PENDÂMÎZ/PENDSİMÂT (PEND-ĀMĪZ/PEND-SİMĀT)

pend-âmîz, nasîhat-âmîz, pend-simât, nasîhat-gûne, mevʿize-meʿâl


* Tezkirelerde öğüt içerikli, nasihat içeren, öğüt verme özelliği, nasihatte bulunma niteliği olan şiirleri ve eserleri nitelemek amacıyla kullanılan terim.



Sözlük Anlamı

Pend-âmîz, sözlüklerin nasihat, öğüt, vaaz, tavsiye, mevize, ibret, uyarı, ders, kıssadan hisse, öğreti, hile (Redhouse, 2016, s. 399; Mehmed Salahî, 1313, C. II, s. 334; Moin, 1381, s. 329; Dehhoda, 1998, s. 5750; Redhouse, 1987, s. 454; Steingass, 1998, s. 258; Öztürk ve Örs, 2009, s. 588; Kanar, 2023, s. 146) karşılıklarını verdikleri Farsça kökenli “pend” sözcüğüyle yine Farsça kökenli, karışmak, karıştırmak anlamındaki “âmîhten” fiilinin geniş zaman gövdesi olan “âmîz” sözcüğünün birleşmesiyle “öğüt içerikli, nasihat içeren” (Dehhoda, 1998, s. 5652; Moin, 1381, s. 329) anlamını kazanan birleşik sıfattır. Pend-simât ise "pend" sözcüğüyle, nişanlar, alametler (Mehmed Salahî, 1322, C. IV, s. 42) ve damgalar (Şemseddin Sâmî, s. 734) anlamına gelen Arapça kökenli “simât” sözcüğünün bir araya gelmesiyle "nasihat nitelikli olan", “öğüt özellikleri taşıyan” anlamına gelen birleşik sıfattır.




Terim Anlamı

Sözlük anlamına paralel olarak pend-âmîz/pend-simât terimleri öğüt içerikli şiirlere, nasihat verme özelliği gösteren eserlere işaret eder. Tezkire yazarlarının, bir şairin, içinde öğütler olan örnek şiirini kaydetmeden önce onun söz konusu bu öğüt nitelikli yönüne işaret ederken başvurdukları niteleyicilerdendir.




Tezkirelerdeki Bağlam Anlamı

Tezkire yazarları pend-simât/pend-âmîz niteleyicileriyle öğüt içerikli şiirlere işaret eder. Bu niteleyicilerin ardından kaydedilen örnek şiirler öğüt, özdeyiş, atasözü gibi ifadeleri içeren yargılardan oluşur. Bu yargılar şairin veya toplumun tecrübelerini içerir. Bunun yanında muhatabına yol göstermesi için söylenmiş olduğu izlenimine sahiptir. Bu ifadelerde yaşamın, evrenin, toplumun, olayların ve insanların bir yorumu ile bu yorum çerçevesinde insan ve toplum için birtakım genel öneriler, öğütler vardır (Tolasa, 2002, s. 350). 

Bu iki terimden pend-âmîze Latifî’de ve Âşık Çelebi’de rastlanır. Pend-simât ise Latifî Tezkiresi’nde görülür. Latifî, Kâtibî’nin örnek kıt’ası hakkında öğüt barındıran, öğüt içerikli anlamındaki “kıt’a-i pend-âmîz” terkibini kullanarak beğenisini dile getirir (Canım, 2018, s. 432). Nazifî Çelebi’nin şiirinden paylaştığı örnekleri de öğüt izleri taşıyan beyitler anlamında “ebyât-ı pend-simât” biçiminde niteler (Canım, 2018, s. 524). Âşık Çelebi’nin, Türâbî’nin örnek şiiri için kullandığı “nasihât-âmîz” ifadesi dipnottaki nüsha farkında “pend-âmîz” olarak işaretlenmiştir (Kılıç, 2018, s. 478). 

