zümre-i râcil
* Sözlüklerde, yaya, yürüyen, bilgisiz ve câhil kişiler; tezkirelerde de yetersiz, eksik, bilgisiz ve câhil şairleri nitelemek için kullanılan terim.
Arapça r-c-l kökünden gelen racul, erkek (İbn Manzûr, 1414, 11. cilt, s. 265); ricl ise ayak (İbn Manzûr, 1414, 11. cilt, s. 267) anlamını ihtiva eder. “Ricl”den türetilen “râcil” ise yaya, bineksiz olan (İbn Manzûr, 1414, 11. cilt, s. 269); piyâde (Hüseyin Remzî, Cild-i evvel, 1305, s. 574; Şemseddin Sâmî, 1317, s. 653); yürüyen (Parlatır, 2014, s. 1380) ve bî-behre (Ahmed Vefîk Paşa, 1306, Cüz-i sânî, s. 1127) manalarını taşımaktadır. Kelime çoğunlukla mecaz anlamıyla ele alınmış olup (Ebu'z-ziyâ Tevfik, 1306, s. 499) iktidarsız, bidaasız (Mehmed Salâhî, 2019, 2. cilt, s. 414) ve malumatsız (Şemseddin Sâmî, 1317, s. 653) kişiyi ifade etmek amacıyla kullanılmıştır.
Kur'ân-ı Kerîm'de "r-c-l" kökü bir çok yerde zikredilmiş olup (Râgıb el-İsfahânî, 1430, s. 344-345) daha çok erkek, adam anlamına gelen "racul" (29 defa) ve bu kelimenin çoğulu olan "ricâl" (28 defa) şeklinde yer almaktadır (Güneş, 2021, s. 83-85, 106). Ayrıca bu kökten türetilen ricl, ayak ve yaya anlamında (Râgıb el-İsfahânî, 1430, s. 344-345) kullanılmıştır. Bu kullanımlardan hiçbiri kelimenin terim anlamına göndermede bulunmamaktadır.
Sözlüklerde, bir kişinin herhangi bir şeyde yetkinlik itibariyle eksikliğini, yetersizliğini vurgulamak; tezkirelerde de şairlerin yetersizliğini, eksikliğini, bilgisizliğini ifade etmek için kullanılan terim.
Râcil kelimesi, tezkirelerde genellikle bir şairin yetersiz, eksik, bilgisiz ve câhil bir kimse olduğunu nitelemek için kullanılmıştır. Kelimeyi ilk kez Latîfî, Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ'sında zikretmiştir. Latîfî, Süleyman Çelebi'nin Mevlîd'ini yazmasına sebep olan olayı anlatırken peygamberler arasında herhangi bir ayrım olmadığına yönelik ifadatta bulunan vaizin tefsir ilmindeki yetersizliğini, bilgisizliğini (Canım, 2018, s. 92) ve Vâlihî-i Belgrâdî'nin şairliği itibariyle mukallid ve yetersiz olduğunu (Canım, 2018, s. 545) belirtmek için bu kelimeyi kullanmıştır. Kelime birincil anlamına uygun olarak Kâfile-i Şu’arâ ve Tezkire-i Şuʻarâ-yı Âmid'de yer almaktadır. Halîmî'nin Acem diyarına yürüyerek gittiği (Kutlar Oğuz, Koncu, Çakır, 2017, s. 257); Hâmî'nin Âmid'e yürüyerek giderken çeşitli sıkıntılarla mücadele ettiği (Kadıoğlu, 2018, s. 244) dile getirilmiştir. Hecrî'nin inşa sanatındaki başarısızlığı (Kılıç, 2018, s. 233), Özrî'nin istikamet yoluna uygun bir şekilde hareket edecek yeterliliğe sahip olup bilgisiz olmadığı (Kılıç, 2018, s. 461), Sun'î'nin şairlik yönünün yetersiz olduğu (Kılıç, 2018, s. 565), Şîrî'nin at biniciliğinde şöhret sahibi iken hastalığı dolayısıyla savaş sanatlarındaki yetersizliği (Kılıç, 2018, s. 618), Bîdârî'nin (Sungurhan, 2017a, s. 249; Kutlar Oğuz, Koncu, Çakır, 2017, s. 120) ve Ahdî'nin çoğu Acem şairleri gibi Türkçeyi kullanmadaki başarısızlığı (Sungurhan, 2017a, s. 522-523; Sungurhan, 2017b, s. 136), Edâyî'nin yetersizliği (İsen, 2017, s. 108) dile getirilirken “râcil” kelimesi kullanılmıştır. Ayrıca Dâyî, Rûhî, Nâzî (Zavotçu, 2017, s. 108, 122, 217) ve De'bî'nin (Altun, 1997, s. 30) zümre-i râcilînden oldukları vurgulanmıştır.
Râcil kelimesi Latîfî'nin Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ'sında 3, Âşık Çelebi'nin Meşâ’irü’ş-Şu’arâ'sında 5, Kınalızâde Hasan Çelebi'nin Tezkiretü’ş-Şu’arâ'sında 4, Beyânî'nin Tezkiretü’ş-Şu’arâ'sında 1, Gelibolulu Mustafa Âlî'nin Künhü’l-Ahbâr'ında 1, Rızâ Tezkiresi'nde 3, Mucîb Tezkire'sinde 1, Tevfîk'in Mecmû‘atü’t-Terâcim'inde 1, Mehmed Tevfîk'in Kâfile-i Şu’arâ'sında 2, Fâik Reşad'ın Eslâf'ında 1 ve Ali Emîrî'nin Tezkire-i Şuʻarâ-yı Âmid'inde 2 defa kullanılmıştır.
