ümmiyâne kelimât, ümmiyâne elfâz, ümmiyâne edâ
* Okuması yazması olmayan birinin söyleyebileceği kelime ve tabirler için kullanılan terim.
Sözcük, ümmî’den türemiştir. Ümmî ise “sözlükte ‘kastetmek’ anlamındaki ‘emm’ kökünden veya ‘anne’ anlamına gelen ümm ya da ‘topluluk, millet’ gibi mânaları ifade eden ümmet kelimesine nisbetle elde edilen ümmî ‘okuma yazma bilmeyen, tahsil görmemiş; az konuşan, konuşurken hata yapan kimse’ demektir. (Mertoğlu, 2012, s. 309) Sözcüğün en yaygın anlamı ‘okuyup yazmak bilmeyen’dir. (Muallim Nâcî, 2009, s. 734) Sözcük, eklendiği isimleri sıfat (Steingass, 1998, s. 116) ve zarf yapan “-cesine, -ce, yakışır şekilde,” anlamı kazandıran yine Farsçadan geçen (Ayverdi, 2011, s. 142) -âne eki alarak ümmiye mahsus veya lâyık olan, ümmiye yakışır surette olan gibi anlamlar kazanmıştır.
Ümmiyâne sözcüğünün kökeni ümmîdir. Kelime okuma yazma bilmeksizin (Çağbayır, 2007, 5043) anlamındadır. Tezkirelerde ise okuması yazması olmayan birinin söyleyebileceği kelime ve tabirler için kullanılmıştır.
Nurî tarihinde İbrahim Efendi (ö. 6 Nisan 1796) hakkında bilgi verilirken kendisinin kazasker olduğu söylendikten sonra ahlâkının güzelliği ve gönlünün saflığına vurgu yapılmış, sarık sarmakta ve kılık kıyafet konusunda tarihî kişilere öykündüğü ifade edildikten sonra bazı ümmiyâne söz ve ifadeleri bilmesi, tefrik edici bir özellik olarak verilmiştir. Müellife göre saf-dil olması, tarihi kişilere romantik bir yakınlık kurması ve ahlâkının güzelliği ile tavsif edilen bir kişinin, konuşmalarındaki ifadelerinin bazısının ümmiyâne oluşu arasında bir uyumsuzluk yoktur (Toprak, 2011, s. 376).
Üsluba özgü bir şiir eleştirisi terimi olarak kulanılan ümmiyâne Latifî’de Ferruhî bahsinde geçer (Örnek 1). Tezkireciye göre şair halk arasında ün salmış ve şiirleri ile şöhret olmuş olsa da şiirleri âmiyâne, kelimeleri ve edâsı ümmiyânedir. Latifî konuyu biraz açar ve ümmiyâne elfâz ve eda sahibi olmakla tahfif ettiği şair için şunları söyler: Ferruhî’nin şiirlerinin halk arasında değer gördüğünü, ip cambazları ve hokkabazlar arasında bilindiğini, kendisinin ilminin mesnevi yazmaya yetmeyeceğini ifade eder. Ümmiyâne’nin bu bağlamda başka bir şiir tabiri olan edâ ile irtibatlandırıldığı görülmektedir.
Latifî’nin Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ’sında 1 kez geçmektedir.
Örnek 1:
Egerçi beyne’l-enâm nazm ile nâm-dâr ve şi‘r ile pür-iştihârdur. Lâkin şi‘ri âmiyâne ve elfâz u edâsı ümmiyânedür. Tahayyül-i hayâl ve tasarrufı makālde cevelân-ı tab‘ı çendân degüldür. Ammâ şi‘ri ‘âmiyâne ve ‘âmgîr oldugı ecilden âyende ve revendeye hoş-âyende gelüp esnâ-yı ‘avâmü’n-nâsda şöhret-i tâmı ve iftihâr-ı mâlâ-kelâmı vardur. Ekseriyyâ eş‘ârın kâse-bâzlar ve resen-bâzlar okurlar ve hem nakd-i fünûn u ma‘ârifden kalîlu’l-mâye ve mevâdd u ma‘lûmâtdan kem-bidâ‘adur. Bu illetden nazm-ı mesnevîden bî-behredür. Ammâ şi‘r-i ‘âm-gîr ile pür-şöhredür (Canım, 2018, s. 408).
Ayverdi, İ. (2011). Kubbealtı Lugati-Misalli Büyük Türkçe Sözlük. C. 2, hzl. A. Topaloğlu, H. Bilecik, M. Tahralı, F. Bilecik. İstanbul: Kubbealtı Yayınları.
Canım, R. (hzl.) (2018). Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html
Çağbayır, Y. (2007). Ötüken Türkçe Sözlük. C. 5, İstanbul: Ötüken Yayınları.
Mertoğlu, Mehmet Suat (2012) Ümmî, TDV İslâm Ansiklopedisi, cilt 42, sayfa 309-310.
Muallim Nâci. (2009). Lügat-i Nâcî (Prof. Dr. Ahmet Kartal, Haz.). Ankara:Türk Dil Kurumu Yayınları.
Steingass, F. (1998). Persian-English Dictionary: Including Arabic Words and Phrases in Persian Literature. Routledge.
Toprak, S. V. (2011). Nuri Tarihi Metin-İnceleme. (Doktora tezi). İstanbul Üniversitesi, İstanbul.