muktedâ vü pîşvâ
* *Sözlüklerde Farsça “önder, reis, başkan” gibi anlamları olan kelime, tezkirelerde tarikatlerin tanınmış şeyhleri, önde gelen müellifler ve şairler kişiler için kullanılan terim.
Pîşvâ kelimesine Dekhoda Sözlüğü’nde “doğru yolu gösteren; kılavuz, bir sınıf ya da topluluğun kendisine uyduğu, tâbi olduğu şahıs; imam; fikir ve davranışları ölçü olarak benimsenen, örnek alınan kimse; önde giden; öncü” gibi anlamlar verilir (Loghatnâme, 1998, IV/5992). Kelimeye James W. Redhouse (1892) “lider, komutan, öğretmen, hoca, örnek kişi, model” (Redhouse, 1987, 465); Muallim Nâcî (1893) “bir taifenin ulusu, muktedâ-yı bih” (Muallim Nâcî, 1322 [1904], 200); Steingass, 1903) “Örnek bir rehber, lider, bir partinin başı, bir dinî tarikatin reisi, bir ordunun komutanı” (Steingass, 1998, 267); Şemseddîn Sâmî (ö. 1904) “Bir taifenin reisi, mukteda-yı bihi, âmirî” (Şemseddîn Sâmî, 1317 [1899], 367); Raif Necdet Kestelli (ö. 1937) ve Hasan Bedreddin (1926?) “Reis, âmir, önayak olan” ([Kestelli] Raif Necdet, Hasan Bedreddin 1928, 388); Ziya Şükûn (ö. 1949) “Bir topluluğun başkanı, imam. ” (Şükûn 1984, cilt, I/529); Ferit Devellioğlu (ö. 1985) “reis, başkan” (Devellioğlu, 1988, 1040); Kubbealtı Lugatı “önder başkan, reis” (Ayverdi 2012, 998) manalarını verir.
Bir topluluğun lideri, başkanı, önde gelen şahsiyeti manalarına gelen kelime tezkirelerde bütün bu manalarını ihtiva edecek şekilde kullanılmıştır. Bunlar bazen bir tarikat veya cemaatin şeyhi veya çok tanınmış müridi için bazen de klasik şiirin tanınmış, meşhur müellifleri veya şairleridir.
Pîşvâ tezkirelerde 56 defa yer almaktadır. İlk olarak Sehî Beg’in Heşt Bihişt isimli tezkiresinin mukaddimesinde Hz. Peygamber’i medheden bir beyitte geçer: Kavl-i fasîh ile fusehâ efsahı olup / Dünyâ vü âhiret kamuya pîşvâ olan (Sehî Beg, 2017, s. 3). Kelime, Hz. Peygamber’in bütün yaratılmışların ilki olduğu manasında ikinci defa olarak mesnevi şeklindeki bir na‘tta kendisinin sıfatı olarak Hasan Çelebi Tezkiresi’nde kullanılmıştır: Hâtem ü pîşvây-ı her Mürsel / Evvel-i âhir âhir-i evvel (Kınalızâde Hasan Çelebi, 2017, s. 234). İlim ve tarikat ehlinden bahseden maddelerde âlimlerin, âriflerin, hattatların ve tarikat büyüklerinin tanınmış olanlarını anlatmak için sıkça kullanılır. Bunlardan Esrar Dede Tezkiresi’nde çeşitli yerlerde Mevlânâ Celâleddin Rûmî’den bahsederken ve Fatin Tezkiresi’nde Celvetî şeyhlerinin biyografilerinde şeyhlerin sıfatı olarak sık sık zikredilir.
Şairler söz konusu olduğunda ilk örnek yine Sehî Beg Tezkiresi’nde bulunur ve Sultân II. Murâd’ın Osmanlı sultanlarından ilk şiir yazan olması hasebiyle onların “pîşvâ”sı olarak adlandırılır (bk. Örnek 1). Büyük şairlerden bahsedilirken ya da onların biyografileri verilirken de pîşvâ kelimesine yer verilir. Bu şairlerin başında Şeyhî, Ahmed Paşa, Necâtî ve Hayâlî gelir. Mesela Latîfî Tezkiresi’nde Şeyhî maddesinde onun öncü şairlerin de ilklerinden olduğu ifade edilir (bk. Örnek 2). Beyânî Tezkiresi’nde de Ahmed Paşa’nın Rum şairlerinin önde gelenlerinden olduğu kaydedilir (bk. Örnek 3). Münşîler söz konusu olduğunda yine onların en tanınmışları için pîşvâ sıfatı kullanılmıştır. Mesela Âşık Çelebi, tezkiresinin mukaddimesinde kitabını yazma sebebinden bahsederken münşilerin önde gelenlerinin isimlerini zikretmiş ve onların bu yolun pîşvâları olduğunu söylemiştir (bk. Örnek 4).
“Pîşvâ” tezkire metinlerinde 54 defa şahısların sıfatı olarak kullanılmıştır ve sadece iki defa başka bir bağlamda kullanıldığı görülür. Bunlar Esrar Dede’nin Tezkire-i Şu‘arâ-yı Mevleviyye isimli eserinde ve Mesnevî ile semâ’ın tavsifinde bulunur. Birincisinde Mesnevî’nin “Allah yolunun yolcularına ve bütün tarikat erbabına rehber” olduğunun ifade edilir (bk. Örnek 5). Nâcî Dede’nin semâ‘ redifli gazelinin matla‘ beytinde ise onun “tarikat pîrinin yolundan gidenlerin pîşvâsı/rehberi” olduğu söylenir.
