ENVÂR (ENVĀR)

eş’âr-ı pür-envâr, envâr-ı saltanat, intişâr-ı envâr, Matla’u’l-Envâr, Gülşen-i Envâr, Envârü’l-Âşıkîn, âsâr-ı envâr-ı eltâf, envâr-ı tevfîkât, envâr-ı rüşd ü reşâd, matla’-ı envâr-ı hüsn-makâl, mehbit-i envâr-ı dakâ’ik, azvâ vü envâr, dil-i pür-envâr, mazhar-ı envâr-ı fazl u ‘irfân, şem’-i pür-envâr-ı dîde, envâr-ı sürûr, âfitâb-ı pür-envâr, envâr-ı fazl-ı bî-şümâr, iktibâs-ı envâr-ı tevhîd ü îmân, ictinâ-yı envâr-ı ma’rifet ü ‘irfân, mehbit-i envâr-ı füyûzât-ı İlâhî, envâr-ı galebât-ı Subhâniyye, iktibâs-ı envâr-ı ma’ârif, envâr-ı esrâr, mecmû’a-i envâr-ı kemâlât, envâr-ı zekâ, isti’âre-i envâr, envâr-ı mücâhedât u riyâzet, envâr-ı nu’ût u evsâf, envâr-ı kelâm-ı mu’ciz-nizâm, envâr-ı tecellî, envâr-ı asâlet


* Sözlüklerde “nurlar”, “aydınlıklar”, “parlaklık” , “ziyâlar” gibi anlamları olan, tezkirelerde ise benzetme yoluyla şairi veya eserini methetmede kullanılan terim.



Sözlük Anlamı

Kelime Arapça isimdir. Nûr (نور) kelimesinin çoğulu olup “nurlar”, “aydınlıklar”, “parlaklık” , “ziyâlar” (Birinci, 2018, s. 138; Birinci, 2019, s. 194; Parlatır, 2006, s. 407) anlamına gelir.




Terim Anlamı

Şairi veya eserini bilhassa benzetme unsuru olarak methetmede kullanılır.




Tezkirelerdeki Bağlam Anlamı

“Envâr” kelimesinin tezkirelerde şu şekilde kullanıldığı görülür:

1- “Envâr” kelimesinin tezkirelerde şairi veya eserini daha çok benzetme unsuru olarak methetmek maksadıyla kullanıldığı görülür: “envâr-ı mihr-i akl” (Kılıç, 2018, s. 73), “envâr-ı subh u sa’âdet” (Kılıç, 2018, s. 104), “mazhar-ı envâr-ı fazl u ‘irfân” (Sungurhan, 2017a, s. 152), “ictinâ-yı envâr-ı ma’rifet ü ‘irfân ve iktibâs-ı envâr-ı tevhîd ü îmân” (Sungurhan, 2017a, s. 195), “envâr-ı rüşd ü reşâd” (Sungurhan, 2017a, s. 307), “envâr-ı şemʿ-i İlâhîye cân atup pervâne olmış” (Solmaz, 2018, s. 274), “ıkdü’l-le’âl-i rişte-i envâr-ı enzâr-ı ûlü’n-nehâ” (Genç, 2018, s. 109), “envâr-ı fazl u kemâl” (Sungurhan, 2017a, s. 339), “nevîd-i envâr ile irsâl-i menşûr itmiş idi” (Sungurhan, 2017a, s. 431), “cûş u hurûş-ı dil-i deryâ-nûşlarında emvâc-ı envâr-ı esrâr-ı sâhil-zede” (Genç, 2018, s. 253), “envâr-ı sa’âdet ü ikbâl cebîn-i mübîninden sâti’ ü lâyih” (Sungurhan, 2017a, s. 437), “Hakkâ ki eş’âr-ı belâgat-şi’ârınuñ envâr-ı ma’ânîsi mânend-i âftâb-ı nûrânî” (Sungurhan, 2017a, s. 512), “envâr-ı kelâm-ı mu’ciz-nizâmı mişkât-ı encümen-i ehl-i ‘irfân” (Sungurhan, 2017a, s. 582), “envâr-ı nu’ût u evsâf ile muhallâ vü muvaşşah” (Sungurhan, 2017a, s. 649), “eşʿâr-ı pür-envârınuñ nûrından âyine-i tîre diller münevver” (Solmaz, 2018, s. 113).  Bununla birlikte Osmanlı İmparatorluğunun methinde de kelimenin kullanıldığı görülür: “Mihr-i sipihr-i saltanat-ı Osmânînüñ envârı ziyâde oldı” (Kılıç, 2018, s. 69).

