musâhabet-i ferah-bahş, me’vâ-yı ferah-bahş, nakş-i ferah-bahş
* Sözlüklerde “ferahlık veren”, “sevinç veya neşe veren”, “iç açıcı” gibi anlamları olan ve tezkirelerde de bu anlamlarıyla sohbet, mekân ve beste gibi çeşitli unsurları nitelemek için kullanılan terim.
Arapça bir kelime olan “ferah” sözlüklerde “sevinç, neşe, mutlu olmak” (Steingass, 1998, s.916); “neşe” (Redhouse, 1987, s. 1370); “sevinç, mesruriyyet, şadmanlık, inşirah, gönül açıklığı” (Şemseddin Sami, 1318, s. 987) anlamlarına gelmektedir. Farsça olan "bahş" kelimesi ise sözlüklerde “bahşeden, bağışlayan, veren” (Devellioğlu, 2008, s. 60); “bağışlayan, hibe eden, veren” (Parlatır, 2014, s. 148) şeklinde anlamlandırılmaktadır. İki kelimenin birleşiminden oluşan “ferah-bahş” kelimesi için ise sözlüklerde “eğlenceli, coşturucu, keyifli, ferahlatıcı” (Steingass, 1998, 916); “inşirah-ı kalp veren, müferrih” (Şemseddin Sami, 1318, s. 987-988); "ferah veren" (Parlatır, s. 2014, s. 450); “ferah bağışlayan, sevinç veren” (Devellioğlu, 2008, s. 257) anlamları verilmektedir.
Sözlüklerde “ferahlık veren”, “sevinç veya neşe veren”, “iç açıcı” gibi anlamları olan “ferah-bahş” kelimesi, tezkirelerde “sohbet, mekân ve beste” gibi çeşitli unsurları nitelemek için kullanılmıştır.
Herat sahası tezkirelerinde kullanılmayan “ferah-bahş” tabiri Anadolu sahasında ilk olarak Latîfî’nin Tezkiretü’ş-Şu‘arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ eserinde “musâhabet-i ferah-bahş” şeklinde geçmektedir. Latîfî, Şânî (d.?-ö.1534-1535) maddesinde şairin Kastamonu şehrinin şöhret sahibi alimleri arasında yer aldığını ve onun sohbetinin gönüldeki kederi gidererek neşe verdiğini ifade etmektedir (Örnek 1).
Âşık Çelebi, Işkî-i Sâlis (d.?-ö.?) maddesinde "ferah-bahş tabirini şairin şiirleri için değil diğer şairlerle şiir sohbeti yaptığı yeri tasvir ederken kullanmıştır (Örnek 2). 17. yüzyıl tezkirecilerinden olan Rıza ise terimi Bâkî (d.1526-ö.1600) maddesinde şairin saf şiirlerinin irfan sahiplerinin kalbine ferahlık verdiğinden bahsetmektedir (Örnek 3).
Ahdî, Nâdirî (d.?-ö.?) maddesinde “sohbeti güzel, kelimeleri neşe ve ferahlık veren hikâye tarzında üslup sahibidir” şeklindeki ifadesiyle şairin sözlerinin dinleyene neşe ve mutluluk verdiğini dile getirmektedir (Örnek 4).
Divan şairlerinin de az da olsa “ferah-bahş” tabirini kullandığı görülmektedir. Klasik Türk edebiyatının sultanu'ş-şu'arâ ünvanlı şairi Bâkî kaleme almış olduğu kasidesinin bir beytinde “ferahlık veren, neşe bahşeden, huzur yayan, cana can katan öyle sanatlı bir beyit ki öyle her divanda bulunmaz” (Küçük, s. 54) şeklindeki ifadesiyle hem şairlik kudretini hem de beytinin okuyana neşe bahşettiğini dile getirmektedir. Yine 16. yüzyılın usta şairlerinden biri olarak kabul gören Taşlıcalı Yahya Bey'in bir beytinde “servi boylu güzelin öyle bir mendili var ki tıpkı bahar bulutları gibi neşe verip cana can katmakta” (Çavuşoğlu, 2023, s. 274) şeklindeki ifadesiyle “ferah-bahş” tabirini neşe veren manasında kullandığı görülmektedir.
