* Edebi tarz, üslup; belli döneme özgü dil, anlatım tarzı anlamlarında kullanılan terim.
Kelime Farsça bir isimdir. Sözlükler kelimenin ilk anlamı olarak “cilve, câzibe; bakış veya hareket zarafeti; biçim, yol, tarz, stil.” (Redhouse, 1987, s. 1149) anlamını vermiştir.
“Tarz, tarik, vâdî, şîve, işve” tabirlerini üslup başlığı altında toplayan Harun Tolasa, bu tür değerlendirmeleri bir tür mukayeseli edebiyat olarak kabul ederek şu yorumu yapar:
“Üslûb kavramının ve bununla ilgili tabirlerin, önem ve özellik taşıyan kullanışlarına gelince; bunların az görülen bir kısmı, bazı şairlerin şiirlerinde etnik düzeyde bir farklılığın bulunup bulunmadığını tanıtmakta, yani, sözkonusu şairin, meselâ, Acem tarzı veya üslubundan mı, yoksa “Rûmî üslûb” üzre mi yazdığı gibi durumları belirmektedir.” (Tolasa, 1983, s. 264).
Tolasa, etnik farklılığı belirleyen bu tür tanıtım ve değerlendirmelerde, farklılığın belirtisi olarak açıkça göze çarpan hususun “dil” olduğunu bunun dışında bir başka unsura rastlanmadığını söyler:
“Burada bu vesileyle hemen belirtelim ki, etnik farklılığı belirleyen bu tür tanıtım ve değerlendirmelerde, farklılığın belirtisi olarak açıkça göze çarpan husus dil’dir. Bunun dışında açıkça belirtilmiş bir başka unsura pek rastlanmaz.” (Tolasa, 1983, s. 264).
Tezkirelerde “şîve” terimine ait bir tanıma rastlanmaz. Sehî, Necâtî için “Eş‘ârına bir vech ile şîve virmişdür…” yorumunu yaparken “şive” kelimesini “tarz, üslup, özgün söyleyiş” anlamında kullanır (İpekten vd., 2017, s. 96-97). Latîfî, Necâtî bahsinde üslup ve şîve kelimelerini “üslûb-ı şîve-i makâl” terkibi içerisinde bir arada kullanır: “Ṭarîk-ı durûb-ı emsâlde müteferrid ü muhteri’ ve üslûb-ı şîve-i makâlde mûcid ü mübdiʿdür” (Canım, 2018, s. 502). Sâkî’nin “şîve-i eş’ârda” “Necatî tarzına” gittiğini söylerken “şive” ile “tarz” kelimelerini birbirinin anlamını karşılayacak şekilde kullanır: “Şîve-i eşʿârda ve ʿişve-i güftârda Necâtî tarzına gitmişdür” (Canım, 2018, s. 263). Âşık Çelebi de Sehî ve Latîfî gibi Necati’nin “şîve”sine dikkat çekerken kelimeye aynı anlamını verir(Örnek 1).
Hasan Çelebi, Tayyibzâde Ehlî’den bahsederken “…şu’arâ içre şîve-i mu’ciz-nizâmı ve kâ’ide-i şîrîn kelâmı ile hayli şöhret-şi’âr olmışdur.” (Sungurhan, 2017, s. 220) diyerek kelimeyi tarz, özgün söyleyiş anlamında kullanır.
Safâyî, Hüseyin Can’ın (Çapan, 2005, s. 162), Nasîbî’nin (Çapan, 2005, s. 601) ve Vak’î’nin (Çapan, 2005, s. 703) şiirlerini “şive-i mânâ” yönünden zayıf bulurken Râkım’ın şîvesinin mânâdan hâlî olmadığını söyler (Çapan, 2005, s. 262). Böylelikle şairlerin üslubundaki anlam derinliği ve zenginliği ile orijinallik yönü değerlendirilir. Bu örnekler tezkirecilerin üslup değerlendirmeleri içerisinde muhtevanın da yer aldığını göstermesi açısından önemlidir (Örnek 2).