2- Eser isimleriyle birlikte (Gülşen-i Envâr, Matla’ü’l-Envâr, Envârü’l-Âşıkîn, Envâr-ı Süheylî, Ravzatü’l-Envâr, Mişkâtü’l-Envâr, Hilyetü’l-Envâr) kelimenin kullanıldığı görülür: “Mahzenü’l-Esrâr bahrinde Gülşen-i Envâr’ı dahı vardur” (Kılıç, 2018, s. 289), “Lüccetü’l-Esrâr nâm bir kitâb didi Nizâmî’nüñ Matla’ü’l-Envârı bahrinde ve tavrında” (Kılıç, 2018, s. 519), “Envârü’l-Âşıkîn sâhibi Ahmed-i Bîcân’dur” (Kılıç, 2018, s. 69), “Mevlânâ Hüseyin el- Vâʿiz el-Kâşifî müʾellefâtından Envâr-ı Süheylî nâm kitâb-ı belâgat nisâbın -ki Kelile ve Dimnedür” (Canım, 2018, s. 379), “Hâci-i Kirmânînüñ Ravzatü’l-Envârın ve Hazret-i Hocendînüñ Bedâyiʿu’l-Eshârına tetebbuʿ u taklîd itmişdür” (Canım, 2018, s. 412).

3- Kelime başına gelerek sıfat veya zarf yapan Farsça “dolu” anlamındaki “pür-” ile kullanılır: “Hakkâ ki felek-i ma’ârifde hûrşîd-i pür-envârdur” (Sungurhan, 2017a, s. 359), “ruhsâr-ı pür-envâr-ı dil-berân-ı melek-dîdâr gibi mahbûb u mergûb idi” (Sungurhan, 2017a, s. 484), “zât-ı pür-envârından iktibâs-ı meşâ’il-i fezâ’il itmekle” (Sungurhan, 2017a, s. 573), “kevkeb-i nazm-ı pür-envârı gün gibi meşhûr u ʿıyân” (Solmaz, 2018, s. 46).

4- “Envâr” kelimesinin sözlük anlamı bağlamında “şems / hurşîd, bedr, kevkeb, şem’, çerâg, kandîl” gibi aydınlatma ve ışık kaynağı unsurlarla kullanıldığı görülür: “hûrşîd-i pür-envârı ol mertebeden ‘âlîdür” (Sungurhan, 2017a, s. 614), “envâr-ı şemʿ-i İlâhîye cân atup pervâne olmış” (Solmaz, 2018, s. 274), “çerâg-ı envâr-ı şems-i hakîkatden sûzân olup” (Genç, 2018, s. 229), “kevkeb-i nazm-ı pür-envârı gün gibi meşhûr u ʿıyân” (Solmaz, 2018, s. 46), “bir bedr-i münîr idi ki kimseden isti’âre-i envâr kılmaz idi” (Sungurhan, 2017a, s. 920-921), “kandîl-i fürûzân gibi envâr-ı âsârı şu’le-senc-i zevâyâ-yı cihân olmuşdur” (İnce, 2018, s. 147).

5- Matla beyitlerini methetmek için (matla’-ı envâr) kelimenin kullanıldığı görülür: “Bu bir iki matla’-ı envâr ol Hazretüñ enfâs-ı feyz-âsârındandur: Matla’: Yak beni aşk âteşiyle yâ Vedûd /  Kül olınca cümle eczâ-yı vücûd” (Canım, 2018, s. 83).

