Vâhid, vâhid-i ke’l-elf, harf-i vâhid, kelime-i vâhid, lafz-ı vâhid, mısrâ-ı vâhid, zât-ı Vâhid, emr-i Vâhid, vâhiden ba’de vâhid
* Sözlüklerde “yalnız, tek, bir, eşsiz ve benzersiz” gibi anlamları olan; tezkirelerde Allah’ı, bir kişinin yeteneğini ya da sözünü “biricik, tek, benzersiz” olarak tasvir etmek maksadıyla kullanılan terim.
Sözlükte “tek ve bir olmak” anlamındaki Arapça “vahd” kökünden gelen “vahdet” kelimesi “yalnızlık, teklik, birlik” demektir (Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lûgat, 2000, s. 1132). Yine aynı kökten türeyen “tevhîd” “bir kılma, bir etme, birleştirme, birleştirilme”, “bir sayma bir olarak bakma, birliğine inanma”, “Allah’ın birliğine inanma” gibi anlamlara gelmektedir. (Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lûgat, s. 1102) “Vâhid” kelimenin ism-i fâili olup “yalnız, tek, bir” demektir. “Vahîd” kelimesi ise yine “vahdet” kökünden türemiş Arapça sıfat-ı müşebbehe olup, "tek, bir, eşsiz" anlamlarına gelmektedir. (Redhouse, 2000, ss. 1214-1215).
Vahîd kelimesi Kur’ân-ı Kerîm’de “Allah” anlamına gelmektedir. Kur’ân’da: “De ki: O Allah birdir.” (es-Sad 38/4) ayetiyle Allah’ın bir olduğu ve tek olduğu vurgulanmaktadır. Allah, yaratıcı olarak her şeyi tek başına yaratan ve yöneten yegâne varlıktır. Bu nedenle “Vahîd” sıfatı, her şeyin sahibi ve tek ilâhın Allah olduğunu ifade etmektedir.
İslâm inancında “tevhîd” “Allah’ın zâtında, sıfatlarında, mâbud oluşunda bir ve tek olduğunu zihin ve kalp yoluyla kabul etme” anlamında kullanılan bir terimdir. Allah’ın bir ve tek olduğu düşüncesi üzerine temellendirilmiş olan tevhîd prensibi, “vâhid” ve “vahîd” kavramıyla sıkça ilişkilendirilir. Tevhîd inancına göre Allah, tek ve biriciktir; hiçbir benzeri, eşi veya ortağı yoktur. Bu nedenle “vâhid” kelimesi, Allah’ın birliğine ve benzersizliğine vurgu yapmak amacıyla kullanılmaktadır. Özellikle İslâm felsefesi ve kelâm ilminde önemli bir yere sahip olan kavram, Allah’ın ezelî ve ebedî bir varlık olduğunu ve O’nun benzersiz bir şekilde var olduğunu ifade eder (TDV İslâm Ansiklopedisi, 2012, 41/18-20). Tasavvufta hakikî anlamda bir yani “vâhid” Hak’tır, gerçek anlamda birlik de yalnız O’nun için söz konusudur. “Vâhidiyyet” isimlerin kaynağı olması itibariyle Allah’ın zâtı, “vâhid” ise tek olması itibariyle Zâtın ismidir. Tasavvufun temel kavramlarından olan “Vahdet-i şühûd” bir görme, sâlikin herşeyi Allah’ın tecellileri olarak görmesi, “Vahdet-i vücûd” ise bir bilme, Allah’tan başka varlık olmadığının idrak ve şuuruna sahip olmak demektir (Tasavvuf Terimleri Sözlüğü, 2001, ss. 363-365)
“Vâhid” kelimesi tezkirelerde mahlas olarak kullanımının yanısıra daha ziyade Allah’ı, bir sözü, mısrayı ya da lafzı “biricik, tek, benzersiz” olarak tasvir etmek maksadıyla kullanılmıştır.
