HEZL/HEZEL (HEZL/HEZEL)

beyt-i hezl, hezl-âmîz, hezl-engîz, hezl-gûy, hezliyyât


* Sözlüklerde genellikle "şaka, latife, latife yoluyla söylenen söz, şiir" manalarıyla yer alan; tezkirelerde "eleştirel bir tarzı, şaka yollu, mizahi bir üslubu yahut müstehcen, kaba ifadeleri" içeren beyitler/şiirler için kullanılan terim.



Sözlük Anlamı

Hezl, (h‑z‑l) harflerinden türemiş Arapça isim. Kelime sözlüklerde eğlence, alay, latife, şaka (Devellioğlu, 1998, s. 361; Doğan, 2011, s. 410 ; Redhouse, 2009, s. 148; Redhouse, 2015, s. 2164; Steingass, t.y., s. 1175), latife yoluyla söylenen söz, hikâye, şiir (Şemseddin Sâmî, 1989, s. 1508), bilinen bir şiire latife tarzında nazire yazma (Devellioğlu, 1998, s. 361; Doğan, 2011, s. 410), müstehcen söz veya eylem (Steingass, t.y., s. 1175), zayıflamak, zayıflık, incelik (Redhouse, 2015, s. 2164), hayvanların zayıflamaları yahut ölmeleri sebebiyle sayılarının azalması (Redhouse, 2009, s. 148; Redhouse, 2015, s. 2164) anlamlarıyla yer bulmaktadır.

 




Terim Anlamı

Eğlenceli, şakacı bazen de eleştirel, alaylı, müstehcen veya kaba bir üslupla yazılmış mısra, beyit ya da şiirler. 




Tezkirelerdeki Bağlam Anlamı

Kelime tezkirelerde “bir şiir tarzı” anlamının yanı sıra şakacı, eleştirel, alaylı, müstehcen veya kaba bir üslupla yazılmış mısra, beyit ya da şiirler manasında kullanılmaktadır. 

Ali Şir Nevâyî eserinde kelimeyi bazen hicv kelimesiyle bazen de hezzâl-tab’ kişi, hezl-âmîz eş’âr gibi ifadelerle kullanmıştır. Örnek şiirlerde dikkat çeken alaylı, eğlenceli bir söyleyişin olduğudur. Sehî Bey’in Heşt Behişt adlı eserinde ise hezl tarzında yazılan şiirlerdeki eleştiri yahut kaba üslubun tehlikeli sonuçlara yol açabileceği hususunda bir örnek (örnek 5) yer almaktadır (İpekten vd., 2017, s. 89). Sehî’nin eserinde tespit edebildiğimiz örneklerde şairlerin tabiatlarının hezle mayil ya da hezel-gûy olduğu üç defa vurgulanırken hezlin bir defa da fuhşiyyât kelimesiyle birlikte kullanıldığı görülmektedir. Latîfî, tezkiresinde (meyl-i tabʿı hicve ve hezle… ve benzeri ifadelerle) hicv ve hezl kelimelerini birçok defa beraber kullanmayı tercih etmiştir (s. 259, s. 260, s.329, s., vb.). Hezl kelimesi bu eserde daha çok eleştiri, alay manalarıyla yer alır. Ancak üç yerde hezl kelimesinin fahşiyyât, fevâhiş ve fuhş kelimeleriyle bağlantılı kullanıldığı görülür (s. 157, s. 259, s. 389). Gelibolulu Mustafa Âlî kaleme aldığı eserinin tezkire kısmında hezl/hezel kelimesini sadece iki defa şakacı, eğlenceli şiir manasında kullanır (İsen, 2017). Ahdî, eserinde hezli eleştirel, şakacı, kaba ifadeler için kullanırken kelimenin güldüren, eğlenceli anlamına da (Yârâna bu hitâb-ı müstetâbı hezl-gûne gelmegin gâyetde hazz idüp gülmedin bî-tâb düşerler ve başına mezelemeg içün meges-vâr üşerler) değinmektedir (Solmaz, 2018, s. 194). Âşık Çelebi kaleme aldığı eserinde hezli hicv kelimesiyle birlikte sıkça kullanır. Eserde kelimenin eğlence ve alay manalarında yer aldığı ayrıca kaba ve müstehcen beyitleri/şiirleri ifade ettiği örneklere de rastlanır. Genel olarak bakıldığında kelimenin tezkirelerde hicv ve fahşiyyât gibi kavramlarla birlikte kullanımının hezlin/hezelin olumsuz eleştiri ve müstehcenlik yönünün tezahürü olduğu görülmektedir. Şemseddin Sâmî’de hezl ile latîfe arasındaki farktan bahsederken hezlin açık ve bî-edebâne şiir olduğunu belirtir (1989, s. 1241).  XVI. asır tezkirelerinde sıklıkla kullanılan kelimenin XVII. yüzyıl ve sonrasında kaleme alınan tezkirelerde şair değerlendirmelerinin az olması yahut hiç olmaması sebebiyle kullanım sıklığının azaldığı dikkat çekmektedir. 




