PÜRMANÂ (PÜR-MAʿNĀ)

makta'-ı pür-ma‘nâ, pür-maʿnâ-yı letâfet, şâʿir-i pür-maʿânî, le’âl-i pür-ma’nî, mısra’-ı pür-ma’nâ-yı ibret-nümûn, makta-ı pür-ma‘nâ, manzûme-i pür-ma’nâ-yı salavât-ı zâkiyyât)


* "Pür-ma’nâ", sözlüklerde "anlamlı, anlam bakımından zengin" demek olup tezkirelerde derinlikli ve yoğun anlam içeren manzumeleri veya bu özellikte manzumeleri olan şairleri nitelendiren terim.



Sözlük Anlamı

Farsça bir sıfat olan "pür" kelimesi, “dolu, çok fazla; sahip, malik” (Devellioğlu, 1982, s. 1042);  kişinin kendisine amaçladığı veya önerdiği şey (Redhause, 1992, s. 1915); “çok, ziyâde” (Mehmed Salâhî, 1313, s. 359), “dolu, memlû ve tekrâr ve çok, bisyâr ve yine” (Doktor Hüseyin Remzi, 1305, s. 204); “pür-şitâb” gibi terkiblerde “çok ziyade” manasını müfid olur (Muallim Nâci, 1987, s. 188); mürekkeb sıfatlar yani vasf terkibler meydana getirip “doluluk” ve “çokluk” beyan eder (Şemseddin Sâmî, 1317, s. 350). “Ma’nâ” ise “demek istemek, kastetmek” anlamındaki “any” (inâyet) kökünden mimli masdar veya ism-i mef‘ûl (ma‘nî-ma‘nâ) olup “denilmek istenen, kastedilen şey” mânâsına gelir(Şensoy, 2003, s. 555 ); “iç, yüz, rüya, düş, akla yakın sebep" (Devellioğlu, 1982, s. 691); anlam (TDK Türkçe Sözlük, 2010, s. 1618) gibi tanımlarla yer almaktadır.

“Pür” ve “ma’nâ” kelimelerinin Farsça kurallara göre birleşiminden meydana gelen ve birleşik sıfat olan “pür-ma’nâ” da anlam dolu, anlamca yoğun ifade anlamını ifade etmektedir. Birleşik hâliyle kelime Farsçada ”derin ve çok fazla mânâsı olan” anlamında kullanılmaktadır (bk. Lamtakam). 




Terim Anlamı

Tezkirelerde anlam bakımından zengin ve derinlikli manzumeleri veya bu özellikteki manzumeleri olan şairleri nitelemek maksadıyla kullanılan terim. 




Tezkirelerdeki Bağlam Anlamı

Tezkirelerde ma’nâ ve ma’nî gibi imlâlarla karşımıza çıkan ve günümüzde “anlam” karşılığında kullanılan kelime, pür sıfatıyla birlikte toplam 6 tezkirede 8 kez kullanılmıştır. Söz konusu kullanımların ilki Âşık Çelebi’ye ait olup, müellifin Nevâlî Çelebi’nin sanatından, dil ve üslubundan bahsederken Hemedânî’nin ve Harîrî’nin adlarını zikrederek onların Nevâlî’nin eserlerini takdir edeceklerini belirttikten sonra, Hemedânî’nin de dile getirdiği esere aferin diyeceğini; Harîrî’nin ise satırlara çok güzel bir biçimde yazılmış/inci tanesi gibi dizilmiş olan ve “le’âl-i pür-ma’nî” tamlamasıyla eserlerinin anlam incileriyle dolu olmasına atıfta bulunmuştur (Kılıç, 2018, s. 386), (Örnek 1).  

Ahdî, pür-ma’nâ/ma’nî terkibini Gülşen-i Şu’arâ adlı tezkiresinde iki yerde kullanmıştır. İlki Nevâlî Çelebi maddesinde Nevâlî’nin sanatını ve şiir sanatındaki başarısını önce onun şiir ve inşadaki kabiliyetini, Türkçe ve Farsça ile şiir yazabilme becerisine sahip olduğunu, her iki dilde de kullandığı kelimelerin çok sık görülmediğini, şiirde ve hayal gücündeki başarısı nedeniyle padişah tarafından 30 akçe ile bir medreseye görevlendirildiğini anlattıktan sonra; “Mahfī olmaya ki erbāb-ı hased dirler ol şāʿir-i pür-maʿānīnüñ sābıķan diyār-ı Acem’de meşhūr olan Mevlānā Lisānī-i Şirāzī-i sihr-sāzuñ beş beyit bir gazelin bir iki beytin az çoķ tasarrufla tevārüd itmişler” diyerek şiirlerinin anlam yüklü olması dolayısıyla kıskanıldığını belirtir (Solmaz, 2018, s. 251), (Örnek 2). Burada “pür-ma'nâ” sıfatının şairi nitelemede kullanılmış olması dikkati çekmektedir. İkinci örnekte ise şairin letâifini nitelemede kullanılmıştır (Solmaz, 2018, s. 82), (Örnek 3).