6- Yer isimlerini methederken (Kınalızâde Hasan Çelebi’de; mehbit-i envâr-ı füyûzât-ı İlâhî, mehbit-i envâr-ı İslâm u îmân, mazhar-ı envâr-ı fazl u ‘irfân, mehbit-i envâr-ı zâhirî vü ma’nevî, mehbit-i envâr-ı ‘inâyât-ı subhâniyye) kelimenin kullanıldığı görülür. Kınalızâde Hasan Çelebi İstanbul’u, “İlahi feyiz nurlarının, iman ve İslam nurunun indiği yer” şeklinde ifade ederek metheder: “Mehbit-i envâr-ı füyûzât-ı İlâhî ve mukarrer ü makâm-ı hazret-i saltanat-penâhî sevâd-ı a’zam mefhar-ı büldân-ı ‘âlem olan şehr-i İstanbuldan” (Sungurhan, 2017a, s. 207), “Mehbit-i envâr-ı İslâm u îmân ve mecma’-ı ashâb-ı fezâ’il ü ‘irfân Dârü’s-saltanü’l-’aliyye-i Kostantiniyye-i mahmiyedendür” (Sungurhan, 2017a, s. 915), “Mukarrer-i âyât-ı Selâtîn-i ‘Osmâniyye ve mehbit-i envâr-ı ‘inâyât-ı subhâniyye olan kubbetü’l-İslâm şehr-i Kostantiniyyedendür” (Sungurhan, 2017a, s. 729). Bununla birlikte Kahire’yi, “fazilet ve irfan nurlarına mazhar olan yer”, Konya’yı da “zahiri ve manevi nurların yayıldığı yer” olarak tavsîf ederek metheder: “mazhar-ı envâr-ı fazl u ‘irfân metâlî’-i devlet-i bâhireden tâli’ olan kevâkib-i derârînüñ enveri ve asdâf-ı saltanat-ı Kâhireden” (Sungurhan, 2017a, s. 152), “mehbit-i envâr-ı zâhirî vü ma’nevî hatîre-i cenâb-ı mevlevî olan şehr-i Konyada neşv ü nemâ bulup” (Sungurhan, 2017a, s. 782).

7- Dinî şahıs ve mekânların manevi özelliklerini vurgulamak ve methetmek maksadıyla (bilhassa Tezkire-i Şu’arâ-yı Mevleviyye’de) envâr kelimesinin kullanıldığı görülür. Bununla birlikte mezarı tavsîf etmek için de (Latîfî ve Ahdî'de: merkad-i pür-envâr, mezâr-ı pür-envâr) kullanılır: “zîr-i sâye-i envâr-ı Kubbe-i Hadrâda garka-i deryâ-yı şuhûd olmışlardur” (Genç, 2018, s. 200-201), “Pîr Hamza Dede kuddise sırruhu hazretlerinüñ envâr-ı esrârlarından” (Genç, 2018, s. 253), “müstefîz-i envâr-ı sohbetleri olarak vâsıl-ı merâtib-i ‘âliye olmagla” (Genç, 2018, s. 32), “eser-i envâr-ı aşk-ı Şems-i Tebrîz” (Genç, 2018, s. 170), “istifâza-i envâr-ı himmet-i Hazret-i Mevlânâ” (Genç, 2018, s. 226), “Neşâtî Hazretlerinüñ istifâza-i envâr-ı ta’lîmlerine mazhar oldukda” (Genç, 2018, s. 283), “Mısrda Şeyh İbrâhîm-i Gülşenînüñ gülistân-ı âstânından ictinâ-yı envâr-ı ma’rifet ü ‘irfân ve iktibâs-ı envâr-ı tevhîd ü îmân içün hidmet-i şerîfinde dâmen-der miyân olmış idi” (Sungurhan, 2017a, s. 195), “sipihr-i fazl u kemâlüñ şems-i pür-envârı” (Açıkgöz, 2017, s.47), “dil-i pür-envârı hakîkat nûrıyle tolmışdur” (Solmaz, 2018, s. 137), “merkad-i pür-envârı ve meşhed-i feyz-âsârı” (Canım, 2018, s. 72).

