dehen-i sihr, efsûn-ı sihr, sihr-âferîn, sihr-âheng, sihr-âmûz, sihr-ârâ, sihr-âsâr, sihr-âyîn, sihr-azmâ, sihr-bâr, sihr-beyân, sihr-efsûn, sihr-endûz, sihr-engîz, sihr-eser, sihr-fenn, sihr-güzâr, sihr-intisâb, sihr-intizâm, sihr-irâd, sihr-kâr, sihr-karîn, sihr-mâliş, sihr-i mübîn, sihr-nigâr, sihr-nümâ, sihr-nümûn, sihr-perdâz, sihr-rakam, sihr-sâz, sihr-senc, sihr-simât, sihr-i sühân, sihr-şi’âr, sihr-tırâş, sihr zemîni, şâ’ir-i sihr-me’âsir.
* Şairin veya şiirin başarısını vurgulayan, etkili söz söyleyen şaire ve etkili şiire işaret eden niteleyicidir.
Kökeni Arapça olan sihr, sözlüklerde büyü, efsun, cadılık ve cadılık yapmak gibi anlamları karşılar (Naci, 1987, s. 429; Kırkkılıç, 1999, s. 593; Kanar, 2000, s. 650; Steingass, 1998, s. 659; Parlatır vd., 2006, s. 480; Moin, 1381, s. 832). Bu anlamlarla birlikte gönlü ve aklı sözlerle etkilemek, incelikle elde etmek; hayran bırakmak, büyülü sözler söylemek (Dehhoda, 1998, s. 1243; Redhouse, 1987, s.1043) anlamlarıyla da sihrin şair biyografilerindeki şair/şiir değerlendirmelerinde işaret ettiği karşılıklarla kesiştiği görülür.
Etkileyici söz söyleyen başarılı şair ve etkileyici şiir.
Herat ekolü tezkirelerine odaklanıldığında, Bahâristân’da bu niteleyicinin geçtiği iki ifadeye rastlanır. Bunlardan ilki, şiir ne kadar yücedir; keşke şiirden daha yüce ve bu sihirden daha bereketli herhangi bir sihrin var olduğunu bilseydim, anlamındaki Arapça ifadedir. Diğeri ise şiirin konumundan bahsedilen yedinci bölümde (ravza-i heftüm) onun üstün bir büyü olduğu dile getirilen ifadedir (Afsahzad vd., 1379, s. 122; Çetindağ, 2010, s. 32). Mecâlisü’n-nefâyis’te ise sihre Ebu’l-Gâzî Bahâdır Han’ın biyografisinde rastlanır. Onun şairlik vasıflarından biri de “fesâhat dünyasının derin anlamlarla sihr edeni” şeklindedir (Eraslan, 2015, s. 202).
Anadolu sahasındaki tezkirelerde sihr sözcüğüyle, şaire yönelik övgü ve yüceltme konusunda başvurulan sözcüklerden biri olarak karşılaşılır. Biyografi yazarları, şairleri gerçek anlamıyla büyü yapan kişiler olarak ilan etmez; onların sözlerinin dinleyici/okuyucu üzerinde yarattığı güçlü etkiyi bu niteleyiciyle ifade eder (Tolasa, 2002, s. 222; Kılıç, 1998, s. 301). Ancak meselenin arka planında şairin/şiirin sihrin gerçek anlamıyla ilintili olduğu; büyüyle bağlantısına dair inançların varlığı ve bunların kadim dönemlere uzandığı bir gerçektir (Akçay, 2022, s. 38-67). Bununla birlikte tezkirelerdeki değerlendirmeler noktasında biyografi yazarları, şairlere ve şiirlere yönelik beğenilerini vurgularken, bu sözcüğe ve bu sözcükle kurulan birleşik yapıdaki sözcüklere yer verir. Sihr sözcüğünün, biyografi yazarlarının ifadelerinde müştak veya aynı anlama sahip sözcüklerle birlikte geçtiğine tanık olunur. Bu sözcüğün ism-i fâili olan sâhir ise bu noktada büyücüye değil etkili söz söyleyen şaire işret eden bir anlama dönüşür (Canım, 2000, s. 70, 179, 297, 322, 372, 489, 532, 552; Sungurhan, 2017b, s. 186, 232, 237; Solmaz, 2018, s. 57, 67, 76, 102, 107, 116, 128, 131, 141, 142, 151, 153, 158, 159, 161, 169, 207, 213, 219, 243, 257, 260, 267, 286, 301, 302, 304).
