nazm-ı velvele-endâz-ı bî-enbâz, velvele-endâz-ı nüh-tâk, velvele-endâz-ı senâ vü sitâyiş, velvele-endâz-ı devrân, velvele-endāz-ı velāyet ü hilâfet, velvele-endāz-ı dār ü diyār, vevele-endāz-ı kıbāb-ı eflāk, velvele-endâz-i rasthîz, velvele endâz-ı sabâ
* *Sözlüklerde “gürültü, patırtı eden”, “velvele verici” ve “gürültücü, yaygaracı” gibi anlamları olan, tezkirelerde adı dillerde dolaşan, şöhret saçan, etkisi yayılmış, sözü geçen, ünü etrafa yayılan, etkisi yankı uyandıran, benzeri olmayan, tesiri ile etrafı çınlatan kişiler/şiirler için kullanılan terim.
Kelime, Arapça bir isim ile Farsça bir son ekin birleşiminden oluşmuştur. “Velvele” sözlüklerde şaşkınlık, gürültü, patırtı, yaygara, şamata, (müz.) Türk müziğinde usûlün darp parçacıklarına ayrılarak vurulma şekli (Devellioğlu, 2013, s.1336); şamata ve patırtı (Sami, 2017, s.1498); şamata, gürültü, patırtı, hengame, kavga, azgınlık, bozgunluk, kargaşa ve curcuna (Tulum, 2011, s.1843); uluma, ağıt yakma, ağlama; yay kirişinin gerilme sesi; inleme, feryat, ağıt; gürültü, patırtı, kargaşa (Steingass, 2005, s.1480) olarak yer almaktadır. Burhân-ı Katı’da sözcüğün zelzele vezninde, kavga, şamata, âşub manasında olduğu belirlendikten sonra Arapçada vâveyla anlamında kullanıldığını ve Arapların derin üzüntü, keder hâli, elem içinde olma durumunda ve ağıt merasiminde kullandıkları belirtilir (Mütercim Âsım Efendi, 2009, s. 805). Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat’da sözcüğün aynı zamanda Türk müziğinde usûlün darp parçacıklarına ayrılarak vurulma şekli için kullanıldığı dile getirilir (Devellioğlu, 2013, s. 1336).
Farsça bir sıfat olan “endâz” ise sözlüklerde atıcı (Devellioğlu, 2013, s.253); atma, fırlatma, saçma, ölçme, arama (Steingass, 2005, s.108) gibi anlamlara gelmekte ve birleşik kelime yapmaktadır.
Velvele-endâz, anlamı “gürültü, patırtı, vaveyla, şamata” anlamına gelen Arapça “velvele” isminden ve “atmak” anlamına gelen Farsça “endâhten” kelimesinin sıfat hali olan “endâz”ın birleşmesinden meydana gelen bir birleşik sıfattır.
Adı dillerde dolaşan, şöhret saçan, etkisi yayılmış, sözü geçen, ünü etrafa yayılan, etkisi yankı uyandıran, benzeri olmayan, tesiri ile etrafı çınlatan kişiler/şiirler için kullanılan terim.
Tezkirelerdeki genel kullanım, adı dillerde dolaşan; şöhret saçan; sözü geçen; ünü etrafa yayılan; yankı uyandıran; benzeri olmayan; tesiriyle etrafı etkileyen kişiler veya şiirleri nitelemek içindir. Kelime, tezkireler arasında ilk kez Riyâzî’nin tezkiresinde, son kez de Tuhfe-i Nâilî’de karşımıza çıkmaktadır.
Riyâzî, Ahmed Çelebi için bestelediği murabbaların göklere kadar yükselen bir yankı, etki ve ses getiren nitelikte olduğunu anlatmak için “velvele-endâz” terimini kullanmıştır (Açıkgöz, 2017, s. 51). Benzer kullanımı Kefevî Hüseyn Efendi’nin murabbaları için (Açıkgöz, 2017, s.122); Kerîmî’nin mûsikisi için (Açıkgöz, 2017, s.278); Nevâyî’nin nazmı için de (Açıkgöz, 2017, s.321) kullanmıştır (Örnek 1).
Rıza, Nef’î maddesinde şairin sözlerinin şöhret bulduğunu (Zavotçu, 2017, s.205)) belirtmek için “velvele-endâz” terimini kullanır.
Safâyî, Salih Efendi’nin takrizinde övülen kişinin sanatının ve nağmesinin göklere kadar ulaşan bir yankı uyandırdığını (Çapan, 2005, s. 60); Şinasi maddesinde Şinâsi’nin ünü, şöhreti ortalığı çınlatan, yankı uyandıran biri olduğunu (Çapan, 2005, s. 314); Arîf’in inşasının Isfahan ve Keşmir’de söz düzenleyenlerin dillerinde dolaştığı, söz ehli arasında dile getirildiğini (Çapan, 2005, s.406); Vecdî’nin şiiri için benzeri olmayan, tesiriyle etrafı çınlatan, büyük yankı uyandıran şiir olduğunu (Çapan, 2005, s.684) aktarır (Örnek 2).
