sınâat, pür-sanâyi, şir-i pür-sanâyi
* Sözlükte sanatlarla dolu anlamına gelen ve tezkirelerde edebî ve mimari eserlerin sanatlı olmasını anlatmak için kullanılan terim.
Pür-sanâyi‘ kelimesi, Farsça bir sıfat olan “pür” ve Arapça bir isim olan “sanâyi'” kelimelerinden meydana gelen bir birleşik sıfattır. “Pür” kelimesi sözlüklerde “dolu, memlû” (Şemseddîn Sâmî, 2017, s. 350), “çok, ziyâde” (Mehmed Salâhî, 1313, s. 359), “dolu, memlû ve tekrâr ve çok, bisyâr ve yine” (Doktor Hüseyin Remzi, 1305, s. 204) anlamlarıyla yer almaktadır. Bununla birlikte Kâmûs-ı Türkî’de “tolu, memlû” anlamı dışında “Mürekkeb sıfatlar ya‘nî vasf-ı terkîbîler teşkîl idüp toluluk ve kesret beyân ider” (Şemseddîn Sâmî, 2017, s. 350) şeklinde bir ifade yer almaktadır. Bu ifade ile kelimenin birleşik sıfatlar meydana getirdiği ve önüne geldiği kelimeye çokluk anlamı kattığı anlaşılmaktadır.
“Sanâyi‘” kelimesi ise Arapça olup Ferheng-i Amîd’de geçtiğine göre “sınâ‘at” ve “sanî‘a” kelimelerinin cem‘idir (Amîd, 1361, s. 703). Kâmûs-ı Osmânî’de ise “sanî‘a”nın cem‘i olduğu belirtildikten sonra “… fakat lisânımızda ‘san‘at’ın cem‘i ‘add olunur. San‘atlar, işler demekdür.” (Mehmed Salâhî, 1322, s. 100) denilmektedir. Lügat-ı Remzî’de de “sınâ‘atler, san‘atlar, işler, kârlar” (Doktor Hüseyin Remzi, 1305, s. 767) anlamlarına yer verilmektedir. Bu durumda bahsi geçen kelimelerin bir araya gelerek birleşik bir sıfat oluşturması neticesinde “sanatlarla dolu, sanatlarla memlu, sanatlı” anlamları ortaya çıkmaktadır.
Gerek edebiyat gerekse mimari ve diğer güzel sanatlarda bir eserin sanatsal özelliklerinin fazla olmasını, şiir özelinde ise edebî sanatlara bolca yer verilmesini anlatan terimdir.
Pür-sanâyi‘ kelimesinin tezkirelerdeki kullanımına bakıldığında tespit edildiği kadarıyla kelimenin sadece Latîfî Tezkiresi’nde kullanıldığı görülmektedir. Latîfî kelimeyi ilk olarak nakıştan nakkaşın ve eserden müessirin müşahede edilmesini örneklendirme bağlamında, bir kimsenin inşa ettiği güzel bir camiyi görmeye gelenlerin caminin mimarisini övdüklerinde ve takdir ettiklerinde aslında yapıyı değil onu yapanı övüp takdir etmiş olacaklarını anlatırken caminin ustalıkla, incelikle ve sanatla inşa edildiğini ifade etmek için kullanmıştır: “... ol câmi‘-i pür-sanâyi‘i teferrüc ü temâşâ idenler medh ü tahsîn ve senâ vü âferîn itseler ...” (Örnek 1) (Canım, 2018, s. 49). Aynı tezkiredeki diğer örnek ise doğrudan şiirle alakalıdır. Latîfî, eserinin Nihâlî maddesinde “Eş‘âr-ı leṭâfet-iş‘ârı pür-leṭâyif ü pür-ṣanâyi‘ ve rengîn ü şîrîn oldugıyçün...” (Örnek 2) (Canım, 2018, s. 527) şeklindeki bir bağlamda şairin güzel şiirlerinin edebî sanatlar bakımından zengin olduğunu anlatmak için aynı kelimeden istifade etmiştir. Her iki örnekte de aynı kelimenin tercih edilmesi dikkat çekicidir. “Pür-sanâyi‘” tabiri, gerek şiir gerekse mimarî ve diğer güzel sanatlarda, bir eserin sanatsal niteliklerinin yoğunluğunu ifade eden bir kavramsallaştırma işlevi görmektedir. Şiir özelinde ise bu kullanım, edebî sanatların zengin ve yoğun biçimde yer alışını niteleyen bir gösterge olarak değerlendirilebilir.
Pür-sanâyi‘ kelimesi tespit edildiği kadarıyla sadece Latîfî’nin Tezkiretü’ş-Şu‘arâ ve Tabsıratü’n-Nüzemâ’sında 2 defa kullanılmıştır.
Örnek 1:
Bu meselün fi’l-mesel misâli bir kimse bir binâ-yı zîbâ ve ‘imâret-i ra‘nâ-yı ‘ibret-nümâ binâ vü bünyâd itse ol câmi‘-i pür-sanâyi‘i teferrüc ü temâşâ idenler medh ü tahsîn ve senâ vü âferîn itseler ol medh ü tahsîn fi’l-hakîka binâya degül belki bennâya ‘âyid ü râci‘dür (Canım, 2018, s. 49).
Örnek 2:
Eşʿâr-ı leṭâfet- işʿârı pür-leṭâyif ü pür-ṣanâyiʿ ve rengîn ü şîrîn olduġıyçün ḫalḳ arasında meşhûr u şâyiʿdür. Bu maṭlaʿ-ı maṭbûʿ anuñ iḫtirâʿâtındandur (Canım, 2018, s. 527).
Amîd, H. (1361). Ferheng-i Amîd. 17. baskı,Tahran: Çâp-hâne-i Sepihr.
Canım, R. (hzl.) (2018). Latifi, Tezkiretü'ş-Şu'arâ ve Tabsıratü'n-Nuzamâ (İnceleme-metin). Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html.
Doktor Hüseyin Remzi (1305). Lügat-i Remzî. C. II, İstanbul: Hüseyin Remzî Matbaası.
Mehmed Salâhî (1313). Kâmûs-ı Osmânî. C. II, İstanbul: Mahmud Beg Matbaası.
Mehmed Salâhî (1322). Kâmûs-ı Osmânî. C. IV, İstanbul: Mahmud Beg Matbaası.
Şemseddîn Sâmî (2017). Kâmûs-ı Türkî. İstanbul: Çağrı Yayınları.