Sihr sözcüğünün bağımsız hâliyle niteleyici olarak Anadolu sahasındakiler arasında karşılaşıldığı ilk tezkire Latifî Tezkiresi'dir. Üstün söz söyleme gücüne sahip, başkalarının erişemeyeceği, sıra dışı ve insanların fikirlerini etkileyecek kadar güçlü şiirler ortaya koyan şairlere; değme kimselerin söyleyemeyeceği, orijinal, insanların zihnini ve duygularını etkisi altına alan olağanüstü şiirlere işaret eder. Bu tezkirede sihr sözcüğünün bulunduğu ifadeler, bedi’, ‘acîb, garîb, i’câz, nükte, dakîk, dikkat, ser-âmed, ferîd gibi şairlik başarısına vurgu yapan sözcük kadrosuyla aynı satırlarda yer alır (Canım, 2000, s. 89, 151, 302, 452). Latifî, şairi çok başarılı bulmasa bile bazı sözlerinin etkili olduğunu ifade etmek için de bu sözcüğü niteleyici olarak kullanmıştır. O, bazı şairlerin belirli alanlardaki veya bazı eserlerindeki başarısını da bu sözcükle niteler (Canım, 2000, s. 302, 458). Ahdî Tezkiresi'nde de şairin, ritim, ahenk ve belirli türler konusundaki başarısına, bunları sihir mertebesine ulaştırdığı vurgulanarak işaret edilir (Solmaz, 2018, s. 87). Riyazî Tezkiresi’nde Necatî’den bahsedilirken, şiiri sihir derecesine ulaştıran büyüleyici şair ve onun şiirinin büyüsüne her büyülü söz ortaya koyan şairin övgü yönelttiği şair anlamındaki “Hakkâ ki, bir şâ‘ir-i sâhirdür ki şi‘ri mertebe-i sihre iletmiş ve sihr-i nazmına her şâ’iri sihr-âferîn, tahsîn ü âferîn itmişdür” ifadesiyle sihir sözcüğüne niteleyici olarak vurgu yapılmıştır (Açıkgöz, 2017, s. 311). Bu görünüm de sihr sözcüğünün gerçek anlamından ayrılarak şairin başarısını ifade eden; onun liderliğine, özgünlüğüne, şiirindeki sıra dışılığa, orijinalliğe işaret eden terimleşme sürecini algılamaya dair bir bakış açısı sunar.
Diğer biyografi kaynaklarında sihr ile kurulan birleşik sözcükler, şair ve şiir niteleyicisi olarak yer alır. Bu birleşik sözcükler de sihr sözcüğü gibi şairliğin ve şiirin niteliğine işaret eder. Böyle sözcüklerden olan sihr-âferîn (sihir yaratan; mec. çok etkileyici söz söyleyen), şairlik başarısına ve şairin bu anlamdaki liderliğine; olağanüstü söz söyleme gücüne işaret eder (İpekten vd., 2017, s. 59; Canım, 2000, s. 372; Sungurhan, 2017b, s. 176, 203; Solmaz, 2018, s. 39, 158, 180, 184, 243, 299, 302, 307; Açıkgöz, 2017, s. 74). Sihr-âferîni, Âşık Çelebi de Latifî’ye benzer şekilde seçkin şairliğin nişanı olarak ifade eder (Kılıç, 2018, s. 588). Hasan Çelebi yine bu kavramla şairin üstünlüğünü niteler (Sungurhan, 2017a, s. 67, 378, 333, 381, 551, 623, 706, 837, 838). Kavramın diğer şair biyografilerinde de benzer şekilde karşılık bulduğu gözlemlenir (Oğuz vd., 2017, s. 82; Açıkgöz, 2017, s. 311; Zavotçu, 2009, s. 78, 88, 160; Çapan, 2005, s. 596; Altun, 1997, s. 32; Kılıç, 2017, s. 64). Bununla birlikte bu kavramın geçtiği satırlarda Hz. Musa’nın ve Hz. İsa’nın mucizeleriyle şairin söz söyleme gücü arasında benzerlik ilgisi kurulur (Sungurhan, 2017a, s. 333; Zavotçu, 2009, s. 221). Bu noktada Hz. Musa zamanında oldukça ilerleyen büyücülüğün klasik Türk edebiyatına yansımasının (Pala, 2024, s. 482) ve peygamber mucizelerinin olağanüstülük bağlamının etkili olduğu düşünülebilir. Sihr-âferîn (sihir yaratan; mec. çok etkili söz söyleyen şair, çok etkileyici söz), sihr-peyâm, sihr-beyân, efsûn-ı sihr gibi kendisiyle ilişkili kavramlarla kullanılmıştır (Canım, 2000, s. 372, 532, 552; Açıkgöz, 2017, s. 311; Arslan, 2018, s. 68). Sihr-âmûz (sihir