PÜRİRFÂN (PÜR-ʿİRFĀN)

ehl-i irfan, sâhib-i irfân, erbâb-ı irfân, mecmuatü’l-irfân


* Sözlüklerde “bilgi dolu”, “hikmetli”, “feyizli” ve “kâinatın sırlarına vâkıf” gibi anlamları olan, tezkirelerde ise “bilgili, hikmetli, kabiliyetli, güzel huylu, güzel ahlaklı, şiirde ve nesirde kabiliyetli” manalarına gelecek şekilde kullanılan terim.



Sözlük Anlamı

Kavram, Farsça “pür” ve Arapça “arefe/bildi” kökünden türetilen “irfân” kelimesiyle oluşturulmuştur. Sözlüklerde dolu, çok fazla, sahip, mâlik (Devellioğlu, 2012, s. 1016), memlu olan (Redhouse, 2016, s. 402) gibi anlamlar verilen “pür” sıfatı birleşik kelime yapımında da kullanılır. İrfan kelimesinin aslı “areftu”dan gelir. Temel olarak “Ben onun arf’ına, yani kokusuna isabet ettim” demektir. Ayrıca “Bir toplumun ileri geleni, bilgin kimse” anlamında da kullanılır (Güneş ve Yolcu, 2012, s. 692-694). İrfan sözlüklerde “Bilme, anlama, ilahi bir feyiz olarak kâinatın sırlarını bilme kudreti, kültür” (Devellioğlu, 2012, s. 512), “Sezgi, ruhi tecrübe ve manevi yolla elde edilen bilgi” (Cebecioğlu, 2020, s. 245) gibi anlamları ihtiva etmektedir. İrfan, zahirî yani medrese ilminden tamamen ayrı kabul edilir ki irfanın aslı, kendini bilmektir (Pala, 2011, s. 234).




Terim Anlamı

“Pür-'irfân” terimi, “gaybi bilgiye vâkıf, ledün ilmi sahibi kişi” temel anlamının dışında tezkirelerde özellikle “çok bilgili, kabiliyetli, iyi eğitimli, seçkin, güzel huylu, hikmetli ve güzel ahlaklı kişi” anlamlarında kullanılmaktadır.  




Tezkirelerdeki Bağlam Anlamı

Tezkireler bağlamında bu terkip, “bilgi ve hikmet sahibi”, “döneminin seçkinlerinden olan”, “şiir ve inşada başarılı kimse” anlamlarında kullanılmaktadır.

“Pür-irfân” kelimesine terkip olarak divanlarda rastlanmasa da “irfân” kelimesine hemen her divanda sayısız kere rastlamak mümkündür. Ancak bu kelime, aşağıdaki örneklerde olduğu gibi, divanlarda genellikle Allah’ı bilmek, zahiri ve batıni ilimlere vakıf olmak anlamında kullanılır: ‘Âşık oldur kim anun ‘ışkına yokdur intihâ/  ‘Ârif oldur kim anun ‘irfânı mahsûr olmadı (Hamdullâh Hamdî), Fuzuli âlem-i kayd içre sen dem urma ışkından/ Kemal-i cehl ile dava-yı irfân eylemek olmaz (Fuzûlî), Tekye-gâh-ı ma’rifet gördüm harâb olmuş aceb / Hırka-pûşân-ı harâbâtın da irfânsız mıdır (Şeyh Gâlib).




Tezkirelerdeki Kullanım Sıklığı

Tezkirelerde bu terim Mirza-zâde Mehmed Salim Tezkiresi’nde 9 kere geçmektedir. 




