PÜRNİKÂT (PÜR-NİKĀT)

pür-nükât, ebyât-ı pür-nikât, gazeliyyât-ı pür-nikât, kelimât-ı pür-nikât, eş'âr-ı pür-nikât, tab'-ı pür-nikât, güftâr-ı pür-nikât


* Şiire ve şairliğe, İnce bir ruhla yoğrulmuş edebî zevk niteliği katan, sözün şaka yollu söylenişinin yanı sıra mananın zarafetiyle latif bir hâle büründüğünü anlatan terim.



Sözlük Anlamı

Pür-nikât, "dolu, çok, sahip" anlamlarındaki "pür" (Çağbayır, 2017, s. 4778) Farsça sıfat ile Arapça isim olan “nükte” kelimesinin çoğulu "nikât/nükât"ın bir araya gelmesiyle oluşan "nüktelerle dolu" anlamında birleşik bir sıfattır. 

Nükte kelimesinin sözlük anlamı, beyaz bir şeyin üzerindeki siyah nokta yahut siyah bir şeyin üzerindeki beyaz nokta, benek (Amîd, 1365, s. 2412) iken;  aynı zamanda bir söylemdeki incelik (Redhouse, 2001, s. 2101), iyi düşünülmüş dakik/ince manalı ve zarif söz (Sâmi, 1989, s. 1470.), şaka görünümünde olmasına karşın anlam inceliği taşıyan, düşündürücü söz, espri (Çağbayır, 2017, s. 4394-4395) manalarını da ihtiva etmektedir. 

Pür-nikât, herkesin anlayamadığı ince mânâlar, zarif ve şakalı sözlerle (Devellioğlu, 1993, s. 836) dolu, kişi üzerinde tesir bırakan latif cümleler (Amîd, 1365, s. 2412), anlatım gücünden çok anlam inceliğine önem verilerek yapılan söz sanatları için (Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi, 1990, s.92) kullanılmış bir terimdir.




Terim Anlamı

Pür-nikât, "eserin üslup veya muhtevasında aranan unsurlardan biri olan" (Tolasa, 2002, s. 357) nüktenin yerinde ve aynı zamanda çokça kullanımıdır. Bu durum, edebî bir terim olarak "pür-nikât"a gizli ve özgün, sezgiyi hedef alan manalarla (Mengi, 2000, s. 42) dolu bir şiirin yahut şairin sıfatı olma özelliğini verir. Nüktelerin bir kısmı herkesin anlayabileceği kadar açık söylenirken bir kısmı ise daha çok sanat kaygısı ile kapalı bırakılır ve bunlar sadece erbabı tarafından anlaşılır (Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi, 1990, s. 92). Sözün gerçek anlamı dışında kullanılmasıyla yapılan mecâz-ı mürsel, kinâye, ta'riz, tecâhül-i ârif, cinas gibi ifade sanatlarını içinde barındıran "pür-nikât", okuyucudan/dinleyiciden yüksek bir kavrayış gücü talep eder (Tural, 1993, s. 119).




Tezkirelerdeki Bağlam Anlamı

Nükte, eski şiirimizde şiirden çok şairi niteleyen kullanımları (Mengi, 2000, s. 41) ile öne çıkarken "pür-nikât" ise tezkire yazarına göre değişmekle birlikte daha çok doğrudan şiir için fakat dolaylı olarak şairi de niteleyen bir özelliğe sahiptir.

Şiiri niteleme maksatlı kullanılan "pür-nikât" terimi en çok "beyt/ebyât-ı pür-nikât" ve "kelimât-ı pür-nikât, güftâr-ı pür-nikât, gazeliyyât-ı pür-nikât, eş'âr-ı pür-nikât, dîvân-ı pür-nikât" gibi tamlamalarla ifade edilmiştir (Örnek 1).  Beyânî Tezkiresi'nde ve diğer tezkirelerde geçen kalıplaşmış cümleler ve "pür-nikât"ın vasıf terkibi şeklinde kullanımının yanı sıra (Örnek 2) atıf terkibi olarak ve yine şiiri vasfetmek için kullanıldığı görülmüştür (Örnek 3). Tezkirelerde "pür-nikât" terimi, bahsi geçen şâirin şiirlerinden örnekler verileceği zaman "bu ebyât-ı pür-nikât, bu bir kaç ebyât-ı pür-nikât, bu çend ebyât-ı pür-nikât vb." gibi kalıplaşmış ifadeler çerçevesinde kullanılmıştır (Örnek 4).