öğreten, sihirli; mec. etkileyici) Ahdî Tezkiresi'nde ise başarılı şair grubunu niteler (Solmaz, 2018, s. 213). Sihr-ârâ (sihirle süslenmiş; mec. çok başarılı) yapısını, Ali Emirî, Muhammed Çelebi’nin nesir sahasındaki başarısına, yazdıklarına yönelik, sihirle süslenmiş nesir anlamındaki inşâ-yı sihr-ârâ nitelemesinde zikreder (Kadıoğlu, 2018, s. 185). Sihr-âsâ (sihir gibi; mec. etkileyici söz) kelâm-ı sihr-âsâ terkibiyle, tezkireye alınan örnek şiiri niteler (Çiftçi, 2017, s. 269). Bir diğer sözcük olan sihr-âsâr (sihrin etkileri; mec. çok etkileyici niteliklere sahip söz), bir yerde sihr ile müştak olan meshûr sözcüğüyle birlikte kullanılmıştır (Canım, 2000, s. 439). Yer aldığı paragraflarda şairin ve şiirin üstünlüğüne işaret edildiğine tanık olunur (Canım, 2000, s. 264, 335, 439; Sungurhan, 2017a, s. 118; Sungurhan, 2017b, s. 22; İsen, 2017, s. 186; Arslan 2018, s. 25; Açıkgöz, 2017, s. 207; Çapan, 2005, s. 292, 400, 486, 522, 547; Kadıoğlu, 2018, s. 206; İnce, 2018, s. 162, 206). Sihr-beyân (sihir söyleyen; mec. çok etkileyici sözler söyleyen) ifadesinin de yine sihr sözcüğüyle müştak olan sâhirle birlikte kullanıldığı göze çarpar ve güçlü şairliği vurgular (Canım, 2000, s. 532; Solmaz, 2018, s. 53; Açıkgöz, 2017, s. 311; Erdem, 1994, s. 77). Sihr-endûz (sihir kazanan, sihirli; mec. etkileyici) ifadesi şairin sözlerine etki eden düşüncelerini övmek için kullanılmıştır (Solmaz, 2018, s. 88). Sihr-intisâb (sihre mensup, sihir içeren; mec. çok etkili söz), icâd, ihtira’, nükât, i’câz sözcükleriyle birlikte kullanılmıştır. Şairliğin ve şiirlerin özgünlüğünü ifade eden kavram olarak karşılaşılan bir başka niteleyicidir (Canım, 2000, s. 206, 215, 236, 265). Bu niteleyicinin tezkire yazarlarınca şairin özel olarak bir eserini övüp yüceltmek için de kullanıldığı görülür. Nitekim Tacizâde Ca’fer Çelebi’nin Hevasnâme’si ve Zâtî’nin Şem ü Pervâne’si ile Cemâlî’nin Hüma vü Hümâyûn’u böyle nitelenmiştir (Canım, 2000, s. 209-210, 215, 265). Hüma vü Hümâyûn’a atfedilen sihr-intisâb nitelemesinin anlamıyla ilintili olacak şekilde bir özellikle karşılaşılır. Bu sıfatla nitelenen şiir örneğinde peygamber mucizelerinden, veli kerametlerinden çağrışımlar göze çarpar. Bununla ilgili olarak bilinçli bir seçimle tezkireye kaydolunduğu izlenimi veren “âteş kenârı reşk-i gülzâr, zamâna tayy etmek” gibi ifadelerin geçtiği örnek şiir dikkat çeker (Canım, 2000, s. 215). Ancak buradaki görüntü bu niteleyicinin tüm kullanımlarını teşmil etmez. Sihr-intizâm (sihir düzeninde, sihir unsurlarından meydana gelen; mec. çok etkili söz) ve sihr-perdâz (sihir söyleyen; mec. çok etkili söz söyleyen) birlikte kullanılan sözcük gruplarındandır. Bunlar yine anlamca benzer içerikli sözcüklerden olan füsûn-sâzla aynı cümlede ele alınır. Bir başka kullanımda sihr-intizâm kavramı, mu’ciz-karînle terkip olunmuştur. Bunlar da tekrar şiirin/şairin seçkinliğini, orijinalliğini büyüleyici anlamında mecazi olarak ifade eder (Canım, 2000, s. 184, 235; Sungurhan, 2017a, s. 584). Bir diğer kavram olan sihr-nümâ (sihire benzeyen; mec. çok etkili söz) da Ahdî Tezkiresi'nde şairlik başarısına vurgu yapar (Solmaz, 2018; s. 187, 294). Benzer diğer kavram sihr-nümûn'dan (sihir gösteren; çok etkili söz söyleyen) ilk olarak Latifî, metnin mukaddime bölümünde söz eder (Canım 2000, s. 74). Bu bölümde, Tanrı’nın bahşettiği ilhamla, ruhlarına ulaşan İlahî tesirden kaynaklanan tutkuyla şiir söylediği ifade edilen şairler, insanların