BELÂGATNÜMÂ (BELĀĠAT-NÜMĀ)

eş'âr-ı belâgat-nümâ, nazm-ı belâgat-nümâ


* Arapça "belâgat" (etkili ve sanatlı söz) ile Farsça "-nümâ" (gösteren) ekinden oluşan belâgat-nümâ, tezkirelerde bir yazarın üslubunu, bir eserin sanatsal niteliğini veya bir kişinin söz söyleme sanatındaki ustalığını övmek için " belagat unsurları taşıyan, beliğ" anlamında nadir kullanılan bir sıfattır.



Sözlük Anlamı

Kelime Arapça kökenli “belâgat” kelimesine Farsça “-nümâ” ekinin gelmesi ile türetilmiştir. Belâgat-nümâ tabiri, Türkçe sözlüklerde tanımlanmamıştır.

Arapça kökenli olan belâgat (ﺑﻼﻏﺖ), sözün etkili, güzel, sanatlı ve hitap edilen kişiye ve içinde bulunulan duruma uygun bir şekilde söylenmesidir. Belagatli bir anlatımda, bir konu bütün yönleriyle kavranarak, yanlış veya eksik bir anlayışa yer bırakmadan, yapmacıktan uzak ve düzgün anlatılmalıdır. Sözlüklerde açık bir anlatımın “(fesahat) belagat için temel şartlardan olduğu vurgulanır. Aynı zamanda, bu şekilde konuşarak muhatabını ikna etme ve etkileme becerisidir.

Belagati inceleyen bilim dalı “ilm-i belagat” olarak adlandırılmıştır ve kimi zaman kısaltılarak “belagat” şeklinde kullanılır. Belagat, mecazen bir şeyde gizli olan derin anlam ya da bir şeyin, kendi varlığı ve durumu ile bir gerçeği veya özelliğini sessizce anlatması, yani "hal diliyle" ifade etme gücünü de ifade eder (Ayverdi, 2011; Redhouse, 2011; Şemseddin Sami, 2012; Türk Dil Kurumu, 2022).

Farsça bir ek olan “-nümâ” , "göstermek" ve "görünmek" anlamlarına gelen “numūden” (نمودن) fiilinden türemiştir ve eklendiği kelimelerle "gösteren, bildiren" ve "benzeyen" anlamları katarak Farsça usulünde birleşik sıfatlar oluşturur (Ayverdi, 2011). Nümâ, köken dili olan Farsçada “dış görünüş, suret”, “işaret, belirti, mâzeret” ve bir mimari terim olarak “cephe” anlamlarına gelmektedir. Kelime, birleşik sıfatlar oluşturmak için bir kelimenin sonuna eklenerek sıfat yapar. Eklendiği kelimelere, "gösteren, temsil eden, bildiren", "yapan, eden", "şekil, manzara, görünüş" ve "benzer, gibi" anlamlarına gelmektedir (Vajehyab, 2023). 

Belâgat-nümâ kavramı, “belagat unsurları taşıyan, belâgat sergileyen, belagat kurallarına uygun, belagatli” anlamları ile tanımlanabilir.




Terim Anlamı

Belagat-nümâ kelimesi, bir edebî terim olarak kaynaklarda tanımlanmamıştır. Belagat, düzgün ve yerinde söz söyleme usul ve kaidelerini inceleyen bir bilgi dalıdır. İncelenen biyografik kaynaklarda “belagat unsurları taşıyan, belâgat sergileyen, belagat kurallarına uygun, belagatli” anlamında bir övgü sıfatı olarak kullanılır.




Tezkirelerdeki Bağlam Anlamı

Belâgat-nümâ, tezkirelerde nadiren kullanılan, ancak kullanıldığında yüksek bir takdir ve övgü ifade eden bir sıfattır. Farsça "-nümâ" ekinin "gösteren, sergileyen" anlamından hareketle, kelime temel olarak "belâgat gösteren, belâgat sergileyen, belâgatli" anlamına gelir. İncelenen örnekler, terimin edip ve edebî eser tanımlamalarında kullanıldığını göstermektedir:

