NÂSEZÂ/NÂŞÂYESTE (NĀ-SEZĀ/NĀ-ŞĀYESTE)

nâ-sezâ mu‘âmelât, nâ-sezâ kelimât, nâ-sezâ ebyât, imâle-i nâ-sezâ, kelâm-ı nâ-sezâ, nâ-sezâ güftâr, nâ-sezâ söz, hareket-i nâ-sezâ, ezkâr-ı nâ-sezâ, kelime-i nâ-sezâ, nâ-şâyeste ebyât, nâ-şâyeste nazm, vaz‘-ı nâ-şayeste, ebyât-ı nâ-şâyeste, nâ-şâyeste evzâ‘]


* Tezkirelerde genellikle yerinde olmayan, uygunsuz, yakışıksız ve kaba kelime, söz/şiir ve davranışları nitelemek içim kullanılan terimler.



Sözlük Anlamı

Farsça bir sıfat olan “sezâ” kelimesi için sözlüklerde “layık” (Şükûn, 1996, s. 1202), “yaraşık, münasip, muvafık ve layık” (Mütercim Âsım Efendi, 2009, s. 676), “layık, karşılık” (Kanar, 2015, s. 902), “layık, yaraşır, uygun” (Kanar, 2009, s. 3052), “münasip, uygun, yaraşır” (Devellioğlu, 2007, s. 948) gibi anlamlar verilmektedir. “Na-sezâ” ise başına geldiği kelimelere olumsuzluk anlamı katan “nâ” ön eki ile “sezâ” kelimesinin birleşmesinden meydana gelen Farsça türemiş sıfattır. “Nâ-sezâ” kelimesi için sözlüklerde “layık olmayan” (Şükûn, 1996, s. 1860), “layık olmayan, yaraşmayan; küfür, uygunsuz söz; alçak; kötü iş, sıkıntılı durum” (Kanar, 2015, s. 1641), “yakışmaz” (Devellioğlu, 2007, s. 807), “layık olmayan, yaraşmayan, yakışık almayan; küfür, uygunsuz söz; alçak; kötü iş; tatsızlık” (Kanar, 2009, s. 2541-2542), “değersiz, uygunsuz, yakışıksız, terbiyesiz, küstah, ahmakça, kaba” (Steingass, 1963, s. 1373) anlamları verilmektedir.  

Yine Farsça bir sıfat olan “şâyeste” kelimesi için sözlüklerde “layık; reva; caiz, münasip” (Şükûn, 1996, s. 1277), “yarar, yaraşık, layık ve zîbende (süslü, yakışıklı)” (Mütercim Âsım Efendi, 2009, s. 711), “layık, yaraşır, uygun, yakışık alır” (Kanar, 2015, s. 949), “yakışır, yaraşır; uygun” (Devellioğlu, 2007, s. 980) anlamları verilmektedir. Olumsuzluk eki olan “nâ” ile “şâyeste” kelimesinin birleşmesinden meydana gelmiş olan Farsça türemiş sıfat “nâ-şâyeste” kelimesi için ise “lâyık olmayan, lâyık değil” (Devellioğlu, 2007, s. 809), “uygunsuz, yakışıksız; haram; beyhude; fesat; zulüm” (Kanar, 2015, s. 1642) “değersiz, uygunsuz, uygun olmayan, illegal” (Steingass, 1963, s. 1373) anlamları verilmektedir. 




Terim Anlamı

Sözlüklerde “layık olmayan, uygunsuz, yakışıksız, kaba” gibi anlamları olan yakın anlamlı bu iki terim, tezkirelerde de sözlük anlamlarıyla ve genellikle uygun bulunmayan söz ve davranışları nitelemek için bazen eş anlamlı olarak birbirinin yerine bazen de birlikte kullanılan terimler. 




Tezkirelerdeki Bağlam Anlamı

“Nâ-sezâ” kelimesi ilk olarak Tezkiretü’ş-Şu‘arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ’da İbrahim Gülşenî maddesinde “kelâm-ı nâ-sezâ” şeklinde geçmektedir. Burada “nâ-sezâ” olarak nitelenen söz(ler), İbrahim Gülşenî aleyhine söylenen ve onu çekiştiren nitelikteki sözlerdir ki Latîfî’ye göre bu sözler bilgisiz kişilerin isnat ve iftiralarından başka bir şey değildir (Canım, 2018, s. 89)(Örnek 1). “Nâ-şâyeste” kelimesi de yine ilk olarak Tezkiretü’ş-Şu‘arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ’da Behiştî ile ilgili olarak “vaz‘-ı nâ-şâyeste” şeklinde geçmektedir. Buna göre Behiştî, Sultan Bâyezîd’in divan  kâtibi iken uygunsuz bir harekette bulunmuş ve akabinde de cezalandırılacağı korkusuyla Acem diyarına gitmek zorunda kalmıştır (Canım, 2018, s. 153). 

