küdûret ü sıklet, def’-i sıklet, gılzet ü sıklet, sıklet çekmek, sıklet vermek, sıkleti götürmek, sıkletine tahammül etmek
* Sözlüklerde “ağırlık, giranlık, sıkıntı, acı, ıstırap” gibi anlamları olan, tezkirelerde ise daha çok olumsuz anlamıyla kullanılan, şiirin yalınlıktan uzak ve anlaşılmaz olması, kişinin hâl ve hareketleriyle çevresini rahatsız edici davranışlarda bulunması gibi anlamlarda kullanılan terim.
Kelime Arapça isimdir. “Ağırlık, giranlık; (mec.) sıkıntı, acı, ıstırap” (Parlatır, 2006, s. 1504) anlamlarına gelir.
Şiirin anlaşılmaz ve yalınlıktan uzak olması, şairin hem fiziki yönüyle hem de şiirleriyle çevresi tarafından beğenilmemesi, kişinin çevresinde uyandırdığı olumsuz intiba, psikolojik baskı kurma.
Tezkirelerde “sıklet” kelimesi hem gerçek, hem mecazi anlamda kullanılır. Kelimenin tezkirelerde şu şekilde kullanıldığı görülür:
1- Şairi methederken “sıkletten uzak” ifadesiyle şiirlerinin yalın ve anlaşılır olduğu belirtilir. Kınalızâde Hasan Çelebi’ye göre ağdalı ve gösterişli ifadelerden uzak olan şiirler sıkletten uzak, âdeta saf su gibi akıcıdır: “..tekellüf ü tasallufdan berî ve gubâr-ı küdûret ü sıkletden âb-ı sâfî vü cârî gibi ‘ârî..” (Sungurhan, 2017a, s.552). Latîfî ise “sıkletten uzak” şiirin özelliklerini şöyle belirtir:
a) Alışık olunmayan ve ürkütücü ifadelerden uzak olmalıdır.
b) Anlatılmak istenen ifade açık, düzgün, âhenkli ve akıcı olmalı, herkes tarafından beğenilip hoşa gitmelidir.
c) Şair; tercüme, alıntı ve başka bir şaire ait olan mısra veya beyti kime ait olduğunu belirterek şiirinde tekrarlamamalıdır.
d) Şairin divanında yer alan şiirler özgün, tamamen kendi düşünce ve hayallerinin ürünü olmalıdır:
“Elfâz u edâsı ve terkîb-i nazmı gılzet ü sıkletden muʿarrâ ve ʿibârât-ı vahşiyyeden müberrâ pâk ü selîs ve hemvâr u nefîsdür ve aslâ eşʿârında terceme ve tırâş ve tazmîn (ü) iktibâs yokdur ve dîvânında münderic olan ebyât u sanâyiʿ u hayâlât külliyen zâde-i karîhası ve ihtirâʿ-ı sarf u îcâd-ı tasarrufıdur. Bu birkaç matlaʿ-ı dürer-bâr ol kânuñ güherinden ve ol bahruñ dürerinden zuhûr itmişdür:
Matlaʿ: Göreli talʿat-ı garrâsını ol sîmberüñ/Çarhı batdı güneşüñ yılduzı düşdi kamerüñ
Velehu: Zülfüñ karaçı hal (ü) hatuñ gurbet ugrısı/Bir yire geldi yetmiş iki millet ugrısı
Velehu: ʿAkl turmaz gice gündüz let urur beynümüze /Ki küdûret bıraga ʿaşk ile mâbeynümüze ” (Canım, 2018, s.347-348).
