zât-ı fazîlet-şi’âr, ulemâ-yı fazîlet-şi’âr, fâzıl-ı fazîlet-şi’âr, fuzâlâ-yı fazîlet-şi’âr
* Arapça “fazl” kökünden türeyen “fazîlet” (erdem) ile yine Arapça bir ifade olan, sonuna geldiği kelimelere “sahip olan” anlamı katarak birleşik sıfat yapan “şi’âr”ın birleşmesiyle oluşan ve “fazîletli, erdemli” anlamlarında kullanılan terim.
Arapça “fazl” kökünden türeyen ve bir isim olan “fazîlet” sözlüklerde “insanda iyilik etmeye ve fenâlıktan çekinmeye olan devamlı ve değişmez istidât, güzel vasıf, insanın yaradılışındaki iyilik, iyi huy, erdem” (Devellioğlu, 2012, s. 290); (Parlatır, 2006, s. 443); ( Steıngass, 2005, s. 904); “kıymet, değer ve üstünlük, meziyet” (Ayverdi, 2010, s. 372); “güzel ahlâk, iffet, ismet ve namus” (Parlatır, 2006, s. 443) anlamlarına gelir.
Arapça bir ifade olan “şi’âr”ın kaynaklarda “alâmet, iz, işaret, yol, tarz, âdet, usul” (Ayverdi, 2010, s. 1170); (Devellioğlu, 2012, s. 1162); (Parlatır, 2006, s. 1578) anlamlarına geldiği söylenmekle birlikte sonuna geldiği kelimelere “sahip olan, hâiz olan” anlamları katarak Farsça usulüyle birleşik sıfat yaptığı belirtilmiştir. (Ayverdi, 2010, s. 1170); (Devellioğlu, 2012, s. 1162); (Parlatır, 2006, s. 1578).
“Fazîlet” ile “şi’âr” sözcüklerinin birleşmesiyle oluşan “fazîlet-şi’âr” ifadesi Farsça usulle oluşturulmuş birleşik sıfat olup “fazîletle sıfatlanmış, fazîletli” anlamlarına gelmektedir. (Ayverdi, 2010, s. 372).
Şair ve âlim kimselerin “fazîlet ve erdem sahibi” olduğunu anlatmak için kullanılan terim.
“Fazîlet-şi’âr” ifadesi ile Riyâzi’nin Riyâzü’ş-Şuarası’nda, Mehmed Fahreddin Bursavî’nin Gülzâr-ı İrfanı’nda ve Mecdî Mehmed Efendi’nin Hadâ’iku’ş- Şakâ’ik’inde karşılaşılmıştır.
Söz konusu ifade Riyâzi Tezkiresi’nde “Hâtemî” maddesinde “zât” sözcüğü ile tamlama oluşturmuş, “zât-ı fazîlet-şi’âr” şeklinde kullanılmış ve şair Hâtemî’nin fazîlet ve erdem sahibi bir kimse olduğu anlatılmıştır (Açıkgöz, 2017, s. 130).
İlgili tabir Gülzâr-ı İrfân’da “Hudâvendigâr Gazi Müderrisi Nakîbü’l-Eşrâf Abdî-zâde Es-Seyyid İbrâhîm Efendi” maddesinde “ulemâ” ifadesi ile tamlama oluşturarak “ulemâ-yı fazîlet-şi’âr” şeklinde kullanılmış ve Seyyid İbrahim Efendi’nin fazilet sahibi âlimlerden olduğu vurgulanarak mertebesi yüksek bazı medreselerde görev aldıktan sonra Gazi Hudâvendigâr Medresesine eriştiği dile getirilmiştir (Güzel, 2023, s. 467).
“Fazîlet-şi’âr” ifadesinin kullanıldığı bir diğer kaynak olan Mecdî Mehmed Efendi’nin Şakâ’ik Tercümesi’nde bahsi geçen ifade “fâzıl” kelimesi ile tamlama oluşturarak “fâzıl-ı fazîlet-şi’âr” şeklinde kullanılmıştır. Söz konusu tamlama “Mevlânâ Bürhânüddîn Ahmed (Kâdî-i Erzincânî), Âlim-i Âmil Fâzıl-ı Kâmil Mevlânâ Şemsü’l-milleti ve’d-dîn Ahmed bin İsmâ’îl-i Gûrânî (Mollâ Gûrânî), Mevlânâ Şemsüddîn Ahmed bin Mûsâ Rahimehu’llâh (Hayâlî), Mevlânâ Muhyiddîn Mehmed bin Tâcüddîn İbrâhîm Rahimehu’llâh (Hatîb-zâde), Mevlânâ Hasan bin Abdussamed-i Samsunî Rahimehullah ve Âlim-i Âmil Fâzıl-ı Kâmil Mevlânâ Muslihüddîn Mustafâ bin Halîl Rahimehu’llâhu’l-Melikü’l-Celîl” maddelerinde “ol fâzıl-ı fazîlet-şi’âr” şeklinde kullanılmış, bu tamlamayla bahsi geçen maddelerdeki kimseler nitelendirilmiş ve onların fazîlet ile erdem bakımından üstün olduğu vurgulanmıştır (Alpaydın, Odunkıran, 2022, s. 173, 334, 454, 473, 502, 1031). Ayrıca “Âlim-i Âmil Fâzıl-ı Kâmil Mevlânâ Muhammed bin Armagân bin Halîl Rahimehu’llâhu’l-Melikü’l-Celîl (Mollâ Yegân)” maddesinde ise Molla Yegân’ın kendisi için değil ilimler öğrendiği bir kişinin fazilet ve erdem bakımından üstün olduğunu anlatmak için “bir fâzıl-ı fazîlet-şi’âr” ifadesi kullanılmıştır (Alpaydın, Odunkıran, 2022, s. 307).