Bu iki kavramdan başka, tezkire yazarlarının “pend, nasihat, va’z, mev’ıze” niteliğiyle paylaştığı şiir örnekleri de tıpkı pend-simât/pend-âmîz nitelemelerinde olduğu gibi bünyelerinde öğüt ifadeleri barındırır. Nitekim Sehî, Gelibolulu Âlî ve Hasan Çelebi tezkirelerinde “mev’ize üslubunda, mev’ize tarzında” ifadeleriyle nitelenen şiir örnekleri de öğüt içeriklidir (İpekten vd., 2017, s. 64, 72, 82, 135, 136, 150, 152; İsen, 2017, s. 39; Sungurhan, 2017, s. 480). Latifî, Ahmedî’nın İskendernâme’sinden naklettiği öğüt içeren örnek beyte olan beğenisini “bu beyt-i nush u pendi mutazammın haylî hûb vâki’ olmışdur” biçimindeki değerlendirmeyle aktarır. Aynı tezkirede Suzî’nin bazı örnek mısraları için “ve bu iki beyt-i dil-pesend dahı meh-rûlara mihr ü vefâ bâbında nush u pendidür” ifadesi kayıtlıdır. Ardından bu satırlardaki ifadeye uygun şiir örneğiyle karşılaşılır. Şeyhî’den bahsettiği bölümde ise Latifî, “mev’izet-me’âl” olarak nitelediği içeriğe uygun öğütler barındıran mısraları paylaşır. Latifî’nin aktardığı bilgilere göre Kerimî’nin arkadaşına yazdığı nasihat içerikli mektubunda yer alan mısraların niteliği de içeriğe uygun üslupla yazılmış olmasıdır. Gülşenî-i Saruhanî’nin şiirleri için, nasihat bildiren beyitleri vardır, anlamındaki “nush u pendi müş’ir ebyâtı vardur” nitelemesi yazılıdır ve örnek şiiri de bu söyleneni destekler. Saruca Kemal’in biyografisinde “ebyât-ı mütercem dahî mezbûrun va’ziyyâtında” der ve onun öğüt içerikli tercüme şiirini kaydeder. Güvahî’nin Pend-nâme’si hakkında, Sultan Selim Han için Kenzü’l-Bedâyi ve Emsâl-i Vâki adında atasözleriyle ilgili öğüt üzerine bir kitap yazıp Türkçedeki atasözlerinin çoğunu öğüt yoluyla nazmettiğini “Sultân Selîm Hân nâmına Kenzü’l-Bedâyi’ ve Emsâl-i Vâki’ nâm durûb-ı emsâle müte’allık ber-vech-i nush u pend bir risâle tahrîr ü tastîr idüp zebân-ı Türkîde olan emsâlün ekserin nush u pend tarîki üzre nazma getürmişdür” sözleriyle ifade eder (Canım, 2018, s. 121, 283, 312, 443,447, 454). Âşık Çelebi'nin, Behiştî-i Sânî’nin biyografisinde “der-nasîhat u sipâriş-i şu’arâ” notuyla paylaştığı şiir de, ifadeden anlaşılacağı gibi öğüt içerir (Kılıç, 2018, s. 192). Âşık Çelebi’nin “nasîhat-âmîz” nitelemesiyle paylaştığı Ulvî’nin ve Türabî’nin şiir örneklerini de aynı içerikte değerlendirmek mümkündür. Âşık Çelebi, Gubarî için de “nasîhat-âmiz şiirler söyledi” ifadesini kullanır ve yine şiir örneği bu ifadeyle örtüşür (Kılıç, 2018, s. 478, 623, 679). Gelibolulu Âlî, Nesimî’nin kardeşi Şâh Handân’ın biyografisinde, Nesimî’nin vâkıf olduğu rivayet edilen hâllerini öğrendiğinde yazıp gönderdiği, bugünkü Türkçeyle, gel bu sırrı kimseye açma; seçkin sofrasını kamunun yiyeceği yapma, biçiminde karşılanabilecek “Gel bu sırrı kimseye fâş eyleme/Hân-ı hâsı ‘ammeye aş eyleme” mısralarının öğüt üslubunda olduğunu, dolaysıyla öğüt yoluna girmiştir anlamına gelen “Ya’nî ki pend ü nasîhat semtine sülûk itmiş” sözüyle belirtir (İsen, 2017, s.  s. 45). Hasan Çelebi, Ulvî’nin şiirlerinin öğüt nevinden olduğunu “eş’ârı nasîhat-gûne” ifadesiyle işaret eder (Sungurhan, 2017, s. 612). Ahdî, İbni Kemal Ahmed Efendi’nin biyografisinde tezkiresine örnek aldığı kıt’ayı öğüt içeren anlamında “nasihat-âmîz” olarak niteler (Solmaz, 2018, s. 64). Bu kıt’a da yine benzer nitelikler atfedilen diğer şiirler gibi didaktik içeriğiyle dikkat çeker. Kemalpaşazade Ahmed Efendi’nin biyografisinde yer alan anekdot Âşık Çelebi ve Hasan Çelebi tarafından “hikâye-i nasîhat-âmîz” olarak nitelenir (Kılıç, 2018, s. 119; Sungurhan, 2017, s. 169). Riyazî’de, Râzî Çelebi’nin öğütlerle ilgilenen yanından ve bu hususta görüşlerini yazmaktan geri durmadığını “Müsâdif-i nazar-ı iştigâli olan mevâzı‘a tahrîr-i netâyic-i efkâr itmeden hâlî degüldür” sözleriyle anlatır. Şaire ait “Sag eyledügin hasta-dili la’lün unıtmam/Meşhûr meseldür bu ki eylik unıdılmaz” beytinin ikinci mısraı da bunu tanıklar niteliktedir (Açıkgöz, 2017, s. 158). Riyâzü’ş-Şu’ârâ’da Kadrî mahlaslı şairin kasidelerindeki bazı beyitleri nasîhat-âmîz nitelemesiyle paylaşır. Buradaki beyitler de öğüt muhtevalı şiirler grubunda zikredilebilecek özelliktedir (Açıkgöz, 2017, s. 270). 