Belâgat-nümâ terimi, ilk kez Latîfî tarafından Şemsî Aga’nın kısa tanıtımında “havâs zümresinüñ belîg-ı belâgat-nümâlarından” olduğunu belirtmek için kullanılır (Canım, 2018, s. 323). Ahdî ise Şevkî Çelebi’nin sosyal konumu hakkında bilgi verirken onun “elsîne-i efvâhda bülegâ-yı belâgat-nümâda mezkūr” (belâgat ustaları arasında zikredilen) bir kişi olarak bahseder (Solmaz, 2018, s. 190). Âlî’de yer alan kişi tanımlayan tanık edebiyat dışı bir bağlamdadır. Tarihçi Mevlânâ İdrîs'ten “müverrih-i belagat-nüma” (belâgat gösteren tarihçi) olarak bahsedilir (Donuk, 2020, s. 600). Bu kullanımlarda terim, doğrudan yazarın şahsına yönelik bir vasıf olarak kullanılırken bu vasfın nasıl kazanıldığına dair detay verilmez. ‘İlmî-i Bagdâdî tanımlanırken ise “tab’-ı sâf-ı pâki” (şairin temiz yaratılışı) “üslûb-ı nazm-ı belâgat-nümâda bî-hemtâ” olarak nitelenir ve bu nitelik “fasih anlatımlarda tek olması”, “üç dilde hem içeriği zengin hem de akıcı şiir söyleyebilmesi” ve “sohbetinin seçkinlerin gönlünü ferahlatması” gibi niteliklerle belagatin terim anlamına uygun şekilde desteklenir (Solmaz, 2018, s. 221).

Terim daha yoğun şekilde bir edebî eseri niteleyen sıfat olarak kullanılır. Âlî'nin Künhü'l-ahbâr'ında kullanılır ve şair Necâtî Beg'in şiirleri “eş‘âr-ı belâgat-nümâ” (belâgat gösteren şiirler) olarak nitelendirilir ve Hüsrev-i Dihlevî ile denk görülür. Şiirlerin, belâgat unsurlarını içerdiğini, barındırdığını ve sergilediğini belirtir. Aynı değerlendirme içerisinde şair “bülegânuñ mîr-i bî-nazîr-i muhteremi” (belâgat sahiplerinin ise saygıdeğer ve eşsiz emîri) ve “fusahâ zümresinüñ şehryâr-ı muhtârı” (fesahat erbabının ise seçkin hükümdarı) tanımlamaları ile belagat terimi bağlamında ifadelerde bulunulur (Donuk, 2020, s. 1143). Ahdî’nin farklı değerlendirmelerinde ise terim fasih, beliğ, dilkeş, nazik veya rindâne sıfatları ile ilişkili olarak kullanılır (Solmaz, 2018, ss. 91, 100, 171). İki örnekte belâgat-nümâ ifadesi bir tarz ya da üslup olarak nitelendirilir (Solmaz, 2018, ss. 171, 221) ve terim şairlik yeteneğini tanımlar (Solmaz, 2018, ss. 91, 221).

Sâlim Tezkiresi'nde terim, çok daha süslü ve mübalağalı bir ifadenin içinde yer alır. Yenişehirli Abdullah Efendi sorulara verdiği fetvalarla sorunlara çözüm bulması, Hz. Musa'nın denizi yarması mucizesine benzetilir: “şakk-ı bahr-i belâgat-nümâ-yı i’câz-eser”. Bu niteleme içerisinde belagat ilminin Kur’an’ın icazını inceleyen bilimlerden türemiş olmasına gönderme yapılır (İnce, 2018, s. 69). Benzer şekilde, Mehemmed Şâh Efendi’nin hadis ve kelam gibi ilimlerde belâgat-nümâ olduğu belirtilir (Solmaz, 2018, s. 68).

Belâgat-nümâ terimi; bir kişinin üslubunu, bir eserin estetik kalitesini veya bir ifadenin gücünü tanımlamak için kullanılan, her zaman olumlu ve takdir bildiren bir övgü sıfatıdır. Genellikle tanımladığı yazar, eser ya da üslubun belagatin terim anlamının kapsamına uygun olduğunu ve bu ilmin gerektirdiği “etkili, güzel, sanatlı ve hitap edilen kişiye ve içinde bulunulan duruma uygun bir şekilde” olduğunu ifade eder.




Tezkirelerdeki Kullanım Sıklığı

Belâgat-nümâ terimi, tezkirelerde nadiren görülmektedir. Latîfî’nin Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ’sında 1, Ahdî Bağdadî’nin Gülşen-i Şu'arâ’sında 7, Âlî’nin Künhü’l-Ahbâr eserinde 2 ve Sâlim Tezkiresi’nde 1 kez geçmektedir.




