s. 72).
Örnek 3:
Yegâne-i asr u ferzâne-i zemândur. Bu hakîr ile sâbıka-i ma‘rifet ve mâ-beynde zemân-ı kadîmden râbıta-i mahabbet ü meveddet vardur, ol zemânda Yenişehr’de kâzî idi ve Fevrî Efendi dahı bir takrîb ile Yenişehr’de bulınup biri birinün şeref-i musâhabetlerinden râzî idi (Kılıç, 2018, s. 547).
Örnek 4:
Çeker âgûş-ı dügeh âkibet ferzâne-i ‘âlem
Miyân-ı nev-‘arûs-ı râzı kim halk-ı cihân saklar (Çiftçi, 2017, s. 341).
Örnek 5:
Ferzâne-i dehr olmuş idim lîk zamâne
Gezdirdi beni mihnet ile hâne-be-hâne (Aydemir ve Özer, 2019, s. 67).
Ağarı, M. (2023). “Zaman Kavramı: Nedir- Ne Değildir?”. Karabük Türkoloji Dergisi. C. 6, S. 1, s. 123-48.
Aydemir, E. ve Özer, F. (hzl.) (2019). Faik Reşâd- Eslâf. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/64564,eslafpdf.pdf?0
Çiftçi, Ö. (hzl.) (2017). Fatîn Tezkiresi (Hâtimetü’l-Eşâr). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/55976,fatin-tezkiresi-pdf.pdf?0
Dihhuda, A. E. (1998). Lugatnâme-i Dihhudâ. C. 11. Tahran: Tahran Üniversitesi Yayınları.
İnce, A. (hzl.) (2018). Mîrzâ-zâde Mehmed Sâlim Efendi Tezkiretü’ş-Şu‘arâ (İnceleme- Metin).Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/57124,mirza-zade-mehmed-salim-tezkiretu39s-su39arapdf.pdf?0
Kılıç, F. (hzl.) (2018). Âşık Çelebi- Meşâ’irü’ş-Şu‘arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59036,asik-celebi-mesairus-suarapdf.pdf?0
Solmaz, S. (hzl.) (2018). Ahdî ve Gülşen-i Şu‘arâ’sı (İnceleme- Metin). Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56733,ahdi-gulsen-i-suarapdf.pdf?0
Şemseddin Sâmî. (2018). Kâmûs-ı Türkî. (hzl. R. Gündoğdu, N. Adıgüzel, E. F. Önal). İstanbul: İdeal Kültür Yayıncılık.