Latifî'nin Tezkiretü'ş-Şu'arâ adlı eserinde, "ebyât-ı pür-nikât" ifadesi Ahmet Paşa'nın nükteli beyitlerini edebî açıdan değerlendiren bir cümlenin girizgâhı mahiyetindedir ki bu tür örnekler başka tezkirelerde de mevcuttur. Latifî, Ahmet Paşa'nın şiirleri hakkında; "nüktelerle dolu beyitleri, lafız ve manada sağlam bir metin gibi güçlü ve kasidelerinin üslubu kendine özgü olmak üzere kabul görmüştür" diyerek bir nevi şâirin nükteli şiirlerini vasfetmiştir (Örnek 5). Nitekim Latifî, nükte ifadesini çoğunlukla "incelikli ve özlü söz"(Kaplan, 2021, s. 322) anlamında kullanmaktadır. Kınalızâde Hasan Çelebi de tezkiresinde Emrî adlı şair için; "nüktelerle dolu şiirlerinde, belagat erbabını gayrete sevk eden ve fesahat ehlini hayrete düşüren teşbihler" bulunduğunu söylerken bir anlamda şiirlerinin neden nükteli olduğunu da izah etmiştir (Örnek 6). Dolayısıyla "pür-nikât" terimi, şiiri edebî açıdan değerlendirmek üzere hem amaç hem de araç vazifesi görmüştür. Hasan Çelebî-i Mu'îd'in "şöhreti gibi şiirinin güzel olması, yaradılışı gibi nüktelerle dolu kelimelerinin beğenilmesi ve kabul görmesi" örneğinde ise şair ve şiirinin inceliği ve zerafeti bir arada zikr edilmiştir (Örnek 7).

Şairin sanatçı tabiatini, zarif anlamlarla süslü keskin zekasını vurgulamak üzere "pür-nikât" terimi şu kelime gruplarıyla zikredilmiştir: "tab'-ı pür-nikât, dil-i pür-nikât, zümre-i kuzât-ı pür-nikât vb." Bu terim, şairi vasf etmek üzere, en çok Rıza Tezkiresi'nde ve Râmiz'in "Âdâb-ı Zurefâ" adlı tezkiresinde kullanılmıştır. Örnek şiirler, şâirin "nükteyle dolu tabiatinin/yaradılışının ürünü" denilerek kalıplaşmış ifadelerle sunulmuştur (Örnek 8). Küfrî lakabıyla tanınan Bahâyî'nin şairlik tabiatı için kullanılan "tab'-ı pür-nikât" ifadesi, zarif ve latif bir yaradılış ve söyleyişten ziyade onun ele avuca sığmayan latife/şaka yollu söylediği şiirlere istinaden dile getirilmiştir (Örnek 9).




Tezkirelerdeki Kullanım Sıklığı

"Pür-nikât" ifadesi, Ahdî'nin Gülşen-i Şu'arâ adlı eserinde 13, Âşık Çelebi'nin Meşâirü'ş-Şu'arâ adlı eserinde 1, Beyânî tezkiresinde 5, Kınalızâde Hasan Çelebi'nin Tezkiretü'ş-Şu'arâ adlı eserinde 5, Latifî'nin Tezkiretü'-ş-Şuârâ adlı eserinde 9, Rızâ Tezkiresi'nde 14, Esrâr Dede'nin tezkiresinde 6, Mirza-zâde Mehmet Sâlim Efendi'nin Tezkiretü'ş-Şu'arâ adlı eserinde 4, Râmiz'in Âdâb-ı Zurafâ adlı eserinde 60, Enderunlu Mehmet Âkif'in Mir'at-ı Şi'r adlı eserinde 1, Fâik Reşâd'ın Eslâf adlı eserinde 1, Mehmet Tevfik'in Kâfile-i Şu'arâ adlı eserinde 1 adet olmak üzere toplam 120 adet tespit edilmiştir. 


 




Örnekler

Örnek 1:

Bu ebyât-ı nu'ût-ı nebeviyyeden olan güftâr-ı pür-nükâtıdır (Erdem, 1994, s.259).

Örnek 2:

Bu birkaç ebyât-ı pür-nikât ol kitâbdandur (Sungurhan, 2017, s. 34).

Örnek 3:

Her birisi pür-nükât ü isti'ârâtdur (Sunghurhan, 2017, s. 121).

Örnek 4:

Bu ebyât-ı pür-nikât ol şâ'ir-i şîrîn-kelâmundur (Solmaz, 2018, s.241).

