EKÂLÎM-İ KELÂM/İKLÎM-İ KELÂM (EḲĀLĪM-İ KELĀM/İḲLĪM-İ KELĀM)

iklîm-i sühan, iklîm-i kalem, iklîm-i belâgat, iklîm-i fesâhat, iklîm-i nazm


* “Söz sahaları, nesir ve nazım/edebiyat sahası” anlamına gelen ve tezkire yazarlarının yetenekli addedip beğendikleri şairlerin şöhret derecesini ifade ederken kullandıkları bir terim.



Sözlük Anlamı

“Ekâlîm”, Arapça bir isim olan “iklîm” kelimesinin çoğuludur. “İklîm” ise sözlüklerin hemen hepsinde “ülke, bölge, mıntıka, memleket, diyar” (Sarı, 1982, s. 39; Parlatır-Haridy, 2014, s. 48; Devellioğlu, 1996, s. 395) anlamlarını karşılayan bir kelime olarak karşımıza çıkar. Kelimeyi biraz daha detaylı açıklayan sözlüklerde ise şu tanımlara rastlarız: “1. Eski usûl üzre rub‘-ı meskûnuñ ‘arzan hatt-ı istivâdan kutb-ı şimâlîye münkasim oldıgı yidi mıntıkadan beheri. İklîm-i evvel: Hatt-ı istivâya  mülâsık olanı. İklîm-i sânî, ve diğerleri. İklîm-i seb‘a. 2.‘Arz. Bir memleketin ‘arzan mevki’i ve hevâca  ya’nî derece-i hararetçe hâli: Bu memleketiñ iklîmi nedir? İklîm-i hârra, iklîm-i mu‘tedile, ekâlîm-i  bâride. 3. Memleket, hıtta, kıt’a, buk‘a, diyâr; İklîm-i Rûm, iklîm-i Fâris. İstînâs-ı iklîm: Bir hayevân  ya da nebâtıñ esâsen yaşadığı veyâ yetişdigi iklîmiñ gayrı bir iklime alışdırılup orada dahi yaşadılması veyâ yetişdirilmesi (Sâmî, 1317, s. 142). “Ekâlîm: İklîmler, kürre-i ‘arzıñ kıt‘aları. İklîm:  Kürre-i ‘arz bir vech-ile yidiye yâhûd nısf-ı kürre bir vech-ile otuza taksîm olunmag-ıla hâdis olan kıt’a-i ‘arz.” (Remzî, 1305, s. 64,67). “İklîm: Çoğulu ekâlîm. 1. Dünya yüzeyinin bir bölgesi. 2. Dünya yüzeyinin yaşanabilir kısmının (rub‘-ı meskûn) ayrıldığı yedi bölgeden biri” (Redhouse, 2001, s. 167).  

Yine Arapça bir isim olan “kelâm” kelimesi ise sözlüklerde şöyle anlamlandırılır: “Tekellüm ma‘nâsına ism-i cinsdir” (el-Karahisârî, 1271, s. 520). “1. Söz, deyiş, lakırdı. Nutuk, söylev. 3. Dil, lehçe, ağız. 4. Allah’ın ululuğundan, yüceliğinden, birliğinden bahseden bilim. 5. Kur’ân-ı Kerîm. Kelâm-ı kibâr: Ulu kişilerin sözü. Kelâm-ı mensûr: Nesir, düz yazı. Kelâm-ı mevzun: Vezinli söz, şiir” (Parlatır, 2006, s. 876). “1. Arapça isim. Tek kelime veya kelimelerden meydana gelmiş söz, ifâde: Bu makamda dahi kelâm bununla encâma erip risâle tamam oldu. Kelâmda asl olan mânâ-yı hakîkîdir. Artık dünya kelâmı nihâyet buldu. 2. Söyleyiş, söyleme: Kelâma muktedir olamadı. 3. Dil, lehçe: Kelâm-ı Arap: Arap dili” (Ayverdi, 2005). Görüleceği üzere “kelâm” kelimesi hem yazılı hem de sözlü ifadeleri kapsamaktadır. 

Netice olarak “ekâlîm-i kelâm” tamlamasının söz ve yazı ülkeleri/alanları/sahaları anlamını verdiğini söyleyebiliriz. 




Terim Anlamı

Tezkire yazarları; bu terimi, şairlik yeteneklerini beğendikleri hatta usta olarak tabir ettikleri şairleri tanıtırken onların şöhret derecesini nitelemek için, “söz/kalem/nazım/belâgat/fesâhat ülkeleri/ülkesi”nin diğer bir deyişle, “söz sahası/edebiyat sahası/nazım ve nesir alanları”nın hükümdarı/lideri/emiri/önde gideni/üstadı anlamını veren tamlamaların tamlayan kısmı yahut şairin ustalığını anlatan cümlelerin yer bildiren tümleci olarak kullanmışlardır.