Sâlim, “Nuhâtî” mahlaslı şairi eleştirirken onun kırıcı ve kaba davranışları gibi tamiri mümkün olmayan, idrakten uzak, düşünmeden söylediği şiirleri olduğunu, tıpkı Şikârî ve Mekkârî gibi saçma sapan şiirler yazan şairler zümresinden biri olduğunu belirterek şiirleriyle her an zahmet (sıklet) verdiğini söyler. Sâlim’e göre anlamsız, anlaşılmaz, tuhaf ve uzun şiirler, “sıklet taşıyan şiir” olarak değerlendirilir: “..etvâr-ı huşûnet-perveri gibi kâbil-i ta’mîr olmayan Etrâk-i bî-idrâkin perîşân ta’bîrlerinden pür-kabâhat-i nâ-fehm-i rûzgâr idi. Kibâr-ı enâmıñ meclis-i lâzımü’l-ihtirâmlarına pâdâşları olan zümre-i erbâb-ı hezeyândan Şikârî vü Mekkârî gibi her bâr sıklet ve gâh bî-ma’nâ beytler ve gâh Geyik Destânı gibi kasîdelerle zahmet vermekde idi. Bu bir iki hezeyân cümle-i utrûfe-i zebânındandır:
Beyt
Benden evvelden gelenler hîç misâlin görmemiş / İşte asrın kavmi cümle işte târîh u kitâb
Maksadım bir arz-ı hâldir bu kasîdem bir sebeb / Dehr elinden çok şikâyet eylerim açıldı bâb (İnce, 2018, s.434).
2- Gerçek anlamıyla (fiziki ağırlık) da nadiren kullanıldığı görülür: “Ez-cümle pâşâ-yı cemîlü'ş-şiyem Basra ahâlisinden bir kimseye boyama ta'bîr olunur bir makrame verip ol kimse boyamayı getirip kendü hâtunına verir meğer ol hâtun hâmile imiş vaz'-ı hamilde ziyâde sıklet çeker ol mahal hâtırına hutûr eder...” (Çapan, 2005, s. 400).
3- Şairin dış görünüşünün çevresi tarafından hoş karşılanmadığını belirtmek için kullanılır: “Ve bu murabbaʿı dahi dildâr-ı rîş-âverdesinüñ sakal ile sıkletin ve mihr-i haddinüñ küsûf-ı hat ile kesâfetin beyân u ʿıyân eyler…Lutf u tabʿ ehline turdukça kesâfet virdüñ / Bu sakal ile ʿaceb meclise sıklet virdüñ” (Canım, 2018, s.267-268).
4- “Dünyadan göçmek”, “vefat etmek” anlamında da kullanıldığı görülür: “Ol gitdügi gibi bir aya varmadı, paşa dünyâdan sıkleti götürdi” (Kılıç, 2018, s.322).
5- Birinin yapmış olduğu kötülüğü/psikolojik baskıyı ifade etmek için kullanılır. Bu durum, “sıkletine tahammül etmek” şekliyle tezkirede görülür: “Cânına agır gelmesün Zâtî sıhhatinde anı tahfîf iderdi belki andan ref’-i teklîf iderdi, ol anuñ sıkletine tahammül itdi “ (Kılıç, 2018, s.674).
6- Kendisiyle eş anlamlı kelimelerle birlikte kullanılır: “gılzet ü sıklet” (Canım, 2018, s.347), “küdûret ü sıklet” (Sungurhan, 2017a, s.552) gibi.
Tezkirelerde “sıklet” kelimesinin en fazla Teşrîfâtu’ş-Şu‘arâ’da (8 defa) kullanıldığı görülür. Bununla beraber kelime; Âşık Çelebi’de 4, Tezkire-i Şu’arâ-yı Mevleviyye’de 2, Kınalızâde Hasan Çelebi’de 1, Latîfî’de 3, Riyâzü’ş-Şu’arâ’da 1, Safâyî’de 3, Sâlim’de 6, Tezkire-i Silâhdâr-zâde’de 6, Bağçe-i Safâ-Endûz’da 1, Künhü’l-Ahbâr’da 1 defa kullanılır.
Örnek 1:
Hakkâ ki lezîzü’l-müsâmere latîfü’l-muhâvere tekellüf ü tasallufdan berî ve gubâr-ı küdûret ü sıkletden âb-ı sâfî vü cârî gibi ‘ârî sohbet-i safâ-bahşı mürevveh-i ervâh (Sungurhan, 2017a, s. 552).
Örnek 2:
Kibâr-ı enâmın meclis-i lâzımü’l-ihtirâmlarına pâdâşları olan zümre-i erbâb-ı hezeyândan Şikârî vü Mekkârî gibi her bâr sıklet ve gâh bî-ma’nâ beytler ve gâh Geyik Destânı gibi kasîdelerle zahmet vermekde idi (İnce, 2018, s. 434).