Bu bir kaç ebyât-ı pür-nikât sıfat-ı şem'de zikr olan Kıssa-i Vâmık u 'Azrâsındandur (Canım, 2018, s. 169).

Bu çend ebyât-ı pür-nikât dahı müşârün ileyhin mu'ammeyâtındandır (İnce, 2018, s. 288).

Örnek 5:

Ebyât-ı pür-nükâtı elfâz u ma'ânîde metn-i metîn gibi muhkem ve üslûb-ı kasâyidi hod icmâ' u ittifâk üzre müsellemdür (Canım, 2018, s. 112).

Örnek 6: 

Eş'âr-ı pür-nikâtında olan teşbîhât hayret-fezâ-yı ashâb-ı fesâhat ve gayret-nümâ-yı erbâb-ı belâgatdur (Sungurhan, 2017, s. 202).

Örnek 7:

Nâmı gibi şi'ri hüsn ü hasen hulkı gibi kelimât-ı pür-nikâtı makbûl ü müstahsendür (Sungurhan, 2017, s. 294).

Örnek 8: 

Bu ebyât zâde-i tab'-ı pür-nikâtıdur (Zavotçu, 2017, s. 161).

Bu ebyât zâde-i tab'-ı pür-nükâtıdır (Erdem, 1994, s. 31).

Bu ebyât eser-i tab'-ı pür-nikâtlarıdur (Genç, 2018, s. 292).

Örnek 9:

Tab'-ı pür-nikâtı zîbak-ı belâgat u beyân olup bu beyt hüsniyyâtındandur (Zavotçu, 2017, s. 72).




Kaynaklar

'Amîd, H. (1365). Ferheng-i 'Amîd. Tahran: Mü'essese-i İntişârât-ı Emîr Kebîr.

Canım, R. (2018). Tezkiretü'ş-Şu'arâ ve Tabsıratü'n-Nuzamâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html 

Çağbayır, Y. (2017). Ötüken Türkçe Sözlük, C. 4. İstanbul: Ötüken Neşriyât.

Devellioğlu, F. (1993). Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lugat. Ankara: Aydın Kitabevi Yayınları.

Erdem, S. (1994). Râmiz ve Âdâb-ı Zurafâ'sı. İnceleme-Tenkidli Metin-İndeks-Sözlük. Ankara: Atatürk Kültür Merkezi Yayını.

Genç, İ. (2018). Esrâr Dede Tezkire-i Şu'arâ-yı Mevleviyye, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-206275/tezkire-i-suara-yi-mevleviyye.html 

İnce, A. (2018). Mirzâ-zâde Mehmed Sâlim-Tezkiretü'ş-şu'arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-203805/mirza-zade-mehmed-salim-tezkiretu39s-su39ara.html 

Kaplan, F. (2021). Klasik Türk Edebiyatı Eleştiri Terimleri Sözlüğü-Latifî Tezkiresi Örneği-. İstanbul: DBY Yayınları.

Mengi, M. (2000). Dîvân Şiiri Yazıları. Ankara: Akçağ Yayınları.

Redhouse, S.J.W. (2001). Turkısh and Englısh Lexıcon. İstanbul: Çağrı Yayınları.

Sâmi, Ş. (1989). Kâmûs-ı Türkî. İstanbul: Enderun Kitabevi.

Solmaz, S. (2018). Bağdatlı Ahdî Gülşen-i Şu'arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-201251/ahdi-gulsen-i-suara.html 

Sungurhan, A. (2017). Beyânî Tezkiresi (Tezkiretü'ş-Şu'arâ). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194495/beyani-tezkiresi-tezkiretus-suara.html 

Sungurhan, A. (2017). Kınalızâde Hasan Çelebi-Tezkiretü'ş-şu'arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194494/kinalizade-hasan-celebi-tezkiretus-s-uara.html 

Tolasa, H. (2002). Sehî, Latifî ve Âşık Çelebi Tezkirelerine Göre, 16. Yüzyılda Edebiytat Araştırma ve Eleştirisi. Ankara: Akçağ Yayınları.

Tural, S. (1993). Edebiyat Bilimine Katkılar. Ankara: Ecdad Yayınları. 

Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi. (1990). "nükte", C. 7, İstanbul: Dergah Yayınları. 

Zavotçu, G. (2017). Zehr-i Mâr-Zâde Seyyid Mehmed Rızâ-Rızâ Tezkiresi. Erişim adresi: Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-219133/riza-tezkiresi.html 




Yazım Tarihi:
21/07/2025
logo-img