8- “Güneş ışığı”, “aydınlık” (envâr-ı hûrşîd, envâr-ı âftâb) anlamında kelimenin nadiren kullanıldığı görülür: “Fi’l-vâki’ (Hazret)-i Mevlânâ her gice bir cüz terceme idüp pâdşâh-ı melek-haslet ile Mısrdan ‘avdetde kat’-ı feyâfî vü tayy-ı mesâfet itdüklerince itmâm-ı merâm-ı mezbûra tâlib ü râgıb olup her gice konakda kandîl-i mâh gibi çerâgların sabâha çıkup âftâb-ı pür-envâr hanek-i eflâke süvâr olup pâdşâh me’âlî-girdâr ve tayy-süvâr-ı Semend-i râhvâr olınca huzûr-ı Sultân-ı kâmkâra bir cüz ihzâr iderlerdi” (Sungurhan, 2017a, s. 167), “her vechle fâ’ik idügi envâr-ı hûrşîd gibi lâmi’ ü bârikdür” (Sungurhan, 2017a, s. 585), “envâr-ı âftâb gibi tâli’ ü rahşân” (Sungurhan, 2017a, s. 916), “envâr-ı hûrşîd-i tâbân gibi zâhir ü ‘ıyân”(Sungurhan, 2017a, s. 471).

9-Kendisiyle eş anlamlı kelimelerle birlikte kullanılır: “azvâ vü envâr” (Sungurhan, 2017a, s. 118).

10- “Dünyadan göçmek”, “vefat etmek” anlamında (envârını târumâr etmek) kelimenin kullanıldığı görülür: “nekbâ-yı nekbet-i ecel berg ü bâr-ı vücûd-ı nâmdârını ve şecere-i hayât-ı pür-şükûfe vü envârını târûmâr idüp âlûde-i hâk-ı mezellet ü bevâr idicek bu mersiyeyi diyüp” (Sungurhan, 2017a, s. 846).




Tezkirelerdeki Kullanım Sıklığı

Tezkirelerde “envâr” kelimesinin en fazla Kınalızâde Hasan Çelebi’de (105 defa) kullanıldığı görülür. Bununla beraber kelime; Mecâlisü’n-Nefâ’is’te 2, Sehî Bey’de 6, Âşık Çelebi’de 49, Latîfî’de 12, Riyâzü’ş-Şu’arâ’da 8, Gülşen-i Şuarâ’da 18, Künhü’l-Ahbâr’da 7, Beyânî’de 6, Tezkire-i Şu’arâ-yı Mevleviyye’de 58, Safâyî’de 24, Sâlim’de 32, Bağçe-i Safâ-Endûz’da 11,  Nuhbetü’l-Âsâr’da 7, Tezkire-i Şu’arâ-yı Âmid’de 15, Rızâ Tezkiresi’nde 2, Fatîn Tezkiresi’nde 15, Kâfile-i Şu’arâ’da 9 defa kullanılır.




Örnekler

Örnek 1:

Hakkâ ki eş’âr-ı belâgat-şi’ârınuñ envâr-ı ma’ânîsi mânend-i âftâb-ı nûrânî rûşen ü sevâd-ı müşg-sâyî ca’d-ı elfâz u hurûfı hatt u hâl-i dil-berân-ı perî-misâl gibi nâzik ü müstahsen (Sungurhan, 2017a, s. 512).

Örnek 2:

Mihr-i sipihr-i saltanat-ı Osmânînüñ envârı ziyâde oldı,erbâb-ı ilm ü kemâlüñ çerâgları şem’-i iltifâtından iktibâs itmekle hâne-i mîlleri ziyâda oldı (Kılıç, 2018, s. 69-70).