Örnekler

Örnek 1:

Husûsâ tarz-ı nesħ-i ta’lîkda peyrev-i kutb-ı Yezdî ve gâyibâne şâkird-i Sultân ‘Alî-i Meşhedî olup kıt’a dercinde mânend-i hôş -nüvisân-ı zamân matlûb-ı pîr ü cevândur. Tab’-ı sâf-ı pâki üslûb-ı nazm-ı belâgat-nümâda bî-hemtâ ve zihn-i rûşen-i derrâki nesr-i fesâhat-fezâda yektâ ve elsîne-i selâsede eş’âr-ı dürer-bâr ve nazm-ı âbdâr dimede misâl-i yârân-ı ebrâr-ı selîs ü hemvâr ve musâhabet-i dil-küşâsı ferah-fezâ-yı dil-i germ-i merdüm-i ahrârdur (Solmaz, 2018, s. 221).

Örnek 2: 

Şu‘arânuñ pîr-i pîş-kademi ve bülegânuñ mîr-i bî-nazîr-i muhteremi, mesel-gûylaruñ ser-âmed-i nâmdârı, fusahâ zümresinüñ şehryâr-ı muhtârı, nâdire-i kurûn u a‘sâr ve u‘cûbe-i dühûr u emsâr bir şâ‘ir-i büzürgvâr idi. Eger edâsı hemvâr olaydı, Hâfız-ı Rûm’dur, dinilse câ’iz idi. Eş‘âr-ı belâgat-nümâsı yek-dest bulınaydı Hüsrev-i merzbûm-dur, dinilmek bâriz idi (Donuk, 2020, s. 1143).

Örnek 3:

Yenişehirli Abdullah Efendi için “cevâb-ı bûd (u) ne-bûd-ı peyâm ile bir mecma’u’l-bahreyn-i kelâmdır ki şakk-ı bahr-i belâgat-nümâ-yı i’câz-eser ve mübtedâ-yı mukaddimetü’s-su’âle lâzım-ı fâ’idetü’l-haberdir (İnce, 2018, s. 69).




Kaynaklar

Solmaz, S. (hzl.) (2018). Ahdı̂ ve Gülşen-ı̇ Şuʿarâ’sı (İnceleme-Metin). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-201251/ahdi-gulsen-i-suara.html 

Ahmet Cevdet Paşa. (2016). Belâgat-i Osmâniyye (M. Gümüşkılıç, Ed.). İstanbul: Kapı Yayınları.

Ayverdi, Z. İ. (2011). Kubbealtı Lugatı. İstanbul: Kubbealtı Yayınları.

Bulut, A. (2021). Belâgat terimleri sözlüğü. İstanbul: Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Vakfı Yayınları.

Canım, R. (hzl.) (2018). Latîfî-Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html

Donuk, S. (hzl.)(2020). Gelibolulu Mustafa Âlî - Künhü’l-Ahbâr. İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı. 

el-Hâcc İbrâhîm. (2019). Şerh-i belâgat (A. Dağlar, Ed.). İstanbul: DBY Yayınları.

Göksoy, F. (2019). Bereketzâde İsmail Hakkı’nın Esrâr-ı Belâgat adlı eserinin Cüz’-i Evvel kısmı (inceleme-metin). Yüksek Lisans Tezi, İnönü Üniversitesi.

Güneş, B. (2009). Belagat ekseninde retorik/dil bilimi terimleri . Yüksek Lisans Tezi, Karadeniz Teknik Üniversitesi.

Hayyim, S. (1962). New Persian-English dictionary. Library Association. https://dsal.uchicago.edu/dictionaries/hayyim/

İnce, A. (hzl.) (2018). Mı̂rzâ-zâde Mehmed Sâlı̇m Efendı̇ Tezkı̇retü’ş-şu‘arâ (İnceleme-Metin). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-203805/mirza-zade-mehmed-salim-tezkiretu39s-su39ara.html 

Lane, E. W. (1863, 93). Arabic-English Lexicon. Williams and Norgate. http://arabiclexicon.hawramani.com/william-edward-lane-arabic-english-lexicon/ 

Menemenlizâde Mehmed Tâhir. (2013). Osmanlı Edebiyatı Belâgat (M. F. Köksal & V. A. Tok, Ed.). Ankara: Kurgan Edebiyat.

Nişanyan, S. (2024). Nişanyan Sözlük.

Redhouse, J. W. (2011). Turkish and English lexicon. İstanbul: Çağrı Yayınları.

Saraç, M. A. Y. (2016). Klâsik edebiyat bilgisi: Belâgat. İstanbul: Gökkubbe Yayınları.

Şemseddin Sami. (2012). Kâmûs-ı Türkî (R. Gündoğdu, N. Adıgüzel, & E. F. Önal, Ed.). İstanbul: İdeal Kültür.

Türk Dil Kurumu. (2022). Türk Dil Kurumu Sözlükleri.  https://sozluk.gov.tr/ 

Yetiş, K. (1992). Belâgat. İçinde TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/belagat#1




Yazım Tarihi:
24/11/2025
logo-img