AZBLİSÂN/AZBÜ’L-BEYÂN (ʿAẔB-LİSĀN / ʿAẔBÜ’L-BEYĀN)

‘azb-lisân, ‘azbü’l-beyân, lisân-ı ‘azbü’l-beyân


* “Tatlı dil, ifade tatlılığı, tatlı ifadeli dil” anlamlarına gelen ve tezkirelerde şairin dilinin akıcı ve güzel olduğunu ifade eden bir tenkit terimi.



Sözlük Anlamı

Arapça kökenli bir isim olan “’azb” sözlüklerde “tatlı, şirin, leziz, hoş” (Şemseddin Sâmî, 1317, s. 931; Devellioğlu, 2015, s. 64; Ayverdi, 2011, s. 246; Muallim Nâcî, 2009, s. 45; Mehmed Salâhî, 2023, s. 90; Mutçalı, 1995, s. 557; Kanar, 2010, s. 92), “tatlı su” (Vankulu, 2014, s. 190; Ahterî, 2009, s. 74), “susuzluk yüzünden yemek yiyememe” (Çağbayır, 2017, s. 460), “hoş-güvâr olan ta’âm veya şarap” (Mütercim Âsım Efendi, 2013, s. 539) anlamındadır. Arapça kökenli bir isim olan “lisân” sözcüğünün ise “anlaşma vasıtası olarak dil, bir yazara veya döneme ait ifade tarzı, konuşma biçimi, belli bir meslek dalına özgü kelimelerden oluşan anlatım (Ayverdi, 2011, s. 1896; Devellioğlu, 2015, s. 635; Mutçalı, 1995, s. 795) anlamları vardır.  Arapça kökenli “beyân” kelimesi  “açıklama, anlatma, bildirme, belâgatin anlatım yollarını gösteren bölümü” (Devellioğlu, 2015, s. 106) anlamlarına gelir. Kaynaklarda “azbü’l-beyân”, “ifade tatlılığı, şirinlik (Kanar, 2010, s. 92); “lisân-ı azbü’l-beyân” ise “tatlı akıcı dil, tatlı ifadeli dil (Ayverdi, 2011, s. 246; Kanar, 2010, s. 92) şeklinde anlamlandırılmıştır. 




Terim Anlamı

Sözlüklerde “tatlı dil, ifade tatlılığı” anlamlarına gelen “‘azb-lisân/‘azbü’l-beyân/lisân-ı ‘azbü’l-beyân” terkibi, tezkirelerde şairin dilinden ve ifadesinden söz edilirken açık, anlaşılır ve akıcı olduğunu belirtmede kullanılmıştır. “‘Azb-lisân/‘azbü’l-beyân/lisân-ı ‘azbü’l-beyân”, bir eserin veya şairin dilinin güzelliğini ifade eden olumlu manalı bir terimdir. 




Tezkirelerdeki Bağlam Anlamı

“Tatlı dil, akıcı dil” anlamlarına gelen “‘azb-lisân” terimi, Latîfî Tezkiresi’nde Basîrî maddesinde onun nüktedan ve tatlı dilli bir şair olduğu ifade edilirken kullanılmıştır (Canım, 2018, s. 149; Kaplan, 2021, s. 32).  Latîfî Beyânî’den bahsederken onun latif ifadelerle sözü yumuşatıp tatlandırdığını, tatlı diliyle dostlarının kalbini kazandığını belirten “azb-lisân” terimini kullanmıştır (Canım,  2018, s. 157). Âşık Çelebi, Sultan Selim döneminden bahsederken bülbüllerin tatlı dilleriyle onun adına hutbe okuduklarını belirtirken “azbü’l-beyân” terimini kullanır (Kılıç, 2018, s. 84). Âşık Çelebi Ferdî mahlaslı bir şairin hitabet yeteneğini överken onun tatlı ve etkileyici bir konuşması olduğunu “azbü’l-beyân” ile ifade eder (Kılıç, 2018, s. 507). Kınalı-zâde Hasan Çelebi, “azbü’l-beyân” terimini “ratbü’l-lisân” (yumuşak sözlü) tabiriyle birlikte bahsi geçen kişinin diliyle hayranlık uyandıran bir anlatım gücüne sahip olduğunu vurgularken kullanır (Sungurhan, 2017, s. 543). Terim geç dönem olarak nitelendirilebilecek 19-20. yüzyıl tezkirelerinde “lisân-ı azbü’l-beyân” hâlini almıştır. Fatin, Hâtimetü’l-Eş’âr’ına Rüşdü Efendi tarafından yazılan takrizin dilini “lisân-ı azbü’l-beyân-ı Arabiye” (Çiftçi, 2017, s. 10) şeklinde nitelendirir. Mehmed Sirâceddîn, Mecma‘-i Şu‘arâ ve Tezkire-i Üdebâ’nın mukaddimesinde Almanca öğrendiği esnada Osmanlı Türkçesinden Almancaya çevrilen kaynakları tetkik ettiğini belirtir ve Osmanlı Türkçesini “lisân-ı azbü’l-beyân-ı Osmânî” (Arslan, 2018, s. 9) şeklinde nitelendirir. “‘Azb-lisân/‘azbü’l-beyân/lisân-ı ‘azbü’l-beyân” terkipleri şuara tezkirelerinde şairlerin dili kullanma yeteneklerinden bahsedilirken kullanıldığı görülmektedir. 19-20. yüzyıl tezkirelerinde ise Osmanlı Türkçesi ve Arapça “lisân-ı azbü’l-beyân” şeklinde tavsif edilmiştir. 




