küdûret-i rekâket, zulemât-ı rekâket
* Sözlüklerde “gevşeklik”, “zayıflık”, “kekemelik”; belâgat kitaplarında “cümlenin terkibinin bozuk olması”, “art arda aynı eklerin kullanılması” gibi anlamları olan, tezkirelerde ise fesahatten yoksun, söz dizimi açısından kusurlu şiirler için kullanılan terim.
Kelime Arapça bir isimdir. Sözlükler kelimenin “zayıflık”, “gevşeklik”, “konuşma kusuru”, “kekemelik” ve “üslup kusuru” anlamlarını vermişlerdir (Muallim Nâcî, 2021, s. 610; Redhouse, 2022, s.953; Devellioğlu, 2017, s. 1034). Şemseddin Sâmî ise söyleyişte noksan olan, düzgün söylenmemiş sözlerde rekâket bulunduğunu ve bu kelimenin “selâset”in zıddı olduğunu bildirmektedir (1899, s. 669).
Bir şiirin anlamının zihinde delâlet etmemesi, kelâmın anlam yönünden kusurlu ve fesahatten yoksun olması anlamında kullanılan bir terimdir. “Rekâket” kelimesi, belâgat kitaplarında doğrudan tanımlanarak terim hüviyetinde yer bulmamakla birlikte bazı belâgat kitaplarında kelâmın fesahatini bozan bir durum olarak ele alınmıştır.
Rekâket ve ondan türeyen “rekîk” kelimesi, Türk belâgatçiler tarafından örnek alınan Kazvînî ile Sekkâkî’nin belâgat kitaplarında ve Türk edebiyatında yazılan ilk eserlerde yer almamaktadır (Yanık vd., 2006; Sekkâkî, 2017; Summak, 1999; Aksoy, 1991). Rekâket kelimesinin ilk kullanıldığı belâgat kitabı, 1869’da Mehmed Nüzhet tarafından yazılan Mugni’l-Küttâb’dır. Mehmed Nüzhet, inşada seci yer alan cümlelerin terkibinin kusursuz olması için cümlenin rekâketten arınmış olması gerektiğini bildirmekte, dolayısıyla rekâket kelimesini cümlenin düzenlenişindeki bir kusur olarak tanımlamaktadır. Ayrıca rekâketin, meramın ifade edilişindeki delalet kusuru olduğunu belirtmekte ve bu durumun mütekellimin fesahatini bozduğuna değinmektedir (Belen, 2010, s. 295, 312). Ahmed Hamdî de Belâgat-i Lisân-ı Osmânî’sinde Mehmed Nüzhet gibi rekâket kelimesini, “seci yer alan cümlelerin tertip ve terkibindeki kusur” anlamında kullanmıştır (Yılmaz, 2009, s.121). Ahmed Cevdet Paşa ise Belâgat-i Osmâniyye’sinde rekâket kelimesinden türeyen “rekîk”i, za‘f-ı te‘lif başlığı altında ele almış ve kelâmın terkibinin bozuk olmasının rekâkete neden olduğunu belirtmiştir. Rekîkin cümlede yarattığı bozukluğu “Nitekim ‘Pâzâra gittim’ denilecek yerde ‘Gitdim pâzâra’ denilmek gibi” örneğiyle açıklamıştır (Karabey & Atalay, 2000 s.7). Dolayısıyla Mehmed Nüzhet, Ahmed Hamdî ve Ahmed Cevdet Paşa, rekâket kelimesini aynı anlamda kullanmıştır.
Abdurrahman Süreyyâ ise Mizânü’l-Belâga’sında edât-ı izâfenin art arda çok kez tekrar edilmesinin kelâmda rekâkete sebep olduğunu belirtme ve rekâketten kurtulmak için itnâb veya i‘câza başvurmak gerektiğini söylemektedir (Baranoğlu, 1999, s.30). Mehmed Abdurrahman tarafından yazılan Belâgat-i Osmâniyye’de de benzer şekilde kelime, “aynı ekin art arda tekrarlanması” anlamında kullanılmıştır (Tekdemir, 2012, s.25). Mustafa İzzet ise Def‘ü’l-Mesâlib fî Edebi’ş-Şâ‘ir ve’l-Kâtib adlı eserinde telaffuzunda tutukluk bulunan ifadelerde rekâket bulunduğunu belirtmiştir (Demirciler, 2014, s.132). Sonuç olarak rekâket kelimesi, tüm belâgat kitaplarında aynı anlamda kullanılmamış; “kelâmın tertibindeki kusur”, “bir ekin cümlede üst üste tekrarlanması” ve “kelimenin telaffuzundaki tutukluk” olmak üzere üç farklı şekilde yer bulmuştur.