kalplerini vücuda getirdikleri sözlerle etkileyip o sözlere kapılmalarına sebep olmuşlardır (Canım, 2000, s. 75). Bu yönüyle de şairler burada sihr-nümûn sıfatıyla ifade edilmişlerdir. Mesnevî’den tanık gösterilen “Ulu evliyanın ilk büyük kerametinin şiir” olduğu Farsça beyitle de olağanüstülüğe kapı aralayan ifadelerin (Canım, 2000, s. 76) yine sihr-nümûn vasfıyla örtüştüğü görülür. Cebrail’in kanadının ve İsrafil’in nefesinin sesi olarak nitelenen sözün iyiler için yere indiği (Canım, 2000, s. 76) ifade edilir ki bunda da aracı şairlerdir. Öyleyse sihr-nümûnun anlamına odaklanıldığında, sihir gösteren (büyücü) olarak anlamlandırılabilen bu ifadenin iki biçimde karşılık bulabileceğine dikkat çekmek gerekir. Bu noktada şairi, büyü yapmakla vasıflandırmadan önce olağanüstülüğün başlangıç noktasıyla, olağanüstü olanla bağlantı kuran ve onu aktaran; sözleriyle somutlaştırıp ibraz eden fonksiyonda değerlendirmek mümkündür. İkinci bir manayla değerlendirildiğinde, onun sözleriyle tesir altına alması, olağanüstü olanı yine olağanüstü bir belagatle ifade etmesi olarak düşünülebilir. Sihr-nümûn nitelemesi hem Latifî Tezkiresi'nde hem de Hasan Çelebi Tezkiresi'nde aynı ifadeyle geçer. Bu ifade Hayalî Bey’in biyografisinde her iki tezkirede de “Zebân-ı Türkîde Leylâ vü Mecnûnı ve hôş-âyende eş’âr-ı sihr-nümûnı vardur” şeklindedir (Canım, 2000, s. 253; Sungurhan, 2017a, s. 343). Kronolojik takip dikkatinde bakıldığında Latîfî’ye ait olan değerlendirmeye katılmış olacak ki Hasan Çelebi de sonrasında bu sözleri aynıyla tezkiresine kaydetmiştir. Bundan başka Hasan Çelebi sihr-nümûn ifadesini seçkin şairliğin niteliklerinden biri olarak zikreder (Sungurhan, 2017a, s. 381). Mehmed Siraceddin’in tezkiresinde de akıl sahibi kimseler tarafından seçkin bulunan şairin sözleri bu niteleyiciyle ifade edilir (Arslan, 2018, s. 73). Sihr-perdâz (sihir söyleyen; mec. çok etkili söz söyleyen), Latifî Tezkiresi'nde füsûn-sâz, sihr-intizâm, icâd kavramlarıyla anlam uygunluğu oluşturacak şekilde kullanılmıştır; Harut ve Marut gibi efsanevi isimlerle birlikte görülmesi yine büyüyle ilgili belirgin bir hatırlatmadır. Bu niteleyici de aynı şekilde şairliğin gücüyle şiirlerin orijinalliğini ve etkileyiciliğini ifade eder (Canım, 2000, s. 184, 292, 317; Sungurhan, 2017a, s. 545; Solmaz, 2018, s. 123; Açıkgöz, 2017, s. 159). Sihr-i mübîn (apaçık sihr; mec. çok etikili söz) kavramının sihr-intizâm-ı mu’ciz-karîn, mu’ciz nizâm, i’câz, sihr-intisâb, sihr-nümâ, mu’ciz, sihr-i helâl gibi anlamca ilişkili sözcüklerle birlikte kullanıldığı dikkat çeker. Şaire ve şiirine yönelik beğeniyi, başarı ve üstünlüğü ifade eder (İpekten vd., 2017, s. 96; Canım, 2000, s. 235, 236, 468, 491, 517). Sihr-efsûn (büyü yapan; mec. çok etkili söz söyleyen) da yine nitelikli şairi ifade eder. Ardından gelen şiir örneğinin, bu kavramla ilişkili olan sihr, füsûn, sihr-i helâl, Sâhirî (mahlas) gibi sözcükleri içermesi dikkat çeker (Canım, 2000, s. 402). Hasan Çelebi, bu niteleyiciyi Fusunî mahlasıyla anlam ilgisi kurarak kullanır (Sungurhan, 2017a, s. 663). Sihr-i sühân (sözün büyüsü; mec. sözün etkileyiciliği) da füsûn, sihr-sâz, îcâd, efsun-ı sihr, sâhir gibi aralarında ilgi olan kavramlarla ve Hz. Musa döneminde yaşamış olup insanların fikirleri üzerindeki etkileyiciliği bakımından ilgi kurulan Samirî (Salihoğlu, 2009, s. 78-79) adlı tarihî şahsiyetle birlikte kullanılmıştır. İfade, şairin ve sözlerin