Tezkirelerdeki Bağlam Anlamı

Bu terime ilk olarak Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ’da rastlanır. Latîfî, bunu “söz ülkesinin emiri” anlamındaki ibarede kullanır (Canım, 2018, s. 484). 

Kınalızâde Hasan Çelebi’nin Tezkiretü’ş-Şu’arâ’sında; terimin “belâgat ülkesinin güzel söz söyleyen emiri” (Sungurhan, 2017, s. 904), “nazm ülkesinin cihanı zapteden hükümdarı” (s. 221-22); “kalem ikliminin maharetli at sürücüsü” (s. 830), “söz ülkesinin emiri, hükümdarı” (s. 95, 780) manalarını veren kullanımlarına rastlanır. 

Ahdî’nin Gülşen-i Şu’arâ’sında, “…hayırlı düşünceleriyle söz ülkelerinde insanları hayra davet eden bir derviş olarak…” ibaresi yer alır (Solmaz, 2018, s. 184).

Riyâzu’ş-Şu’arâ’da “güzel söz söyleme ülkesinin emiri” (Açıkgöz, 2017, s. 38) olarak karşımıza çıkan terimin Teşrîfâtü’ş-Şu’arâ’da “nazım ülkesi” (Yılmaz, 2019, s. 12, 184) şeklindeki kullanımlarını görmekteyiz. 

Safâyî bu terimi; Nuhbetü’l-Âsâr min Fevâ’idi’l-Eş’âr adlı tezkiresinde “fesahat ülkesinin kalem yürüten hükümdarı” (Çapan, 2005, s. 400), “kalem ülkesinin maharetli at sürücüsü” (s. 106) ve “güzel söz söyleme ülkesinin emiri” (s. 243) tamlamaları içinde kullanır.

Tezkire-i Silahdâr-zâde ve Şefkat Tezkiresi’nde terimin “nazım ülkesinin serveri” (Öztürk, 2018, s. 153; Kılıç, 2017, s. 166) şeklindeki kullanımına rastlamaktayız.

Son olarak Mehmed Tevfik’in Kâfile-i Şu’arâ’sında “söz ülkesinin serhaddi” (Kutlar Oğuz vd., 2017, s. 204) kullanımı yer almaktadır. 




Tezkirelerdeki Kullanım Sıklığı

“Ekâlîm-i kelâm”, Gülşen-i Şu’arâ’da 1 defa geçmektedir.

“İklîm-i sühan”; Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ’da 1, Kınalızâde Hasan Çelebi’nin Tezkiretü’ş-Şu’arâ adlı tezkiresinde 2, Riyâzu’ş-Şu’arâ’da 1, Nuhbetü’l-Âsâr min Fevâ’idi’l-Eş’âr’da 1 ve Kâfile-i Şu’arâ’da 1 defa geçmektedir.    

“İklîm-i kalem”, Kınalızâde Hasan Çelebi’nin tezkiresinde ve Safâyî’nin tezkiresinde birer defa geçmektedir. 

“İklîm-i nazm”; Kınalızâde Hasan Çelebi’nin tezkiresinde 1, Teşrîfâtü’ş-Şu’arâ’da 2, Silahdârzâde Tezkiresi’nde 1 ve Şefkat Tezkiresi’nde 1 defa geçmektedir.

“İklîm-i fesâhat”, Safâyî Tezkiresi’nde 1 defa geçmektedir.

“İklîm-i belâgat”, Kınalızâde Hasan Çelebi’nin tezkiresinde 1 defa geçmektedir. 




Örnekler

Örnek 1: 

Tabʿ-ı muʿciz-nümāsı çihre-küşā-yı maʿânî ve zihn-i nüktedânı hakâyıkla Mânî-i sânî maʿârif-i cüz’î vü küllî ile ârâste ve elbise-i maʿânî ile pîrâste olup hâtır-ı ‘âtır-ı deryâ-mü’essiri esâlîb-i sühanda her vech-ile sâʿî ve ekâlîm-i kelâmda kelimât-ı hayr-endîşi ile dervîş-i dâʿî olmağın her fende kelimât-ı hayât-efzâsı firâvân-ı vird-i zebân-ı âşıkân-ı cihândur (Solmaz, 2018, s. 184). 