Sehî'de 3, Latîfî'de 4, Ahdî'de 1, Âşık Çelebi'de 2, Kınalızâde Hasan Çelebi'de 12, Beyânî'de 3, Safâyî'de 1, Sâlim'de 8, Râmiz'de 1, Esrar Dede'de 9, Fatin Tezkiresi'nde 1, Eslâf'ta 2, Tezkire-i Şu‘arâ-yı Âmid'de 7, Tuhfe-i Nâ’ilî'de 2 defa geçmektedir.
Örnek 1:
İktisâb-ı ‘ulûm u fezâyil ve intihâb-ı umûr-ı hasâyil kılup tabî‘at kuvveti ve zihn takviyeti birle nazma kâdir olup anlardan sâdır olan garrâ matla‘lar ve zîbâ gazeller ve ra‘nâ ebyât yazılup tezkire olmak lâbüd u lâzım olmağın tesvîd olundı. Bu tabakanın cedd-i a‘lâsı ve bur fırkanun muktedâ-yı pîşvâsı Sultân Murâd Hân-ı Gâzî, Sultân Yıldırım Bâyezîd’in oğlı Sultân Mehemmed oğlıdur (Sehî Beg, 2017, 13-14).
Örnek 2:
Hâssa ki husûs-ı şi‘rde şu‘arâ-yı pîşînün pîşvâsı ve nuzemâ-i mütekaddimînün muktedâsıdur (Latîfî 2018, s. 310).
Örnek 3:
Şu‘arâ-yı Rûm’un pîşvâsı ve bu tâ‘ifenün mukalled ü muktedâsıdur (Beyânî, 2017, s. 23).
Örnek 4:
Mezâd-ı aslî mahzâ tevârîh-i şu‘arâ olmayup belki ol suret olup ma‘nâ-yı şâhid-i ‘ilm ü kemâlün hatt u şi‘r ü inşâ ile tahliyesi ve ‘arâ’is-i ezhân ve iz‘ân-ı erbâb-ı ‘irfân suret-güster olmağa âyîne-i makâlün tecliyesi murâd olup ebkâr-ı efkârun libâs-ı gûn-â-gûn ile cilvesi her şâ‘irün vasf u medhi hacle-i nâzında nümâyiş-i bukâlemûn ile ‘işvesi murâddur. Ve bu üslûbda münşilerden muktedâ vü pîşvâ sâhib-dîvân Cûveynî ve Hâce Monlâ-yı Isfahânî-i Mu‘înî vü Vassâf’dur (Âşık Çelebi, 2018, s. 105).
Örnek 5:
Sâlik-i râh-ı Hudâ’ya pîşvâdur Mesnevî
Cümle erbâb-ı tarîka reh-nümâdur Mesnevî (Esrar Dede, 2018, 44).
Âşık Çelebi (es-Seyyid Pîr Mehmed bin Çelebi) (2018). Meşâirü’ş-şu‘arâ. Hazırlayan Filiz Kılıç. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı.
Ayverdi, İ. Kubbealtı Lugatı Misalli Büyük Türkçe Sözlük. 2. bs. İstanbul: Kubbealtı.
Beyanî (Mustafa Cârullahzâde Beyânî) (2017). Beyânî Tezkiresi (Tezkiretü’ş-şu‘arâ). Hazırlayan Aysun Sungurhan. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı.
Dekhodâ, A. (1998) Loghatnâme (Encyclopedic Dictionary). vol. 2. Chief editors Mohammad Mo’in & Ja‘far Shahidi. Tehran: Tehran University Publications.
Devellioğlu, F. (1988). Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat. 5.bs. Ankara: Aydın Kitabevi.
Esrar Dede (2018). Tezkire-i Şu‘arâ-yı Mevleviyye. Hazırlayan İlhan Genç. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı.
Fatîn Davud (2017). Fatin Tezkiresi (Hâtimetü’l-eş‘âr). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı.
[Kestelli], Raif Necdet, Hasan Bedreddin. (1928). Yeni Resimli Türkçe Kamus. 2. bs. İstanbul: Yeni Şark Kütübhanesi.
Kınalızâde Hasan Çelebi (2017). Tezkiretü’ş-şu‘arâ. Hazırlayan Aysun Sungurhan. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı.
Latîfî. (2018). Tezkiretü'ş-Şu‘arâ ve Tabsıratü'n-Nuzamâ: İnceleme-Metin. Hazırlayan Rıdvan Canım. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı.
Muallim Nâcî. (1322 [1904]). Lugat-ı Nâcî. İstanbul: Asr Matbaası.
Redhouse, James W. Redhouse. (1987). A Turkish and English Lexicon: Shewing in English the Significations of the Turkish Terms. Beirut: Librairie Du Liban [1890’ın tıpkıbasımı]
Sehî Beg. (2017). Heşt Bihişt. Hazırlayanlar Halûk İpekten, Günay Kut, Mustafa İsen, Hüseyin Ayan, Turgut Karabey. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı.
Steingass, Francis Joseph. (1998). A Comprehensive Persian-English Dictionary: Including the Arabic words and phrases to be met with in Persian literature. Beyrut: Librairie du Liban.
Şemseddîn Sâmî. (1317 [1899]). Kâmûs-ı Türkî. İstanbul: İkdam Matbaası.
Şükûn, Z. (1984). Farsça-Türkçe Lugat = Ferheng-i Ziya = Gencine-i Güftâr. 3 cilt. Ankara: Milli Eğitim Bakanlığı.