üstünlüğüne işaret eder (Canım, 2000, s. 197, 271, 552). Sihr-simât (sihir alametleri taşıyan; mec. çok etkili) niteleyicisiyle Hasan Çelebi şöhretli şiirleri niteler (Sungurhan, 2017a, s. 501). Sihr-sâz (sihir yapan; mec. çok etkili söz söyleyen) Latifî, Hasan Çelebi, Ahdî, Riyazî, Safayî ve Rıza tezkirelerinde yine şairlerin başarılarının ifade etmek için kullanılır (Canım, 2000, s. 271; Sungurhan, 2017a, s. 534; Solmaz, 2018, s. 81, 91, 98, 106, 141, 237, 253, 258; Açıkgöz, 2017, s. 31, 83, 191, 221, 305, 36; Zavotçu, 2009, s. 70, 79, 146; Çapan, 2005, s. 95, 497, 684). Sihr-engîz (sihir çıkaran; mec. çok etkili söz söyleyen) ve sihr-bâr (sihir yüklü; mec. çok etkili söz yazan) ifadeleri de şairin kaleminin gücünü niteler (Sungurhan, 2017 b, s. 36, 193). (Kalem-i) sihr-âsâr (sihir etkileri barındıran kalem; mec. çok etkili sözler yazan kalem) etkili şiire işaret eder (Sungurhan 2017b; s. 22); benzer şekilde Riyâzî Tezkiresi'ndeki hâme-i sihr-eser terkibi de aynı anlamı karşılar (Açıkgöz, 2017, s. 113). Bir diğer terkip olan (kalem-i) sihr-nigâr (sihir nakşeden kalem; mec. çok etkili sözler yazan kalem) ile sihr-i nigâr (yazının büyüsü; mec. çok etkili ifade) da Sehî ve Beyânî tezkirelerinde benzer biçimde şairlik başarısını ifade eder (İpekten vd., 2017, s. 46; Sungurhan, 2017b, s. 194, 205, 213). Esad Efendi ise tezkiresinde şairlik başarısını ifade etmek için sihir barındıran eserlerin şairi anlamındaki şâ’ir-i sihr-me’âsir (sihirli eserlerin şairi; mec. etkili şiirleri olan şair) kavramını kullanır (Ograş 1995, s. 52). Sihr-kâr (sihir yapan; mec. çok etkili söz söyleyen) ifadesiyle ise Riyazî ve Safayî tezkirelerinde şairin başarısı övülür. Safayî Tezkiresi'nde de Latifî Tezkiresi'nde olduğu gibi yine yukarıda adı geçen insanlar üzerindeki etkileyiciliğiyle bilinen tarihî şahsiyet Samîrî’yle birlikte kullanılır (Açıkgöz, 2017, s. 221, 224, 263, 322; Çapan, 2005, s. 286, 399, 403, 475, 638). Sihr-azmâ (sihir tecrübesine sahip; mec. etkili söz söylemeye muktedir) ve sihr-şi’âr (büyü alameti barındıran; mec. çok etkili) da başarılı şaire yönelik ifadelerdir. Sihr-şi’âr ifadesinin geçtiği yerde şairin başarısını ifade etmek için yine sihrin yaygın olduğu Hz. Musa dönemine vurgu yapılır. Bu dönemden beri sihir konusunda görülmeyen başarıyı bahsi geçen şairin -üstün söz söyleme gücüyle- ortaya koyduğu söylenerek onun başarısı ifade edilir (Zavotçu, 2009, s. 105, 179). Sihr-fenn (sihir ilmi) ve sihr-âyîn (sihir yöntemi) kavramları Safayî Tezkiresi'nde şairlik başarısını vurgulayan benzer işlevdeki ifadelerdir (Çapan, 2005, s. 314, 619). Teşrîfâtü’ş-Şuarâ’ya bakıldığında yine sihr ile terkip olunan nitelemeler göze çarpar. Güftî bu metinde Ebu Said Efendi’nin sözünü, sihirle süslenmiş anlamındaki sihr-ârâ (Yılmaz, 2001, s. 104) ifadesiyle; Şair Bedrî’nin imgelerini büyülü söyleyişe tabi tutarak sihr-irâd (Yılmaz, 2001, s. 108) ifadesiyle niteler. Ona göre Mevlâna Ta’ib Çelebi, insanları sihrinin cazibesine yönelten; etkileyici sözler söyleyen sihr-âheng (Yılmaz, 2001, s. 112) şairdir. Cezmî’nin şiiri, büyü meydana getiren anlamındaki sihr-nümûn (Yılmaz, 2001, s. 114) ifadesiyle aktarılır. Bu tezkirede Husûsî’nin sözü, büyü ortaya koyan(büyülü) sihr-engîz (Yılmaz, 2001, s. 123) sözdür. Mevlâna Danî’in hayali sihrin biçim alıp vücut bulduğu sihr-tırâş (Yılmaz, 2001, s. 126) şiirdir. Zihnî sözünü sihre dokunduran sihr-mâliş (Yılmaz, 2001, s. 