Örnek 3:

Neşâtî Hazretlerinüñ istifâza-i envâr-ı ta’lîmlerine mazhar oldukda Nazîm buyurılup berekât-ı telemmüzleriyle bir şâ’ir-i zor-âver-i rûzgâr olmışdur (Genç, 2018, s. 283).

Örnek 4:

Mezbûruñ âsârı envâr-ı hûrşîd-i tâbdâr gibi şöhre-i şehr-i diyâr olmagla nazm eyledigi na’t-ı şerîfden bir kaç beyt tahrîr olundu (Çapan, 2005, s. 377).

Örnek 5:

Eşʿâr-ı pür-envârınuñ nûrından âyine-i tîre diller münevver ve güftâr-ı âbdârınuñ bir katresi teşne dillere hayât-güster mânend-i kevserdür (Solmaz, 2018, s. 113).




Kaynaklar

Açıkgöz, N. (hzl.)(2017). Riyâzü’ş-Şuara (Tezkiretü’ş-Şuara). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-191371/riyazi-riyazus-suaratezkiretus-suara.html

Birinci, A. (hzl.)(2018). (Doktor Hüseyin Remzî) Lügat-i Remzî (İnceleme-Tıpkıbasım). İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayınları.

Birinci, A. (hzl.)(2019). (Mehmed Salâhi) Kâmûs-ı Osmânî (İnceleme-Tıpkıbasım). İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayınları.

Canım, R. (hzl.)(2018). Latîfî-Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html

Çapan, P. (hzl.)(2005). Tezkire-i Safâyî. Ankara: AYK Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları.

Eraslan, K. (hzl.)(2000). Mecâlisü'n-Nefâyis. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.

Genç, İ. (hzl.) (2018). Tezkire-i Şu’arâ-yı Mevleviyye. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-206275/tezkire-i-suara-yi-mevleviyye.html

İnce, A. (hzl.) (2018). Mı̂rzâ-zâde Mehmed Sâlı̇m Efendı̇ Tezkı̇retü’ş-şu‘arâ (İnceleme-Metin). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-203805/mirza-zade-mehmed-salim-tezkiretu39s-su39ara.html 

İpekten, H., Kut, G., İsen, M., Ayan, H., ve Karabey, T. (hzl.) (2017). Sehî Beg Heşt Bihişt. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-78460/tezkireler.html 

İsen, M. (hzl.) (2017). Künhü’l-Ahbâr’ın Tezkire Kısmı. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194288/kunhul-ahbarin-tezkire-kismi.html

Kılıç, F. (hzl.) (2018). Âşık Çelebı̇-Meşâ’ı̇rü’ş-Şu’arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-210485/asik-celebi-mesairus-suara.html 

Oğraş, R. (hzl.) (2018). Esʿad Mehmed Efendi Bağçe-i Safâ-endûz. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-212024/esad-mehmed-efendi-bagce-i-safa-enduz.html 

Parlatır, İ. (2006). Osmanlı Türkçesi Sözlüğü. Ankara: Yargı Yayınevi.

Solmaz, S. (hzl.) (2018). Ahdı̂ ve Gülşen-ı̇ Şuʿarâ’sı (İnceleme-Metin). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-201251/ahdi-gulsen-i-suara.html

Sungurhan, A. (hzl.) (2017a). Kınalızâde Hasan Çelebı̇ Tezkı̇retü’ş-Şu’arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194494/kinalizade-hasan-celebi-tezkiretus-s-uara.html 

Sungurhan, A. (hzl.) (2017b). Beyânî Tezkiresi (Tezkiretü’ş-şu’arâ). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194495/beyani-tezkiresi-tezkiretus-suara.html

Zavotçu, G. (hzl.) (2017). Rızâ Tezkiresi. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-219133/riza-tezkiresi.html

https://kuran.diyanet.gov.tr/ (Erişim tarihi: 19.09.2025).

https://acikkuran.com/ (Erişim tarihi: 19.09.2025).

https://lugatim.com/ (Erişim tarihi: 19.09.2025).




Yazım Tarihi:
16/10/2025
logo-img