Biyografi içerikli metinlerde öğüt anlamındaki pend, nasihat, va’z, mev’ıze sözcüklerinin ya da bunlardan oluşan pend-simât, pend-âmîz, nasîhat-âmîz, mevʿizet-meʿâl gibi birleşik sözcüklerin işaret ettiği şiir örneklerinin ortak paydası öğüt barındıran yapıda olmasıdır. Her ne kadar konuya ilişkin şiir niteleyicileri aynı anlamlı farklı sözcüklerden ya da sözcük gruplarından oluşsa da bunların göze çarpan ortaklığı öğüt veren şiirlere atfedilmesidir. Bu belirgin görünüm de dönemin biyografi kaynaklarında takip edilebilmektedir. 




Tezkirelerdeki Kullanım Sıklığı

Pend-âmîzle, Latifî Tezkiresi’nde ve Meşâ’irü’ş-Şu’arâ’da 1’er kez; Pend-simât niteleyicisiyle de Latifî Tezkiresi’nde 1 kez karşılaşılmıştır. Ancak bu iki tezkireyle birlikte Sehî, Gelibolulu Âlî ve Hasan Çelebi tezkirelerinde öğüt içerikli şiirler “mev’ize üslubunda, mev’ize tarzında” takdimiyle kaydedilmiştir. Bu takdimle kaydedilen şiirlere 9 yerde rastlanmıştır. Bundan başka öğüt içerdiği belirtilen şiirler “beyt-i nush u pendi mutazammın”, “mev’izet-me’âl”, “nush u pendi müş’ir ebyât”, “eş’ârı nasîhat-gûne”, “nasihat-âmîz” niteleyicilerinden sonra örnek olarak verilmiştir. Bu yanıyla, yazımları farklı da olsa aynı anlamdaki bahsi geçen sözcüklerden veya sözcük gruplarından oluşan niteleyiciler aynı şiir türüne işaret eder.




Örnekler

Örnek 1: 

Bu kıt’a-i pend-âmîz dahî aʿyân-ı zamândan her pîs ü hasîse recâ ve ümîd ile ibtizâl gösterüp hırs u tama’ ile ‘ırzın pâymâl itmek husûsında hûb vâki’ olmışdur.

Nefsini ibtizâle vakf eyler 

Eyleye her ki nân-ı vakfa heves 

Kapu kapu gezüp kılur tapu 

Secdegâhı olur anun nice kes

Hürriken bendeden olur bed-ter 

‘Abd idinürler anı niçe has 

Şîr-i garrân ise olur rûbâh 

Olur ‘ankâyise hakîr meges 

Sana ‘izzet gerekse kâni’ ol 

Ki hakâretle bakmaya her has 

Şahṣ-i muhtâc serbülend olmaz 

İhtiyâcı ana hakâret bes (Canım, 2018, s. 433).

