* Semerât, Arapça kökenli olup “meyveler” anlamına gelirken edebî metinlerde bir durumun veya eylemin sonucu, faydası ve bereketi gibi soyut anlamları da kapsayan çok yönlü bir terim.
“Semerât” Arapça bir isimdir. “Meyve”, “verim” ve mecazen “netice” anlamlarına gelen “semere” kelimesinin çoğul eki (-ât) almış şeklidir. Kelime, klasik sözlüklerde tespit edilememiştir. Ferit Devellioğlu ve İsmail Parlatır, “yemişler, meyveler”, “faydalar, verimler”, “sonuçlar” ve “devlete ait mülk ve akarlarla topraklardan elde edilen gelir” anlamlarını (2003, s. 1121; 2006, s. 1483); Mustafa Nihat Özön, “yemişler”, “faydalar”, “sonuçlar” anlamlarını (1988, s. 687); İlhan Ayverdi, “semereler, meyveler, verimler” ve “Osmanlı Devleti’nin mülk, akar, toprak ve mukataalardan elde ettiği gelir, hasılat” (2008, s. 2761) anlamlarını verir.
Tezkirelerdeki kullanımları incelendiğinde “semerât” kelimesi, genel sözlük anlamı olan “meyveler”in ötesinde edebî ve eleştirel bir terim işlevi görmektedir. Bu bağlamda “semerât”, bir kişinin hayatının, eserlerinin, ilminin, ahlakının veya yeteneğinin ortaya çıkardığı “olumlu sonuçları, faydaları, somut ve soyut ürünleri” ifade eden bir mecaz-ı mürseldir.
Şairin kaleminden çıkan şiirler, bir âlimin yaptığı araştırmalar veya bir insanın sahip olduğu erdemler gibi soyut kavramların, tıpkı bir ağacın meyve vermesi gibi, verimli ve değerli çıktılar sunmasını tanımlar. Bu terim, tezkire yazarlarının bir şahsiyeti değerlendirirken onun bıraktığı kalıcı ve kıymetli ürünleri vurgulamak için sıkça başvurduğu temel bir metafor hâline gelmiştir.
Tezkirelerde “semerât” kelimesi, klasik sözlük anlamlarının ötesinde, metinlerin mecazi ve sanatsal yapısıyla iç içe geçerek zengin bir bağlam kazanmıştır. Yapılan çevirilerde görüldüğü üzere, bu kelime hiçbir zaman fiziksel bir meyve anlamında kullanılmamış; daima soyut kavramların sonuçlarını, faydalarını, ürünlerini veya yansımalarını ifade etmiştir.
Âşık Çelebi (s. 531, 644) ve Esrâr Dede Tezkiresi’nde (s. 198, 265) (Örnek 1) “semerât”, bir ayetin veya nağmenin insana verdiği netice ve faydaları ifade ederken Sâlim Tezkiresi’ndeki (s. 47, 68, 69, 80) kullanımlarda fetvaların, araştırmaların veya sözlerin sonuçları anlamını taşır. Bu, kelimenin bir eylemin veya düşüncenin olumlu çıktılarını belirtmek için kullanıldığını gösterir.
Kınalızâde Hasan Çelebi (Örnek 2), Rızâ (Örnek 3) ve Sâlim Tezkiresi’nde (Örnek 4) ise kelime, bir şairin veya yazarın yeteneğinden doğan ürünleri ve eserleri anlatır. “Sözlerin meyveleri” veya “yeteneğin meyvesi” gibi tamlamalarla edebî ve sanatsal yaratıcılığın somutlaşmış hâlini temsil eder.
Ahdî Tezkiresi (s. 94), Beyânî Tezkiresi (Örnek 5) ve Esad Mehmed Tezkiresi’nde (s. 63, 159) "semerât" kelimesi, bir kişinin ilim, irfan veya olgunluk gibi soyut bir “ağaçtan” ya da “fidandan” elde ettiği kazanımları simgeler. Bu bağlamda kişisel ve mesleki gelişimin getirdiği bilgi, erdem ve ahlaki değerleri ifade etmek için kullanılır.
Sonuç olarak tezkire metinlerinde “semerât” kelimesi, bağlamına göre değişen ancak her zaman mecazi olan, çoğunlukla “meyve” metaforu üzerinden fayda, sonuç, ürün ve kazanım anlamlarını taşıyan dinamik bir terimdir.
