HAYÂLENGÎZ/TAHAYYÜLENGÎZ (ḪAYĀL-ENGÎZ/TAḪAYYÜL-ENGĪZ)

nazmgüftâr-ı tahayyül-engîz, eş'âr-ı tahayyül-engîz, hayâl-engîz, hayâlât-engîz


* Arapça hayal etme, tasavvur etme, zihnî tasvir manalarına gelen "tahayyül" ismi ile, Farsça uyandıran, doğuran, harekete geçiren "engîz" sıfatının birleşiminden oluşan tahayyül-engîz yahut hayâl-engîz kavramı, hayalleri uyandıran, imgeyi harekete geçiren; zihni tasavvurlara sevk eden anlamındaki bir terimdir.



Sözlük Anlamı

Arapça ḫayl-ḫayāl kökünden -zannetmekten- gelen teḫayyul (ﺗﺨﻴّﻞ) isminin sözlük manaları şu şekildedir: Kamus-ı Türkî’de kelime için “vehim ve hayâl ile tasvîr etme, asılsız bir şeyi zihinde vücuda verme, vehim ve hayâle dalma” tanımlarından sonra, “insan tahâyyülâta dalınca hakikati göremez” cümlesiyle örneklendirme yapılmıştır (Şemseddin Sâmi, 1318, s. 389). Tahayyül, Mükemmel Osmanlı Lugatı’nda “bir şeye sûret vermek” (Ali Nazîmâ ve Reşâd, 1319, s. 202), Lugat-i Remzi’ye göre “bir nesnede emâre-i hayr tefarrüs ve istidlâl eylemek veyahut bir nesneyi ferâsetle fehm ve idrâk eylemek ve tefekkür etmek” (Doktor Hüseyin Remzi, 1305, C. 1, s. 251), Resimli Türkçe Kamus’ta “bir şeyi zihninde tasvîr ederek vücûd vermek” (Raif Necdet Kestelli, 1937, s. 208), Lugat-ı Naci’de “hayâle almak, alınmak” (Muallim Naci, 1899, s. 222), Redhouse’ta ise “uygulamaya dökülen hile, entrika, beceri, aldatma, kurnazlık, hüner, beceri, hinlik ve zihin açıklığı/çevikliği” (Redhouse, 1987, s. 512) şeklinde geçmektedir. 

Kur’ân-ı Kerîm’de “Bir de baktı ki büyüleri sayesinde ipleri ve sopaları kendisine koşuyormuş gibi görünüyor” (Tâhâ 20/66) meâlindeki âyette geçen “tahyîl” ifadesi, rivâyet edilen peygamberin çeşitli hadislerinde “tahayyül” şeklindeki kullanımlar gerçek sanılan yahut gerçeğe benzetilen idrake işaret etmektedir (Durusoy, 1998, C. 17, s. 1-3).

Farsça engîḫten “harekete getirmek” fiilinden genelen -engîz sıfatı (ﺍﻧﮕﻴﺰ), kendisinden önceki kelimeyle birleştiğinde yani sonuna geldiği kelimelere “harekete getiren, koparan, karıştıran” anlamı katarak Farsça birleşik sıfat haline getirir (https://lugatim.com/s/ENG%C4%B0Z) Kavramın sözlük manaları şu şekildedir: Kamus-ı Türkî’de kelime için “karıştırıcı, koparıcı; fitne-engîz” (Şemseddin Sâmi, 1318, s. 182). Engîz, Mükemmel Osmanlı Lugatı’nda “koparıcı, tahrik edici; şevk-engîz, hüzn-engîz” (Ali Nazîmâ ve Reşâd, 1319, s. 115), Lugat-i Remzi’ye göre “karıştırıcı, koparıcı, tahrik edici olan” (Doktor Hüseyin Remzi, 1305, C. 1, s. 137), Resimli Türkçe Kamus’ta “koparıcı, ayırt edici; fitne-engîz, fitne koparan” (Raif Necdet Kestelli, 1937, s. 87) ve Lugat-ı Naci’de ise “koparmak, karıştırmak, ayırt etmek manasında olan” (Muallim Naci, 1899, s. 132) şeklinde geçmektedir.

Ferheng-i Şu‘ûrî’de “engîḫten” kelimesi için “Sükûn-ı nûn u yâ vü hâ’-i mu‘ceme ve kesr-i kâf-ı Fârsî ile. Dört ma‘nâya gelir. Evvel, koparmak ma‘nâsına. Sânî, be-ma‘nî-i dûr kerden. Sâlis, peydâ kerden ma‘nâsına. Râbi‘, be-ma‘nî-i ber keşiden” söylenir (Yılmaz, 2019, C. 1, s. 589). “Engîz” için “Tahrîk ma‘nâsına. Sîga-i emr ve vasf-ı terkîbîdir” diyerek Dakîkî’den (d. ?/? - ö. ?/?) ve Mîr Hüsrev’den (d. ?/? - ö. ?/?) örnek beyitler verilmiştir (Yılmaz, 2019, C. 1, s. 537).




Terim Anlamı

Klâsik edebiyat terminolojisinde “tahayyül-engîz, hayâl-engîz yahut hayâlât-engîz”, kavramları şairin zengin tasvir kudreti, zihinde sahne kurabilme kabiliyeti, yüksek hayal gücü ve orijinal teşbih ve mecaz yaratma gücü için kullanılır. Klâsik edebiyatımızda “hayal” merkezli poetikanın anahtar kavramlarından sayılır. Kavram olarak tezkirelerde seyrek görülür ancak aynı manaya gelen terimler sıkça karşımıza çıkmaktadır.