Bazı tezkirecilerin şiveye “belli döneme özgü dil, anlatım tarzı, üslubu; belli bir dönemin dili” anlamları verdiği görülür. Bu anlama örnek olarak Fâik Reşad, Diyarbekirli Said Paşa’nın “didi” yerine “söyledi” gibi kullanımlarını eserlerindeki “şiveye muhalif sözler” (Aydemir ve Özer, 2019, s. 202) olarak değerlendirir (Örnek 3). Ahlâk-ı Alâî’den bazı bahisleri “zamânın şîve-i kitâbetine” (Aydemir ve Özer, 2019, s. 49) göre yeniden kaleme aldığını ifade ederken de kelimeyi aynı anlamda kullanır (Örnek 4).
Fatîn, El-hâc Mehmed Re’fet Efendi’nin “şîve-i zebân-ı Türkiyyeyi” (Çiftçi, 2017, s. 139) tam olarak öğrenemediğini anlatır. Mehmet Tevfik, “şîve-i Türkî” terkibi içerisinde kelimeye “dil” anlamı yanında “farklı etnik yapı ve kültürlerin edebi gelenek, anlayış ve uygulamaları” anlamı da verilebilecek şekilde kullanır: “Bâ-husûs ki şu’arâ vü üdebâ-yı A’câm’dan ekseri edâ-yı Türkî’de râcil iken Bîdârî şîve-i Türkî’de edâ-yı nefîs ve kelimât-ı selîs sâhibi idi.” (Oğuz, 2017, s. 120).
Şîve kelimesinin “şîve-kâr”, “şîve-dâr”, “şivelice” şekliyle tezkireciler tarafından bir beğeni ve övgü ifadesi olarak da kullanıldığı görülür. Sehî, Sâkî’nin şiirleri için “Nazmı şîvedâr ve sözleri ‘işvekârdur. Bu cihetden gazeliyyatı şîrin ve edâsı rengîndür” (İpekten vd., 2017, s. 107) yorumunu yaparken Safâyî, Kavsarazade Mehmed Selim (ö. 1138) için “Hakka ki eş‘ârı şîve-kâr-ı hayâl ve güftârı magz-ı kâm-ı makal bir şâ‘ir-i sutûde-hisâldür.” (Çapan, 2005, s. 290) değerlendirmesini yapar. Fatîn, Muhammed Nazîf Efendi hakkında “Müşârün-ileyhin şivelice bir mikdâr eş‘ârı vardır.” (Çiftçi, 2017, s. 490) diyerek şairin bazı şiirlerini beğendiğini ifade eder. Safâyî, Fâik (ö. 1127/1715) (Çapan, 2005, s. 475) ve Zeyrekzâdeli Fahrî’den (Çapan, 2005, s. 500) bahsederken “şive-engîz-i letâfet” Ahmed Nadî Efendi’den (Çapan, 2005, s. 645) bahsederken de “şive-engîz-i selâset” terkibini beğeni ifadesi olarak kullanır (Örnek 5). Kadim Polat, “şîve-kâr” için “okuru yormayan yumuşak ve özgün hayal gücü” (Polat, 2023, s. 304) tanımını yapar. Tezkirelerdeki bu ifadeler genel bir değerlendirme ifadesi olmaktan öteye geçmez. Söz konusu tabirler için doğrudan bir şiir örneği verilmez.
