* Sözlüklerde “tuzlu, lezzetli, tadı yerinde, latif, güzel” anlamlarına gelen, tezkirelerde ise şiirlerin latif, hoş, akıcı olduğunu belirtmek için kullanılan terim.
Farsça tuz anlamına gelen “nemek” kelimesine izafi sıfat yapan “-în” eki (Dehkhoda) ilave edilmek suretiyle oluşturulan ve sözlüklerde “tuzlu, tadı yerinde, lezzetli, [tuzlu] gözyaşı, [tatlı] dudak (Devellioğlu, 2010, s. 961; Tulum, 2023, c. 1, s. 592) anlamlarına gelene kelime; aynı zamanda, hoşa giden, güzel, hoş, latif, tatlı anlamlarında da kullanılmıştır (Dehkhoda).
Tezkirelerde, bir şairin şiirlerinin güzel, akıcı, latif olduğunu, beğenildiğini ifade etmek için kullanılan terim.
“Nemekîn”, edebiyatta sevgilin gülüşünü, çehresinin güzelliğini vb. güzellik unsurlarını betimlemek için kullanıldığı gibi; özellikle şairler, kendi sözlerinin güzel, okuyucunun hoşuna giden, beğenilen olduğunu vurgulamak amacıyla şiirlerini bu kelime ile nitelemişlerdir. Fars edebiyatında Şah Ni’metullah Veli, “nemek” redifli gazelinde sözlerinin güzel, tatlı, zevk verici olduğunu söylerken “nemekîn” teriminin anlam alanından faydalanmıştır:
می کشم خوان کرم می کنم ایثار نمک
سخن من نمکین است برت می آرم (ganjoor.net)
Çetindağ, Türk, İran ve Arap tezkirelerinde “nemekîn” terimine ilk olarak Avfî’nin, Ebû Sa’b Ahmed maddesinde şairin şiirlerini/sözlerini nitelemek için “Onun tuzağındaki hüner kuşları tatlı sözüdür/ هنر در دام سخن نمکینش” örneğinde yer verildiğini belirtir (2010, s. 290). Anadolu sahasında ise terimi ilk olarak Gelibolulu Âlî, Lâmi’î Çelebi’nin tercümelerini ve mesnevilerini değerlendirirken onun sözlerinin tatlı olmadığını, beğenilmediğini belirtmek üzere terimi “Gûyâ ki sözleri nemekîn degüldür” (İsen, 1994, s. 266) şeklinde kullanmıştır. Güftî ise “nemekin”i öncelikle kendi kalemini/şairliğini övmek için kullanır. Kalemine “Habbezâ ey yerâ’a-i nemekîn” (Yılmaz, 2001, s. 88) şeklinde hitap eden tezkire yazarı, burada şiirlerinin tatlılığını, güzelliğini vurgular. Güftî, Rûhî-i Sadreddinzâde’nin şiirlerini beğendiğini belirtmek için de yine bu terimden faydalanır (Yılmaz, 2001, 133). Güftî, Hamdî’nin şiirlerini beğenmediğini ifade ederken de “nemekîn”in anlam alanından faydalanmış ancak bu kullanım üzerinden tariz yoluyla “Hatt-ı şi’rinde nükte-i nemekîn/Şalgam-ı nîm-puhte-i pârîn” (Yılmaz, 2001, s. 120) beytinde farklı bir anlam inşa etmiştir. Tezkire-i Safâyî’ye Kâmî Mehmed Efendi tarafından yazılan takrizde, şairlerin âleme huzur ve tatlılık veren sözlerini nitelemek üzere kullanılan (Çapan, 2005, s. 47) “nemekîn”; aynı asırda yazılan Sâlim Tezkiresi’nde ise Kâmî’nin şiirlerinin nitelikli ve gösterişli olmamakla birlikte tatlı olduğunu (İnce, 2018, s. 382), Mâdih’in ise çekinmeden anlattığı latifelerinin dostları nezdinde hoş karşılandığını (İnce, 2018, s. 397) belirten bir terimdir. Esrar Dede de Dervîş Ârâmî’nin “kadîm mecmû’alarda eş’âr-ı nemekînleri”nin (Genç, 2000, s. 33) bulunduğunu belirtmiş ve terimin tatlı, beğenilen, hoşa giden anlamları ile Dervîş Ârâmî’nin şiirlerini nitelemiştir. Tezkire-i Şu’arâ-yı Şefkat-i Bağdâdî’de “nemekîn”, yalnızca eserin mukaddimesinde yer almaktadır. Tezkire yazarı ilk kullanımında kelimenin sözlüklerdeki ilk anlamına yer vermiş ve hoş, tatlı sözler söyleyen şairlerin Allah'ın kullarına “tatlı, lezzetli rızıklar/lütuflar” olduğunu belirtmek için “nemekîn”i kullanmıştır. Şefkat, kelimenin terim anlamına ise pek fazla şiir yazmayan Vezir Yahya Paşazâde Ali Bey’in az sayıdaki şiirini nitelemek için yer vermiştir (Kılıç, 2017, s. 29-30).
