zevk-âmîz, zevk-engîz, zevk-bahş
* Sözlük anlamı "zevk veren, zevk arttıran, zevk bahşeden" olan, okuyan kişiye dünyevî yahut edebî haz veren şiirler için kullanılan terim.
Zevk kelimesi Arapça olup “tat, lezzet; idrak kabiliyeti, anlayış, anlama, algılama, hissetme; tatlı dillilik, nezaket, kibarlık, meyil, eğilim” (Mutçalı, 1995, s. 300), “hoşlanma, haz alma, lezzet duyma, iyiyi kötüden ayırma becerisi, eğlence, cümbüş, keyif ve sefa, eğlenme, alay, istihza” (Parlatır, 2011, 1870; Töven, 2004, s. 826), “tatma, güzeli çirkinden ayırt etme kabiliyeti” (Şemseddin Sami, 2004, s. 651; Devellioğlu, 2006, s. 1183) anlamlarına gelir. -âmîz, Farsça “(ile) karışık, (ı) içine alan, karıştıran, arttıran, veren, yücelten” (Parlatır, 2011, s. 85; Töven, 2004, s. 25); -engîz Farsça “koparan, karıştıran, depreten” (Töven, 2004, s. 179), “oynatan, fırlatan, hareket ettiren, arttıran” (Parlatır, 2011, 405); -bahş “veren, bahşeden, bağışlayan” (Devellioğlu, 2011, s. 67) anlamlarına gelir. Birleşik kelimeler olan zevk-âmiz, zevk engîz zevk veren, zevk arttıran; zevk-bahş, zevk bahşeden, zevk veren anlamlarına gelir.
Bazen okuyan kişiye dünyevi haz veren şûhane, rindane mahiyetteki şiirler için; bazen de okuyanın edebî zevkini uyandıran, edebî haz veren şiirler için kullanılan terim.
Latîfî tezkiresinde terimi ilk olarak Câfer Çelebi'nin Hevesnâme'sinden aktardığı bir manzume örneği için kullanarak şiir için “zevk veren ve şehvet arttıran" değerlendirmesinde bulunur (Canım, 2018, s. 172). Latîfî'nin diğer değerlendirmesi Revânî'den aktardığı matla' beyitleri içindir. Müellif, bu birkaç matla’-ı rindâne anun eş'âr-ı zevk-âmîzinden ve güftâr- ı ‘işret- engîzindendür (Canım, 2018, s. 246) diyerek matla’ların rindâne tarzda ve zevk veren mahiyette oluşunu ifade eder. Bu beyitlere bakıldığında âşıkâne ve rindâne örnekler oldukları, aynı zamanda edebî haz veren nitelikte oldukları görülür. Sâmî mahlaslı başka bir şairden alınan bir beyit için de Latîfî benzer biçimde mesel-âmîz ve zevk-engîz değerlendirmesinde bulunur (örnek 2). İlgili manzumeye bakıldığında hem dünyevi hem de edebî bir hazdan söz edildiği anlaşılır. Latîfî, Gazâlî Deli Birâder'in Dâfiu'l-Gumûm ve Râfiu'l-Humûm isimli hezeliyat tarzı yazılmış ve konusu cinsellik olan manzum mensur eseri için de bu değerlendirmeyi yapar (Koç, 2022). Dolayısıyla buradaki değerlendirme eserin dünyevî zevk ve haz vermesi ile alakalıdır.
Safâyî tezkiresinde zevk-bahş terimini Fâsih ve Fâ'iz mahlaslı şairlerin manzumelerini değerlendirirken kullanır. Fâsih'in şiirleri için (Örnek 3) gönüle ve câna zevk veren leziz ve şirin; Fâ'iz'in şiirleri için de “cana zevk bahşeden, gül bahçesinde bir goncanın utangaçlıkla kızarmış yanağı” değerlendirmelerinde bulunur. Edirneli Ahmed Bâdî tezkiresinde Mevlevî bestekar ve şair Yahyâ Nazîm'in bir meclisteyken icrâ ettiği bir beste ve semai için zevk-bahş ifadesini kullanır (Adıgüzel, 2008, s. 358). Kemiksizzâde Safvet Mustafa, Mirzazâde Ahmed Neylî'nin şiirlerini, “fâsih, zevk bahşeden, taze, sanat olgunluğuna erişmiş (Güzel, 2012, s. 757)” olarak değerlendirir. Gerek Safâyî, gerekse Ahmed Bâdî ve Kemiksizzâde Mustafa'nın tezkirelerinde zevk-bahş terimi dünyevîden ziyâde edebî bir hazzı ifade eder.