Örnek 2: 

Pes bu hâtıra câygîr olup bu emel hem-hâbe-i zamîr olmış idi ve kâkül-i dil-berân gibi başuma bu sevdâ düşmiş idi ki ol eşʿâr-ı dürer-bârla şöhret-şiʿâr olan nâmdârları ki ‘alem-i kalemi dûş-ı himemlerine merfûʿ ve sürer-i merfûʿa vü nemârık-ı masfûfa fesâhatı sühan-âferînlık sahnına mevzûʿ kılmag-ıla iklîm-i sühanuñ hüsrev ü hâkânı ve kemâl-i belâgatla sânî-i Kemâl-i Isfahânî meclis-i sühanverîde Nevâyî bir mertebe Hüseynîye iletmişlerdür ki ehl-i ‘Irâk u Hicâzuñ büzürg ü kûçegi hayreti ziyâde idüp âvâzeleri gûş-ı hilâli ker ve reşha-i câmı hâk-i pâk-i ehl-i kelâmı tâze vü ter itmişdür (Sungurhan, 2017, s. 95). 

Örnek 3: 

Baʿdehu Harem-i Hümâyûn’da Beglerbegilik ‘unvânıyla ser-efrâz olup fâris-i iklîm-i kalem iken sâhib-i tabl u ‘alem olmuşdur (Çapan, 2005, s. 106).  

Örnek 4: 

İklîm-i belâgatuñ mîr-i sühandânı olmag-ıla müretteb ü mükemmel Dîvânı vardur ki ol Dîvân-ı maʿâlî-ʿunvânda hayli maʿânî kemâl ile müctemi’ olmag-ıla nevbet-i Hüsrevî-i Hâkânî urmışdur (Sungurhan, 2017, s. 904).  

Örnek 5:

Evvel gelen olur bu cihân içre Sâniyâ

İklîm-i nazm maʿnî-i nâ-güfte serveri (Öztürk, 2018, s. 153; Kılıç, 2017, s. 166).




Kaynaklar

Açıkgöz, N. (hzl.) (2017). Riyâzu’ş-Şu’arâ Riyâzî Muhammed Efendi. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü. Erişim Adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-191371/riyazi-riyazus-suaratezkiretus-suara.html

Ayverdi, İ. (2005). Asırlar Boyu Tarihî Seyri İçinde Misâlli Büyük Türkçe Sözlük (Kubbealtı Lugatı). İstanbul: Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı Yayınları. Erişim Adresi: https://lugatim.com/

Canım, R. (hzl.) (2018). Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü. Erişim Adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html

Çapan, P. (hzl.) (2005). Mustafa Safâyî Efendi Tezkire-i Safâyî (Nuhbetü’l-Âsâr min Fevâ’idi’l-Eş’âr) İnceleme-Metin-Indeks. Ankara: AKM Yayınları. 

Devellioğlu, F. (1996). Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat. Ankara: Aydın Kitabevi Yayınları. 

el-Karahisârî, M. M. A. (1271). Ahterî-i Kebîr. İstanbul: Matbaa-i Âmire.

Kılıç, F. (hzl.) (2017). Şefkat Tezkiresi (Tezkire-i Şu’arâ-yı Şefkat-i Bagdâdî). Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü. Erişim Adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194367/sefkat-tezkiresi-tezkire-i-suara-yi-sefkat-i-bagdadi.html

Kutlar Oğuz, F.S.-Koncu, H.-Çakır, M. (hzl.) (2017). Kâfile-i Şu’arâ Mehmd Tevfik. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü. Erişim Adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-196469/mehmed-tevfik-kafile-i-su39ara.html

Öztürk, F. (hzl.) (2018). Tezkire-i Silâhdâr-zâde. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü. Erişim Adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-209345/tezkire-i-silahdar-zade.html

Parlatır, İ. (2006). Osmanlı Türkçesi Sözlüğü. Ankara: Yargı Yayınevi.

Parlatır, İ.-Haridy, M. (2014). Arapça-Türkçe Türkçe-Arapça Sözlük. Ankara: Yargı Yayınevi. 

Redhouse, S.J.W. (2001). Turkish and  English Lexicon. İstanbul: Çağrı Yayınları. 

Remzî, H. (1305). Lugat-ı Remzî. İstanbul: Hüseyin Remzî Matbaası. 

Sâmî, Ş. (1317). Kâmûs-ı Türkî. İstanbul: İkdam Matbaası. 

Sarı, M. (1982). el-Mevârid. İstanbul: İpek Yayınları. 

Solmaz, S. (hzl.) (2018).  Gülşen-i Şu’arâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü. Erişim Adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-201251/ahdi-gulsen-i-suara.html

Sungurhan, A. (hzl.) (2017). Tezkiretü’ş-Şu’arâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü. Erişim Adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194494/kinalizade-hasan-celebi-tezkiretus-s-uara.html

Yılmaz, K. (hzl.) (2019). Teşrîfâtü’ş-Şu’arâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü. Erişim Adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-247200/gufti-tesrifatus-suara.html




Yazım Tarihi:
16/10/2025
logo-img