AKÎME (ʿAḲĪME)

akīme


* “Kısır, verimsiz, neticesiz” anlamlarına gelen ve tezkirelerde “maksadı ifade etmeyen, neticesiz ve uzun” tamlamaları ifade eden bir tenkit terimi.



Sözlük Anlamı

Arapça kökenli bir isim olan “akîm” ve onun müennesi “akîme”nin sözlük anlamları “çocuğu olmayan, kısır”, “verimsiz, semeresiz, bereketsiz”, “neticesiz, sonu olmayan” (Şemseddin Sâmî, 1317, s.945; Devellioğlu, 2015, s.25; Tulum, 2011, s.324; Ayverdi, 2011, s.76; Muallim Nâcî, 2009, s.25; Doktor Hüseyin Remzî, 2018, s.882; Mehmed Salâhî, 2023, s.48; Mütercim Âsım Efendi, 2014, s.5119; Vankulu, 2014, s.2116; Toven, 2015, s.16; Mutçalı, 1995, s.586), batı rüzgârı, yağmur getirmeyen rüzgâr (Çağbayır, 2017, s.165; Kanar, 2010, s.39) şeklindedir. 




Terim Anlamı

Sözlüklerde “kısır, verimsiz, neticesiz” anlamlarına gelen “akîme” kelimesi, tezkirelerde şairin inşâ üslubundan söz edilirken faydasız, uzun ve karmaşık zincirleme tamlamaları ifade etmede kullanılmıştır. “Akîme”, bir terkibin lüzumsuz yere süslü, ağdalı ve uzun olduğunu bildiren olumsuz manalı bir terimdir. 




Tezkirelerdeki Bağlam Anlamı

“Kısır, verimsiz, neticesiz” anlamlarına gelen akîme terimi, Latîfî Tezkiresi’nde Niğbolulu Âhî’nin inşâ yönü değerlendirilirken kullanılmıştır.  Latîfî Âhî’nin eski münşilerin tarzını benimsediğini, onun ifade ve anlatımının açık ve sade olduğunu belirtmektedir. Latîfî, onun zincirleme ve zorlama terkiplerden uzak durduğunu ifade ederken “terâkib-i muakkad u akîme” tamlamasını kullanmaktadır. Düğümlü ve neticesiz tamlamalar olarak günümüz Türkçesine aktarılabilecek bu tamlama, istenen manayı ifade etmeyen, neticesiz ve gereksiz yere uzatılan terkipleri ifade etmektedir (Kaplan, 2021, s.18-19).




Tezkirelerdeki Kullanım Sıklığı

Latîfî Tezkiresi’ndeki 1 örnek dışında terimin kullanımına rastlanmamıştır.




Örnekler

Örnek 1: 

Hakkâ budur Kitâb-ı Hüsn ü Dili dahi üslûb-ı inşâda tarz-ı hâs ve makbûl-i efâzıl u havâssdur. Tarîk-i inşâda tarz-ı münşiyân-ı kudemâya gitmişdür. Ve ibârât u isti’ârâtda elfâz-ı sakîle ve sakîme ve terâkib-i mu’akkad u ‘akîme ihtiyâr itmemişdür. Ve tahrîr ü ta’bîri rûşen ü selis ve tahrîr ü edâsı lezîz ü nefîsdür ve inşâda  elfâz u selâset ve şi’r ü mesnevîde letâfet ü zarâfet andan artuk müyesser ü mutasavver degüldür (Canım, 2018, s.143).




Kaynaklar

Ayverdi, İ. (2011). Misalli Büyük Türkçe Sözlük. İstanbul: Kubbealtı Neşriyat, 4. Baskı.

Canım, R. (hzl.) (2018). Latîfî-Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ektap.ktb.gov.tr/TR-216998/latf-tezkretus-suara-ve tabsratun-nuzama.html

Çağbayır, Y. (2017). Ötüken Osmanlı Türkçesi Sözlüğü. İstanbul: Ötüken Neşriyat.

Devellioğlu, F. (2015). Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat. Ankara: Aydın Kitabevi Yayınları, 31. Baskı.

Doktor Hüseyin Remzi (2018). Lügat-i Remzî. İstanbul: Türkye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayınları.

Kanar, M. (2010). Etimolojik Osmanlı Türkçesi Sözlüğü. İstanbul: Derin Yayınları.

Kaplan, F. (2021). Klasik Türk Edebiyatı Eleştiri Terimleri Sözlüğü -Latîfî Tezkiresi Örneği-. İstanbul: DBY Yayınları.

Mehmed Salâhî (2023). Kâmûs-ı Osmânî. (hzl. Kudret Ayşe Yılmaz). Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.

Muallim Nâcî (2009). Lügat- Nâcî. (hzl. Ahmet Kartal). Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.

Mutçalı, S. (1995). Arapça-Türkçe Sözlük. İstanbul: Dağarcık Yayınları.

Mütercim Âsım Efendi (2014). Kâmûsu’l-Muhît Tercümesi. (hzl. Mustafa Koç ve Eyyüp Tanrıverdi). İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayınları.

Şemseddin Sâmî (1317). Kâmûs-ı Türkî. İstanbul: İkdâm Matbaası.

Toven, M. B. (2015). Yeni Türkçe Lügat. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları, 2. Baskı.

Tulum, M. (2011). 17. Yüzyıl Türkçesi ve Söz Varlığı. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.

Vankulu Mehmed Efendi (2014). Vankulu Lügati. (hzl. Mustafa Koç ve Eyyüp Tanrıverdi). İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayınları.




Yazım Tarihi:
15/09/2025
logo-img