Örnekler

Örnek 1 :

Sultan Ahmed: Ol sultân-ı pür-‘irfân-ı cihân ki kasîde-i nazîde-i midhat-i mekârim-i ekârim-pesend ü bülend-‘unvânı mürvârîd-i ‘ibârât-ı bedî’a-i i’câz-karîn ile her ne mertebe teşbîb ü tezyîn olunsa yine edâ-yı ednâ-makâle-i evsâf-ı pesendîde-i zât-ı hümâyûnları der-verâ-yı sürâdikât-ı istihâle olduğu karârdâde-i dakâyık-şinâsân-ı cihân ve dîbâce-i şeh-nâme-i ‘abkariyyü’l-üslûb-ı mahmidet-i mahâsin-i ehâsin-i sa‘âdet-makrûnları le‘âlî-i mütelâlî-i elfâz-ı güzîn ile her ne kadar ârâyiş-pezîr olup mehbıt-ı envâr-ı envâ‘-ı pesend ü tahsîn kılınsa yine imtinâ‘-i kemterîn-makâle-i risâle-i sitâyiş-i güzîde-sıfat-ı fezâ’il-meşhûnları cezm-kerde-i dânişverândır (İnce, 2018, s. 50).

Örnek 2:

Şeref-i Dîger: Ol zât-ı pür-‘irfânın nâm-ı nâmîsi Süleymân olup ‘asrında Ayasofya-i Kebîr mütevellîsi İsmâîl Efendi’nin ferzendidir (İnce, 2018, s. 265).

Örnek 3:

İzzî-i Dîger: Nâm-ı ser-âmedleri Mehmed’dir. Diyâr-ı Şirvân’dan zuhûr etme bir şâ‘ir-i pür-‘irfân idi (İnce, 2018, s. 324).

Örnek 4:

Fâyiz-i Dîger: Nâdire-i devrândan bir vücûd-ı pür-‘irfân olup ‘akl ü firâseti ve ma‘ârif ü kiyâseti cem‘ eyleyen mecmû‘a-i bî-akrândandır (İnce, 2018, s. 344). 

Örnek 5:

Lebîb: Nâm-ı ser-âmedleri Ahmed’dir. Zât-ı pür-‘irfânları dârü’n-nasri ve’l-meymene şehr-i Edirne’den nümâyân olmuşdur (İnce, 2018, s. 390).




Kaynaklar

Arslan, M. (hzl.) (2018). Mehmed Sirâceddin- Mecmâ’-ı Şu’arâ ve Tezkire-i Üdebâ. Ankara: T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-208568/mehmed-siraceddin-mecma-i-suara-ve-tezkire-i-udeba.html

Cebecioğlu, E. (2020). Tasavvuf Terimleri ve Deyimleri Sözlüğü. İstanbul: Otto Yayınları.

Devellioğlu, F. (2012). Osmanlıca – Türkçe Ansiklopedik Lûgat. Ankara: Aydın Kitabevi. 

Ekinci, R. (hzl.) (2012). Hafız Hüseyin Ayvansarâyî, Vefeyât-ı Ayvansarâyî (İnceleme – Tenkitli Metin). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları

Güneş, A., & Yolcu, M. (2012). Müfredat Kur’an Kavramları Sözlüğü Rağıb el-İsfahanî. İstanbul: Çıra Yayınları.

İnce, A. (hzl.) (2018). Mı̂rzâ-zâde Mehmed Sâlı̇m Efendı̇ Tezkı̇retü’ş-şu‘arâ (İnceleme-Metin). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-203805/mirza-zade-mehmed-salim-tezkiretu39s-su39ara.html 

Kılıç, F. (hzl.) (2018). Âşık Çelebı̇-Meşâ’ı̇rü’ş-Şu’arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-210485/asik-celebi-mesairus-suara.html

Pala, İ. (2011). Ansiklopedik Divân Şiiri Sözlüğü. İstanbul: Kapı Yayınları.

Solmaz, S. (hzl.) (2018). Ahdı̂ ve Gülşen-ı̇ Şuʿarâ’sı (İnceleme-Metin). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-201251/ahdi-gulsen-i-suara.html

Sungurhan, A. (hzl.) (2017a). Beyânî Tezkiresi (Tezkiretü’ş-şu’arâ). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194495/beyani-tezkiresi-tezkiretus-suara.html

Sungurhan, A. (hzl.) (2017b). Kınalızâde Hasan Çelebı̇ Tezkı̇retü’ş-Şu’arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194494/kinalizade-hasan-celebi-tezkiretus-s-uara.html




Madde Yazarı:
Yazım Tarihi:
01/12/2025
logo-img