Semerât kelimesi Âşık Çelebi Tezkiresi’nde 2, Hasan Çelebi Tezkiresi’nde 1, Ahdî Tezkiresi’nde 1, Beyânî Tezkiresi’nde 1, Rızâ Tezkiresi’nde 1, Sâlim Tezkiresi’nde 5, Esrâr Dede Tezkiresi’nde 2, Esad Mehmed Tezkiresi’nde 2 defa kullanılmıştır. Bu tezkirelerde semerât kelimesinin 15 defa geçtiği tespit edilmiştir.
Örnek 1:
… bi’z-zât Râst makâmı müte’allakâtından Sûz-i Dil nâm bir râh-ı nev feth idüp bir âyîn-i şu’le-âgîn dahi ol şehin-şâh-ı ma’rifet-bîn beste buyurmışlardır ki fi’l-cümle el’ân mukâbelât-ı şerîfede okınup ‘âşıkân u sâdıkân semerât-ı nagamât-ı şekkerîninden şîrîn-kâm-ı safâ-yı vakt ü eyyâm olurlar (Genç, 2018, s. 265).
Örnek 2:
…bu makûle fezâ’ilden fazla müretteb ü mükemmel Dîvânı ve musanna’ u muhayyel eş’âr-ı belâgat-‘unvânı vardur ki semerât-ı elfâz ve asdâg-ı hurûfı mahsûd ve zevâ’ib-i kevâ’ib-i gılmân u hûr ve eşrâf-ı cemâl-i ma’ânîsi ve iltimâ’-ı hüsn-i esâlîb ü ma‘ânîsi mâ-sadak-ı nûrun ‘alâ nûrdur (Sungurhan, 2017a, s. 602).
Örnek 3:
Mefhûmı üzre ma‘nâ-yı eş‘ârı kendüye münhasırdur. Bu iki beyt-i bî-lügat bûstân-ı tab‘ınun semerâtıdur (Zavotçu, 2017, s. 105).
Örnek 4:
Bu güftâr-ı âbdâr ol nihâl-i pür-bâr-suhanıñ semerât-ı âsâr-ı ‘âlî-mikdârlarındandır (İnce, 2018, s. 135).
Örnek 5:
Kasaba-ı Ispartadandur. Nâmı Emru’llâhdur. Ahlâk-ı Alâî’si mezkûr olan Kınalızâde Alî Çelebinün pederidür. Hakka ki şecere-i vücûd-ı şerîfinden vücûd bulan semerât-ı tayyibe ve fevâkih-i latîfe kendüye mahsûsdur. Kuzât-ı kasabâtun fezâ’il ü ma’ârifle be-nâmlarından ve şi’r ü inşâ ile meşhûr-ı mâ-lâ-kelâmlarındandur (Sungurhan, 2017b, s. 197).
Ayverdi, İ. (2008). Misalli Büyük Türkçe Sözlük. İstanbul: Kubbealtı.
Devellioğlu, F. (2003). Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat. Ankara: Aydın Kitabevi.
Genç, İ. (hzl.) (2018). Tezkire-i Şu’arâ-yı Mevleviyye. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-206275/tezkire-i-suara-yi-mevleviyye.html
İnce, A. (hzl.) (2018). Mı̂rzâ-zâde Mehmed Sâlı̇m Efendı̇ Tezkı̇retü’ş-şu‘arâ (İnceleme-Metin). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-203805/mirza-zade-mehmed-salim-tezkiretu39s-su39ara.html
Kılıç, F. (hzl.) (2018). Âşık Çelebı̇-Meşâ’ı̇rü’ş-Şu’arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-210485/asik-celebi-mesairus-suara.html
Oğraş, R. (hzl.) (2018). Es‘ad Mehmed Efendi Bağçe-i Safâ-endûz. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-212024/esad-mehmed-efendi-bagce-i-safa-enduz.html
Özön, M. N. (1988). Küçük Osmanlıca Türkçe Sözlük. İstanbul: İnkılâp Kitabevi.
Parlatır, İ. (2006). Osmanlı Türkçesi Sözlüğü. Ankara: Yargı Yayınevi.
Solmaz, S. (hzl.) (2018). Ahdı̂ ve Gülşen-ı̇ Şu‘arâ’sı (İnceleme-Metin). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-201251/ahdi-gulsen-i-suara.html
Sungurhan, A. (hzl.) (2017a). Kınalızâde Hasan Çelebı̇ Tezkı̇retü’ş-Şu’arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194494/kinalizade-hasan-celebi-tezkiretus-s-uara.html
Sungurhan, A. (hzl.) (2017b). Beyânî Tezkiresi (Tezkiretü’ş-şu’arâ). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194495/beyani-tezkiresi-tezkiretus-suara.html
Zavotçu, G. (hzl.) (2017). Rızâ Tezkiresi. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-219133/riza-tezkiresi.html