Tezkirelerdeki Kullanım Sıklığı

Hezl/hezel, tezkirelerde ilk olarak XV. yüzyılda Ali Şir Nevâî’nin Mecâlisü’n-Nefâis adlı eserinde karşımıza çıkar. Eser Türk edebiyatında Çağatay sahasında yazılan ilk tezkire olması bakımından önemlidir. Hezl-tab', hezzâl, hezzâl-tab’, hezl-âmîz gibi kullanımları dahil olmak üzere kelime eserde 17 defa kullanılmıştır. 

Sehî Bey’in kaleme aldığı Heşt Behişt Anadolu sahasında kaleme alınan tezkirelerdendir. Eserde hezl kelimesi 5, hezel-gûy ifadesi 1 defa geçer. Latîfî, tezkiresinde şairlerle ilgili bilgi verirken kelimeyi hezl, hezel-âmîz, hezel-encâm, hezel-gûyân, hezel-iktibâs, hezel-nisâb, hezliyyât, hezeliyyât şekilleriyle 32 defa kullanılmıştır. Kelime 1 defa da verilen şiir örneğinde karşımıza çıkar. Aşık Çelebi’nin Meşâ’irü’ş-şu’arâ adlı eserinde kavram hezl ve hezel olarak birer defa, hezliyyât 2, hezeliyyât 2, hezl-âmîz 1, hezl-engîz 1, hezl-cûy 1, hazel-nâme 1 defa olmak üzere hem beyitlerde hem de değerlendirmelerde toplam 39 kez kullanılmıştır. Eserde hezl yahut hezliyyât olarak verilen beyitlerin çoğunun kaba, müstehcen bir tarzda yazıldığı dikkat çekmektedir. Kınalı-zâde Hasan Çelebi eserinde hezl 11, hezel-gûne 2, hezliyyât 3, hezeliyyât 1 defa geçmektedir. Ahdî Gülşen-i Şu’arâ’da hezl kelimesini 7 defa eğlenceli, alaycı, kaba beyit yahut şiir manalarında kullanır. Beyânî’nin eserinde ise kelime 5 defa karşımıza çıkmaktadır.

XVII. yüzyıl Osmanlı tezkirelerinde şairler hakkında değerlendirme çok az olduğundan kelimeye genellikle örnek şiirlerde rastlanmaktadır. Rızâ Tezkiresi’nde hezl 2, hezl-gûne 1, hezliyyât ise 2 defa yer almaktadır. XVIII. yüzyıla gelindiğinde Güftî’nin tezkiresinde kelimeye sadece örnek olarak verilen beyitlerde (hezl 9, hezl-âşinâ 2 defa yer alırken, birer defa da hezl-âsâr, hezl-gûne, hezl-îrâd, hezl-redîf, hezl-i germiyyet) rastlanır. Mirzâ-zâde Mehmed Sâlim'in tezkiresinde hezl 2, hezliyyât ise 3 defa karşımıza çıkar. Defter Emini Silâhdâr-zâde Mehmed Emîn’in kaleme aldığı tezkirede hezl kelimesine 1 kez Es’ad Seyyid Mehmed Efendi maddesinde verilen örnek beyitlerde rastlanır. Esrâr Dede’nin kaleme aldığı Tezkire-i Şu’arâ-yı Mevleviyye adlı tezkirede Derviş Garîbî tanıtılırken hezl kelimesi bir defa kullanılmıştır. 




Örnekler

Örnek 1:

Hoş-tab' ve sebük-rûh / ve tab'ı hezlga mâyil kişi irdi (Eraslan, 2001, s. 47).

Örnek 2:

Hezliyyâtı dahı nâzik ü rengîndür (Sungurhan, 2017a, s. 514).

Örnek 3:

Âhir ekser-i nâsuñ tab'ı hezle ve hicve mâyil oldugı bâʾisden şetârete düşüp hezeliyyâta iştigâl gösterdiler (Canım, 2018, s. 329).

Örnek 4:

Sen benüm içün fahşiyyât ve hezliyyât mı yazarsun diyü hitâb-ı 'itâb-âmîz idüp dergâhından dûr itdi (Canım, 2018, s. 389).

Örnek 5:

Tabî'ati hezle mâyil ve zihni ekser bu tarika kâyil olmagın Mahmûd Paşa ba'zı kimesnelere letâyif kasd eyleyüp gâh inşâ ve gâh nazm üslûbında zemme mensûb ebyât didürdür imiş. Hattâ Tevârîh-i Âli ‘Osmânı tedvîn ve yazup tezyîn iden Yazıcı Tursuna bir beyt diyüp ol beyt ucından ‘adâvet idüp katl itdürdi dirler (İpekten vd., 2017, s. 89).

Örnek 6:

Bir nice ebyât-ı hezel ü herze nükâtından da'vâ-yı dürûg-ı bî-fürûg ile kendüyi vâfir medh ve gayrileri selb ü kadh idüp dimiş ki: 

Nazm: Şu'arâ cümle meges gibi durur katumda 

            Kâf-ı nazmuñ yaluñuz şimdi benüm 'Ankâsı (Canım, 2018, s. 421).




Kaynaklar

Canım, R. (hzl.) (2018). Latîfî-Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html

Devellioğlu, F. (1998). Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat. Ankara: Aydın Kitabevi Yayınları.

Doğan, A. (2011). Osmanlı Türkçesi Sözlüğü. Ankara: Akçağ Yayınları.

Durmuş, İ. (1998). Hezl. TDV İslâm Ansiklopedisi. 17. (s.304-305). Ankara: TDV Yayınları. 

Eraslan, K. (hzl.) (2001). Alî-Şîr Nevâyî Mecâlisü’n-Nefâyis (Giriş ve Metin). Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları. 

İİpekten, H., Kut, G., İsen, M., Ayan, H., ve Karabey, T. (hzl.) (2017). Sehî Beg Heşt Bihişt. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-78460/tezkireler.html 

İsen, M. (hzl.) (2017). Künhü’l-Ahbâr’ın Tezkire Kısmı. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194288/kunhul-ahbarin-tezkire-kismi.html

Kılıç, F. (hzl.) (2018). Âşık Çelebı̇-Meşâ’ı̇rü’ş-Şu’arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-210485/asik-celebi-mesairus-suara.html

Kur’ân-ı Kerîm ve Açıklamalı Meâli, (2018). İstanbul: Türk Diyanet Vakfı Yayınları.

Levend, A. S. (1984). Divan Edebiyatı Kelimeler ve Remizler-Mazmunlar ve Mefhumlar. İstanbul: Enderun Kitabevi.

Pala, İ. (1998). Hezl. TDV İslâm Ansiklopedisi. 17. (s.305-306). Ankara: TDV Yayınları.

Redhouse, J. W. (2009). Müntehahabât-ı Lügât-ı Osmâniyye, (Haz. Recep Toparlı, Betül Eyövge Yılmaz, Yaşar Yılmaz), Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.

Redhouse, J. W. (2015). Turkish and English Lexicon-New Edition. İstanbul: Çağrı Yayınları.

Solmaz, S. (hzl.) (2018). Ahdı̂ ve Gülşen-ı̇ Şuʿarâ’sı (İnceleme-Metin). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-201251/ahdi-gulsen-i-suara.html 

Steingass, F. (t.y). The Student’s Arabic-English Dictionary. London.

Sungurhan, A. (hzl.) (2017a). Kınalızâde Hasan Çelebı̇ Tezkı̇retü’ş-Şu’arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194494/kinalizade-hasan-celebi-tezkiretus-s-uara.html

Sungurhan, A. (hzl.) (2017b). Beyânî Tezkiresi (Tezkiretü’ş-şu’arâ). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194495/beyani-tezkiresi-tezkiretus-suara.html

Şemseddin Sâmî. (1989). Kâmûs-ı Türkî. İstanbul: Enderun Kitabevi.




Yazım Tarihi:
17/11/2025
logo-img