Terim, Künhü’l-Ahbâr’da bir, Teşrifâtü’ş-Şu’arâ’da üç, Tezkire-i Safâyî’de bir, Tezkire-i Sâlim’de üç, Tezkire-i Şu’arâ-yı Mevleviyye’de bir, Tezkire-i Şu’arâ-yı Şefkat-i Bağdâdî’de iki olmak üzere toplam on yerde kullanılmıştır.
Örnek 1:
(…) Nihâyet Hüsn ü Dil-i Âhî tururken anun müellefi okınmaz. Yûsuf u Zülyehâ-yı Hamdî var iken mezbûrun mesnevîlerine rağbet olunmaz. Gûyâ ki sözleri nemekîn degüldür. Yâhûd kesret-i nemekden şîrîn degüldür (İsen, 1994, s. 266).
Örnek 2:
Hatt-ı şi’rinde nükte-i nemekîn
Şagam-ı nîm-puhte-i pârîn (Yılmaz, 2001, s. 120).
Örnek 3:
(…) egerçi mîr-i mûmâ’ileyh ahsana’allahi ‘aleyh vadi-i kâfiye-sencî ve suhan-sâzîye tenezzül buyurmayıp vakt-i şerîfini mübâlaga-i şâ’irâne ve safsata-i medh-gûyâne ile zâyi’ muktezi-i meşreb-i vâlâları degil ise dahı gâh gâh bahr-i zehhâr-ı hâtır-ı feyz-âsârlarından hoş-âyende matla’lar ahyâna hâlet-i şebâblarında rengîn nemekîn murabba’lar bedîhî zuhur eyledigi ba’zı hem-nişînlerin mesmûdur (Kılıç, 2017, s. 30).
Çetindağ, Y. (2010). Şiir ve Tenkit -Türk, İran ve Arap Tezkirelerinde-. İstanbul, Kitabevi Yayınları.
Devellioğlu, F. (2010). Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat. Ankara: Aydın Kitabevi Yayınları.
Genç, İ. (hzl) (2000) Esrar Dede-Tezkire-i Şu’arâ-yı Mevleviyye. Ankara: Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları.
İnce, A. (hzl.) (2018). Mîrzâ-zâde Mehmed Sâlim Efendi- Tezkiretü’ş-Şu’arâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-203805/mirza-zade-mehmed-salim-tezkiretu39s-su39ara.html
İsen, M. (hzl.) (1994). Gelibolulu Mustafa Âlî, Künhü’l-ahbâr’ın Tezkire Kısmı. Ankara: AKM Yayınları.
Kılıç, F. (hzl) (2017). Şefkat-i Bağdâdî-Tezkire-i Şu’arâ-yı Şefkat-i Bağdâdî. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194367/sefkat-tezkiresi-tezkire-i-suara-yi-sefkat-i-bagdadi.html
Tulum, M. (2023). Arapça ve Farsça’dan Osmanlı Türkçesi’ne Alıntılar Sözlüğü. İstanbul: Ketebe Yayınları.
Yılmaz, K. (hzl) (2001). Güftî- Teşrîfâtü’ş-Şu’arâ. Ankara: AKM Yayınları.
https://ganjoor.net/shahnematollah/ghazalshv/sh989
https://vajehyab.com/dehkhoda/%D9%86%D9%85%DA%A9%DB%8C%D9%86?q=%D9%86%D9%85%D9%83%D9%8A%D9%86
https://vajehyab.com/dehkhoda/%DB%8C%D9%86-3?q=%D9%8A%D9%86