RUMÛZÂMÛZ (RUMŪZ-ĀMŪZ)

nükte-gûy u rumûz-âmûz, rumûz-âmûz-ı ma‘nâ


* Sözlüklerde “işaret öğreten”, “gizli kelâmlarla ifâde-i merâm etmeyi öğreten” gibi anlamlarla yer bulan, tezkirelerde ise “gizli ma‘nâlar taşıyan, simgesel anlatıma sahip olan, mazmunlar barındıran, dolaylı anlatım ve art anlamlarla yüklü şiir yazabilme/öğretme” anlamında kullanılan terim.



Sözlük Anlamı

Kelime, Arapça Farsça birleşik sıfattır. Arapça “remz” sözcüğünden türemiş “rumûz” kelimesine Farsça “-âmûz” sıfatının getirilmesiyle oluşturulmuştur. Remz, sözlüklerde “işâret”, “bir merâm ifâde eden resm ve şekl”, “işâretle merâm anlatma”, “îmâ ve îhâm etme”, “ma‘nâsı gizli ve güç bulunur kelâm ile ifâde-i merâm eylemek”, “işâret etmek” gibi anlamlarıyla yer almaktadır (Şemseddin Sâmî, 1899, s. 670; Ahmed Vefik Paşa, 2000, s. 791; Hüseyin Remzî, 2018, cilt 1, s. 601). İbn Reşîk ise remzin “fısıltı” ve “anlaşılmayacak derecede gizli söz” anlamlarını vermiş ve “işaret” anlamının esasen buradan geldiğini belirtmiştir (Aktaran Durmuş, 2007, s. 556). Remzden fu‘ûl vezninde türeyen rumûz ise “gizli olan kelâmlar”, “şifre gibi harfler” ve “semboller” anlamlarına sahiptir (Ahmed Vefik Paşa, 2000, s. 795; Redhouse, 2022, s. 963; Hüseyin Remzî, 2018, cilt 1, s. 602). Dolayısıyla rumûz-âmûz ifadesi, “rumuz öğreten”, “meramını anlamı gizli kelâmlarla ifade edebilmeyi öğreten” anlamı taşımaktadır. Sözlüklerde rumûz kelimesinin kullanımıyla bir şahsiyete işaret eden başka sıfatlara da yer verilmektedir. Örneğin gizli manalara vakıf olanlar şahsiyetler için “remz-âşinâ”, “remz-şinâs” ve “rumûz-dân” gibi birleşik sıfatlar kullanılmıştır (Mehmed Salâhî, 2019, cilt 2, s. 439; Hüseyin Remzî, 2018, cilt 1, s. 602). Ayrıca kimya ilminde element sembolleri “rumûz-ı kimyeviye” adıyla anılmıştır (Şemseddin Sâmî,1899, s. 670).




Terim Anlamı

“Sembolik anlamlar taşıyan, mazmunlar içeren ve beytin arkasında gizlenmiş ma‘nâlarla dolaylı anlatıma sahip şiirler nazmetmeyi öğreten” şair. 

 




Tezkirelerdeki Bağlam Anlamı

Latîfî, tezkiresinin girişinde güzel şiir söyleyebilme yeteneği için Allah’a şükrederek başlamaktadır. Bu hamdele kısmında kendisini “nükte-gûy u rumûz-âmûz” olarak tanımlarken bu zevk-i selimin Allah’tan geldiğine değinmektedir (Örnek 1). Latîfî’nin rumûz-âmûz ile kastettiği anlam, “gizli ma‘nâlar ve semboller taşıyan, dolaylı anlatım ve art anlamlarla yüklü şiir yazabilme/öğretme”dir. Ayrıca müellifin aynı cümlede “rumûz-âmûz” olma durumunu, gizli incinin kıskandığını söylemesi, akla mazmunu getirmektedir. Benzer şekilde İbnü’l-Emin Mahmud Kemal İnal’ın Kemâlü’ş-Şu‘arâ’sında Hümâyî’den naklettiği şiirde “rumûz-âmûz-ı ma‘nâ” terkibi yer almaktadır (Örnek 2). Gazelinin makta beytinde “Üstadın ruhu, sana anlamın remizler öğretenidir/Hümâyî! Yoksa senin sözlerinin anlaşılması mümkün mü?” diyen Hümâyî, bu noktada üstadını, “sembolik anlamlar öğreten” olarak nitelemektedir. Her iki tezkirede de rumûz-âmûz ifadesi, tefâhürde bulunma amacıyla kullanılmıştır.

