sâf, sâfî, sâf u sâde, sâfî-i şi'r, sâfî-i şa'ir
* Sözlüklerde "temiz, katıksız, berrak, duru, halis" gibi anlamlara gelen bir kelime olup tezkirelerde "temiz, pak" anlamında şairlerin, "pürüzsüz, yapaylıktan uzak, halis, saf, kusurlardan arınmış" anlamlarında şiirlerin değerlendirilmesinde kullanılan terim.
Arapça bir sıfat olan “sâf” kelimesi için sözlüklerde “saf, katıksız, berrak, bulanık olmayan” (Redhouse, 1987, s. 1158), “saf, berrak” (Steingass, 1998, s. 779), “ temiz, halis, bir şeyle karışık olmayan, berrak” (Şemseddin Sami 1315, s. 808), “halis, temiz, duru” (Muallim Naci, 1308, s. 861), “halis, temiz ve pak olan şey” (Doktor Hüseyin Remzi, 1305, cilt 1, s. 747), “temiz, halis, katıksız, karışık olmayan” (Devellioğlu, 2008, s. 908), “temiz, katıksız, karışık olmayan, halis” (Parlatır, 2014, s.1435) gibi anlamların verildiği görülmektedir.
Bir terim olarak “sâf” kelimesi tezkirelerde "kusurlardan uzak, temiz, duru, düzgün, halis” manalarında şiir değerlendirmeleri, “temiz, saf, iyi kalpli” manalarında şair değerlendirmeleri için kullanılmaktadır. Şiirin şekil, üslup, eda, hayal, mana vb. unsurlar açısından pürüzsüz, yapaylıktan uzak, halis, saf, kusurlardan arınmış oluşunu belirtir.
Yusuf Çetindağ eleştiri terimleri açısından Herat ve Anadolu sahası tezkirelerini mukayese ettiği çalışmasında “sâf” kelimesini ilk kullanan tezkirecinin Câmî olduğunu söyler (2002, s. 117). Herat sahası tezkirecileri içerisinde terimi en fazla kullanan tezkireci Ali Şir Nevâî'dir. Nevâî terimi 4 defa şiir değerlendirmesi için kullanırken 2 defa da şairi vasfederken kullanmıştır.
Anadolu sahası tezkireleri içerisinde kelimenin ilk olarak Sehî Bey'in tezkiresinde kullanıldığı görülmektedir. Sehî Bey kelimeyi 3 defa sadece şair değerlendirmesinde şairin temiz kalpli olduğunu belirtmek için kullanmıştır (Örnek 1).
Terimi kullananlardan biri de Anadolu sahasının önemli tezkirecilerinden olan Latîfî'dir. Latîfî, Sâffî (d. ? - ö. ?) maddesinde aynı zamanda nakkaş olan şairin nakkaşlığıyla şairliğini kıyaslamış, nakkaşlığının şairliğinden daha iyi olduğunu söyleyerek şiirde usta bir şair olmadığını dile getirmiştir (Örnek 2).
Âşık Çelebi'nin terimi sadece şair değerlendirmesinde kullandığı görülmektedir. Tezkireci, şairlerin zihninin ve kalbinin temizliğinden bahsederken kelimeyi genellikle ayine kelimesiyle terkipli (ayine-i sâf) şeklinde kullanmıştır. Âşık Çelebi, Sâ'î (d. ? - ö. ?) maddesinde şairin temiz bir aynaya benzeyen zekaya ve yüksek bir derecede anlama gücüne sahip olduğunu söyler (Örnek 3).
16. yüzyıl tezkirecilerinden olan Kınalızâde Hasan Çelebi tezkiresinde kelimenin “sâfî” şeklini kullanmayı tercih etmiştir. Hasan Çelebi terimi genellikle edası temiz, üslubu temiz su gibi ifadelerle şairlerin üslubunu değerlendirirken kullanmıştır. Çelebi, Sâfî (d. ? - ö. 1532-1533) maddesinde şairin beyitlerindeki ifadesinin oldukça saf ve temiz olduğunu söyler (Örnek 4).