Tezkirelerde bir şiirin anlamın delâleti açısından kusurlu olduğunu belirtmek için kullanılan “rekâket” kelimesinin nitelediği şiir örneklerine bakıldığında da şiirdeki anlamın, söz dizimi nedeniyle anlaşılmaz olduğu görülmektedir. Tezkirelerde kelimeyi ilk kullanan kişi Latîfî’dir. Remzî maddesinde “...Sultân Selîm tâbe serâhu re’yinde rekâket ve fikrinde sekâmet bulmadugı ecilden katl ü helâki husûsında te’emmül ve te’hîr iderdi” (Canım, 2018, s. 244) diyerek düşüncelerdeki kusuru kasteder. İlk olarak terim anlamında kullanıldığı örnek, Gülşen-i Şu’arâ’da yer almaktadır. Ahdî, Emânî’nin bir beyti hakkında “Nezâket-i tab’ları bu matla’uñrekâketinden rûşen ü mübeyyendür.” (Solmaz, 2018, s. 111) ifadesini kullanmaktadır. Bahsedilen beyit, “Hattun idelden teveccüh rûha sultân olmaga / Yüz tutdı mülk-i hüsn alan u tâlân olmaga” matlasıdır. Beyte bakıldığında da özellikle ilk mısraın söz dizimi açısından anlamda kapalılığa yol açtığı görülmektedir. Ahdî, bunları belirttikten sonra Anadolu’da bazı şairlerin buna benzer durumları câiz gördüklerini söylemiştir. Rekâket kelimesi, Faik Reşâd’ın Eslâf’ında ise Bosnalı Sabit’in kekeme olduğunu belirtmek için kullanılır: “Merhûmun lisânında rekâket oldugundan pek de dürüst söz söyleyemezmiş.” (Aydemir ve Özer, 2019, s. 212).
Rekâket kelimesinin terim anlamıyla kullanıldığı bazı örnekler şu eserlerde de yer almaktadır: Künhü’l-Ahbâr (İsen, 2017, s. 67, 139, 142, 237), Kınalızâde Tezkiresi (Sungurhan, 2017, s. 282, 346, 569, 650), Gülşen-i Şu’arâ (Solmaz, 2018, s. 258, 281), Meşâ’irü’ş-Şu’arâ (Kılıç, 2018, s. 474), Şeyhülislam Ârif Hikmet Bey Tezkiresi (Çınarcı, 2019, s. 63). Terim anlamı dışında kullanıldığı tespit edilebilen tezkire ise Faik Reşâd'ın Eslâf'ıdır (Aydemir & Özer, 2019, s. 212).
Örnek 1:
Bize pür mevc mâî sûf lutf eyleñ disüñ gören
Nesîm-i lutf-ı şâh ile bugün mevc urdı bir deryâ
El-hak mazmûnı hûb bulmışdur. Nihâyet yeşil kızıl edâsı sûf lafzınun imâlesi şâh ile lafzınuñ rekâketi fesâhatine mâni’ bulınmışdur (İsen, 2017, s. 139).
Örnek 2:
Ebyât u eş’ârı dahı bu minvâl üzre ekser-i eş’ârınun ma’nâsı garâbet ve edâsı rekâket üzre kelimât-ı gûl gibi nâ-merbût nâ-makbûldur (Sungurhan, 2017, s. 282).
Örnek 3:
Eş’âr-ı âbdârınun safâ-yı elfâz u selâset ve ‘uzûbet-i edâsı âb-ı revân gibi sâfî vü cârî ve âyîne-rûy-ı mehveşân-misâli küdûret-i rekâket ve gubâr-ı ‘aybdan münezzeh ü ‘ârî eş’âr-ı dil-pezîrinde nümâyân olan hüsn-i ta’bîr ve güftâr-ı bî-nazîrinde zâhir ü ‘ıyân olan lutf-ı takrîr degme şâ’irün şi’rinde olmadugı ziyâ-yı mihr-i münîrden azher olmagın isbât-ı müdde’î muhtâc-ı tahrîr ü tastîr degüldür (a.g.e, 2017, s. 346).
Örnek 4:
Mîzâb-ı hâmesinden mâü’l-hayât-ı belâgat cârî ve iltimâ’-ı şu’â-ı berâ’atden zulemât-ı rekâket muhtecib ü mütevârîdür (a.g.e., 2017, s. 650).
Örnek 5:
Risâle ‘Atâ’ya vardukda bâdî-i nazarda nazmınuñ rekâketi ve tertîbinüñ sahâfeti ma’lûm olup cümlesin erimiş mûma bandırup yine kendüye gönderür (Kılıç, 2018, s. 474).