Bu ilk örneklerde “nâ-sezâ” ve “nâ-şâyeste” kelimeleri çeşitli açılardan yerinde ve uygun bulunmayan söz ve davranışları nitelemek için kullanılmıştır. Ancak söz konusu kelimelerin sadece şairin kendi fiilleri için değil, onun bir başkasından görmüş olduğu muamele için de kullanılmış olduğu görülmektedir. Eslâf’ta aktarılmış olduğuna göre Gazâlî mahlaslı şair, etrafındaki bazı kötü niyetli kişilerin dedikodularının sonucu olarak hamisi olan Sadrazam İbrahim Paşa’nın “nâ-sezâ” muamelelerine maruz kalmış ve buna gücenerek Hicaz’a göç etmiştir (Aydemir ve Özer, 2019, s. 76). Bu kullanım şekli aynı zamanda “nâ-sezâ” teriminin tezkirelerdeki kullanımına son örnektir. 

“Nâ-sezâ” ve “nâ-şâyeste” kelimelerinin söz ve şiir için kullanımında daha geniş bir çerçeve söz konusudur. Nitekim bazı örneklerde bu terimlerin “küfürlü” sözler için kullanımı söz konusu iken bazı kullanımlarda ise şeriata aykırı ya da aykırı gibi görünen sözlerin de bu terimlerle ifade edildiği görülmektedir. Mesela Latîfî’nin aktardığına göre Saffî mahlaslı şair, çekmiş olduğu sıkıntılar sebebiyle dünyanın kahrını alaylı bir dille hicvedip küfretmesi ve tasavvufi ıstılahlar barındıran bir beyit söylemesi üzerine dönemin âlimleri tarafından küfürle suçlanarak cezalandırılması için fetva verilmiştir. Uzun zaman hapiste kalan şair, serbest bırakıldıktan sonra bir daha ne şiir yazmış ne de bu tarz “nâ-sezâ” sözler söylemiştir (Canım, 2018, s. 332), (Örnek 2). Yine Latîfî, şairlerin “rakîb” kelimesini âşığın zıddı anlamında kullanarak ona garip lakaplar takıp sövüp saydıklarını ama söz konusu kelime Allah’ın isimlerinden olduğu için birçok âlim ve şeyhin bu tarz “nâ-sezâ” sözler söylemeye ruhsat vermediğini kaydeder (Canım, 2018, s. 399)(Örnek 3).

Tezkire yazarlarının “nâ-sezâ” ve “nâ-şâyeste” kelimelerini hakkında en çok kullandıkları şair Firdevsî-i Rûmî’dir. Çünkü rivayete göre Firdevsî, II. Bâyezîd’e üç yüz altmış ciltten meydana gelen bir eser sunmuş fakat II. Bâyezîd bunlardan seksen ya da doksan dokuz cildini seçip geri kalanları yaktırmıştır. Bunun üzerine de Firdevsî, padişah hakkında “birkaç ebyât-ı nâ-şâyeste ve nâ-sezâ” söyleyip ardında da Acem diyarına kaçmıştır (Canım, 2018, s. 405). Firdevsî’nin bu beyitleri için Kınalı-zâde Hasan Çelebi “nâ-şâyeste ebyât” (Sungurhan, 2017b, s. 659), Beyânî “nâ-şâyeste nazm” (Sungurhan, 2017a, s. 146), Gelibolulu Mustafa Âlî ise “birkaç nâ-sezâ ebyât” (İsen, 2017, s. 80) ifadelerini kullanır (Örnek 4).

“Nâ-sezâ” ve “nâ-şâyeste” terimlerinin yazım ve imla konusundaki kusurları ifade etmek için kullanılmış olduğu da görülmektedir. Mesela aynı zamanda “nâ-şâyeste” teriminin tezkirelerdeki son kullanımı olan örnekte Mîrzâ-zâde Mehmed Sâlim Efendi, Zekî-i Kimyâger’in yazım ve imla bakımından “nâ-sezâ ve nâ-şâyeste” olan şiirlerini övgüye layık bulmaz (İnce, 2018, s. 187-188). “Nâ-sezâ” sıfatı Gelibolulu Mustafa Âlî tarafından ise bir örnekte “imâle”yi nitelemek için de kullanılmıştır. Buna göre Zâtî’nin Yavuz Sultan Selim’in cülûsu için yazmış olduğu kasidedeki bir beyit beğenilmiş ve kendisine bahşiş verilmiştir. Ancak Gelibolulu Mustafa Âlî’ye göre söz konusu beyitte yer alan “tutamazdı” kelimesindeki imâle, “nâ-sezâ” yani yerinde ve uygun değildir (İsen, 2017, s. 138) (Örnek 5).




Tezkirelerdeki Kullanım Sıklığı

“Nâ-sezâ” terim olarak Tezkiretü’ş-Şu‘arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ’da 5, Gülşen-i Şu‘arâ’da 1, Meşâ‘irü’ş-Şu‘arâ’da 1, Kınalı-zâde Hasan Çelebi’nin Tezkiretü’ş-Şu‘arâ’sında 1, Künhü’l-Ahbâr’ın Tezkire Kısmı’nda 2, Mirzâ-zâde Mehmed Sâlim Efendi’ninTezkiretü’ş-Şu‘arâ’sında 3 ve Eslâf’ta 1defa geçmektedir.