Rumûz kelimesi, tasavvuf ilminde zahirin altında yatan gizli anlamlar olarak yer bulmuştur (Ceyhan, 2007, s. 558). Tezkirelerde mutasavvıf şahsiyetler anlatılırken çoğunlukla kelimenin tasavvuftaki anlamıyla “rumûz-ı hakîkat”, “rumûz-ı tarîkat” ve “rumûz-ı bâtın” tabirlerine başvurulduğu görülmektedir (bkz. Sungurhan, 2017, s. 851, 852; Solmaz, 2018, s. 187, 210; Çiftçi, 2017 s. 490-491). 

Rumûz kelimesinin müfredi olan remz, Arap belâgatinde kinayenin çeşitleri arasında ele alınmıştır. Buna göre remz, “ma‘nâya biraz daha kapalı şekilde işaret etmek”, “gizli ve vasıtası az olan kinaye” olarak tanımlanmıştır (Sekkâkî, 2017, s. 489; Yanık vd., 2006, s. 127-128). Sekkâkî, remz için “ensesi geniş” örneğini vermiştir (2017, s. 489). Benzer şekilde Türk belâgat kitaplarında da remz, kinayenin çeşitleri arasında yer almış ve “kastedilen ile kastedilmeyen kelâm arasında vasıtaların az olması” (Summak, 1999, s. 39), “söylenen sözle muhatabın varlığıyla beraber anlam bağlantılarının az olması” (Tekdemir, 2012, s. 58), “vâsıtanın az olup lüzûmda gizlilik olması” (Karabey ve Atalay, 2000, s.100) gibi anlamlar nakledilmiştir. Ahmed Cevdet Paşa remz için “kalın kafalı” terkibinin “ebleh” anlamına intikalini örnek vermiştir (a.g.e., s. 100) Mustafa İzzet ise remz için “’Aks urunca rûy-ı sâkî câma artdı humreti / Bir ayag ile olur ser-mest mey-hvârân bu şeb” (Demirciler, 2014, s. 199) beytini nakletmiştir. 

Bazı belâgatçiler remzi, kinaye dışında muammanın da alt kategorisi saymışlar (Durmuş, 2007, s. 556), bazıları ise lügazı “remz yoluyla delalet eden kelâm” olarak tanımlamıştır (Karabey ve Atalay, 2000, s. 123). Remzin muamma ile olan ilgisi, tezkirelerin bu ilimde oldukça mahir olduğunu naklettiği ve bir muamma risalesi yazmış olan Rumûzî’nin almış olduğu mahlastan da anlaşılmaktadır (Çeçen & Sağlam, 2019; Solmaz, 2018, s. 167). Gerek muamma ilmi gerekse kinaye, ortak bir şekilde üstü kapalı anlatıma işaret etmektedir. Her ikisinde de bir düşünceyi onunla doğrudan ilgili olmayan başka lafızlarla ifade etme, söylenmek isteneni gizleyerek dolaylı olarak söyleme mevcuttur denilebilir. Remz, söz konusu iki ilimde bu ortak nokta dolayısıyla kullanılmıştır.




Tezkirelerdeki Kullanım Sıklığı

Rumûz-âmûz, Latîfî Tezkiresi’nin girişinde (Canım, 2018, s. 41 ve İbnü’l-Emin Mahmud Kemal İnal’ın Kemâlü’ş-Şu‘arâ’sında naklettiği bir şiirde yer almaktadır (Özgül, 2000, s. 976).




Örnekler

Örnek 1:

Matla‘-ı mevzûn-ı kelâm-ı kadîm ve mehâmid-i manzûme-i fesâhat-nizâm ve medâyih-i mensûre-i belâgat-intizâm ol müfzî-i feyz ü ilhâm ve mülhim-i hayru’l-kelâma ki lisân-ı insâna elfâz-ı rengîn ile nutk-ı fasîh ve ‘ibârât-ı ‘ibret-karîn ile beyân-ı melîh virüp letâyif-i esmâ-i zâtında ve ma‘ârif-i kibriyâ-i sıfâtında nükte-gûy u rumûz-âmûz ve sözlerin âbdâr u pür-sûz idüp tab‘-ı letâfet-meşhûnın mevzûn ve kelâm-ı manzûm-ı selâset-nümûnını reşk-i dürr-i meknûn kıldı (Canım, 2018, s. 41).

