PÜRKEM Ü KÂST/KÂSİT VE KEC Ü RÂST/RÂSİT (PÜR-KEM Ü KĀST/KÂSİT VE KEC Ü RĀST/RĀSİT)

pür-kem ü kâst ve kec ü râst, kem ü kâst ve kec ü râst


* “Eksik ve yanlışlarla dolu, çarpık ve rastgele” manasına gelen ve tezkirelerde daha çok “rastgele yazılmış, kötü, edebî nitelikleri bulunmayan ve edebî zevkten yoksun olan şiirler” için kullanılan terim.



Sözlük Anlamı

Tezkirelerdeki kullanımından da yola çıkarak bu terimi iki parça hâlinde incelemek yerinde olacaktır. 

Pür-kem ü kâst: Farsça “dolu, çok” (Şükûn,1996, s. 449); “yüklü, çok fazla” (Steingass, 1963, s. 239) anlamlarına gelen “pür” ile yine Farsça “az, noksan, eksik” (Şükûn,1996, s.1 572; Kanar, s. 40) anlamlarına gelen “kem” ve “eksik, noksan, kusur, yok, menfi, olumsuzluk” (Şükûn, 1996, s. 1573; Devellioğlu, 1996, s. 494) anlamları veren “kâst”ın birleşmesinden oluşan kelime grubuna, “eksik, noksan, kusur ve yanlışlarla dolu, tam olmamış” anlamı verilebilir. 

Kec ü râst: Tezkirelerde 4 yerde bu şekilde karşımıza çıkan ibare 1 yerde de “kec ü râsid” olarak görünmektedir. Lakin “râsid” kelimesine sözlüklerde rastlanamamıştır. Kanaatimizce bu kullanım da aslında “râst” kelimesiyle aynı kökten gelmektedir. Okunuşta araya ünlü harf ilave edilerek “râsit” şeklinde kullanılmak istenirken bir zühul eseri olarak kelimenin sonuna ت (te) harfi yerine د (dal) yazılmış olabilir. Kelimenin “râsid” şeklinde okunması mana itibariyle yerinde olmayacağı gibi, örneklerdeki kullanımlarına bakıldığında görüleceği üzere, metne baştan sona hakim olan iç kafiyeye de uyum sağlamamaktadır.   

Bu bilgiler ışığında “kec ü râst” olarak netleştirdiğimiz ibarenin sözlük anlamı şöyledir: “Eğri, çarpık” (Öztürk-Örs 2000, s. 409; Devellioğlu, 1996, s. 501) anlamında Farsça sıfat olan “kec” ile “doğru, gerçek, sağ” (Öztürk-Örs 2000, s. 617; Şükûn, 1996, s. 984; Devellioğlu, 1996, s. 877) anlamlarını veren ve yine Farsça hem isim hem de sıfat olarak kullanılan “râst” kelimesinin birleşmesinden oluşur. “Râst” kelimesine Şemseddin Sâmî’nin verdiği şu anlam bu ibarenin manasının oturması açısından önemlidir: “Tesadüf, isabet. Râst gelmek: Tesadüf itmek, tesadüfen bulmak.” (Şemseddin Sâmî, 1317, s. 655). Benzer bir anlamlandırma Kanar’ın sözlüğünde de yer alır. “Râstgele: Serserî, şânsî, tesâdüfî.” (Kanar, s. 373-374).  Bu durumda “kec ü râst” ibaresine; “eğri, doğru yoldan gitmeyen, olması gereken yerde bulunmayan, rastgele, gelişigüzel, tesadüfen orada bulunan” anlamları verilebilir.   

“Pür-kem ü kâst ve kec ü râst” ibaresinin bir bütün olarak sözlük anlamı ise; hata, noksan ve kusurlarla dolu, eksik kalmış, çarpık, rastgele ve gelişigüzel şeklinde tanımlanabilir. 




Terim Anlamı

Hata ve noksanlarla dolu, özensiz, çarpık, gelişigüzel ve rastgele yazılmış, edebî nitelikten ve edebî zevkten mahrum şiir. 