Terim ilk olarak Latîfî'nin Tezkiretü'ş-Şu'arâ Tabsıratu'n-Nuzamâ'sında 5 yerde geçer; Safâyî'nin Tezkiretü'ş-Şu'arâ'sında 1'i beyit alıntısı olmak üzere 3, Kemiksizzâde Safvet Mustafa'nın Nuhbetü'l-Âsâr Min Ferâidi'l-Eş'âr'ında 1, son olarak Edirneli Ahmed Bâdî'nin Riyâz-ı Belde-i Edirne'sinde 1 yerde geçer.
Örnek 1:
Ammâ eş'ârında ol kadar reng ü san'at ve hayâl ü dikkât yokdur. Terkîb-i şiʿri nazm-ı sâde makûlesidür. Ebyâtınun masnû'u matbû'ı bu matla'-ı mesel-âmîz ü zevk- engîzdür.
Matla': Yetmez mi temâşâ-yı nigâr elde sunarsın
Ey 'âşık-ı mihnet-zede buldukça bunarsın (Canım, 2018, s. 286).
Örnek 2:
… Mebnâ-yı kitâb mehâbîb ü zenân ve gılmân u nisvânla bâb-ı cimâ'da ve ittisâl ü ictimâ'da meserret-fezâ ve ferah-zedâ ta'bîrât ile bir kitâb-ı neşât-engîz ve cerîde-i zevk-âmîz tertîb ü terkib itmişdür. Zamân-ı muvâseletde ve dem-i mübâşeretde mehâbib nisvânun her bâbdan me'mûl ü mes'ûl olan temettü'-ı hayât-efzâsında ve ol iki 'âlem zevk u safâsında şehvet-engîz latîf latîfeler ve zevk-âmîz şîrîn rengin hikayeler îrâd u ibraz itmişdür (Canım, 2018, s. 388).
Örnek 3:
Tûtî-i hâme-i mu'cîz-âsârı “ene efsâh” sükker şânından şîrîn-gûy-ı beyân ve lezâyîz-i eş'ârı “külli şey'i mine'l mesîhi melîh” halâvetinde zevk-bahş-ı dil ü cândur (Altuner, 1989, s. 653).
Örnek 4:
Ulûm-ı ‘Arabiyye’nin merd-i meydânı ve ‘arsa-i nazm u inşânın fâris-i devrânı olup selâset-i eş’âr-ı fesâhat-şi'ârı zevk-bahş-ı safâ-yı leb-i cûybâr ve güftâr-ı âbdârı güher-nisâr bir kâmil-i rûzgârdur (Güzel, 2012, s. 757).
Adıgüzel, N. (hzl.) (2008). Edirneli Ahmed Bâdî'nin “Riyâz-ı Belde-i Edirne” Adlı Eserinin Tezkire Kısmı. Doktora Tezi. Edirne: Trakya Üniversitesi.
Altuner, N. (hzl.) (1989). Mustafa Safâyî Efendi ve Tezkiresi İnceleme-Tenkitli Metin-İndeks. Doktora Tezi. İstanbul: İstanbul Üniversitesi.
Canım, R. (hzl.) (2018). Tezkiretü’ş-Şu‘arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ (Tenkitli Metin). Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html [Erişim Tarihi: 23 Şubat 2025].
Devellioğlu, F. (2006). Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat. Ankara: Aydın Kitabevi Yayınları.
Güzel, B. (hzl.) (2012). Kemiksiz-zâde Safvet Mustafa ve “Nuhbetü'l-Âsâr Min Ferâidi'l-Eş'âr” İsimli Şair Tezkiresi. Yüksek Lisans Tezi. Ankara: Gazi Üniversitesi.
Koç, M. (2022). "Dâfi'ul-Gumûm ve Râfiu'l-Humûm (Gazâlî)". Türk Edebiyatı Eserler Sözlüğü, http://tees.yesevi.edu.tr/madde-detay/dafiu-l-gumum-ve-rafiu-l-humum-gazali. [Erişim Tarihi: 23 Şubat 2025].
Mutçalı, S. (1995). Arapça-Türkçe Sözlük. İstanbul: Dağarcık Yayınları.
Parlatır, İ. (2011). Osmanlı Türkçesi Sözlüğü. Ankara: Yargı Yayınevi.
Şemseddin Sami (2004). Kâmûs-ı Türkî. İstanbul: Çağrı Yayınlar.
Töven, M. B. (2004). Yeni Türkçe Lügat. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.