“Fazîlet-şi’âr”ın tamlama oluşturduğu diğer bir kelime ise “fuzalâ”dır ve “fuzalâ-yı fazîlet-şi’âr” tamlaması “Mevlânâ Abdullâh bin Şeyh Kemâl Rahimehu’llâhu’l-Melikü’l-Müte’âl (Şeyh-zâde)” maddesinde geçmektedir. Söz konusu ifade Şeyh-zâde’nin Mevlânâ Seydî Mahmûd Kocavî ve Mevlânâ Muhammed bin Hasan Samsunî gibi faydalandığı kimselerin fazilet ve erdem bakımından üstünlüğünü anlatmak için kullanılmıştır. (Alpaydın, Odunkıran, 2022, s. 1327).
“Fazîlet-şi’âr” terimi Riyâzi’nin Riyâzü’ş-Şuara'sı ve Mehmed Fahreddin Bursavî’nin Gülzâr-ı İrfan'ında birer kez kullanılmışken Mecdî Mehmed Efendi’nin Şakâ’ik Tercümesi’nde 8 farklı yerde kullanılmıştır.
Örnek 1:
Bu eş’âr ol zât-ı fazîlet-şi’ârundur (Açıkgöz, 2017, s. 130).
Örnek 2:
İki yüz on beş sâlinde El-Hâc İvaz Paşa’dan bâ-misliyye hareket-i altmışlı Medrese-i Hanceriyye ile şeref-medâr ve ber-muktezâ-yı kânûn ulemâ-yı fazîlet-şi’âr ba’z-ı medâris-i celîleleri güzâr ederek bâ-rütbe-i Süleymâniyye Medrese-i Gâzî Hudâvendigâr ile kâm-kâr oldukda bin iki yüz yigirmi tokuz Receb-i şerîfinde âzim-i dâru’l-karâr ve Deveciler Mezâristânı’nda abâ vü ecdâdı ittisâlinde defîn-i mezâr-ı rahmet-âsâr olmuşdur (Güzel, 2023, s. 467).
Örnek 3:
Ol fâzıl-ı fazîlet-şi’âr tekrâr yine kâdîlık semtine sevk olunup mahrûsa-i Kostantiniyye’ye kâdî nasb olındukda câdde-i sîret-i marziyye vü tarîka-i mahmûde-i mer'iyyeye sâlik olup hüccet-i ma’dileti tenfîz ü imzâ eyledi (Alpaydın, Odunkıran, 2022, s. 502).
Örnek 4:
Kâffe-i ulûm-ı me’âlî-rüsûm-ı Aydın ili vilâyetinde bir fâzıl-ı fazîlet-şi’ârdan telemmüz eyleyüp tekmîl-i kemâlât eyledükden sonra Mevlânâ Şemsüddîn-i Fenârî’den dahi iktisâb-ı fünûn-ı i’câz-nümûn eyledi (Alpaydın, Odunkıran, 2022, s. 307).
Örnek 5:
Fuzalâ-yı fazîlet-şi’ârdan Mevlânâ Seydî Mahmûd Kocavî’nün ve Mevlânâ Muhammed bin Hasan Samsunî’nün enfâs-ı şerîfe-i müteberrikelerinden istimtâ’ u intifâ’ idüp… (Alpaydın, Odunkıran, 2022, s. 1327).
Açıkgöz, N. (hzl.) (2017). Riyâzü’ş-Şuara. Ankara: KB Yayınları.
Alpaydın, B., Odunkıran, F. (hzl.) (2022). Hadâ’iku’ş-Şakâ’ik (Mecdî’nin Şakâ’ik Tercümesi). 2 c. İstanbul: YEKB Yayınları.
Ayverdi, İ. (2010). Misalli Büyük Türkçe Sözlük. İstanbul: Kubbealtı Neşriyat.
Devellioğlu, F. (2012). Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lugat. Ankara: Aydın Kitabevi.
Güzel, B. (hzl.) (2023). Gülzâr-ı İrfân. Ankara: KB Yayınları.
Parlatır, İ. (2006). Osmanlı Türkçesi Sözlüğü. Ankara: Yargı Yayınevi.
Steıngass, F. (2005). A Comprehensive Persian-English Dictionary. İstanbul: Çağrı Yayınları.