Anadolu sahasında terimi en çok kullanan tezkirecilerden biri de Ahdî'dir. Ahdî terimi şairlerin temiz ve duru üslubu, onların şiirlerinin "duru, temiz, kusurlardan ve külfetten uzak, saf bir şiir olduğunu anlatmak için kullanmıştır. Ahdî, Câmî (d. ? - ö. ?) maddesinde şairin rengin beyitlerinin saf şarap gibi temiz ve pırıl pırıl olduğunu dile getirir (Örnek 5).
Klasik Türk edebiyatında tek manzum tezkire sahibi olan Güftî, Kasımpaşalı Arif (d. ? - ö. ?) maddesinde şairin saf ve temiz şiirlerinin Sofya'da ikamet eden idareciler tarafından takdir edildiğini (Yılmaz, 2019, s. 127) söylemektedir.
Terimi 18. yüzyılda kullanan tezkireci Salim'dir. Tezkirecinin, terimi 3 defa şair değerlendirmesinde kullandığı görülmektedir. Salim, Zihnî (d. ? - ö. 1715) maddesinde; zihin gücü çok yüksek bir kişi olup, özde ve dış görünüşte son derece parlak ve temiz bir yapıya sahip bir şahsiyet olarak tanınır (İnce, 2018, s. 188) şeklindeki ifadesiyle şairin kişiliği hakkında değerlendirmede bulunmuştur.
Terim “temiz, arı, katıksız” anlamlarında “âb, şarap, sîne, mey vb.” kelimelerle terkipli olarak divan şairleri tarafından şiirlerde kullanılmıştır. Terim tezkirecilerden önce ilk defa 14. yüzyıl şairi Ahmedî tarafından kullanılmıştır. Ahmedî bir beytinde "Mey-i sâf iç safâ-yı cân dilerseñ / İderken mutrib anuñ lutfın evsâf “mutrip şarabın güzelliğini anlatmaya başladığı zaman sen gönül neşesi istersen temiz/berrak şaraptan iç” (Akdoğan, s. 418) şeklindeki ifadesiyle gönül rahatlığı ve neşesi isteyen kişiye saf/temiz şarap içmesi tavsiyesinde bulunuyor. Klasik Türk edebiyatının büyük şairleri arasında yer alan Nedim, sevgiliyi anlattığı “Sînesi destindeki peymâneden berrâk u sâf / Ruhları destîdeki sahbâ-yı terden kırmızı” beytinde “göğsü elindeki kadehten berrak ve temiz yanakları testideki taze şaraptan kırmızı” (Macit, 2017, s. 270) şeklindeki ifadesiyle terimi sevgilinin güzellik unsurlarını tasvir ederken kullanmıştır.
Terimin tezkirelerde rastlanılan son kullanımı 19. yüzyılda Mehmed Tevfik'in "Kafile-i Şu'arâ" adlı eseridir. Mehmed Tevfik, Cinânî (d. ? - ö. ?) maddesinde şairin pek çok üstün meziyetiyle tanındığını; üç dilde hem nazım hem de nesir yazma yeteneğine sahip, çok güzel ve temiz kalpli bir şair olduğunu (Kutlar-Koncu- Çakır, 2017, s. 167) dile getirmiştir.
Yapılan taramalar sonucunda “sâf/sâfî” kelimesini Herat sahası tezkirecilerinden Câmî'nin 1, Devletşah'ın 3, Ali Şir Nevâî'nin 3; Anadolu sahası tezkirecilerinden Sehî Bey'in 4, Latîfî'nin 5, Âşık Çelebi'nin 8, Kınalı-zâde Hasan'ın 4, Beyânî'nin 6, Âhdî'nin 7, Gelibolulu Alî'nin 3, Güftî'nin 1, Mehmed Tevfik'in 1, Salim'in 3, Ali Emiri'nin 1 defa kullandığı tespit edilmiştir.
Örnek 1:
Haylî eş‘âra mâlik ehl-i mezâk meşrebi sâf ve ‘inde’l-insâf eş‘ârı güzel ammâ her kişinün eş‘ârına dahl itmek istedügiçün merhûm Sultân Selîm senün mahlasun Dahlî olsun diyü latîfe idermiş (İpekten, Kut vd, 2017, s. 34).
