PÂK U NAZÎF/PÂKÎZE VÜ NAZÎF (PĀK U NAẒĪF / PĀKĪZE VÜ NAẒĪF)

hâk-i pâk ü nazîf, pâkîze vü nazîf


* “Temiz, lekesiz" anlamına gelen "pâk/pâkîze" ile "“temiz, saf" anlamına gelen "nazîf" kelimesinin bir araya gelmesiyle oluşan ve şiirin temiz, duru bir dile sahip olduğunu ifade eden terim.



Sözlük Anlamı

“Pâk” kelimesi “temiz; lekesiz, hilesiz; mübarek, mukaddes” (Sami, 2011, s. 345), “temiz, arık, pâk” (Devellioğlu, 2005, s. 852) anlamlarında kullanılmaktadır. "Pâkîze" de “pâk” kelimesiyle benzer şekilde “temiz, lekesiz; saf, hâlis” (Devellioğlu, 2005, s. 852) manasında kullanılmaktadır. “Nazîf” ise “temiz, pâk, nezâfetli” (Sami, 2011, s. 1464) anlamıyla sözlüklerde yer almıştır.




Terim Anlamı

"Pâk u nazîf/pâkîze vü nazîf" şiirlerin temiz, duru bir dille yazıldığını ifade etmek için kullanılan bir terimdir.




Tezkirelerdeki Bağlam Anlamı

“Pâk u nazîf” terimi ilk kez Latîfî'nin Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ adlı eserinde geçmektedir. Latîfî, Kastamonu'yu överken şehrin temiz, nezih olduğunu ifade etmek amacıyla “pâk u nazîf” tabirini kullanmıştır (Canım, 2018, s. 468). Safâyî, Nuhbetü’l-Âsâr Min Fevâ’idi’l-Eş‘âr adlı eserinde Rahîmî'nin şairliğini överken, onun  her ilimde yetenekli olduğunu, şiirlerinin ve sözünün temiz, saf olduğunu ifade etmek için bu terimi kullanmıştır (Çapan, 2005, s. 235). Safâyî, Münîrî adlı bir şairden bahsederken bu defa “pâkîze vü nazîf” terimini kullanmış; Münîrî'nin şiirlerini temiz, saf olarak nitelemiştir. Terimin bu son iki örnekteki bağlamı şiirlerin temiz, duru bir dille yazılmış olmalarıdır.

 

 




Tezkirelerdeki Kullanım Sıklığı

“Pâk u nazîf” terimi  Latîfî'nin Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ ve Mustafa Safâyî Efendi'nin Tezkire-i Safâyî: Nuhbetü’l-Âsâr Min Fevâ’idi’l-Eş‘âr adlı eserlerinde birer kez geçmektedir.  “Pâkîze vü nazîf” ise Tezkire-i Safâyî: Nuhbetü’l-Âsâr Min Fevâ’idi’l-Eş‘âr 'da bir kez yer almıştır. 




Örnekler

Örnek 1:

Hâssa ki vilâyet-i mezbûre bir hâk-i pâk ü nazîfdür ki âb ü hevâsı latîfdür (Canım, 2018, s. 468).

Örnek 2:

ʿAsrıñ her fende mâhir olan şâʿir-i belagat-şiʿârından eşʿârı pâkize vü latîf ve güftârı pâk u nazîf bir zât-ı şerîfdir (Çapan, 2005, s. 235).

Örnek 3:

Evâ'il-i hâlinde tahsil-i ma'rifet ve tekmîl-i fenn-i kitâbet etmekle rüz-nâmçe-i evvel hulefâsı silkine sâlik olup 'asrıñ şu'arâsından eş'ârı pâkîze vü nazîf ve güftârı muharrik ü latîfdir (Çapan, 2005, s. 547).




Kaynaklar

Canım, R. (hzl.) (2018). Latîfî-Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html 

Çapan, P. (hzl.) (2005). Mustafa Safâyî Efendi Tezkire-i Safâyî: Nuhbetü’l-Âsâr Min Fevâ’idi’l-Eş‘âr (İnceleme-Metin-İndeks). Ankara: Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları.

Devellioğlu, F. (2005). Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat. Ankara: Aydın Kitabevi Yayınları.

Şemseddin Sâmî. (2011). Kâmûs-ı Türkî. İstanbul: Kapı Yayınları.




Yazım Tarihi:
02/09/2025
logo-img