126) şair; Seyyid Rıza, sözlerinin yolu büyüden geçen sihr-güzâr (Yılmaz, 2001, s. 137) şair; Remzî Mektubî büyü yapan nükte senc-i sihr-karîn (Yılmaz, 2001, s. 146) şair; Şehrî sihirden anlayan sihr-senc (Yılmaz, 2001, s. 157) şairdir. Bu mısralarda Şevkî sihir edecek tabiatta nitelenirken, Zuhurî sihir yazan manasında sihr-rakam (Yılmaz, 2001, s. 173) ifadesiyle nitelenir. Amrî Nasuh’un şairliğinin etkileyiciliğini sihr-âsâr (Yılmaz, 2001, s. 179) ifadesi niteler. Ahdi-i Maraşî’nin nazmı sihir zemînin dil-hâhı (Yılmaz, 2001, s. 183) sıfatıyla, sihir dünyasının çekiciliğine mensup şiir olarak değerlendirilir. Bedrî’nin hayalinin büyülü olduğu söylenirken ve Kadri-i Mütevelli’nin hayali de büyülü bir mülk olarak düşünülürken sihr-irâd (Yılmaz, 2001, s. 108, 201) ile vasıflandırılır. Kelamî’nin şiir söylemedeki başarısı şairlikteki yaratıcılık ve etkileyiciliği bakımından ustalığı sihr-i ibda’-ı nüktede mâhir (Yılmaz, 2001, s. 206) ifadesiyle betimlenmiştir. Ayrıca o, kıskanılacak kadar büyülü (olağanüstü) sözler söylemesiyle dehen-i sihre reşki dâg-ı zebân (Yılmaz, 2001, s. 207) olarak da nitelenir. Güftî’nin tüm bu nitelemeleri de mensur şair biyografilerinde olduğu gibi sanatçının ve eserinin başarısına vurgu yapar. Bu metinde müellifin eleştiri/beğeni ifadesi olarak seçtiği sözcüklerden bir kısmı da sihrden türeyen sözcüklerdir. Bununla birlikte sihr ile kurulan birleşik sözcüklerin bu metindeki kullanım algoritmasına odaklanıldığında şu hususu da dikkate almak gerekir: Söz konusu metnin manzum oluşu Güftî’yi metrik yapıya uygunluğu gözetmeye yöneltir; bu da sözcük seçiminde bir diğer etken olarak değerlendirilebilir.
Bunlardan başka sihr ile ilgili olarak aşağıdaki örnek şiirlerdeki gibi “olup, olmış, olupdur” biçimindeki dönüşüme işaret eden ifadelerle yapılan teşbihlerden, yukarıda da söz edildiği gibi peygamber mucizesi olan ateşin güle dönmesi, kirpiğin diken hâlini alması, son örnekteki nakş etmek, fitne koparmak, duman, kıvılcım ve büyü malzemelerinden olan saç gibi kavramlarla kurgulanan mısralar, buradaki büyü sahnesinin tasviri; devam eden mısralarda geçen iksir ve altın eylemek gibi simya ilmine dair ifadelerdeki okültizme dair çağrışımlar dikkat çeker. Buradan hareketle sihr niteleyicisiyle böylesi şiir örneklerinin birlikte sunulmasında tezkire yazarlarının bilinçli tasarrufundan bahsedilebilir.
Sihr sözcüğü ve sihr ile kurulan birleşik yapıdaki sözcükler, tezkire metinlerinde şairlere ve onların şiirlerine dair üstün başarıyı işaret eder. Böylece büyü, büyü yapmak gibi temel anlamları olan bu sözcüğün tezkirelerdeki seyri gözlemlendiğinde etkileyici söz söyleyen nitelikli şairi ve etkili şiiri belirtmek için kullanılan bir edebî eleştiri terimi hâline geldiği söylenebilir.
Sihr sözcüğünün bağımsız hâliyle 9 kez karşılaşıldı. Bununla birlikte dehen-i sihr 1 kez; efsûn-ı sihr 2 kez; sihr-âferîn 37; sihr-âheng 1; sihr-âmûz 1; sihr-ârâ 2; sihr-âsâr 18; sihr-âyîn 1; sihr-azmâ 1; sihr-bâr 2; sihr-beyân 3; sihr-efsûn 2; sihr-endûz 1; sihr-engîz 2; sihr-eser 1; sihr-fenn 1; sihr-güzâr 1; sihr-intisâb 7; sihr-intizâm 3; sihr-irâd 2; sihr-kâr 9; sihr-karîn 1; sihr-mâliş 1; sihr-i mübîn 6; sihr-nigâr 4; sihr-nümâ 2; sihr-nümûn 6; sihr-perdâz 6; sihr-rakam 1; sihr-sâz 22; sihr-senc 1; sihr-simât 1; sihr-i sühân 3; sihr-şi’âr 1; sihr-tırâş 1; sihr zemîni 1; şâ’ir-i sihr-me’âsir 1 kez karşılaşılan birleşik yapıdaki sözcükler veya terkiplerdir.