Aksoy, M. (1991). Molla Lütfî’nin Risâle-i Mevlânâ Lütfî’si (Yüksek Lisans Tezi). Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İzmir. Erişim adresi: https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/ [Erişim tarihi: 10. 07. 2024]
Aktepe, E. (2015). Hadislerin Tahlilinde Rekâket (Yüksek Lisans Tezi). İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul. Erişim adresi: https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/ [Erişim tarihi: 05.07.2024]
Aydemir, E. ve Özer, F. (2019). Faik Reşâd Eslâf. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-242935/eslaf-faik-resad.html
Baranoğlu, Ş. (1999). Abdurrahman Süreyyâ Mizânü’l-Belâga I -Metin- (Doktora Tezi). Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İzmir. Erişim adresi: https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/ [Erişim tarihi: 10.07.2024]
Belen, M. (2010). Mehmet Nüzhet Efendi’nin Hayatı, Edebî Kişiliği ve Eserleri Üzerine Bir İnceleme (Doktora Tezi). Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İzmir. Erişim adresi: https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/ [Erişim tarihi: 07.07.2024]
Canım, R. (2018). Latîfî Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratu’n-Nuzemâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html
Çınarcı, M. N. (2019). Şeyhülislam Ârif Hikmet Bey Tezkiretü'ş-şu'arâ (İnceleme-Metin). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-240610/seyhulislam-arif-hikmet-bey-tezkiresi.html
Demirciler, A. Z. (2014). Mustafa İzzet Def’ü’l-Mesâlib Fî Edebi’ş-Şâ’ir Ve’l-Kâtib (İnceleme-Metin-Dizin) (Yüksek Lisans Tezi). Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara. Erişim adresi: https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/ [Erişim tarihi: 07.07.2024]
Devellioğlu, F. (2017). Osmanlıca – Türkçe Ansiklopedik Lûgat. Ankara: Aydın Kitabevi Yayınları.
İsen, M. (2017). Künhü’l-Ahbâr’ın Tezkire Kısmı. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194288/kunhul-ahbarin-tezkire-kismi.html
Karabey, T. & Atalay, M. (2000). Ahmed Cevdet Paşa Belâgat-ı Osmâniyye. Ankara: Akçağ Yayınları.
Kılıç, F. (2018). Âşık Çelebi Meşâ’irü’ş-Şu’arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-210485/asik-celebi-mesairus-suara.html
Muallim Nâcî (2021). Lügât-ı Nâcî. Ahmet Kartal (Yay. haz.). Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.
Redhouse, J. W. (2022). Redhouse Sözlüğü Türkçe/Osmanlıca – İngilizce. U. Bahadır Alkım vd. (Yay. haz.). İstanbul: Ayhan Matbaası.
Sekkâkî (2017). Miftâhu’l-Ulûm Belâgat. Zekeriya Çelik (Yay. haz.). İstanbul: Litera Yayıncılık.
Solmaz, S. (2018). Ahdî ve Gülşen-i Şu’arâ’sı (İnceleme – Metin). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-201251/ahdi-gulsen-i-suara.html
Summak, A. (1999). Mitfâhu’l-Belâga ve Misbâhu’l-Fesâha -Transkripsiyonlu Metin- (Yüksek Lisans Tezi). Harran Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Şanlıurfa. Erişim adresi: https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/ [Erişim tarihi: 10.07.2024]
Sungurhan, A. (2017). Kınalızâde Hasan Çelebi Tezkiretü’ş-Şu’arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194494/kinalizade-hasan-celebi-tezkiretus-s-uara.html
Şemseddin Sâmî (1899). Kâmûs-ı Türkî. İstanbul: Dersaadet İkdam Matbaası.
Tekdemir, M. (2012). Mehmet Abdurrahman’ın Belagat-ı Osmaniyye Adlı Eseri (Metin-İnceleme) (Yüksek Lisans Tezi). Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kahramanmaraş. Erişim adresi: https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/ [Erişim tarihi: 10.07.2024]
Yanık, N. H., vd. (2006). Telhîs ve Tercümesi Kur’ân’ın Eşsiz Belâgatı. İstanbul: Huzur Yayınevi.
Yılmaz, K. (2009). Ahmed Hamdî’nin Belâgat-i Lisân-ı Osmânî’sindeki Terimlerin Tanımları ve Tasnifi Üzerine Bir Araştırma (Doktora Tezi). Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İzmir. Erişim adresi: https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/ [Erişim tarihi: 08.07.2024]