Güftî, Teşrîfâtü'ş-şu'arâ'da Tâib Çelebi'yi anlatırken sözünün "pür-ma'nî-i letâfet"ten geri kalmadığını söylemiştir (Yılmaz, 2019, s. 42) (Örnek 4). 17. yüzyıl tezkirelerinden Riyâzî Tezkiresi'nin Emrî maddesinde şairin Edirneli ve adının da Emrullah Çelebi olduğu belirtildikten sonra gönül çeken/güzel şiirlerinin anlam bakımından dolu olduğuna dikkat çekilir (Zavotçu, 2009, s. 258), (Örnek 5).  Pür-ma’nâ teriminin kullanıldığı bir başka kaynak 17. yüzyıl tezkirelerinden Rızâ Tezkiresi'dir. Söz konusu tezkirenin Süheyli maddesinde şairin Ankaralı Mustafa Çelebi olduğuna işret edildikten sonra “bu anlam dolu makta’ onun eşsiz sanatının bir örneğidir” denilerek ilgili makta/mahlas beyti verilir: “Dür-i dendân-ı yâre muttasıl nisbet ider kendin / Hele bir gün göresin ey Süheylì satılur lü’lü” (Açıkgöz, 2017, s. 66), (Örnek 6).




Tezkirelerdeki Kullanım Sıklığı

Pür-ma’nâ, Meşâ’irü’ş-Şu’arâ’da 1, Güftî’nin Teşrîfâtü'ş-şu'arâ'sında 2, Ahdî’nin Gülşen-ı̇ şuʿarâ’sında  2, Şefkat Tezkiresi'nde 1, Rıza Tezkiresi'nde 1 ve Riyâzî Tezkiresi’nde de 1 defa olmak üzere toplam 8 kere kullanılmıştır.




Örnekler

Örnek 1:

Bedì’-i Hemedânî beyânına âferîn ider. Ve Harîrî mıstara yazılmış le’âl-i pür-ma’nîsin görse dürrü’n-nazîd gibi ferâ’id-i fevâ’idin rişte-i câna dizer (Kılıç, 2018, s. 386).

Örnek 2:

Mahfī olmaya ki erbāb-ı hased dirler ol şāʿir-i pür-maʿānīnüñ sābıķan diyār-ı ʿAcem’de meşhūr olan Mevlānā Lisānī-i Şirāzī-i sihr-sāzuñ beş beyit bir gazelin bir iki beytin az çoķ tasarrufla tevārüd itmişler ve zikr olan gazel-i meşhūruñ ebyātı budur ki mestūr olundı (Solmaz, 2018, s. 251).

Örnek 3:

Gerçi mevlidi Maġnisā’dur lākin İstanbul’da neşv ü nemā bulmış şuʿarā-yı selefden ve zurafā-yı nīk-halefden geçinür. Zāhiren faķr u fenā semtine sālik ve her veçhile zevķ u safā cānibine mālik ve hadd-ı zātında ʿāleme mustaġni ve esnā-yı musāhabetde letāyifi pür-maʿnīdür. Ol şāʿir-i suhen-pervāz aķrānı içre ser-firāz kimesnedür. Zurafā mābeyninde zarāfeti şiʿrine gālib ve herkes sohbet-i hassına tālib. Bu bir ķaç matlaʿ u beyt anuñdur (Solmaz, 2018, s.82).

Örnek 4:

Sözi pür-maʿnī-i leṭāfetden / Şiʿri ḫālī degül nezāketden (Yılmaz, 2019, s.42).

Örnek 5:

Ankaravì Mustafa Çelebi’dür. Mülâzım ü müderris olmışdur. Bu makta-yı pür-ma‘nâ  zâde-i tab‘-ı bì-hem-tâsıdur. Beyt: Dür-i dendân-ı yâre muttasıl nisbet ider kendin / Hele bir gün göresin ey Süheylì satılur lü’lü (Zavotçu, 2009, s. 258).

Örnek 6:

Edirnevî Emru’llâh Çelebi’dür. Eş‘âr-ı dil-âvîzi pür-me‘ânî ve efkâr-ı hayâl-engîzi uslûb-ı şebistânîdür. Bu beyt-i meşhûrı ki kudemâ-yı şu‘arâ-yı ‘Acem hakkında dimişdür (Açıkgöz, 2017, s. 66).




Kaynaklar

Açıkgöz, N. (hzl.) (2017). Riyâzü’ş-Şu’arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/54137,540229-riyazu39s-suarapdfpdf.pdf?0

Devellioğlu, F. (1982). Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat. Ankara: Aydın Kitabevi Yayınları.

Doktor Hüseyin Remzi (1305). Lügat-i Remzî. C. II, İstanbul: Hüseyin Remzî Matbaası.

Kılıç, F. (hzl.) (2018). Âşık Çelebi,  Meşâ’irü’ş-şu’arâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59036,asik-celebi-mesairus-suarapdf.pdf?0

Lamtakam. Erişim adresi: https://lamtakam.com/dictionaries/dehkhoda/201929/%D9%BE%D8%B1%D9%85%D8%B9%D9%86%DB%8C

Mehmed Salâhî (1313). Kâmûs-ı Osmânî. C. II, İstanbul: Mahmud Beg Matbaası.

Muallim Nâcî (1987). Lügat- Nâcî. İstanbul. Çağrı Yayınları.

Redhouse English-Turkish Dictionary. (1993).  İstanbul, Redhouse Yayınevi.

Solmaz, S. (hzl.) (2018). Ahdı̂ ve Gülşen-ı̇ şuʿarâ’sı (İnceleme-metin). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-201251/ahdi-gulsen-i-suara.html

Şemseddin Sâmî (1317). Kâmûs-ı Türkî. İstanbul: İkdâm Matbaası.

Şensoy, S. (2003). “Mana” maddesi. Ankara: Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. C.27: 555-557. 

Yılmaz, Kâşif (2019). Güfti, Teşrîfâtü'ş-şu'arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/67156,gufti-tesrifatus-suarapdf.pdf?0

Zavotçu, G. (hzl.) (2017). Rızâ Tezkiresi. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-219133/riza-tezkiresi.html 




Yazım Tarihi:
10/02/2026
logo-img