Örnek 1:
Bu matla’-ı matbû’ ki mutazammın-ı hayâlât-ı garîbe ve müştemil-i ma’ânî-i bedî’adur ehlu’llahdan biri istimâ’ itdükde fehvâ-yı dakîkin nükte-i ‘acîb ve sihr ü i’câza karîb görüp devât u hâme-besân benân-ı ta’accübi der-dehân idüp vilâyet-i ‘Acemden diyâr-ı Rûma ol Hazreti ziyârete geldi diyü rivâyet iderler (Canım, 2000, s. 89).
Örnek 2:
Sıfat-ı leyl ü nehârda ve sıfat-ı şitâ ve bahârda bu birkaç beyt ol kitâb-ı sihr-intisâbdandur.
Nazm:
Olup âteş kenârı reşk-i gülzâr
Her ahker olmış idi şekl-i gülnâr (Canım, 2000, s. 215).
Örnek 3:
Allahümme eyyidhu bi’d-devleti’l-‘uzmâ ve’l-ubbuhetü’lesnâ bi-sâhibi’l-makâm ve’l-bathâ mâ hebbet bihi es-sabâ ve’l-varkâ fi’l-agsânî ve tegannâ ve ‘Arabiyetleri nihâyetü’l-hükkâmda ve lisân-ı Fürs’de cevelân-ı tabʿları bir makâmda ki ebnâ-yı derînün fârisleri kemiyyet-i fesâhat ü belâgatleri önünde piyâde belki zîver-i nezâket-i tasarrufundan sâde efkâr-ı te’ammuk-endîş ile memdûh u müsellem ve ‘akl-ı mefâlık-ı mübheme küşâ ile bi’l-ittifak vâliyân-ı sâhib-alûya tâyi’ân dudmân-ı ‘azîmü’ş-şân-ı ‘Osmânî’den ekmel ü a’lem bu cümleden fazl-ı buhûr-ı şi’re tabâyi’-i mustakîmeye hutûr idenden eziyed-i dest-resi ve hazz-ı vâfirle fenn-i latîfün bi’t-tab’ sâhib-mûsî mâlik-i memâlik-i vâsi’-i nazm u inşâ ve sâhib-aksâm-ı eş’âr-ı belâgat-ı eş’âr-ı dil-küşâ olup sâhiblivâ-yı nusret-intihâ olduklarından ma’ada nâzım-ı le’âlî-i müte’âlî-i dîvân-ı sihr-beyândurlar (Solmaz, 2018, s. 53).
Örnek 4:
Ve bu eş’âr hidmet-i Mevlânânun yâdigâr-ı kalem-i sihr-âsârıdur.
Nice toyınca görem sen gül-i nâzik bedeni
Kendi kirpigüm olupdur bana gözüm dikeni (Sungurhan, 2017b, s. 22-23).
Örnek 5:
Bu birkaç eş’âr-ı sihr-engîz anun kalem-i güher-rîzindendür.
Şi’r:
Ne nakş ider bizümle nigârı gördün mi
Ne fitneler kopardur rûzgârı gördün mi
Direk direk dikilürken kapunda dûd-ı dilüm
Alem alem göge agan şerârı gördün mi
Hey ne fitne başıdur turra-ı tarf-ı külehün
Zâlimün öte ucıdur ser-i zülf-i siyehün
Velehû:
Tâlib-i iksîr-i ışkum rûy-ı zerdüm var benüm
İşüm altun eyledüm kimden ne derdüm var benüm
Bir elif çekdi yine sîneme cânân bu gice
San sarıldı bana bir serv-i hırâmân bu gice (Sungurhan, 2017b, s. 36).
Açıkgöz, N. (hzl.) (2017). Riyâzü’ş-Şuara (Tezkiretü’ş-Şuara). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-191371/riyazi-riyazus-suaratezkiretus-suara.html
Afsahzâd vd. (1379). Abdurrahman Molla Camî, Bahâristân ve Resâ’il-i Câmî. Tahran: Sâzmân-ı Çâp ve İntişârât.
Akçay, A. (2022). İslami İlimler Araştırmaları Dergisi. İslam Öncesi Arap ve Antik Yunan’da Vahyin Şiir ve Kehanetle İlişkisine Dair. S. 12, s. 38-67.
Ali Akbar Dehhoda. (1998). Logat-nâme. (hzl. M. Moin ve C. Shahidi). Tahran: Müessese-i İntişârât ve Çâp-ı Dânişgâh-ı Tahrân.
Altun, K. (hzl.)(1997). Tezkire-i Mucîb (İnceleme-Tenkidli Metin-Dizin-Sözlük). Anakara: AKM Yay.