Tezkirelerde “şîve” kelimesi kullanılarak şairlerin tabiatlarını ve kişiliklerini ifade etmek üzere birleşik kelimeler oluşturulduğu da görülür. Bu konuda şu örnekler verilebilir: “nâ-murâd-şîve (Eraslan, 2001, s. 12). Nâzük-şîve (Eraslan, 2001, s. 59), habîs-şîve (Eraslan, 2001, s. 63), dânişmed-şîve (Eraslan, 2001, s. 148), tabîb-şîve (Eraslan, 2001, s. 154), levend-şîve (Eraslan, 2001, s. 163), fakîr-şîve (Eraslan, 2001, s. 167), nedîm-şîve (Canım, 2018, s. 259), ehl-i ‘ilm-şîve (Kılınç, 2018, s. 262), bî-tekellüf-şîve (Kılınç, s. 348), gedâ-şîve (Kılınç, 2018, s. 527), fâni-şîve (Kılınç, 2018, s. 674),
Kelime, Ali Şîr Nevâyî’nin Mecâlisü’n-nefâis’inde 1’i şiir örneklerinde olmak üzere 11 defa, Sehî Bey Tezkiresi’nde 3’ü şiir örneklerinde olmak üzere 6 defa, Latîfî Tezkiresi’nde 10’u şiir örneklerinde olmak üzere 28 defa, Meşâ’irü’ş-şu’arâ’da 21’i şiir örneklerinde olmak üzere 51 defa, Künh’ül-Ahbâr’da 7’si şiir örneklerinde olmak üzere 9 defa, Hasan Çelebi’nin Tezkiretü'ş-ş u'arâ’sında 25’si şiir örneklerinde olmak üzere 34 defa, Ahdî’nin Gülşen-i Şuârâ’sında 15’i şiir örneklerinde olmak üzere 16 defa, Beyânî Tezkiresi’ndeki şiir örneklerinde 13 defa, Riyâzü’ş-Şuara’da 13’ü şiir örneklerinde olmak üzere 14 defa, Rıza Tezkiresi’nde 5’i şiir örneklerinde olmak üzere 6 defa, Yümnî Tezkiresi’ndeki şiir örneklerinde 1 defa, Sâdıkî-i Kitâbdâr'ın Mecma‘ü’l-Havâs’ında 7 defa, Güftî’nin Teşrîfâtü’ş-Şu’arâ’sında 32 defa, Seyrekzade Mehmed Asım’ın Zeyl-i Zübdetü’l-Eş’âr’ındaki şiir örneklerinde 2 defa, Safâyî Tezkiresi’ndeki 34’ü şiir örneklerinde 43 defa, Sâlim Tezkiresi’nde 12’si şiir örneklerinde olmak üzere 21 defa, Nuhbetü’l-âsâr li-zeyli Zübdeti’l-eş’âr’daki şiir örneklerinde 36 defa, Tezkire-i Silâhdâr-zâde’deki şiir örneklerinde 12 defa, Tezkîre-i Şu’arâ-yı Mevleviyye’de 10’u şiir örneklerinde olmak üzere 26 defa, Ârif Hikmet’in Tezkiretü’ş-şu’arâ’sında’ki şiir örneklerinde 2 defa, Fatîn’in Hâtimetü’l-Eşâr’ında, 23’si şiir örneklerinde olmak üzere 28 defa, Mehmed Fahreddin Bursevî’nin Gülzâr-ı İrfân’ında 1’i şiir örneklerinde olmak üzere 23 defa, Mehmed Fahreddin Bursevî’nin Gülzâr-ı İrfân’ında 10 defa, Kâfile-i Şuarâ’da 4’ü şiir örneklerinde olmak üzere 7 defa, Fâik Reşâd’ın Eslâf’ında, 3 şiir örneklerinde olmak üzere 6 defa, Tezkire-i Şu’arâ-yı Âmid’de 13’i şiir örneklerinde olmak üzere 17 defa, İşkodra Vilayeti Osmanlı Şairleri’nde 1 defa, Mehmed Sirâceddîn’în Mecma‘-i Şu‘arâ ve Tezkire-i Üdebâ’sındaki şiir örneklerinde 1 defa geçer.
Örnek 1:
Fi’l-cümle temyîze kâdir olan ehl-i tab’a ma’lûmdur ki Necâtî şi’rinde olan çâşnî vü şîve vü selâset ne mertebededür. Çünki gazelleri müsta’mel ve dîvânı meşhûr u mütedâveldür (Kılınç, 2018, s. 113).
