rakîk-beyân, rahik-i rakîk, rakîkü'l-kalb, şi'ri rakîk, rakîk-i kelâm, tarih-i rakîk
* Sözlüklerde "ince, narin, zarif" anlamları yanında "yufka yürekli, hassas" anlamları da verilen, tezkirelerde çoğunlukla bir şairin veya şiirin duygu yüklü, zarif, nazlı, narin olarak betimlenmesinde kullanılan terim.
Kelime Arapça bir sıfattır. Sözlüklerde, kelimeye “ince, yumuşak, narin” (Steingass, 1998, s. 584); “zayıf, narin, ince, hassas ve şefkatli” (Redhouse, 1987, s. 984); “ince, yufka, narin” (Şemseddin Sami 1318, s. 669); “ince” (Muallim Naci, 1308, s. 443); “ince, yufka” (Doktor Hüseyin Remzi, 1305, cilt 1, s. 598); “ince, narin, zarif; yufka yürekli, yumuşak, hassas” (Parlatır, 2014, s. 1387); “ince” (Devellioğlu, 2008, s. 876) anlamları verilmiştir.
Rakîk kelimesi belagat kitaplarında "elfâz-ı rakîka" şeklinde karşımıza çıkmaktadır. “Latif, hoş, nazik ve yumuşak” sözler olarak tanımlanan elfâz-ı rakîka belagat kitaplarında ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır. Muallim Naci, Istılahat-ı Edebiyye isimli eserinde elfâz-ı rakîkayı “tebessüm-hîz, fem, zülf, gül, naz gibi bazı elfaz ise kulağa hafif dokunur. Bunlara elfâz-ı rakîka haiz oldukları keyfiyete de rikkat namı verilir." (Muallim Naci, 1307, s. 15) şeklinde tanımlamıştır. Ahmed Cevdet Paşa da Belagat-ı Osmaniyye isimli eserinde elfâz-ı rakikayı “zülfi semen-bûy, serv-i nâz, mâh-simâ. lâtif, hoş, nazik ve mülâyim sözler" olarak tanımlarken; elfâz-ı rakîka için “mizâcı latif ve meşrebi mülâyim şahıslar gibi hayal edilir, tegazzül, taltif, sevgi celbi ve merhamet dilemeye dair olan kelâmlara yakışır”(Altıntop, 1999, s. 88) şeklinde açıklamada bulunmuştur.
Zarif, narin, ince, duygu yüklü anlamları olan “rakîk”; aşk, güzellik, doğa temalı beyitler/şiirler veya zarif, ince, duygu yüklü bir üsluba sahip şairler için kullanılan terim.
Herat sahası tezkirelerinde kullanılmayan kelime Anadolu sahası tezkirelerinde ise ilk defa Latîfî tezkiresinde "rakîk-beyân" şeklinde görülmektedir. Fahri Kaplan, Klasik Türk Edebiyatı Eleştiri Terimleri Sözlüğü -Latîfî Tezkiresi Örneği- isimli çalışmasında, Latîfî'nin bu ifadeyi, Zâtî’nin şiiri üzerinde tespit ve değerlendirme yapan, sözden anlayan şiir eleştirmenleri için kullandığını söyler (2021, s. 339).
LatÎfî'nin kelimeyi tezkiresinde sadece bir defa Zâtî maddesinde kullandığı görülmektedir. Müellif burada Zatî'nin şiirleri hakkında değerlendirmede bulunan kişilerin sözün incelik ve zarafetine vâkıf olduklarını dile getirir (Örnek 1).
Tezkireciler tarafından çok fazla kullanılmayan kelimeyi Anadolu sahası tezkirecileri içerisinde altı kez olmak üzere en fazla kullanan Kınalızâde Hasan Çelebi'dir. Müellif, Âsafî (d. 1478/1479? - ö. 1517/1518?) maddesinde şairin şiiri hakkında değerlendirmede bulunurken şairin şiirlerini içi incelik ve zarafetle dolu içki kadehine benzetir (Sungurhan, 2017a, s. 194). Yine Hoca Sadeddin (d. 1536/1537 - ö. 1599) maddesinde şairin şiirleri hakkında zarif, saf ve temiz değerlendirmesinde bulunur (Örnek 2). Beyânî, Fikrî (d. ? - ö. 1575) maddesinde şairin zarif şiirlerin her yönüyle övgüye layık olduğunu söyler (Örnek 3).
20. yüzyıl tezkirecilerinden olan Faik Reşad da tezkiresinde şairlerin şiirleri hakkında değerlendirmede bulunurken “rakîk” kelimesini kullanmıştır. Müellif, Nâ'ilî-i Kadîm (d. ? - ö. 1666) maddesinde şairin gazelleri için "onun gazelleri gibi zarif ve ince manalı gazeller gösterilemez" (Aydemir & Özer, 2019, s. 260) şeklinde değerlendirmede bulunur. Yine aynı maddede gazel denilince sözlerinin açık ve manasının ince ve zarif olması gerektiğini söyler (Örnek 4). Tezkire yazarı Ali Emirî, Râşid (d. 1786 - ö. 1856) maddesinde şairin Osman Nuri Paşa'nın vefatına zarif bir tarih düşürdüğünü söyler (Örnek 5). Tespitimize göre bu örnek aynı zamanda kelimenin en son kullanıldığı örnek olabilir.