Arslan, M. (hzl.) (2018). Mehmed Sirâceddin- Mecmâ’-ı Şu’arâ ve Tezkire-i Üdebâ. Ankara: T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-208568/mehmed-siraceddin-mecma-i-suara-ve-tezkire-i-udeba.html
Canım, R. (hzl.)(2000). Latifî, Tezkiretü’ş-şu’arâ vü Tabsıratü’n-nuzamâ. Ankara: AKM Yay.
Çapan, P. (hzl.) (2005). Mustafa Safâyî Efendi, Tezkire-i Safâyî Nuhbetü’i-âsâr min fevâ’idi’l-eş’âr (İnceleme-Metin-İndeks). Ankara: AKM Yay.
Çetindağ, Y. (2010). Şiir ve Tenkit. İstanbul: Kitabevi Yay.
Çiftçi, Ö. (hzl.) (2017). Fatîn Tezkiresi (Hâtimetü’l-Eşâr). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-195831/fatin-tezkiresi.html
Eraslan, K. (hzl.) (2015). Alî Şîr Nevâyî, Mecâlisü’n-nefâyis. Ankara: TDK Yay.
Erdem, S. (hzl.)(1994). Tezkîre-i Şu’arâ-i Yümnî (Tenkidli Metin). Anakara. TTK Yay.
İbrahim Cûdî Efendi. (2006). Lügat-ı Cûdî. (hzl. İ. Parlatır vd.). Ankara: TDK Yay.
İnce, A. (hzl.) (2018). Mı̂rzâ-zâde Mehmed Sâlı̇m Efendı̇ Tezkı̇retü’ş-şu‘arâ (İnceleme-Metin). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-203805/mirza-zade-mehmed-salim-tezkiretu39s-su39ara.html
İpekten, H., Kut, G., İsen, M., Ayan, H., ve Karabey, T. (hzl.) (2017). Sehî Beg Heşt Bihişt. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-78460/tezkireler.html
İsen, M. (hzl.) (2017). Künhü’l-Ahbâr’ın Tezkire Kısmı. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194288/kunhul-ahbarin-tezkire-kismi.html
Kadıoğlu, İ. (hzl.) (2018). Tezkire-i Şuʻarâ-yı Âmid. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-375473/ali-emiri-tezkire--i-suara--yi-amid.html
Kanar, M. (2000). Farsça-Türkçe Sözlük. Ankara: Deniz Kitabevi.
Salihoğlu, M. (2009). Samîrî. İslam Ansiklopedisi. C. 36, s. 78-79.
Kılıç, F. (1998). 17. Yüzyıl Tezkirelerinde Şair ve Eser Üzerine Değerlendirmeler. Ankara: Akçağ Yay.
Kılıç, F. (hzl.) (2018). Âşık Çelebı̇-Meşâ’ı̇rü’ş-Şu’arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-210485/asik-celebi-mesairus-suara.html
Mohammed Moin. (1381). Ferheng-i Fârisî. Tahran: Pars-ı novîn.
Muallim Nâci. (1987). Lugat-ı Nâci. İstanbul: Çağrı Yay.
Oğraş, R. (hzl.) (2018). Esʿad Mehmed Efendi Bağçe-i Safâ-endûz. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-212024/esad-mehmed-efendi-bagce-i-safa-enduz.html
Pala, İ. (2024). Divan Şiiri Sözlüğü. Ankara: Akçağ Yay.
Redhouse, J. (1987). A Turkish and English Lexicon. Beirut: Librairie du Liban.
Solmaz, S. (hzl.) (2018). Ahdı̂ ve Gülşen-ı̇ Şuʿarâ’sı (İnceleme-Metin). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-201251/ahdi-gulsen-i-suara.html
Steingass, F. (1998). A Comprehensive Persian-English Dictionary. Beirut: Librairie du Liban.
Sungurhan, A. (hzl.) (2017a). Beyânî Tezkiresi (Tezkiretü’ş-şu’arâ). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194495/beyani-tezkiresi-tezkiretus-suara.html
Sungurhan, A. (hzl.) (2017b). Kınalızâde Hasan Çelebı̇ Tezkı̇retü’ş-Şu’arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194494/kinalizade-hasan-celebi-tezkiretus-s-uara.html
Şeyhülislam Mehmed Esad Efendi. (1999). Lehcetü’l-lügat. (hzl. A. Kırkkılıç): Ankara TDK Yay.
Tolasa, H. (2000). 16. Yüzyılda Edebiyat Araştırma ve Eleştirisi. Ankara: Akçağ Yay.
Yılmaz, K. (2001). Güftî ve Teşrifâtü’ş-Şu’arâsı. Ankara: AKM Yay.
Zavotçu, G. (hzl.) (2017). Rızâ Tezkiresi. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-219133/riza-tezkiresi.html