“Ferah-bahş” kelimesi terim olarak Tezkiretü’ş-Şu‘arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ’da 1, Gülşen-i Şu‘arâ’da 2, Mecmû‘atü’t-Terâcim’de 1 defa geçmektedir.
Yapılan taramalar neticesinde “ferah-bahş” tabiri Latîfî'nin “Şânî” maddesinde, Âşık Çelebi'nin “Işkî-i Sâlis” maddesinde, Rıza’nın “Bâkî” maddesinde, Sâlim'in “Şemî” maddesinde, Ahdî'nin ise Gülşen-i Şu'arâ'sında 11 farklı yerde tespit edilmiştir.
Örnek 1:
Şehr-i Kastamonıdan ulemâ zümresinden hoşça şân ve muṣâḥabet-i feraḥ-bahşı dâfiʿ-i ahzân-ı dil ü cân idi (Canım, 2018, s. 287).
Örnek 2:
Cânib-i Üsküdar’da deryâya müşrif müşerref bir ferruh u ferah-bahş kenârda mesken ve şükûfezâr-ı cennet- âsada nişìmen tutdı (Kılıç, 2018, s. 473).
Örnek 3:
İlm ü faziletde alem ve kasâ’id ü eş’ârda müsellem-i âlem olup nazm-ı safâ-bahşı hüsn-i dil-berân gibi perrân u şi‘r-âb-dâr-ı dil-güşâsı rûy-ı hûbân gibi ferah-bahş-ı kulûb-ı irfândur (Zavotçu, 2017, s. 65).
Örnek 4:
...musâhabeti pâk ve kelimât-ı ferah-bahş u ferahnâk ve tarz-ı kıssada mânend-i laʿlin-kabâ sâhib-edādur (Solmaz, 2018, s. 288).
Ayverdi, İ. (2010). Misalli Büyük Türkçe Sözlük. İstanbul: Kubbealtı Yayınları.
Canım, R. (hzl.) (2018). Tezkiretü’ş-Şu‘arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html
Çavuşoğlu, M. (hzl.) (2023). Taşlıcalı Yahya Bey Divanı. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-356059/taslicali-yahya-bey-divani.html
Devellioğlu, F. (2007). Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat. Ankara: Aydın Kitabevi Yayınları.
Kanar, M. (2009). Osmanlı Türkçesi Sözlüğü (Cilt 1). İstanbul: Say Yayınları.
Kanar, M. (2012). Arapça-Türkçe Sözlük. İstanbul: Say Yayınları.
Kanar, M. (2015). Farsça-Türkçe Sözlük. İstanbul: Say Yayınları
Kılıç, F. (hzl.) (2018). Âşık Çelebi Meşâ‘irü’ş-Şu‘arâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-210485/asik-celebi-mesairus-suara.html
Mükemmel Osmanlı Lügati. (t.y.). Erişim adresi: https://www.osmanlicasozlukler.com/osmanli/sozluk.html
Redhouse, J. W. (1987). A Turkish and English lexicon: Shewing in English the significations of the Turkish terms. İstanbul: Çağrı Yayınları.
Solmaz, S. (hzl.) (2018). Ahdı̂ ve Gülşen-ı̇ şuʿarâ’sı (İnceleme-metin). Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-201251/ahdi-gulsen-i-suara.html
Steingass, F. (1963). Persian-English Dictionary. London: Routledge & Kegan Paul.
Şemseddin Sâmî (1318). Kâmûs-ı Türkî. İstanbul.
Zavotçu, G. (hzl.) (2017). Rızâ Tezkiresi. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-219133/riza-tezkiresi.html
Zübeyiroğlu, R. (1989). Mecmû‘atü’t-Terâcim Mehmed Tevfîk Efendi (Yayımlanmamış doktora tezi). İstanbul Üniversitesi, İstanbul.