Örnek 3:
Elfâz u edâsı ve terkîb-i nazmı gılzet ü sıkletden muʿarrâ ve ʿibârât-ı vahşiyyeden müberrâ pâk ü selîs ve hemvâr u nefîsdür (Canım, 2018, s. 347).
Örnek-4:
Cânına agır gelmesün Zâtî sıhhatinde anı tahfîf iderdi belki andan ref’-i teklîf iderdi, ol anuñ sıkletine tahammül itdi (Kılıç, 2018, s. 674).
Örnek 5:
Nazmı pür-vâyedür kesâfetden /Vezne gelmez tamâm-ı sıkletden (Yılmaz, 2019, s. 58).
Açıkgöz, N. (hzl.) (2017). Riyâzü’ş-Şuara (Tezkiretü’ş-Şuara). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-191371/riyazi-riyazus-suaratezkiretus-suara.html
Canım, R. (hzl.) (2018). Latîfî-Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html
Çapan, P. (hzl.)(2005). Tezkire-i Safâyî. Ankara: AYK Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları.
Eraslan, K. (hzl.)(2000). Mecâlisü'n-Nefâyis. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.
Erdem, S. (1994). Râmiz ve Âdâb-ı Zurafâ’sı İnceleme-Tenkidli Metin-İndeks-Sözlük. Ankara: AYK Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları.
Genç, İ. (hzl.) (2018). Tezkire-i Şu’arâ-yı Mevleviyye. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-206275/tezkire-i-suara-yi-mevleviyye.html
İnce, A. (hzl.) (2018). Mı̂rzâ-zâde Mehmed Sâlı̇m Efendı̇ Tezkı̇retü’ş-şu‘arâ (İnceleme-Metin). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-203805/mirza-zade-mehmed-salim-tezkiretu39s-su39ara.html
İpekten, H., Kut, G., İsen, M., Ayan, H., ve Karabey, T. (hzl.) (2017). Sehî Beg Heşt Bihişt. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-78460/tezkireler.html
İsen, M. (1994). Künhü’l-Ahbâr’ın Tezkire Kısmı. Ankara: AYK Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları.
Kılıç, F. (hzl.) (2018). Âşık Çelebı̇-Meşâ’ı̇rü’ş-Şu’arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-210485/asik-celebi-mesairus-suara.html
Oğraş, R. (hzl.) (2018). Esʿad Mehmed Efendi Bağçe-i Safâ-endûz. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-212024/esad-mehmed-efendi-bagce-i-safa-enduz.html
Öztürk, F. (hzl.) (2018). Silâhdâr-zâde Mehmed Emîn Tezkire-i Silâhdâr-zâde. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-209345/tezkire-i-silahdar-zade.html
Parlatır, İ. (2006). Osmanlı Türkçesi Sözlüğü. Ankara: Yargı Yayınevi.
Solmaz, S. (hzl.) (2018). Ahdı̂ ve Gülşen-ı̇ Şuʿarâ’sı (İnceleme-Metin). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-201251/ahdi-gulsen-i-suara.html
Sungurhan, A. (hzl.) (2017a). Kınalızâde Hasan Çelebı̇ Tezkı̇retü’ş-Şu’arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194494/kinalizade-hasan-celebi-tezkiretus-s-uara.html
Sungurhan, A. (hzl.) (2017b). Beyânî Tezkiresi (Tezkiretü’ş-şu’arâ). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194495/beyani-tezkiresi-tezkiretus-suara.html
Tolasa, H. (2002). Sehî, Latîfi ve Âşık Çelebi Tezkirelerine Göre 16. Yüzyılda Edebiyat Araştırma ve Eleştirisi. Ankara: Akçağ Yayınları.
Yılmaz, K. (hzl.) (2019). Güftî Teşrîfâtü'ş-Şuʿarâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-247200/gufti-tesrifatus-suara.html
Zavotçu, G. (hzl.) (2017). Rızâ Tezkiresi. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-219133/riza-tezkiresi.html
https://kuran.diyanet.gov.tr/ (Erişim tarihi: 20.12.2024).
https://acikkuran.com/ (Erişim tarihi: 20.12.2024).
https://lugatim.com/ (Erişim tarihi: 18.12.2024).