Tezkirelerdeki Bağlam Anlamı

“Pür kem ü kâst ve kec ü râst” terimi Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ’da edebî niteliklerden mahrum, özensizce kaleme alınmış şiirleri nitelemek için kullanılmıştır. Latîfî, 15. yüzyıl şairlerinden Likâyî hakkında bilgi verirken kullandığı; “…her biri pür-kem ü kâsit ve kec ü râsid bir kaç gazel dimekle…” (Canım, 2018, s. 475) şeklinde devam eden ifadesiyle, zamanında yeteneksiz şairlerin sayısının arttığını ve bunların hadlerini aşarak hata ve kusurlarla dolu eğri büğrü, özensizce söyledikleri birkaç şiir ile önceki büyük şairlere nazire yazmaya kalktıklarını, kendileri bir güvercin mesabesinde iken Anka kuşunun lokmasına talip olduklarını belirtir. 

Latîfî bu terimi tezkirenin girişindeki “Der Beyân-ı Cevâb-dâden-i Ân Yâr-ı Vefâ-dâr Bâ-în Bî-Kadr ü Bî-Mikdâr” bölümünde, “sevk-ı kelâm u iktizâ-i merâmda kelimâtuñ kem ü kâstine ve kec ü râstına kemâ-hiye vâkıfsuñ” (Canım, 2018, s. 64) ibaresi içinde, “söz söyleme ve meramını ifade etme durumunda kelimelerin kusur ve noksanına, eğrisi ve doğrusuna vâkıf olmak” anlamında kullanır. 

Tezkiretü’ş-Şu’arâ’nın “Sebeb-i Te’lîf-i Kitâb ve Bâ’is-i Tasnîf-i Mebâdî-i Hitâb” bölümünde yer alan “Velhâsıl ol yâr-ı kadîm ve gam-küsâr-ı kerîm bu pür-kem ü kâsitden der h˘âst itdi ki…” (Canım, 2018, s. 54) ibaresinin içinde de ilgili terimin “pür-kem ü kâsit” şeklindeki bir kullanımına rastlanır. Buradaki ifade, “hata ve kusurlarla dolu sözler” şeklinde anlamlandırılabilir. 

“Kec ü râst” ibaresine ise Nuhbetü’l-Âsâr li-Zeyl-i Zübdetü’l-Eş’âr’da rastlanır. İsmail Beliğ; tezkiresinde 17. yüzyıl şairlerinden, Rahmî mahlasıyla şiirler yazan Kubûrîzâde Abdürrahman Efendi’nin şiirlerinden örnek olarak seçtiği “kec ü râst” redifli bir gazelin 2 beytine yer verir. Beyitlerde “kec ü râst” ifadesi, “eğri ve gelişigüzel” anlamlarında kullanılmıştır (Abdulkadiroğlu, 1985, s. 140-141). 




Tezkirelerdeki Kullanım Sıklığı

 “Pür-kem ü kâst ve kec ü râst” teriminin bütün olarak bu şekilde, “kem ü kâst ve kec ü râst” şeklinde ve “pür-kem ü kâst” şeklinde kullanımlarına Latîfî Tezkiresi’nde 1’er defa rastlanmaktadır. “Kec ü râst” ibaresi ise Nuhbetü’l-Âsâr li-Zeyl-i Zübdeti’l-Eş’âr’da 2 defa geçmektedir. 




Örnekler

Örnek 1:

Gâlibâ zamânemüzde bu gûne haddinden tecâvüz ider ve mikdârın bilmez kalîlü’l-mâye ve bî-istitâʿa bî-hadd ü lâ-yu’addür ki her biri pür-kem ü kâsit ve kec ü râsid bir kaç gazel dimekle ekâbir-i selefüñ serhadd-i sihr ü i’câzda vâki’ olan muğlak u metîn ve masdûka-i sihr-i mübîn kasâyid ü resâyiline nezâyir ve ecvibe kasdın ider ve kendüler misâl-i ‘usfûr iken ‘Ankâ lokmasına arzû iderler (Canım, 2018, s. 475).