Tezkirelerdeki Kullanım Sıklığı

Terim, “azb-lisân” şeklinde Latîfî’nin Tezkiretü’ş-Şuarâ’sında 2; “azbü’l-beyân” şeklinde Âşık Çelebi’nin Meşâirü’ş-Şuarâ’sında 2, Kınalı-zâde Hasan Çelebi’nin Tezkiretü’ş-Şuarâ’sında 3, Es’ad’ın Bağçe-i Safâ-endûz’unda 2, Es’ad’ın Şâhidü’l-Müverrihîn’inde 1, Bursavî’nin Gülzâr-ı İrfân’ında 1; “lisân-ı azbü’l-beyân” şeklinde ise Fatîn Tezkiresi’nde 1, Mehmed Sirâceddîn’in Mecma’-i Şuarâ’sında 1 defa geçmektedir. 




Örnekler

Örnek 1:

Hüsn-i hitâb ve redd-i cevâbda kelâm-ı latîfin telyîn ü taltîf idüp ‘azb-i lisân ile incizâb-ı kulûb-ı ahbâba kullâb salmış ve bir mahbûb-ı mergûb-hisâl mesâbesinde hüsn ü hulk ile halkun gönlin almışdı (Canım, 2018, s. 157).

Örnek 2:

Bu ecldendür ki bülbül cevâmi-i nâmiyâtda menâbir-i agsânda hutbe-i nâm-ı nâmîsine müsâbir olup ‘azbü’l-beyândur (Kılıç, 2018, s. 84).

Örnek 3:

Mezbûrun medh ü senâsı ile ‘azbü’l-beyân ve ratbü’l-lisân olurlar ve ‘ıtrâ-yı ma’ârif ü ahlâkında nisâr-ı cevâhir-i kelimât-ı pür-itibâr kılurlar idi (Sungurhan, 2017, s. 543).

Örnek 4:

Südûr-ı izamdan ve meclîs-i vâlâ azâ-yı maârif-ittisâmından semâhatlı Rüşdü Efendi hazretlerinin lisân-ı azbü’b-beyân-ı Arabiye üzre tahrîrine himmet buyurmuş oldukları takrîz-i garrâdır (Çiftçi, 2017, s. 10).

Örnek 5:

Alman lisânının tahsîline sarf-ı mesâ’î ederek tatbîkât ve tevsî-i ma‘lûmât içün lisân-ı azbü’l-beyân-ı Osmânî’den Almancaya nakl ve tercüme edilen ba’zı nâfi‘ kitâbları mütâla’a sırasında… (Arslan, 2018, s. 9).




Kaynaklar

Ahterî Mustafa Efendi (2009). Ahterî-i Kebir. (hzl. H. Ahmet Kırkkılıç ve Yusuf Sancak). Ankara: TDK Yayınları.

Arslan, M. (hzl.) (2018). Mecma‘-i Şu‘arâ ve Tezkire-i Üdebâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-208568/mehmed-siraceddin-mecma-i-suara-ve-tezkire-i-udeba.html 

Ayverdi, İ. (2011). Misalli Büyük Türkçe Sözlük. İstanbul: Kubbealtı Neşriyat, 4. Baskı.

Canım, R. (hzl.) (2018). Latîfî-Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ektap.ktb.gov.tr/TR-216998/latf-tezkretus-suara-ve tabsratun-nuzama.html

Çağbayır, Y. (2017). Ötüken Osmanlı Türkçesi Sözlüğü. İstanbul: Ötüken Neşriyat.

Çiftçi, Ö. (hzl.) (2017). Fatîn Tezkiresi (Hâtimetü’l-Eşâr). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-195831/fatin-tezkiresi.html 

Devellioğlu, F. (2015). Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat. Ankara: Aydın Kitabevi Yayınları, 31. Baskı.

Doktor Hüseyin Remzi (2018). Lügat-i Remzî. İstanbul: Türkye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayınları.

Kanar, M. (2010). Etimolojik Osmanlı Türkçesi Sözlüğü. İstanbul: Derin Yayınları.

Kaplan, F. (2021). Klasik Türk Edebiyatı Eleştiri Terimleri Sözlüğü -Latîfî Tezkiresi Örneği-. İstanbul: DBY Yayınları.

Kılıç, F. (hzl.) (2018). Meşâ’irü’ş-Şu’arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-210485/asik-celebi-mesairus-suara.html  

Mehmed Salâhî (2023). Kâmûs-ı Osmânî. (hzl. Kudret Ayşe Yılmaz). Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.

Muallim Nâcî (2009). Lügat- Nâcî. (hzl. Ahmet Kartal). Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.

Mutçalı, S. (1995). Arapça-Türkçe Sözlük. İstanbul: Dağarcık Yayınları.

Mütercim Âsım Efendi (2013). Kâmûsu’l-Muhît Tercümesi. (hzl. Mustafa Koç ve Eyyüp Tanrıverdi). İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayınları.

Sungurhan, A. (2017). Tezkiretü’ş-Şu’arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194494/kinalizade-hasan-celebi-tezkiretus-s-uara.html 

Şemseddin Sâmî (1317). Kâmûs-ı Türkî. İstanbul: İkdâm Matbaası.

Tulum, M. (2011). 17. Yüzyıl Türkçesi ve Söz Varlığı. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.

Vankulu Mehmed Efendi (2014). Vankulu Lügati. (hzl. Mustafa Koç ve Eyyüp Tanrıverdi). İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayınları.




Yazım Tarihi:
19/09/2025
logo-img