Örnek 2:
Dîbâ-yı şiʿri naḳş-ı ḫayâlden sâf u sâde ve ḳayd-ı ʿalâyıḳ-ı nükâtdan âzâde ve küşâde idi. Bu şiʿri keyfiyyetin müşʿirdür (Canım, 2018, s. 331).
Örnek 3:
Zekâda zihni gûyâ bir âyîne-i sâf u şeffâfdur ve dikkatde idrâki hod mû-şikâfdur ( Kılıç, 2018, s. 401).
Örnek 4:
El-hakk eş’ârı latîf ü sûznâk ve ebyât-ı belâgat-simâtınun edâsı hayli sâfî vü pâkdur (Sungurhan, 2017, s. 495).
Örnek 5:
Ebyât-ı rengîni bâde-i nâb gibi sâf u pür-zîver ve kelimât-ı şîrîni pâk ü makbûl-i cumhûr olmagın şeh-zâde-i müslimînün gayret-i firdevs-i berîn olan bâbında mezbûr agalık ile sâhib-ʿizz ü temkîndür (Solmaz, 2018, s. 130).
Akdoğan, Yaşar (yty). Ahmedî - Dîvân. Ankara: KTB Yay. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-78357/ahmedi-divani.html [Erişim tarihi: 11.12.2024]
Canım, R. (hzl.) (2018). Latîfî Tezkiretü'ş-Şu'arâ ve Tabsıratü'n-Nuzamâ (İnceleme-metin). Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/60327,latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzamapdf.pdf?0
Çetindağ, Y. (2002). Eleştiri terimleri açısından Herat mektebi tezkirelerinin Anadolu tezkirelerine tesiri. Bilig, 22, 109-132.
Devellioğlu, F. (2010). Osmanlıca-Türkçe ansiklopedik lügat. Ankara: Aydın Kitabevi.
Doktor Hüseyin Remzî (1305). Lugat-ı Remzî 1-2. İstanbul.
İnce, A. (hzl.) (2018). Mirzâ-zâde Mehmed Sâlim-Tezkiretü'ş-şu'arâ. Ankara: T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/57124,mirza-zade-mehmed-salim-tezkiretu39s-su39arapdf.pdf?0
İpekten, H.,-Kut, G, vd. (hzl.) (2017). Sehî Bey, Heşt-Behişt. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56165,hest-bihistpdf.pdf?0&_tag1=03EE5380B678F1063BF0A9ED54D2FA0DD771F0E5&crefer=421F1C7A9C3F8C88C4B4012462123090A94536F1BEB128DB66C4D718C49AC344
Kılıç, F. (hzl.) (2018). Âşık Çelebi Meşâ‘irü’ş-Şu‘arâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-210485/asik-celebi-mesairus-suara.html
Kutlar, F-Çakır, M-Koncu, H (hzl.) (2017). Mehmed Tevfik - Kafile-i Şu'arâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56163,mehmed-tevfik-kafile-i-su39arapdf.pdf?0
Macit, M (hzl.) (2017). Nedîm Divanı. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56214,nedim-divanipdf.pdf?0
Muallim Nâcî (1308). Lugat-ı Nâcî. İstanbul.
Parlatır, İ (2014). Osmanlı Türkçesi Sözlüğü. Ankara: Yargı Yayınları.
Redhouse, J. W. (1987). A Turkish and English lexicon: Shewing in English the significations of the Turkish terms. İstanbul: Çağrı Yayınları.
Solmaz, S. (hzl.) (2018). Ahdî ve Gülşen-i Şu'arâsı: İnceleme, metin. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56733,ahdi-gulsen-i-suarapdf.pdf?0
Sungurhan, A. (hzl.) (2017). Kınalızâde Hasan Çelebi Tezkiretü’ş-Şuarâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194494/kinalizade-hasan-celebi-tezkiretus-s-uara.html.
Steingass, F. (1998) Persian-English Dictionary, Beyrut: Librairie du Liban
Şemseddin Sâmî (1318). Kâmûs-ı Türkî. İstanbul.
Yılmaz, K (hzl.) (2019). Güftî - Teşrîfâtü’ş-Şu‘arâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/67156,gufti-tesrifatus-suarapdf.pdf?0