Yapılan taramalar sonucunda kelimeyi manzumelerinde kullanan iki şair tespit edilmiştir. Bunlardan birincisi 14. yüzyılın en önemli şairi olan Ahmedî'dir. Ahmedî, tezkirecilerden önce "rakîk" kelimesini manzumelerinde üç defa zarif anlamında kullanmıştır. Şair gazelinin bir beyitinde, "menekşe gibi baş ağrısıyla sarhoş oldun çünkü elinde lale gibi zarif bir kadeh vardır" (Akdoğan, t.y., s. 421) diyerek kelimeyi lalenin güzelliğini anlatmak için kullanmıştır. Kelimeyi kullanan diğer şair ise Nâ'ilî-i Kadîm'dir. Kelimeyi bir defa kullanan şair, sevgilisine gerdanının "gökyüzündeki güneş kadar zarif ve temiz” (İpekten, 2019, s. 435) olduğunu söylerken kelimeyi sevgilinin güzellik unsuru için sıfat olarak kullanır.
Tezkirelerde bir niteleme sıfatı olarak karşımıza çıkan “rakîk” kelimesi ince, zarif, narin anlamlarında şairi veya şiiri niteleyen bir terim olarak karşımıza çıkar.
Herat sahası tezkirecileri “rakîk” kelimesini eserlerinde kullanmamıştır. Anadolu sahası tezkirecilerinden ise; Latîfî 1, Kınalızâde 6, Beyânî 1, Mehmed Salim 2, Faik Reşad 4, Ali Emirî 2 defa kullanmıştır.
Örnek 1:
Tarîk-ı şiʿrün sâlik-i nüktedân-ı rakîk-beyânları ʿumûmen müşârun ileyhi dikkat-i hayâlde ve hayâlât-ı makâlde (18) üstâd-ı şuʿarâ-yı ʿAcem ve Şeyh-i eşʿâr u ekrem ol muhayyel-tabʿ-ı hayâl-bend aʿni Hazret-i Şeyh Kemâl Hocendîye muʿâdil (19) ü mümâsil tutarlar ve tarz-ı kasîdede Selmân [u] Zâhire bedel ü nazîrdür dirler (Canım, 2018, s. 233).
Örnek 2:
Rakîk-i kelâmı rahîk ü müdâmdan arrak ve eltaf dürr-i sihâbı dürr-i sehâbdan ahsen ü azref olup her kelâm ki dehân-ı pür-intizâmından ‘ıyân olsa niçe cân-ı hünerverân revân olur (Sungurhan, 2017a, s. 117).
Örnek 3:
Rûmili kâdîlarınun zîşânlarından ve sahib-i ünvânlarındandur. Şi’ri rakîk fikri dakîk her vech ile medh ü senâya hakîkdür (Sungurhan, 2017b, s. 153).
Örnek 4:
Gazel dinildi mi elfâzı selîs ü âhenkli, maʿnâsı rakîk ve rûh-ı istisnâsı olmalıdır (Aydemir & Özer, 2019, s. 257).
Örnek 5:
Yâr-ı şefîkleri âti’t-terceme Şeyh-zâde ʻOsmân Nûrî Paşa merhûm fâzıl-ı müşârun-ileyhin vefâtına bu târîh-i rakîki inşâd eylemiştir (Kadıoğlu, 2018, s. 406).
Kaynaklar
Akdoğan, Y. (hzl.)(t.y.). Ahmedî - Dîvân. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-78357/ahmedi-divani.html
Altıntop, S. (1999). Belâgat-ı Osmaniye'deki Edebi Terimlerin Tanımları ve Tasnifi Üzerine Bir Araştırma (İnceleme – Metin). Doktora Tezi. İzmir: Ege Üniversitesi.
Aydemir, E., ve Özer, F. (hzl.) (2019). Faik Reşâd -Eslâf. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-242935/eslaf-faik-resad.html
Canım, R. (hzl.) (2018). Latîfî-Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html
Çakmak, S. (hzl.) (2019). Atabetü'l-Hakâyık. İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayınları. Erişim Adresi: http://ekitap.yek.gov.tr/Uploads/ProductsFiles/_115.%20Atebet%C3%BCl-Hakay%C4%B1k.pdf
Devellioğlu, F. (2010). Osmanlıca-Türkçe ansiklopedik lügat. Ankara: Aydın Kitabevi.
Doktor Hüseyin Remzî (1305). Lugat-ı Remzî 1-2. İstanbul.
İpekten, H. (hzl.) (2019). Nâ'ilî-i Kadîm Divanı. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-247199/naili-i-kadim-divani.html
Kadıoğlu, İ. (hzl.) (2018). Tezkire-i Şuʻarâ-yı Âmid. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-375473/ali-emiri-tezkire--i-suara--yi-amid.html
Kaplan, F. (2021). Klasik Türk Edebiyatı Eleştiri Terimleri Sözlüğü -Latîfî Tezkiresi Örnegi-. İstanbul: DünBügün Yayınları.
Muallim Nâcî (1308). Lugat-ı Nâcî. İstanbul.
Muallim Nâcî (1307). Istılahat-ı Edebiyye. İstanbul
Parlatır, İ. (2014). Osmanlı Türkçesi Sözlüğü. Ankara: Yargı Yayınları.
Redhouse, J. W. (1987). A Turkish and English lexicon: Shewing in English the significations of the Turkish terms. İstanbul: Çağrı Yayınları.
Steingass, F. (1998). Persian-English Dictionary, Beyrut: Librairie du Liban
Sungurhan, A. (hzl.) (2017a). Kınalızâde Hasan Çelebı̇ Tezkı̇retü’ş-Şu’arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194494/kinalizade-hasan-celebi-tezkiretus-s-uara.html
Sungurhan, A. (hzl.) (2017b). Beyânî Tezkiresi (Tezkiretü’ş-şu’arâ). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194495/beyani-tezkiresi-tezkiretus-suara.html
Şemseddin Sâmî (1318). Kâmûs-ı Türkî. İstanbul.