Örnek 2:

Nazm u nesrde kelamuñ tavr u tarzına ve sözüñ üslûb u nagzına her vechle ‘ârif ve sevk-ı kelâm u iktizâ-i merâmda kelimâtuñ kem ü kâstine ve kec ü râstına kemâ-hiye vâkıfsuñ ve tetebbu’-ı müstevfâ ile ahvâl-i şu’arâya ‘ıttılâ’ u şu’ûruñ ve vukûf-ı küllî ile mâbeynlerinde olan tefâvüt ü tebâyüne ıttlâ’-ı bî-kusûruñ vardur (Canım, 2018, s. 64).

Örnek 3:

Velhâsıl ol yâr-ı kadîm ve gam-küsâr-ı kerîm bu pür-kem ü kâsitden der h˘âst itdi ki bu nehc ü nemat üzre vilâyet-i Rûm şâ’irlerini ve Türkî ‘ibârât nâzımlarını nemat-ı meşrût u ma’hûd üzre ismi ve resmi ile tahrîr ü tastîr idüp her birinüñ kemiyyet ü keyfiyyetin ve isti’dâd u istitâ’atın bâzell ü fâka ‘alâ kadri’t-tâka ta’yîn ü tebyîn idem (Canım, 2018, s. 54).

Örnek 4:

Kuburî-zâde ‘Abdü'r-Rahmân Efendi. Ruz-nâm-çe-i evvel hulefasından olup ârzû-yı hac ile biñ yüz yigirmi yedi senesinde Mısır'da ‘azm-i dergâh-ı Erhamü’r-Râhimîn eyledi. Dîvânından müntehâbdur:

Kadd-i yâre dökilür kâkül-i pür-ham kec ü râst

Tâkdur sanki olur serv ile der-hem kec ü râst

Keh-keşân sanma felek hüsnüñe ser-geşte olup

Bend ider ‘ışk aña zencîr dem-â-dem kec ü râst (Abdulkadiroğlu, 1985, s. 140-141).




Kaynaklar

Abdulkadiroğlu, A. (hzl.) (1985). İsmail Beliğ-Nuhbetü’l-Âsâr li-Zeyl-i Zübdeti’l-Eş’âr. Ankara: Gazi Üniversitesi Yayınları No: 62. Gazi Eğitim Fakültesi Yayın no: 8. 

Andrews, W.G.-Dalyan, A. (2019). İki Farklı Latîfî Tezkiresi ve Nüshaları. Türk Dili Araştırmaları Yıllığı Belleten. Ankara: TDK Yayınları.   

Canım, R. (hzl.) (2018). Latîfî-Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html 

Devellioğlu, F. (1996). Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat. Ankara: Aydın Kitabevi Yayınları. 

Kanar, M. (Tarihsiz). Büyük Türkçe-Farsça Sözlük. Tahran: Şirin Yayıncılık. 

Kaplan, F. (2021). Klasik Türk Edebiyatı Eleştiri Terimleri Sözlüğü -Latîfî Tezkiresi Örneği-. İstanbul: DBY Yayınları. 

Kastamonulu Latîfî. (1314). Tezkire-i Latîfî. İstanbul: İkdâm Matbaası.

Öztürk, M.-Örs, D. (hzl.). (2000). Mütercim Âsım Efendi-Burhân-ı Katı. Ankara: TDK Yayınları. 

Steingass, F. (1963). A Comprehensive Persian_English Dictionary Including The Arabic Words And Phareses To Be Met With In Persian Lıterature. London: Routledge & Kegan Paul Limited. 

Şemseddin Sâmî. (1317). Kâmûs-ı Türkî. İstanbul: İkdam Matbaası.

Şükûn, Z. (1996). Farsça-Türkçe Lûgat Gencîne-i Güftâr Ferheng-i Ziyâ. İstanbul: MEB Yayınları.




Yazım Tarihi:
30/09/2025
logo-img