Örnek 2:

Bu birkaç ebyât-ı pend-simât kişinün dermândelük deminde kîsesi gibi yâr ve sîm ü zeri mesâbesinde vefâdârı olmadugı beyânında anun cümle-i eş’ârındandur.

İnanma sana yârüm dirse kimse 

Bulınmaz yâr-ı ṣâdık hem-çü kîse 

Olıcak mâl u mansıb yâr olurlar 

Velî olmayıcak agyâr olurlar 

Dirîgâ misl-i ‘Ankâ yâr-ı sâdık 

Misâl-i kimyâ yâr-ı muvâfık 

Cihân içre bulınur gerçi çok yâr 

Bulınmaz kîse-veş yâr-ı vefâdâr 

Cihân içre meseldür söylenür çok 

Anun ki akçası yok lehçesi yok 

Ne denlü çok da olsa kem degüldür 

Kalursa düşmenüne gam degüldür (Canım, 2018, s. 524).

Örnek 3: 

Bu nasîhat-âmîz matla’ı hûb vâki’ olupdur ki 

Matla’:

İrdügün sokma dilünle yüri zenbûr gibi 

Hâk-i râh ol ki yüzün yirde ola mûr gibi (Kılıç, 2018, s. 623).




Kaynaklar

Açıkgöz, N. (hzl.) (2017). Riyâzü’ş-Şuara (Tezkiretü’ş-Şuara). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-191371/riyazi-riyazus-suaratezkiretus-suara.html

Ali Akbar Dehhoda (1998). Logat-nâme (hzl. M. Moin ve C. Shahidi). Tahran: Müessese-i İntişârât ve Çâp-ı Dânişgâh-ı Tahrân. 

Canım, R. (hzl.) (2018). Latîfî-Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html

İpekten, H., Kut, G., İsen, M., Ayan, H., ve Karabey, T. (hzl.) (2017). Sehî Beg Heşt Bihişt. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-78460/tezkireler.html 

İsen, M. (hzl.) (2017). Künhü’l-Ahbâr’ın Tezkire Kısmı. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194288/kunhul-ahbarin-tezkire-kismi.html

Kanar, M. (2023). Farsça-Türkçe/Türkçe-Farsça Sözlük. İstanbul: Say Yay.

Kılıç, F. (hzl.) (2018). Âşık Çelebı̇-Meşâ’ı̇rü’ş-Şu’arâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-210485/asik-celebi-mesairus-suara.html  

Mehmed Salahî (1313). Kâmûs-ı Osmânî. C. I-II, Ahmed Muzaferrüddin (hzl.). İstanbul: Mahmud Beg Matbaası.

Mehmed Salahî (1322). Kâmûs-ı Osmânî. C. III-IV, Ahmed Muzaferrüddin (hzl.). İstanbul: Mahmud Beg Matbaası.

Moin, M. (1381). Ferheng-i Fârisî. Tahran: Pars-ı novîn.

Öztürk, M. ve Örs, D. (2009). Mütercim Âsım Efendi, Burhân-ı Katı. İstanbul: TDK Yay.

Redhouse J. (1987). A Turkish and English Lexicon. Beirut: Librairie du Liban. 

Redhouse. J. W. (2016). Müntehebât-ı Lügât-ı Osmaniyye (hzl. Recep Toparlı). Ankara: TDK Yay. 

Solmaz, S. (hzl.) (2018). Ahdı̂ ve Gülşen-ı̇ Şuʿarâ’sı (İnceleme-Metin). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-201251/ahdi-gulsen-i-suara.html 

Steingass, F. (1998). A Comprehensive Persian-English Dictionary. Beirut: Librairie du Liban.

Sungurhan, A. (2017). Kınalızâde Hasan Çelebi Tezkiresi. T.C. Kültür Bakanlığı Yay. E-Kitap. Erişim adresi:  https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194494/kinalizade-hasan-celebi-tezkiretus-s-uara.html 

Şemseddin Sâmî (1317). Kâmûs-ı Türkî. İstanbul: İkdâm Matbaası.

Tolasa, H. (2000). 16. Yüzyılda Edebiyat Araştırma ve Eleştirisi. Ankara: Akçağ Yay. 




Yazım Tarihi:
09/12/2025
logo-img