Örnek 2:
Namı İbrâhim’dir. Gonca-i vücûdu gülzârı Burûsa’dan güşâde olmuşdur. Evâ’il-i hâlinde tahsîl-i şi'r ü inşâ ve tekmîl-i tahrîr ü imlâdan soñra ‘asrıñ şu’arâ-yı şîrîn-kârından olup lakin merkûma bir mikdâr sevdâ-zedelik el verip mestâne-reviş ve dîvâne-meniş olmagla eş’ârı dahi perîşândır. Fi’l-cümle şîveşi mâ'nâdan hâlî değildir. Bu bir kaç beyt-i dil-firîb ol zâtı edîbîn rakam-zede-i kilk-i ihtirâ’ı olan âsârındandır ki bu mahalle terkîm kılındı (Çapan, 2005, s. 262).
Örnek 3:
Egerçi te’lîfatında meselâ “didi” yerine söyledi gibi şîveye muhâlif sözler görülürse de kendisi müddet-i ʿömrini Diyârbakır ve havâlîsinde geçirdigi cihetle maʿzûr görülmelidir (Aydemir ve Özer, 2019, s. 202).
Örnek 4:
Eşher-i mü’ellifâtı hikmet-i ‘ilmiyyeye dâ’ir ve hâvî oldugı ferâ’id-i fevâ’id ve dakâyık-ı hakâyık cihetiyle misl-i sâ’ir olan (Ahlâk-ı ʿAlâ’î) kitâbıdır ki taʿmîm-i fevâ’idi mülâhazasıyla geçen sene taraf-ı ‘âcizânemden ba’zı mebâhisi zamânımızıñ şîve-i kitâbetine tevfîkan yeñiden kaleme alınarak (Mekteb) risâle-i mevkûtesiniñ ikinci senesi nüshalarına konulmuşdı (Aydemir ve Özer, 2019, s. 49).
Örnek 5:
Hakkâ ki şâhid-i nazmı şîve-engîz-i selâset ve ebkârı ma'nâ-yı hacle-i suhanı gül-gûne-endûde-i letâfetdir (Çapan, 2005, s. 645).
Aydemir, E. ve Özer, F. (hzl.) (2019). Faik Reşâd, Eslâf. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-242935/eslaf-faik-resad.html (Erişim tarihi: 04.09.2025)
Canım, R. (hzl.) (2018). Latîfî Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html (Erişim tarihi: 04.09.2025)
Çapan, P. (hzl.) (2005). Mustafa Safayî Efendi, Tezkire-i Safayî. Ankara: Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları.
Çiftçi, Ö. (hzl.) (2017). Fatîn Davud, Hâtimetü’l-Eş’âr. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-195831/fatin-tezkiresi.html (Erişim tarihi: 04.09.2025)
Eraslan K. (hzl.) (2001). Alî-Şîr Nevayî, Mecâlisü’n-Nefâyis. Ankara: TDK Yay.
İpekten, H. vd. (hzl.) (2017). Sehî Beg Heşt-Bihişt, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56165,hest-bihistpdf.pdf?0&_tag1=03EE5380B678F1063BF0A9ED54D2FA0DD771F0E5&crefer=C417AAF7F84ACC8ABB8B85F93F61BDBB32AA9FE8E8C28594B0AA2F7D9DEDB7CD (Erişim tarihi: 04.09.2025)
Kılıç, F. (hzl.) (2018). Âşık Çelebi Meşâ’irü’ş-Şu’arâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-210485/asik-celebi-mesairus-suara.html (Erişim tarihi: 04.09.2025)
Kutlar Oğuz F. S. vd. (hzl.) (2017). Mehmet Tevfik, Kâfile-i Su’arâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-196469/mehmed-tevfik-kafile-i-su39ara.html (Erişim tarihi: 04.09.2025)
Redhouse, J. W. (1987). A Turkish and English lexicon: Shewing in English the significations of the Turkish terms. İstanbul: Çağrı Yayınları.
Sungurhan, A. (hzl.) (2017). Kınalızâde Hasan Çelebi, Tezkiretü’ş-Şu’arâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194494/kinalizade-hasan-celebi-tezkiretus-s-uara.html (Erişim tarihi: 04.09.2025)
Tolasa, H. (hzl.) (2002). Sehî, Lâtîfi ve Âşık Çelebi Tezkirelerine Göre 16. Yüzyılda Edebiyat Araştırma ve Eleştirisi. Ankara: Akçağ Yayınları.