Örnek 2:

Mürtesemdir gözde tasvîr-i safâbârın senin

Sâye salmış cûy-ı aşka bîd-i etvârın senin

 

Kande olsam ben gelir bûyün meşâm-ı cânıma

Nağme-i bâd-ı sabâdır peyk-i reftârın senin

 

Tab-ı hüsnün hıyre-yâb ü eşk-rîz eyler beni

Allah Allah derd olur uşşâka dîdârın senin 

 

Gâh eder fikr-i visâlin geh hayâl-i firkatin

Bister-i gamda cân alıp cân verir zârın senin

 

Rûh-ı üstâdın rumûz-âmûz-ı manâdır sana

Yoksa mümkin mi Hümâyî fehm-i güftârın senin (Özgül, 2000, s. 976).




Kaynaklar

Ahmed Vefik Paşa (2000). Lehçe-i Osmânî. Recep Toparlı (Yay. Haz.). Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.

Canım, R. (2018). Latîfî Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratu’n-Nuzemâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html 

Ceyhan, S. (2007). Remiz: Tasavvuf. İslâm Ansiklopedisi (Cilt 34, s. 558-560) içinde. İstanbul: TDV Yayınları.

Çeçen, H. & Sağlam, A. (2019). Rumûzî Mustafa - Risâle-i Muammâ İnceleme-Metin. İstanbul: DBY Yayınları.

Çiftçi, Ö. (2017). Fatîn tezkiresi (Hâtimetü’l-Eş‘âr). Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-195831/fatin-tezkiresi.html 

Demirciler, A. Z. (2014). Mustafa İzzet Def’ü’l-Mesâlib Fî Edebi’ş-Şâ’ir Ve’l-Kâtib (inceleme-metin-dizin) (Yüksek Lisans Tezi). Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara. Erişim adresi: https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/ [Erişim tarihi: 07.08.2024]

Durmuş, İ. (2007). Remiz. İslâm Ansiklopedisi (Cilt 34, s. 556-558) içinde. İstanbul: TDV Yayınları.

Hüseyin Remzî (2018). Lügat-i Remzî (inceleme-tıpkıbasım). Ali Birinci (Yay. haz.). İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayınları.

Karabey, T. & Atalay, M. (2000). Ahmed Cevdet Paşa Belâgat-ı Osmâniyye. Ankara: Akçağ Yayınları.

Mehmed Salâhî (2019). Kâmûs-ı Osmânî (İnceleme-Tıpkıbasım). Ali Birinci (Yay. haz.). İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayınları.

Özgül, M. K. (2000). İbnü’l-Emin Mahmud Kemal İnal - son asır Türk şairleri (Kemâlü’ş-Şuarâ) (Cilt 2). Ankara: Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları.

Redhouse, J. W. (2022). Redhouse Sözlüğü Türkçe/Osmanlıca – İngilizce. U. Bahadır Alkım vd. (Yay. haz.). İstanbul: Ayhan Matbaası.

Sekkâkî (2017). Miftâhu’l-Ulûm belâgat. Zekeriya Çelik (Yay. haz.). İstanbul: Litera Yayıncılık.

Solmaz, S. (2018). Bağdatlı Ahdî - Gülşen-i Şu‘arâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-201251/ahdi-gulsen-i-suara.html 

Summak, A. (1999). Miftâhu’l-Belâga ve Misbâhu’l-Fesâha transkripsiyonlu metin. (Yüksek Lisans Tezi). Harran Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Şanlıurfa. Erişim adresi: https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/ [Erişim tarihi: 07.08.2024]

Sungurhan, A. (2017). Kınalızâde Hasan Çelebi - Tezkiretü’ş-Şu‘arâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194494/kinalizade-hasan-celebi-tezkiretus-s-uara.html 

Şemseddin Sâmî (1899). Kamûs-ı Türkî. İstanbul: Der-Sa‘adet İkdam Matbaası.

Tekdemir, M. (2012). Mehmet Abdurrahman’ın Belagat-ı Osmaniyye adlı eseri (metin-inceleme). Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kahramanmaraş. Erişim adresi: https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/ [Erişim tarihi: 10.08.2024]

Yanık, N. H., vd. (2006). Telhîs ve Tercümesi Kur’ân’ın Eşsiz Belâgatı. İstanbul: Huzur Yayınevi.




Yazım Tarihi:
11/09/2024
logo-img