Sâlim, Şinâsî maddesinde Şinâsî’nin bütün âlemi çınlatan ve yankı uyandıran bir üne sahip olduğunu; ayrıca Şinâsî’nin sözlerinin, tıpkı güzelliği gibi zamanında yankı uyandırdığını ve dilden dile dolaştığını (İnce, 2018, s. 273); Nâ’il-i Antakî-zâde maddesinde şairin nağmelerinin ve güzel sesinin etrafa yankı saldığı, şöhret ve tesir uyandırdığını (İnce, 2018, s.422) belirtir (Örnek 3).
Esrar Dede, Dervîş Birrî Mehmed Efendi maddesinde şairin zikir meclislerinde etkili, adından sıkça söz ettiren ve manevi anlamda ses getiren Nakşî ‘Alî Dede Efendi ve Lütfî Dede Efendi’nin sohbetlerine katılma fırsatı bulduğunu (Genç, 2018, s.51); Dervîş Samtî’nin manevî bir yankı uyandıran, velayet makamında adından söz ettiren Şeyh Ahmedü’l-Kāriyyü’l-Vefāyi ile sohbet ettiğini (Genç, 2018, s.182); Dervîş Sâfî’nin fani dünyada şöhret kazanan Vecdî Dede’nin hizmetinde olduğunu (Genç, 2018, s. 187) yazar (Örnek 4).
Enderunlu Mehmed Akîf, Nısfet maddesinde şairin şöhretiyle, tesiriyle dünyada yankı uyandırdığını (Kılcı, 2001, s.72); Fâzıl’ın Hûbân-nâme ve Zenân-nâme ile şöhret kazandığını (Kılcı, 2001, s.76)); Hâmid’in Irak, Hicaz, Nişabur, Acem ve nihayet İsfahan’a kadar ün saldığını (Kılcı, 2001, s.107)) söyler (Örnek 5).
Fatin’in Emîn Refiʿ Efendi maddesinde geçen ve Emîn Refiʿ Efendi’ye ait olan şiirde “velvele-endâz”, şairin şiirinin etkisinin göklere ulaştığını anlatmak için kullanılmıştır (Çiftçi, 2017, s.207).
Mehmed Sirâceddîn, Râmiş maddesinde şaire ait verdiği beyitte “velvele-endaz” terimi ile sevgilinin güzelliğinin dünyada yankı uyandıran, heyecan ve çalkantı yaratan bir etkisinin olduğunu belirtir (Arslan, 2018, s. 72).
Kelimenin son kullanıldığı yer Tuhfe-i Nâilî’dir. Kelime örnek şiirlerin iki tanesinde geçmektedir. “Velvele-endâz”ın buradaki anlamı terim anlamını içermeyip sözlük anlamında kullanılmıştır. Benzer kullanım Nuhbetü’l-Âsâr Li-Zeyli Zübdeti’l- Eş’âr’da da vardır.
Terim az da olsa divanlarda geçmektedir. Bosnalı Âsım, kendi nağmelerinin ortalığı velveleye verdiğini, yani ortalıkta büyük bir tesir uyandırdığını söyler (Kurtoğlu, 2018, s.237).
Kelime, özellikle terim anlamında kullanıldığında genellikle ‘kubbe, âsmân, kubbe-i şeş-der, nüh-kubbe, nüh-âsmân, nüh-tâk, çarh ve cihân’ gibi kelimelerle birlikte geçmektedir. Tezkire yazarları, madde içerisinde “velvele-endâz” kelimesini terim olarak kullanmayı tercih etmiş; buna karşılık, seçilen örnek şiirlerde şairler kelimeyi genellikle sözlük anlamına yakın biçimde kullanmıştır.
Kelime, Riyâzü’ş-Şuarâ’da 4; Rızâ Tezkiresi’nde 1; Safâyî’de 5; Sâlim Efendi’de 3; Nuhbetü’l-Âsâr Li-Zeyli Zübdeti’l- Eş’âr’da 1; Tezkire-i Şu’arâ-yı Mevleviyye’de 3; Mir’ât-ı Şi’r’de 3; Fatin Tezkiresi’nde 2; Tuhfe-i Nâilî’de 2 defa kullanılmaktadır.
Örnek 1:
Sitanbulî’dir. Binâ Emîni Hüseyn Çelebi’nün oğullugıdur. Mûsikî-dân olup bagladugı murabba’lar velvele-endâz-ı kubbe-i âsmân olmuş idi (Açıkgöz, 2017, s. 51).