Latîfî Tezkiresi’nde vâhid kelimesini bir kere, vahîd sıfatı ise 3 kere geçmektedir. “Vâhid” kelimesinin tezkirelerde: Vâhid, Vâhidî, ‘Abdü’l-Vâhid, vâhiden ba’de vâhid, vâhid-i ke’l-elf, harf-i vâhid, kelime-i vâhid, lafz-ı vâhid, mısrâ-ı vâhid, zât-ı vâhid, emr-i Vâhid-i gayr-ı mütegayyir, vahîd-i rûzgâr-ı ‘âlim ü ‘âmil, vâhid-i bilâ-sânî, şâhid-i Vâhid, şekl-i vâhid, vâris-i vâhid, vâris-i Vâhid-i Zuhûrî gibi kullanımları vardır. “Vahîd” sıfatı ise tezkirelerde en yaygın şekliyle edîb ve şâir kimseler için mahlas veya özel isim olarak: Vahîd, Vahîdî, Vahîd-i Tebrîzî, Vahîd Çelebi, Vahîd-i Sofyavî, Vahîd Mehmed Efendi, vb. şeklinde kullanılmıştır. Vahîd kelimesi sıfat olarak ise: merd-i vahîd, vahîd-i ‘asr, tarzında ferîd ve semtinde vahîd, tarzında vahîd ü ferîd şeklinde yine: “Tek, eşsiz, eşi olmayan; kıyas kabul etmez, ölçüsüz; üstün” anlamlarına gelen fakat Arapça “ferd” kökünden türemiş “ferîd” sıfatıyla birlikte kullanım görmüştür (Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lûgat, s. 260).
Örnek 1:
Mestî Çelebi: …vücûdın nâbûd u ifnâ idicek yâd-ı cânı ol âşık-ı sâdık kalb-i selîme nefes-i vâhid mertebesinde kendüyi tefvîz ü teslîm itdi diyü rivâyet olındı… (Canım, 2018, s. 483).
Habîbî: …El-hâṣıl şarkîlerde şiʿr ile ferîd ü ferzâne ve vahîd ü yegânedür… (Canım, s. 185).
Necâtî: …Bu bir şâ‘ir-i vahîd ü ferîddür ki buña sânî ve sâlis olmaz ve hâme-i harf-gîrân mesâbesinde kimse harfine barmak basup me‘âyibden ayb u noksân bulamaz.… (Canım, s. 502).
Örnek 2:
Fuzûlî: …Tarzında ferîd semtinde vahîd bir şâ’ir-i belâgat-şi’âr ve nâzım-ı fesâhatdisârdur… (Sungurhan, 2017, s. 150).
Örnek 3:
Hâkânî: …Hilye (Vâhid-i ke’l-elf) kabîlinden olarak ‘uluvv-i tab‘ına şehâdet etmekdedir… (Aydemir & Özer, 2019, s. 197).
Ayaklı Kütüb-hâne [Müfti-zâde Es-Seyyid Mehemmed Efendi]: …‘hazâ vâhid mine’l-ulemâ’!’ (Aydemir & Özer, s. 222).
Örnek 4:
Mehmed Emîn Vahîd Pâşâ:
Vahîd erbâb-ı sabrı telhi-i gam zevk-yâb eyler
Meseldir bu kuruk helva olur sabr u tahammülle (Çiftçi, 2017, s. 516).
Aydemir, E., ve Özer, F. (hzl.) (2019). Faik Reşâd -Eslâf. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-242935/eslaf-faik-resad.html
Canım, R. (hzl.) (2018). Latîfî-Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html
Çiftçi, Ö. (hzl.) (2017). Fatîn Tezkiresi (Hâtimetü’l-Eşâr). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-195831/fatin-tezkiresi.html
Devellioğlu, Ferit. (2000). Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lûgat. Ankara: Aydın Kitabevi Yayınları.
Kollektif. (2000). Redhouse Türkçe/Osmanlıca-İngilizce Sözlüğü. (hzl. V. Bahadır Alkım, Nazime Antel, vd.). İstanbul: Sev Matbaacılık ve Yayıncılık.
Sungurhan, A. (hzl.) (2017). Beyânî Tezkiresi (Tezkiretü’ş-şu’arâ). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194495/beyani-tezkiresi-tezkiretus-suara.html
Özler, Mevlüt. (2012). Tevhid. TDV İslâm Ansiklopedisi. İstanbul: TDV Yayınları. Cilt: XLI.
Uludağ, S. (2002). Tasavvuf Terimleri Sözlüğü. İstanbul: Kabalcı Yayınevi.