* Arapça kökenli imâle ile Farsça kökenli nâ-sezâ kelimelerinin bir araya getirilmesiyle oluşmuş, “şairin aruz veznine uymak amacıyla yakışıksız veya yersiz bir şekilde kısa heceyi uzun okuması” manasına gelen terim.
Arapça meyl “eğilmek, sapmak” kökünden türeyen imâle kelimesi sözlüklerde “meylettirme, bir tarafa eğme, yatırma, çekme, uzatma (Genel Osmanlıca Sözlüğü-URL 1, Vankulu Sözlüğü-URL 2, Kubbealtı Lugatı-URL 3, Kâmûs-ı Türkî-URL 4, İpekten, 1994, s. 30) anlamlarına gelmektedir. Sarf ve kıraat ilimlerinde ise imâle "fethayı kesreye ve elifi ya'ya yaklaştırarak seslendirmek" demektir (Sarı, 2000, s. 177). Aruz terimi olarak ise kısa hecede bulunan ünlünün vezin gereği uzun okunmasıdır (Sarı, 2000, s. 177, Saraç, 2022, s. 560).
Farsça bir sıfat olan sezâ ise “layık, münasip, uygun, yaraşır (Devellioğlu, 2007, s. 948, Kâmûs-ı Türkî URL-5, Kanar, 2009, s. 3052). Farsça “olmayan, değil” anlamındaki olumsuzluk ön eki nȃ ile sezâ kelimesinin birleşmesiyle oluşan nȃ-sezȃ ise “layık olmayan, uygun olmayan; yakışıksız, uygunsuz hareket, söz; terbiyesiz, küstah (Kanar, 2009, s. 2541, Steingass, 1963, s. 1373) anlamındadır.
Bu iki kelimenin birleşmesiyle oluşan imâle-i nâ-sezâ tabiri ise yakışıksız ve uygun olmayan ses uzatması anlamındadır.
Aruz veznine uymak amacıyla bir kelimedeki kısa hecenin yersiz ve zorlama bir şekilde uzun okunmasını nitelemek için başvurulan bir terimdir.
İmâle-i nâ-sezâ terimi tezkirelerde yalnızca Künhü’l-Ahbâr’ın Tezkire Kısmı’nda Zâtî maddesinde geçmektedir. Gelibolulu Mustafa Âlî Zâtî’nin Sultan Selîm’e sunduğu “Serverâ bir bende-i bî-kayd imiş kapuñda ‘adl / Tutamazdı anı zencîre çeküp Nûşirevân” beytini değerlendirirken “Ol şehriyâruñ tab'-ı nâzügine hoş gelüp nazmından kat’-ı nazar beyt idügi şâyı'dur. Zîrâ ki güftârı pesendîde olmağla kapuñda edâsı ile tutamazdı lafzındaki imâle-i nâ-sezâsı ma'nîdür” (İsen, 2017, s. 138) ifadesiyle başvurduğu bu terim, bir eserin beğenilmesinin o eseri kusursuz kılmadığını, bir şairin vezne uydurmak adına kelimenin doğal ses yapısını bozacak derecede gereksiz zorlamalara düşebileceğini belirtir.
İmâle-i nâ-sezâ terimi yalnızca Künhü’l-Ahbâr’ın Tezkire Kısmı’nda 1 kere kullanılmıştır.
Örnek 1:
Ol şehriyâruñ tab'-ı nâzügine hoş gelüp nazmından kat'-ı nazar beyt idügi şâyı'dur. Zîrâ ki güftârı pesendîde olmağla kapuñda edâsı ile tutamazdı lafzındaki imâle-i nâ-sezâsı ma'nîdür (İsen, 2017, s. 138).
Aksoyak, İ. H. (2009). Gelibolulu Mustafa Âlî 'nin Künhü'l-Ahbar'daki Şiir Eleştirmenliği-Poetry Critism of Mustafa Âlî From Gallipoli. Journal of Turkish Studies. Cem Dilçin Armağanı: 33-64.
Devellioğlu, F. (2007). Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat. Ankara: Aydın Kitabevi Yayınları.
İpekten, H. (1994). Eski Türk Edebiyatı Nazım Şekilleri ve Aruz. İstanbul: Dergâh Yayınları.
İsen, M. (2017). Künhü’l-Ahbâr’ın Tezkire Kısmı. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194288/kunhul-ahbarin-tezkire-kismi.html
Kanar, M. (2009). Osmanlı Türkçesi Sözlüğü (Cilt 2). İstanbul: Say Yayınları.
Saraç, A. E. (2022). Divan şairlerinin aruz ve kafiye kullanımına dair bazı tespitler. Divan Edebiyatı Araştırmaları Dergisi, 28(28), 556-582. Erişim adresi: https://izlik.org/JA77LR92FF
Sarı, M. A. (2000). İmâle [Kıraat maddesi]. İçinde TDV İslâm Ansiklopedisi (C. 22, s. 177). TDV İslâm Araştırmaları Merkezi. Erişim adresi: https://islamansiklopedisi.org.tr/imale--kiraat
Steingass, F. (1963). Persian-English Dictionary. London: Routledge & Kegan Paul.
URL-1: Komisyon. (t.y.).Imâle. Genel Osmanlıca Sözlüğü. https://kelime.com/kelime/im%C3%A2le/63335481101dea5b8e0fabf163335481661b5c15887db0c7/os/tumu/gos
URL-2: https://kamus.yek.gov.tr/
URL-3: https://lugatim.com/s/imale
URL-4: Şemseddin Sâmî. (1901).İmâle. Kâmûs-i Türkî. https://kelime.com/kelime/im%C3%A2le/63335481101dea5b8e0fabf163335c537d1b283c3f0fe268/os/tumu/kts
URL-5: Şemseddin Sâmî. (1901). Kâmûs-i Türkî. https://kelime.com/kelime/%D8%B3%D8%B2%D8%A7/633354ac101dea5b8e10bacb-63335c6c7d1b283c3f107491/os/tumu/kts