Örnek 2:
Ḥaḳḳe’l-inṣâf ol fâzıl-ı bî-nazîr ve ol şâ‘ir-i mahmidet-semîrin fezâ’il-i kemâlâtı zemzemesi âfâk-gîr ve ma‘ârif-i nazm u inşâ-i hoş-ta‘bîri velvele-endâz-ı suhan-perdâzân-ı Sıfâhân u Keşmîr’dir (Çapan, 2005, s. 406).
Örnek 3:
...Küçük Mû’ezzin ve Dervîş Fâsıh gibi nice merd-i meşhûr-ı âfâk da‘ire-i hüsnünde hasbî kulluğu hidmetinde olduğundan âvâze-i hüsnü velvele-endâz-ı nüh-tâk olmuş idi… güftârı dahı hüsnü gibi zamânında velvele-endâz ve ‘asrında hûb-likâ hüsn-edâ ile mümtaz olur idi (İnce, 2018, s. 273).
Örnek 4:
… Yenişehir Fenārda vevele-endāz-ı dār ü diyār olan Vecdī Dede kuddise sırrıhu hizmetiyle vāsıl-ı serhad-i seyr-i vecd u hālāt oldılar (Genç, 2018, s. 187)
Örnek 5:
…yaʿnî teʾlîf-gerde-i kilk-i füsûn-sâzı Hûbân ve Zenân-nâme ismiyle velvele-endâz olan âsâr-ı fasâhat-medâr-ı ʿuzûbet-nisârı insâf bu kim… (Kılcı, 2001, s. 76)
Devellioğlu, F. (2013). Osmanlıca-Türkçe ansiklopedik lügat. Ankara: Aydın Kitabevi.
Şemseddin Sâmî (2017). Kâmûs-ı Türkî. İstanbul: Çağrı Yayınları.
Mütercim Asım Efendi (2009). Burhân-ı Katı. İstanbul: Türk Dil Kurumları Yayınları.
Tulum, M. (2011). 17. Yüzyıl Türkçesi ve Söz Varlığı. Ankara: TDK Yayınları.
Steingass, F. (2005). A Comprehensive Persian-English Dictionary: Including the Arabic Words and Phrases to be Met with in Persian Literature, Being Johnson and Richardson's Persian, Arabic, and English Dictionary Rev., Enl., and Entirely Reconstructed. İstanbul: Çağrı Yayınları.
Açıkgöz, N. (hzl.) (2017). Riyâzü’ş-Şuara (Tezkiretü’ş-Şuara). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-191371/riyazi-riyazus-suaratezkiretus-suara.html
Zavotçu, G. (hzl.) (2017). Rızâ Tezkiresi. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları.
Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-219133/riza-tezkiresi.html
Çapan, P. (hzl.) (2005). Mustafa Safâyî Efendi Tezkire-i Safâyî (Nuhbetü’l Âsâr Min Fevâ'idi'l Eş'âr) İnceleme-Metin-indeks. Ankara: AKM Yayınları.
İnce, A. (hzl.) (2018). Mı̂rzâ-zâde Mehmed Sâlı̇m Efendı̇ Tezkı̇retü’ş-şu‘arâ (İnceleme-Metin). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-203805/mirza-zade-mehmed-salim-tezkiretu39s-su39ara.html
Genç, İ. (hzl.) (2018). Esrâr Dede Tezkire-i Şu’arâ-yı Mevleviyye (İnceleme-Metin). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/57762,tezkire-i-suara-yi-mevleviyyepdf.pdf?0
Kılcı, M. (hzl.) (2001). Enderunlu Mehmet Âkif Mir’ât-ı Ş’ir. (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Adana: Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
Çiftçi, Ö. (hzl.) (2017). Fatîn Tezkiresi (Hâtimetü’l-Eşâr). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-195831/fatin-tezkiresi.html
Arslan, M. (hzl.) (2018). Mehmed Sirâceddin- Mecmâ’-ı Şu’arâ ve Tezkire-i Üdebâ. Ankara: T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-208568/mehmed-siraceddin-mecma-i-suara-ve-tezkire-i-udeba.html
Kurnaz, C., Tatçı,M. (hzl.)(2001). İnehan-zâde Mehmet Nâil Tuman- Tuhfe-i Nâilî 1-2. Ankara: Bizim Büro Yayınları.
Abdulkadiroğlu, A. (hzl.) (1999). İsmail Beliğ, Nuhbetü’l âsâr li Zeyli Zübdeti’l eş’âr. Ankara: AKM Yayınları.
Kurtoğlu, O. (hzl.) (2018). Bosnalı Âsım Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim Adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-208667/bosnali-asim-divani.html