SATHÎ/SATHÎCE (SAṬḤĪ/SAṬḤĪCE)

sathî nazm, sathî güftâr, sathîce


* Şiirin şeklen sadeliğini, düzgünlüğünü; mana ve hayal yönüyle ise duygusal derinlikten uzak ve yüzeysel oluşunu anlatmak için kullanılan terim.



Sözlük Anlamı

Sathî, Arapça “yayıldı, yasıldı” manalarına gelen sataha kelimesinin fa'l vezninde masdarı olan ve bir şeyin dış tarafı, yüz ( Şemseddin Sami, 2004, s. 722) anlamlarına gelen sath kelimesine nispet eki getirilerek türetilmiş bir sıfattır. Sözlüklerde dış yüzden, cüz'îce, dış yüze mensup, yalnız dıştan, şöylece,  derin olmayan, derinliğine veya iç yüzüne varmayıp dış yüzüne müteallık ve mensup olan, çalıp alma, hafifçe, ehemmiyetsizce olarak tanımlanmıştır ( Şemseddin Sami, 2004, s. 723; Ali Nazima, Faik Reşat, 1318,  s. 443; Ebuzziya Tevfik, 1888, c.1, s. 548; Muallim Naci, 2006, s. 475; Hüseyin Remzi, 2018, s. 666). Sathîce, sathî kelimesine Türkçe yapım eki -ce getirilerek türetilmiştir ve dış yüzden, cüz'îce anlamlarına gelmektedir (Şemseddin Sami, 2004, s. 723). 

 

 




Terim Anlamı

Şairin, yeteneği olmakla birlikte, nazmının mecaz ve temsillerden uzak, mana ve hayal yönünden yüzeysel oluşunu; şiirin şeklen düzgün ve sade oluşunu ifade eden terimdir. 




Tezkirelerdeki Bağlam Anlamı

Latîfî bu terimi ilk olarak Haydar Çelebi'yi değerlendirirken hayalden arındırılmış, yüzeysel ve sade söyleyişi olduğunu belirtmek için kullanır (Örnek 1). Halîlî’nin Firâknâme isimli manzum eserinde aşığa ait çeşitli hâlleri hissettiren pek çok beyit bulunduğunu söyleyen Latîfî, eserin sathî ve sade bir şiir olduğunu belirtir (Örnek 2). Dükkanında devrin pek çok şairlerinin buluşup konuştuğu Safâyî mahlaslı bir şair için de Latîfî, sathîce beyitleri ve sâdece sözleri vardır değerlendirmesinde bulunarak şiirinin mana ve hayal yönünden yüzeyselliğine, sözlerinin sadeliğine vurgu yapar (Örnek 4). Zuhûrî Çelebi için Latîfî, şiir yazmaya bir miktar yeteneği ve sathice şiirleri vardır değerlendirmesinde bulunarak şiirinin yüzeyselliğini ifade eder (Örnek 3). Latîfî, tezkiresinde bu terimi son olarak Kevserî için kullanır. İlgili şairin hoşa giden beyitleri ve sathîce sözleri olduğu değerlendirmesinde bulunarak şiirinin şeklen düzgün, manen de hayalden ve derinlikten uzak oluşunu ifade etmiştir (Örnek 2).




Tezkirelerdeki Kullanım Sıklığı

Latîfî'nin Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ'sında 5 yerde geçen terime başka bir tezkirede rastlanmamıştır. 

 




Örnekler

Örnek 1:

Ammâ eş'ârı hayâlden ‘ârî ve sathî ve sâde güftârı vardur. Vüfûr-ı ehliyyetine ve kemâl-i ma'rifetine göre degüldür (Canım, 2018, s. 205). 

Örnek 2:

Beyne’l-enâm Firâk-nâme-i Halîlî diyü tesmiye olunur ve ebyâtında hâl-i ʿâşıka mülâyim ü münâsib nice ebyât-ı hâlet-bahş bulunur. Sathî ve sâde nazmdur (Canım, 2018, s. 216). 

Örnek 3:

Nazm-ı kelâma fi’l-cümle iktidârı ve bu fenne bir mikdâr mümâreseti ve sathîce eşʿârı vardur (Canım, 2018, s. 355). 

Örnek 4:

Dükkânı mecmaʿ-ı zurefâ ve menzil-i şuʿarâ olmagın devrânun çok kâmilleri ve rûzgâruñ bî- had fâzılları ile musâhabet itmişdür. Kendinün dahî sathîce ebyâtı ve sâdece kelimâtı vardur. Ammâ bu matlaʿı bed degüldür (Canım, 2018, s. 330). 




Kaynaklar

Ali Nazima; Faik Reşat (1318). Mükemmel Osmanlı Lugatı. İstanbul: Artin Asaduryan Şirket-i Mürettibiye Matbaası. 

Birinci, A. (hzl.) (2018). Lügat-ı Remzî. C. 1, İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayınları. 

Canım, R. (hzl.) (2018). Latîfî Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html [Erişim tarihi: 17.02.2025].

Ebuzziya Tevfik (1888). Lügat-ı Ebuzziyâ. C. 1, İstanbul: Kostantiniye Matbaa-i Ebuzziyâ.

Muallim Naci (2006). Lügat-ı Naci. İstanbul: Çağrı Yayınları. 

Şemseddin Sami (2004). Kâmus-ı Türkî. İstanbul: Çağrı Yayınları. 




Yazım Tarihi:
30/04/2025
logo-img