Tezkirelerdeki Bağlam Anlamı

XVI. Asır – (Sehî, Latîfî, Âşık Çelebi, Ahdî)

Sehî Beg, Sâfî Kâsım Paşa (d. ?/? - ö. Ramazan 907’den sonra, 939’dan önce?/Mart 1502'den sonra, 1532-33’ten önce?) için onun iyi huylu, ibretli sözler söyleyen, hayal uyandıran bir üsluba sahip olduğunu, çok güzel gazelleri olduğunu söyler (Örnek 1) (İpekten, Kut, İsen, Ayan, Karabey; 2017, s. 31). Latîfî, tezkiresinde şair Derûnî’yi (d. ?/? - ö. 950/1544) tanıtırken onun adeta söz, imge yaratıcısı olduğunu bunun sebebinin de onun hayal uyandıran bir tabiata sahip olduğunu ifade eder (Canım, 2018, s. 222). Âşık Çelebi, Hatmî Salih Çelebi’den (d. ?/? - ö. 970/1562) bahsederken onun hayalleri uyandıran şiirinin belâgat bahçesinde bir hatmi çiçeği olduğunu söyler (Kılıç, 2018, s. 637). Ahdî, Gelibolulu Sürûrî’den (d. 897/1491-92 - ö. 7 Cemâziyelevvel 969/13 Ocak 1562) bahsederken “tahayyül-engîz” ifadesini kullanır. Onun tasavvufî şiirlerinin hesaba gelmeyecek kadar çok ve hayal uyandırıcı olduğunu kaydeder (Solmaz, 2018, s. 72) (Örnek 2).

XVII. Asır – (Riyâzî)

Riyâzî, Edirneli Emrî Emrullâh’dan (d. ?/? - ö. 983/1575) bahsederken şiirlerinin manalarla dolu olduğunu söyleyerek onun hayal dünyasının zenginliğinden ve şiirlerini okuyan insanların da hayallerini harekete geçirdiğini söyler (Açıkgöz, 2017, s. 64). 

Kavrama XVIII-XIX. asır tezkirelerinde rastlanmamıştır. 




Tezkirelerdeki Kullanım Sıklığı

Kavram, Sehî Beg’de 10, Latîfî’de 4, Âşık Çelebi’de 3, Ahdî’de 4, Riyâzî’de ise 1yerde geçmektedir.




Örnekler

Örnek 1:

Kâ‘ide-i şi‘ri hûb ve üslûb-ı nazmı mergûb bilür. Hoş-tab‘ mesel-gûy hayâl-engîz ve emsâl-âmîz (İpekten vd., 2017, s. 31)

Örnek 2:

Eş’âr-ı tasavvuf-âmîzi bî hadd ve Güftâr-ı tahayyül-engîzi lâ-yu’addur bu birkaç beyt ile iktifâ olınup sebt olundı (Solmaz, 2018, s. 72).




Kaynaklar

Açıkgöz, N. (hzl.) (2017). Riyâzü’ş-Şuara (Tezkiretü’ş-Şuara). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-191371/riyazi-riyazus-suaratezkiretus-suara.html

Ali Nazîmâ ve Reşâd. (1319). Mükemmel Osmanlı Lugatı. Dersaâdet: Şirket-i Mürettibiye Matbaası. 

Canım, R. (hzl.) (2018). Latîfî-Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html

Durusoy, A. (1998). Hayal. TDV İslâm Ansiklopedisi. Erişim adresi: https://islamansiklopedisi.org.tr/hayal

Doktor Hüseyin Remzî (1305). Lugat-ı Remzî 1-2. İstanbul.

İpekten, H., Kut, G., İsen, M., Ayan, H., ve Karabey, T. (hzl.) (2017). Sehî Beg Heşt Bihişt. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-78460/tezkireler.html

Kılıç, F. (hzl.) (2018). Âşık Çelebı̇-Meşâ’ı̇rü’ş-Şu’arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-210485/asik-celebi-mesairus-suara.html 

Muallim Nâcî (1308). Lugat-ı Nâcî. İstanbul.

Redhouse, J. W. (1987). A Turkish and English lexicon: Shewing in English the significations of the Turkish terms. İstanbul: Çağrı Yayınları.

Râif Necdet Kestelli. (1937). Resimli Türkçe Kamus. İstanbul: Ahmed Kamil Matba‘ası.

Solmaz, S. (hzl.) (2018). Ahdı̂ ve Gülşen-ı̇ Şuʿarâ’sı (İnceleme-Metin). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-201251/ahdi-gulsen-i-suara.html

Şemseddin Sâmî (1318). Kâmûs-ı Türkî. İstanbul.

Yılmaz, O. (hzl.) (2019).  Ferheng-i Şu‘ûrî. İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayınları.

Elektronik Kaynaklar:

https://lugatim.com/s/ENG%C4%B0Z

https://islamansiklopedisi.org.tr/

https://osmanlicasozlukler.com/

https://teis.yesevi.edu.tr/ 




Yazım Tarihi:
10/02/2026
logo-img