Örnek 1:
Bî-ihtiyâr miyân-ı nâsdan kıyâma gelüp dimiş ki hây nâdân u câhil sen bu ʿilm-i tefsîrde kâsır u râcilsün ve âyât-ı ʿazîmenüñ nâsihinden ve mensûhından ve müşâbihinden ve müteşâbihinden bî-haber ü gâfilsün (Canım, 2018, s. 92).
Örnek 2:
...Bu kadar kemâlât ile kümeyt-i hâmesi misâha-i kemiyyet-i sâha-i inşâda râcil idi ve zemân-ı fikretde çâh-ı devâtda pâ-der-gil idi… (Kılıç, 2018, s. 233).
Örnek 3:
...Bâ-vücûd ki tâ’ife-i A’câm ekseriyyâ edâ-yı Türkîde râcil ü kâsırdur ammâ ki mezbûr edâ-yı nefîs ü şerîfe ve kelimât-ı selîse vü latîfe kâdirdür… (Sungurhan, 2017a, s. 249).
Örnek 4:
... Kefevî Hüseyn Beşe’dür. Zümre-i râcilînden iken ma‘rifet ü kemâlla mevsûf ve şi‘r ü inşâyla meşhûr u ma‘rûfdur… (Zavotçu, 2017, s. 108).
Örnek 5:
... Memleketinde biraz tahsîlden sonra li-ecli’t-tekmîl Mevlânâ Alâe’d-dîn-i Arabî âsitânına vâsıl ve mevlânâ-yı müşârün ileyhin vefâtı üzerine evvelâ diyâr-ı Arab’a ve biraz sonra Acem’e râcil olup pek çok ulemâ ile zânû-zen-i bahs-i münâzara olmuşdur (Kutlar Oğuz, Koncu, Çakır, 2017, s. 257).
Ahmed Vefîk Paşa (1306). Lehçe-i Osmânî. Dersaâdet: Mahmûd Beg Matbaası, Cüz-i sânî.
Altun, K. (1997). Tezkire-i Mucîb İnceleme-Tenkidli Metin-Dizin-Sözlük. Ankara: Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları.
Aydemir, E., ve Özer, F. (hzl.) (2019). Faik Reşâd -Eslâf. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-242935/eslaf-faik-resad.html
Canım, R. (hzl.) (2018). Latîfî-Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html
Ebu'z-ziyâ Tevfik (1306). Lugat-ı Ebu'z-ziyâ. Kostantiniyye: Matbaa-i Ebu'z-ziya.
Güneş, C. (2021). Racül/Ricâl Kelimelerinin Kur'ân’da Kullanılışı. Amasya İlahiyat Dergisi, 17, 79-110, Erişim adresi: https://doi.org/10.18498/amailad.962733.
Hüseyin Remzî (1305). Lugat-i Remzî (cild-i evvel). İstanbul: Matbaa-i Hüseyin Remzî.
İbn Manzûr, Ebü’l-Fazl Cemâlüddîn Muhammed (1414). Lisânü’l-‘Arab (11. cilt). Beyrût: Dâru Sâdır.
İsen, M. (hzl.) (2017). Künhü’l-Ahbâr’ın Tezkire Kısmı. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194288/kunhul-ahbarin-tezkire-kismi.html
Kadıoğlu, İ. (hzl.) (2018). Tezkire-i Şuʻarâ-yı Âmid. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-375473/ali-emiri-tezkire--i-suara--yi-amid.html
Kılıç, F. (hzl.) (2018). Âşık Çelebı̇-Meşâ’ı̇rü’ş-Şu’arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-210485/asik-celebi-mesairus-suara.html
Kutlar Oğuz, F. S., Koncu, H., ve Çakır, M. (hzl.) (2017). Mehmed Tevfik Kâfile-i Şu’arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-196469/mehmed-tevfik-kafile-i-su39ara.html
Mehmed Salâhî (2019). Kâmûs-ı Osmânî (İnceleme-Tıpkı Basım) (2. cilt). Haz. Ali Birinci, İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayınları.
Parlatır, İ. (2014). Osmanlı Türkçesi Sözlüğü (7. Baskı). Ankara: Yargı Yayınevi.
Râgıb el-İsfahânî (1430). Müfredâtu Elfâzi'l-Kurʾân. Thk. Safvân Adnân Dâvûdî (4. Baskı). Dımaşk: Dâru’l-Kalem.
Sungurhan, A. (hzl.) (2017a). Kınalızâde Hasan Çelebı̇ Tezkı̇retü’ş-Şu’arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194494/kinalizade-hasan-celebi-tezkiretus-s-uara.html
Sungurhan, A. (hzl.) (2017b). Beyânî Tezkiresi (Tezkiretü’ş-şu’arâ). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194495/beyani-tezkiresi-tezkiretus-suara.html
Şemseddin Sâmî (1317). Kâmûs-ı Türkî. Dersaâdet: İkdâm Matbaası.
Zavotçu, G. (hzl.) (2017). Rızâ Tezkiresi. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-219133/riza-tezkiresi.html
Zübeyiroğlu, R. (1989). Mecmû‘atü’t-Terâcim Mehmed Tevfîk Efendi (Doktora Tezi). İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul.