BÎ-ENBÂZ (BĪ-ENBĀZ)

şâ'ir-i bî-enbâz, zât-ı bî-enbâz, nazm-ı velvele-endâz-ı bî-enbâz


* Sözlüklerde "eşsiz, benzersiz, ortağı olmayan" anlamlarına gelen, tezkirelerde ise sanatsal bağlamda diğerlerinden üstün, özgün, eşsiz, benzersiz ve kusursuz şiir veya şairi ifade eden terim.



Sözlük Anlamı

“Bî-enbâz", dilimizdeki “-siz, -mez” eklerinin anlamını karşılayan Farsça “bî-” ön ekiyle yine Farsça olan “enbâz” kelimesinin birleşiminden oluşmuştur. “Enbâz” kelimesi sözlüklerde “eş, benzer, ortak (Ayverdi, 2010, s. 342; Şemsettin Sami, 1901 s.171), yardak (Muallim Naci, 1308, s. 121), refik, yoldaş (Şemsettin Sami, 1911, s. 150; Doktor Hüseyin Remzi, 1305, s.122 ),  dost, arkadaş, hissedar (Redhouse, 2001, s. 207; Hindoğlu, 1838, s. 68) anlamlarına gelmektedir. ”Bî-enbâz" ifadesi ise yine aynı sözlüklerde “eşsiz, benzersiz, şerîki olmayan” şeklinde anlamlandırılmıştır. 




Terim Anlamı

Terim olarak “bî-enbâz” ifadesi tezkirelerde “sanatsal anlamda diğerlerinden üstün, eşsiz, benzersiz, özgün ve  kusursuz şiir veya şair” anlamlarında kullanılmıştır. 




Tezkirelerdeki Bağlam Anlamı

“Bî-enbâz” ifadesi tezkirelerde yüce Allah'ın birliğini, tekliğini, eşsiz ve benzersiz oluşunu ifade eden, onun zâtî sıfatlarından "vahdâniyyet"in anlam dairesi içerisinde onu niteleyen bir kelime olarak kullanılmıştır. Bununla beraber tezkirelerde “bî-enbâz” ifadesinin bir işi, bir şahsı, bir nesneyi veya bir mekanı nitelemek amacıyla da terim anlamı dışında kullanıldığı tespit edilmiştir. Şiir ve şairin nitelendiği bölümlerde ise Latîfî'den itibaren kelimenin terim manası kazandığı görülmektedir. 

Kelimeyi ilk defa kendi tezkiresinde terim manasıyla kullanan Latîfî, Hayâlî Bey'i hakîkât ve mecâz meydanının kendine has üslubuyla kalem oynatan eşsiz ve benzersiz bir şairi olarak  sunar (Örnek 1). Latîfî'nin ifadesinde kelimenin “üslup bakımından kimseye benzememe, kendine has olma, eşsiz ve benzersiz olma” manalarıyla kullanıldığı görülmektedir. Tezkiresinin başka bölümlerinde kelimeyi 2 kez daha terimsel manayla kullanan Latîfî, Zâtî'yi söz, mana ve hayal ufuklarında kimsenin erişemeyeceği doruklarda uçan eşsiz bir şair (Canım, 2018, s. 229); Revânî'yi ise gazel yazmadaki üslubuyla eşsiz ve benzersiz olarak niteler(Canım, 2018, s. 245). Zâtî anlatılırken kelimenin Hayâlî Bey'deki anlamlarına ek olarak “en iyi olma” anlamıyla da kullanıldığı görülmektedir. 

Mehmet Salim Efendi, tezkiresinde Emrî'nin Fars edebiyatındaki birikimiyle “bî-enbâz” olduğunu ve Hâfız-ı Şirâzî'ye benzediğini söylemektedir (Örnek 2). Burada tezkirecinin kelimeyi “eşsiz, benzersiz, en üstün olma, diğerlerinden daha iyi olma” anlamlarıyla kullandığı görülmektedir.

Riyâzî, tezkiresinde Mehemmed Efendi'den bahsederken onun fazilet ve takva sunmada eşsiz, benzersiz olduğunu, faziletlerle dolu cevher yüklü şiirleri bulunduğunu örneklerle gösterir (Örnek 3). Riyâzî, "bî-enbâz" ifadesiyle Mehemmed Efendi'nin kalem oynatmada kendine özgü olduğunu, başkalarına benzemediğini söylemektedir. Aynı kişiden Rızâ Tezkiresi'nde de benzer şekilde bahsedilmektedir. Rızâ da şairi fazilet ve takvada “bî-enbâz” olarak nitelemekte ve bu tarz şiirlerini örnek olarak vermektedir (Zavotçu, 2017, s. 192).

Safâyî, tezkiresinde Vecdî hakkında bilgi verirken onun şiirlerini “nazm-ı velvele-endâz-ı bî-enbâz” ifadesiyle “tumturaklı ve eşsiz” olarak niteleyip zevkli ve lezzetli olduğunu belirtir (Altuner, 1989, s. 997). Safâyî, burada kelimeye sanatsal anlamda bir “kusursuzluk, benzersizlik” anlamı vermektedir. Tezkiresinin bir başka yerinde ise şair Vahîd'den zarif ve nükteli şiirler yazan asrının eşsiz bir şairi olarak bahseder. Vahîd'in yazdıklarıyla İsfahan ve Hicaz şairlerini hezimete uğratıp güzel söz söyleyenlerin nefesini kestiğini söyler (Örnek 4). Safâyî'nin burada “bî-enbâz” ifadesine şiir ve şair bağlamında “eşsiz” ve “benzersiz” anlamlarıyla beraber “kusursuz, en üstün, en iyi” anlamlarını yüklediği görülmektedir. Vahîd'den bahsedip ona “bî-enbâz” vasfını yükleyen bir diğer tezkireci Kemiksiz-zâde Safvet Mustafa'dır. Tezkiresinde Vahîd'i güzel ve ince söz söyleme noktasında “bî-enbâz” olarak niteler (Örnek 5).

Divan şiirinde “bî-enbâz” ifadesi, yüce Allah'ın eşsiz ve benzersiz oluşunu anlatmak veya güzel bir vasfı için memdûhu methetmek amacıyla kullanılmıştır. Nâbî, Sûrnâme'sinde “Kereminden vire ol bî-enbāz / İki şeh-zâdesine ʿömr-i dırâz” diyerek şehzadelerin uzun ömürlü olmaları için yüce Allaha niyazda bulunup onu “bî-enbâz” olarak vasfederken Yenişehirli Fennî, “Husûsâ cümle mevcûdât gelir vâhid [ü] ferdden / Unut sâlis sülüse yok ahaddir ol ki bî-enbâz” diyerek yüce Allah'ın tekliğine göndermede bulunup ondan “bî-enbâz” olarak bahsetmiştir. Şem' ü Pervâne mesnevisinde sırlar harmanının hasadını toplayana “bî-enbâz” denirken Yahya Nazîm Divanı'nda lütufta, iyilikte ve cömertlikte bulunana “bî-enbâz” denmiştir (URL-1).

 “Bî-enbâz” ifadesi, klasik Türk edebiyatının manzum ve mensur metinlerinde ilk olarak yüce Allah'ı nitelemek ve onun “vahdâniyyet”ini ifade etmek için, ikinci olarak ise memdûhu herhangi bir güzel vasfı sebebiyle methetmek için kullanılmıştır. Tezkirelerde ise “bî-enbâz” ifadesi bu iki kullanıma ek olarak şiir ve şairi niteleyen, sanatsal bağlamda şiire ve şaire “diğerlerinden üstün, özgün, kusursuz, eşsiz ve benzersiz olma” anlamlarını veren terimsel bir ifade olarak karşımıza çıkmaktadır.




Tezkirelerdeki Kullanım Sıklığı

Tezkirelerde “bî-enbâz” ifadesini terim anlamıyla ilk defa Latîfî kullanmıştır. Kelime; Latîfî'nin Tezkiretü'ş-Şu'arâ'sında 3, Mîrzâ-zâde Mehmed Sâlim Efendi'nin Tezkiretü’ş-şuarâ'sında 1, Riyâzî Muhammed Efendi'nin Riyâzü’ş-Şuara'sında 1, Rıza Tezkiresi'nde 1, Safâyî Tezkiresi'nde 2, Kemiksiz-zâde Safvet Mustafa'nın Nuhbetü’l-âsâr Min Fevâ’idi’l-Eş‘âr isimli tezkiresinde 1 defa terimsel manada kullanılmıştır. 




Örnekler

Örnek 1:

Sanâyi'-i şi‘riyyeden ve bedâyi’-i nazmiyyeden tumturâk-ı elfâz u hayâl ve tezyîn-i ‘ibârât u makâl sûy u semtin ihtiyâr u intihâb itmişdür ve meydân-ı hakîkat ü mecâzda bir semt-i mahsûsa gitmişdür. Bu fende zamânenün mu’ayyeni olmışdur. Gerçi kendü vâdîsinde bî-şerîk ü enbâzdur ammâ ehl-i nazar ile nazar olunsa ne hakîkat ne mecâzdur (Canım, 2018, s. 220).

Örnek 2:

‘İlmde ‘alem ve inşâda müsellem olup ‘Arabiyyâtda hâfızası hasebiyle nehârîrin ser-firâzı ve Fürsde yâd-dâştı bî-enbâz olmagla gûyâ Hâfız-ı Şîrâzî idi (İnce, 2018, s. 127).

Örnek 3:

Hakkâ ki, ol zât-ı bî-enbâz halbe-i fazl u takvâda dahi destindeki ney-i hâme ile fâyiz-i kasabü’s-sabak-ı i‘câzdur (Açıkgöz, 2017, s. 290).

Örnek 4:

Evâ’il-i hâlinde tahsil-i ma‘rifet itmekle ‘asrun şu‘arâ-yı nâdire-perdâzından bir şâ‘ir-i bi-enbâzdur ki nây-ı hâmesi nevâ-sâz oldukça rağbet-i hoş-hânân-ı Isfahân u Hicâzı şikeste ider ve bülbül-i gülşen-serây-ı tab‘-ı behiştî-nijâdı terâne-i sühâna âgâz itdükçe tûtî-i şeker-hâyı dem-beste ider (Altuner, 1989, s. 1001).

Örnek 5:

İstanbul’dan E’imme zümresindendir. Nâdire-perdâz bi şâ‘ir-i bî-enbâzdır (Güzel, 2012, s. 775).




Kaynaklar

Açıkgöz, N. (2017). Riyâzü’ş-Şuara (Tezkiretü’ş-Şuara). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları.

Altuner, N. Ü. (1989). Safâî ve Tezkiresi (İnceleme-Tenkitli Metin-İndeks) (Doktora Tezi). İstanbul: İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi.

Ayverdi, İ. (2010). Kubbealtı Lugatı Misalli Büyük Türkçe Sözlük. İstanbul: Seçil Ofset.

Canım, R. (2018). Latîfî Tezkiretü'ş-Şu'arâ ve Tabsıratü'n-Nuzamâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları.

Doktor Hüseyin Remzi, (1305). Lugat-ı Remzi I-II. İstanbul: Matbaa-i Hüseyin Remzi.

Güzel, B. (2012). Kemiksiz-zâde Safvet Mustafa ve Nuhbetü’l-âsâr Min Fevâ’idi’l-Eş‘âr İsimli Şair Tezkiresi (YL Tezi). Ankara: Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Hindoğlu, A. (1838). Hazine-i Lugat. Viyana: Antonie Noble de Schmit Matbaası.

İnce, A. (2018). Mîrzâ-zâde Mehmed Sâlim Efendi Tezkiretü’ş-şuarâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. 

Muallim Nâci, (1308). Lugat-ı Nâcî. İstanbul.

Redhouse, Sir James W. (2001). Turkish and English Lexicon. İstanbul: Çağrı Yayınları.

Şemsettin Sami, (1911). Kâmûs-ı Fransevî. İstanbul: Mihran Matbaası.

Şemsettin Sami, (1901). Kâmûs-ı Türkî. İstanbul: İkdam Matbaası.

URL-1: https://lehcediz.com/tarama/pages/arama/arama_sonuc.php?s=b%C3%AEenb%C3%A2z (Erişim Tarihi: 25.08.2025)

Zavotçu, G. (2017). Zehr-i Mār-zāde Seyyid Mehmed Rızā Rızâ Tezkiresi. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. 

 




Yazım Tarihi:
30/06/2026
logo-img