“Nâ-şâyeste” terim olarak Tezkiretü’ş-Şu‘arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ’da 2, Meşâ‘irü’ş-Şu‘arâ’da 2, Kınalı-zâde Hasan Çelebi’ninTezkiretü’ş-Şu‘arâ’sında 1, Beyânî Tezkiresi’nde 1, Künhü’l-Ahbâr’ın Tezkire Kısmı’nda 2 ve Mirzâ-zâde Mehmed Sâlim Efendi’ninTezkiretü’ş-Şu‘arâ’sında 1 defa geçmektedir. 




Örnekler

Örnek 1:

Her ne kelâm ki anlarun hilâf-ı medh ola ya‘ni ki kadh ola bî-haberlerden isnâd u iftirâdur ve kelâm-ı nâ-sezâdur (Canım, 2018, s. 89). 

Örnek 2:

Ve min-baʿd eşʿârdan ve nâ-sezâ güftârdan agzına bir lafz almaz ve diline getürmez olup bakıyye-i ʿömrüni samt u sükûn ile geçürdi (Canım, 2018, s. 332).

Örnek 3:

Ve lafz-ı rakîb ki mukâbil-i habîbdür ‘âşıkun zıddı oldugı takrîb ile şu‘arâ ana rakîb ıtlâk iderler. Bu ecilden elkâb-ı garîbe ile sebt ü şetm iderler. Lafz-ı rakîb esmâʾullâhdan oldugı bâʾisden ‘ulemâ ve meşâyihden niceler tahfîf ü tahvîfi cidden câyiz görmemişler ve nâ-sezâ sözlere rızâ ve ruhsat virmemişler… (Canım, 2018, s. 399)

Örnek 4:

Ol şâh-ı ‘âlî-cenâb bu cümleden seksen cildin intihâb idüp mâ-’adâsın ihrâk itmekle mezbûrun âteş-i gazabı iltihâb üzre oldukda mânend-i Firdevsî-i Tûsî ol pâdşâh-ı sütûde-sıfât hakkında nâ-şâyeste ebyât didükde ol bûm-ı şûma bu merzbûmda mahall-i karâr olmayıcak nâ-çâr diyâr-ı ‘Aceme firâr itmiş idi (Sungurhan, 2017a, s. 659).

Örnek 5:

Sâhib-kırân-ı celâlet-rüsûm Selîm Han bin Bâyezîd Han gibi kahramân-ı kurûn u kurûm cülûsına bir nûniyye kaside virmiş. İçinde bir beyti pesend olınup iki kûy mahsûli câ’ize ile ri‘âyet olınmış. Ol beyt-i makbûl budur.

Min nazmihî

Serverâ bir bende-i bî-kayd imiş kapunda ‘adl

Tutamazdı anı zencîre çeküp Nûşirevân  

Ol şehriyârun tab‘-ı nâzügine hoş gelüp nazmından kat‘-ı nazar beyt idügi şâyı‘dur. Zîrâ ki güftârı pesendîde olmagla kapunda edâsı ile tutamazdı lafzındaki imâle-i nâ-sezâsı ile ma‘nîdür  (İsen, 2017, s. 138).




Kaynaklar

Aydemir, E., ve Özer, F. (hzl.) (2019). Faik Reşâd -Eslâf. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-242935/eslaf-faik-resad.html 

Canım, R. (hzl.) (2018). Tezkiretü’ş-Şu‘arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-216998/latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzama.html  

Devellioğlu, F. (2007). Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat. Ankara: Aydın Kitabevi Yayınları. 

İnce, A. (hzl.) (2018). Mı̂rzâ-zâde Mehmed Sâlı̇m Efendı̇ Tezkı̇retü’ş-Şu‘arâ (İnceleme-Metin). Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-203805/mirza-zade-mehmed-salim-tezkiretu39s-su39ara.html 

İsen, M. (hzl.) (2017). Künhü’l-Ahbâr’ın Tezkire Kısmı. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194288/kunhul-ahbarin-tezkire-kismi.html

Kanar, M. (2009). Osmanlı Türkçesi Sözlüğü (Cilt 2). İstanbul: Say Yayınları.

Kanar, M. (2015). Farsça-Türkçe Sözlük. İstanbul: Say Yayınları.

Mütercim Âsım Efendi. (2009). Burhân-ı Katı. İstanbul: Türk Dil Kurumu Yayınları.

Steingass, F. (1963). Persian-English Dictionary. London: Routledge & Kegan Paul. 

Sungurhan, A. (hzl.) (2017a). Beyânî Tezkiresi (Tezkiretü’ş-Şu‘arâ). Ankara: T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194495/beyani-tezkiresi-tezkiretus-suara.html

Sungurhan, A. (hzl.) (2017b). Kınalızâde Hasan Çelebı̇-Tezkı̇retü’ş-şu’arâ. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları. Erişim adresi: https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-194494/kinalizade-hasan-celebi-tezkiretus-s-uara.html 

Şükûn, Z. (1996). Farsça-Türkçe Lûgat (Cilt 2-3). İstanbul: Millî Eğitim Bakanlığı Yayınları. 




Yazım Tarihi:
12/09/2025
logo-img